Türk sporunun üç büyük kulübü Beşiktaş (BJK), Fenerbahçe (FB) ve Galatasaray (GS)’dır. Bu üç kulübümüz, başta futbol olmak üzere, çeşitli spor branşlarında, ülkemizi Avrupa ve Dünyaya tanıtmışlar, çoğu kez, yüzümüzü güldüren, bizi mutlu eden başarılar elde etmişlerdir.
Futbolda süper ligin kurulmasından itibaren GS, 25 kez şampiyon olmuş ve formasının yakasına 5 yıldızı nakşetmiştir. Ben GS kulübümüzü yönetenleri ve tüm GS taraftarlarını içten duygularımla kutluyorum.
FB kulübümüzün bu yılki büyük başarısı Basketbol branşında olmuş ve bu büyük kulübümüz, EuroLeague (yani Avrupa) şampiyonu olmuştur. Fenerbahçe kulübümüzü yönetenleri ve tüm FB taraftarlarını yürekten kutluyorum.
Büyük BJK’ın Hentbol takımı, bir zamanlar futbol takımına söylenilen, “Yenilmez Armada” ünvanını devralmış olup, artık her yıl Türkiye’de şampiyonluğunu elde etmektedir. Nitekim bu yıl da, namağlup şampiyon olmuştur.
***
Altı asırdan fazla bir süre, üç kıtada hüküm süren “Osmanlı İmparatorluğu”nun çöküşü ile, tüm emperyalist Avrupa Devletleri’nin üstümüze çullandığı ve topraklarımızı paylaşmaya başladıkları bir dönemde, hızır gibi ortaya çıkarak, harp dehası, cansızı dirilten moral kaynağı, kişiliği ve politik stratejisiyle halkını yönlendiren, onları yeniden istiklaline kavuşturan Mustafa Kemal Atatürk, bu mucizenin ardından “Demokratik Türkiye Cumhuriyeti”ni kurmuş, ayrıca her alandaki inkılaplarıyla ülkemize modern bir görünüm sağlamıştır…
Ulu Önder Atatürk, o karanlık dönemde efsaneler yaratırken, Beşiktaş Kulübü ona büyük destek sağlamıştır.
İstiklal mücadelesinde öncelikle görevlendirdiği sporcular ise, daima Beşiktaş Kulübü’nün gözü pek, fedakar bireylerinden oluşmuştur ... BJK’nün kurucularından Fuat Balkan ile Mehmet Ali Fetgari, Batı Trakya’da oluşturdukları “Milis Kuvvetleri”yle ,Yunanlılar’a karşı çete harbi yaparlarken, Ahmet Fetgari, Daniş Karabelen, Hüseyin Bereket, Cami Baykurt ve Sırıkçı İzzet gibi Siyah-Beyaz kökenli yüzlerce sporcu da, Anadolu’ya İstanbul’dan yapılan gizli silah sevkiyatında önemli görevler üstlenmişlerdi... Büyük özverilerle sürdürülen bu faaliyetler, Atatürk ve iki yakın silah arkadaşı Fevzi Çakmak ile İsmet İnönü’nün bilgileri doğrultusunda sürdürülüyordu…
Beşiktaş’ın sadece ilk Futbol Takımı’ndan sekiz futbolcunun Çanakkale ve Kafkasya Cepheleri’nde şehit düşmesi, Hokeyci Refik’in Sakarya Savaşı’nda bir top mermisiyle gövdesinin yarısını kaybetmesi, Mustafa Kemal Paşa’nın sevgisini pekiştiren yüzlerce olaydan sadece bir iki örnektir…
İşte bu nedenledir ki, Beşiktaş Kulübü, Ulu Önder Atatürk’ün öncelikle sevgi ve ilgi duyduğu, kader birliği ettiği ilk spor cemiyeti olma onuru taşımaktadır.
ATATÜRK ile BEŞİKTAŞ’ın birlikteliği, 1915 yılında başlar. 1915 ile 1920 yılları arasında, Akaretler Spor Caddesi’nde Beşiktaş Jimnastik Kulübü’ne komşu olan Mustafa Kemal Atatürk, görevleri icabı sık sık İstanbul dışına çıktığı günlerde, birlikte oturduğu annesi ile kız kardeşini Siyah-Beyazlı sporcu ve idarecilere emanet eder, gözü arkada kalmazdı... Taraflar arasında asker kökenli olmanın getirdiği saygı ve sevgi ile pekişen bağlılık, Ulu Önder’in kurtuluşu sağlayacak ilk gizli teşkilatlanmayı, Beşiktaşlı sporculara verdiği çok önemli görevlerle başlattığı belgelerle sabittir.
1918 yılında “Birinci Cihan Harbi” sona ermiş ve Mondoros Mütarekesi’nin tabii sonucu olarak 13 Kasım 1918 günü Müttefikler, İstanbul’u işgal etmişlerdi... O günlerde Beşiktaş Jimnastik Kulübü, Akaretler’deki lokali elinden alındığı için, Beşiktaş çarşısı içindeki bir kilise binasında ikamet etmek mecburiyetinde kalmıştı. Siyah-Beyazlılar, burada çok acı bir felakete uğradılar ve 1903 ile 1918 yılları arasında elde ettikleri tüm şild, kupa, madalya, flama gibi şampiyonluk göstergelerini, çok önemli belgelerle, fotoğraflarını kaybettiler... Ata’nın Beşiktaş Kulübü’ne yaptığı ziyaretleri ve 56 sahasında gerçekleştirdiği sohbetleri gösteren (Fuat Balkan tarafından çekilmiş) fotoğraflar da maalesef bu yağma sırasında kayboldular!…
Yukarıda da belirttiğimiz gibi, Atatürk’ün Beşiktaş ile ilgisi, “Yıldırım Orduları Kumandanlığı” görevine başlamadan önce ve 1915’te “Çanakkale Müdafii” olarak adını dünya tarihine yazdırdığı günlerde başlamıştır…
“Çanakkale Savaşı” 19 Şubat-1 Aralık 1915 tarihleri arasında cereyan ettiğine göre, ATATÜRK-BEŞİKTAŞ diyaloğunun 1915 yılında başladığı belgelerle kanıtlanmıştır. Eldeki tüm belgeler göstermektedir ki, Ulu Önder Atatürk’ün ilk göz ağrısı, başka bir deyişle gençlik ateşini yaktığı ilk spor kulübü, BEŞİKTAŞ’tır…
Beşiktaş kurucularından, eskrimci Fuat Balkan, Mustafa Kemal Atatürk’ün yakınlık duyduğu asker sporculardan biriydi. Milli mücadele yıllarında, Makedonya ve Batı Trakya’daki kahramanlıklarından sonra, emrindeki askeri birlikleri, 17 Eylül 1917 günü Drama’dan hareketle Türkiye’ye getiren Fuat Balkan’ı, o tarihteki tüm asker ve sevil yöneticiler takdir etmiş ve ödüllendirmişlerdi.“
Beşiktaşlı Fuat Balkan, sporcu kişiliğinin yanı sıra, gerçekten de yakın tarihimizin bir numaralı komitacısıydı... 1908 ile 1923 yılları arasında ve fasılasız olarak en önemli ayrıca gizli görevlerde bulunmuş, “İmparatorluk Dönemi”nde Makedonya’da komitacılık yapmış, daha sonra “Büyük Millet Meclisi” tarafından Yunanistan içlerine sokulmuştur... Fuat Balkan’ın buradaki görevi, Anadolu’ya geçmeye hazırlanan Yunan Kuvvetleri’ni bu ülkede karışıklık çıkararak alıkoymaktı... Bunun için kendisine hudutsuz yetkiler verilmişti... Lozan Antlaşması ile Türkiye istiklaline ve sükûna kavuşunca, Atatürk’ün de rızasıyla Mareşal Fevzi Çakmak, Fuat Balkan’a bir takdirname göndermiş ve “sonsuz hizmetleri” nden dolayı kendisine ve ayrıca mahiyetindeki komitacılara teşekkür etmiştir... Fuat Balkan’ın yaşamı boyunca aldığı takdirnamelerin sayısı bir hayli çoktur…
Mustafa Kemal Atatürk, Yıldırım Orduları Grup Kumandanlığı görevine başlamadan önce, 1916 yılının ilk günlerinde, Akaretler’deki evinin arka kapısından, Beşiktaş Jimnastik Kulübü idman sahasına inmiş, Ahmet Fetgari ile Fuat Balkan Beyler’i yanına çağırıp, kendileriyle şu konuşmayı yapmıştır :
“Efendiler, sizlerin ve sporcularınızın ciddi çalışmalarını, çeviklik ve maharetlerini uzun zamandan beri büyük bir zevkle, ayrıca dikkatle izliyorum. Spordan yoksun bir gençlik nasıl ki Vatan müdafaası sırasında etkili olamıyorsa kafa yapısı da ne derece tekamül ederse etsin, beden inkişafı noksan ve yetersiz olursa, o vücut o kafayı ileriye götüremez, taşıyamaz. Bugün bünyenizde toplayıp ilmî metodlarla yetiştirmeye çalıştığınız bu gençler tam anlamda bedenen ve fikren geliştikleri zaman vatan müdafaasında, ilmi sahalarda olduğu gibi, spor alanlarında da Avrupalı hasımlarına Türk’ün ölmez gücünü ispat edeceklerdir. Sizi candan kutlar, başarılarınızı her zaman duymak isterim.” (Vala Somalı: Türk Sporunda Bir Asır Beşiktaş)
19 MAYIS VE BEŞİKTAŞ
19 Mayıs 1919, Ulu Önderimiz Atatürk’ün Samsun’da Milli Mücadele’yi başlatarak, Türk Milleti’ne Bağımsızlığı için yeşil ışık yaktığı en önemli gündür. İşte her yıl yurdumuzun çeşitli kentlerinde büyük bir istek ve coşkuyla kutladığımız 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı, bu nedenle ulusumuz için apayrı bir önem taşımaktadır. Bugünün, Beşiktaş için de çok büyük anlamı vardır. Çünkü 19 Mayıs’ı Türkiye’ye armağan eden, en büyük Beşiktaşlı Atatürk’tür. 19 Mayıs’ı, Gençlik ve Spor Bayramı’na dönüştürmek ise bir Beşiktaş zaferidir.
19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı, ilk defa 24 Mayıs 1935’te “Atatürk Günü” adı altında yapılmıştır. Ebedi Şef Atatürk’e gençliğin beslediği sevgi ve saygıyı dile getirebilmek amacıyla bir “Atatürk Spor Günü” düzenlemeye karar veren Beşiktaş Jimnastik Kulübü, 1935 Mayıs ayı içinde Galatasaray ve Fenerbahçe kulüpleri ile bir toplantı tertipleyerek, bu fikri ortaya atmıştır.
24 Mayıs 1935 günü bu bayram nedeniyle, Fenerbahçe Stadı’nda yapılacak hareketleri izlemek üzere 20 binden fazla seyirci toplanmıştır.
O gün yarışmalardan önce yapılan resmi geçitte, başta 100’ü aşkın sporcu kadrosuyla Beşiktaş, onu takiben Fenerbahçe ve Galatasaraylı sporcular, bir örnek kıyafetleriyle başları dimdik, gözleri ilerde, göğüsleri kabararak sert adımlarla yürürken, çılgınca alkışlanmışlardır. Bu çok güzel olaydan kısa bir süre sonra, Türk Spor Teşkilatı ileri gelenleri, Spor Kongresi için, Ankara’da bir araya gelmişlerdir.
Beşiktaş’ın kurucularından Ahmet Fetgari Bey, ilk gün kürsüye çıkmış ve şu öneriyi sunmuştur: “Muhterem Kongre üyeleri, Beşiktaş Jimnastik Kulübü, uzun zamandan beri tasarlanmakta olduğu bir spor projesini, kardeş kulüpler olan Fenerbahçe ve Galatasaray ile nihayet tatbik mevkiine koymuş ve 24 Mayıs 1935 günü Kadıköy sahasında bir “Atatürk Spor Günü” düzenlemiştir.
Türk spor basını ve spor kamuoyunda çok geniş yankılar uyandıran bu gençlik hareketi, gerçekte Türk Gençliği’nin Ulu Önder Atatürk’e olan sevgi ve saygısını gösterebilmesi için bir vesile olmuştur. Amacımız şudur; İstanbul’da gerçekleştirdiğimiz bu “Atatürk Günü”nün tüm Türk Gençliği’ne mal edilebilmesi için 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı adı altında ve her yıl yapılmasını teklif ediyorum. Kabul edilmesi halinde bu karar, Beşiktaş Kulübü’nden çok, kongrenin onuru olacaktır. Saygılarımla.”
Ahmet Fetgari Bey, alkışlar arasında kürsüden indikten sonra, tasarı oylanarak kabul edilmiş ve Atatürk’e arz edilmiştir. Ebedi Şef, bu güzel tasarıyı düşünmeden kabul etmiş ve kanunlaşması için ilgililere gerekli talimatı vermiştir.
İşte 1935 yılının Mayıs ayı içinde Beşiktaş Jimnastik Kulübü tarafından ortaya atılıp, gerçekleştirilen bu gençlik hareketi kanunlaştıktan sonra, “19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı” olarak büyük bir coşkuyla, büyük bir onurla nesillerden nesillere kutlanmaya devam etmektedir.
Atatürk, Gençlik, Spor…
Atatürk Türk gençliğini seviyor, onlara güveniyor ve Türkiye’nin geleceğini onların ellerine bırakmaya çekinmiyordu. Gençliğe bıraktığı bu önemli görevi söylevinde şöyle dile getiriyordu Atatürk: “Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen; Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini sonsuzluğa değin korumak ve savunmaktır. Varlığının ve geleceğinin biricik temeli budur. Bu temel senin en değerli güven kaynağındır.”
Atatürk, “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur!” sözü ile başarılı olabilmenin bir koşulunun da sağlıklı olmak olduğunu, sağlıklı olmak için de spor yapmak gerektiğini vurgulamıştır. Her yıl 19 Mayıs günü Gençlik ve Spor Bayramımız yurdun her yanında spor gösterileri ve törenlerle kutlanır.1981 yılından bu yana 19 Mayıslar “Atatürk’ü Anma Günü” olarak da kutlanmaktadır. Bunun nedeni Atatürk’ün bir söyleşisinde: “Ben 19 Mayıs’ta doğdum” demiş olmasıdır.
DEVAMI VAR
Kadrosundaki 8 futbolcusu savaşta şehit olan BJK ‘ın ilk onbiri