Afyonkarahisar futbolunun duayeni, akademisyen kardeşim Agah Bıyıkoğlu, “Hadi gel, AKSAM’a gidiyoruz, yemeği de orada yiyeceğiz” diyerek beni de yanına alarak, İbrahim Alimoğlu’nun kültür ve sanat merkezine götürdü. Bizden önce gidenler olduğu gibi, bizden sonra da gelen hemşehrilerimiz arasında kadim dostlarım da vardı. Örneğin, Cumhuriyet İlkokulunda beş yıl süreyle, aynı sınıfta öğrenim gördüğümüz Muzaffer Uyar kardeşimle de orada kucaklaşmıştım. M.Ülküer Abi, Mehmet Meydanoğlu, Arif Yağcı, Ahmet İlaslı gibi dostlarım, simaen tanıdığım ama, isimlerini hatırlayamadığım birbirinden değerli hemşehrilerimle birlikte olmakta büyük bir mutluluk duymuştum.
Az sonra fırından yeni gelmiş olan ağzıaçık, bükme ve haşgeşli böreğin kokusunu hissetmiştim. Agâh, bunların İbrahim Alimoğlu’nun ikramı olduğunu söyleyince, Alimoğlu’na sevgim ve hayranlığım daha da artmıştı.
Ben, bizzat kurduğu Afyonkarahisar Kültür ve Sanat Merkezi (AKSAM)’da, Alimoğlu’nun, dostlarına bir öğle yemeği ziyafeti vermek amacıyla toplanıldığını sanmıştım.
Önümüze getirilen yiyecek ve içecekler bitince, ben Alimoğlu’na bir teşekkür edebilme heyecanı ile, dedim ki; “Değerli hemşehrilerim, içinizdeki en yaşlı kişi olarak, hepinizin adına İbrahim Alimoğlu kardeşime şükranlarımı sunmak istiyorum…Bu vesileyle yüreğimde saklı olan bir meseleyi de arzetmek isterim. Biliyorsunuz Alimoğlu maddi değeri ancak trilyonlarla ifade edilebilecek olan, çok sayıdaki etnografik, arkeolojik, folklorik malzemelerden oluşan birikimini bir müzede toplamış idi. Bu bir kişinin, doğduğu kente yapabileceği büyük bir fedakarlıktı. Ancak bir gün ona müze yaptığın binayı boşalt dediler ve onun boşalttığı tarihi binayı da bir derneğe veya vakfa tahsis ettiler!…”
Maksadım İbrahim Alimoğlu’na karşı yanlış yapıldığını söyleyerek, onun fedakârlığının büyüklüğünü söylemek idi. Ama ben sözümü bitirmeden Alimoğlu, toplantının amacını ifade ederek, beni uyarmış ve susturmuştu. Zira yan-yana oturduğum iki muhterem insan Kur’an’ı kerimden ayetler okumaya başladılar, bilahare de dualar edildi.
Meğer benim değerli hemşehrilerim, zaman zaman böylesi toplantılarla biraraya gelerek, büyük dinimiz İslâm’ın gereklerini yerine getirirlermiş. Yani ben pot kırmış, çok da utanmıştım. Ayrıca benim fizik tedavimin yapılacağı saat de yaklaşmıştı. Agâh’a “geç kalıyorum” deyince, ikimiz de kalkıp, dışarıya çıkarken, içerideki muhterem zevat, ilahiler okumaya başlamışlardı…
Afyonkarahisar’da bulunduğum günlerde, böylesi toplantılara katılmaktan büyük bir zevk ve mutluluk duyacağımı, özellikle vurgulamak isterim. Tabii bir daha böylesi bir pot kırmamak için de, bir yere davet edilince, amacın ne olduğunu öğrenmek gerektiğini öğrenmiştim…
Yazarın Diğer Yazıları
Moldova Cumhuriyeti’nde Kurulan Gagauzya Türk Devleti Ve Büyükelçi Ender Arat
14 Ağustos 2026 01:12Kırk Arabalık Nakliye Kolu Kumandanı Bilecikli Ayşe Çavuş
13 Ağustos 2026 01:08Milli Mücadele Milis Kumandanı İpsiz Recep
12 Ağustos 2026 01:08Azerbaycanlı Şair-Yazar-Akademik Neriman Hasanzade (Ardından)
11 Ağustos 2026 01:06Milli Mücadelede Vanlı Kadın Kahraman GAZİ SÜREYYA SÜLÜN
10 Ağustos 2026 01:04