Beşiktaş Jimnastik Kulübü (BJK) 1903 yılında, yani Fenerbahçe (FB) ve Galatasaray (GS) kulüplerinden daha önce kuruldu. Fakat başlangıçta futbol takımı yoktu. Esasen adı da Jimnastik Kulübü idi.
Geçtiğimiz günlerde, Milletce kutladığımız Gençlik ve Spor Bayramı, BJK’ın girişimleri ve önerisiyle ihdas edilmiş olan ulusal bir bayramımızdır. Halen Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı ilk kez 1926 yılında “Gazi Günü” adıyla Samsun’da kutlandı. 24 Mayıs 1935’te “Atatürk Günü” adı altında resmiyen kazandı. BJK’ın girişimiyle Fenerbahçe stadında kutlanan bu ilk 19 Mayıs, GS ve FB’li yüzlerce sporcunun da katılımıyla bir spor günü haline geldi. Bu organizasyondan bir süre sonra yapılan Spor Kongresinde söz alan BJK’ın kurucularından Ahmet Fetgari Aşeni, Atatürk Günü’nün tüm gençliğe mal edilebilmesi için “19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı” adı altında her yıl yapılmasını teklif etti. Kongrede oylanan bu öneri ittifakla kabul edildi ve Atatürk’ün de onayıyla yasalaştı. Büyük Önder’in 100.Doğum Yıldönümü olan 1981’den sonra da “Gençlik ve Spor Bayramı” adı “Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı” olarak değiştirildi.
***
FB ve GS Kulüplerini yöneten zevat, daha çok hali vakti çok çok iyi olan, başka bir deyişle zengin kişilerdir. BJK ise genellikle mütevazi yaşam sürdüren insanların kulübüdür. Özellikle, işçiler ve İstanbul’daki taksi şoförlerinin kulübü olmuştur. Bu yüzden uzun yıllar BJK aleyhtarları, BJK’a “Arabacı Takımı” demişlerdir!...
Bu arabacı takımı öyle bir hale yükselmişti ki, BJK taraftarları, “bu hafta maçımız nasıl biter?...” sorusunu tartışmaz ve birbirlerine şöyle derlerdi: “Kaç gol atarız?...”
Türkiye Ligi, Süper Lig gibi organizasyonlar başlamadan önce İstanbul Ligi vardı ve FB, GS ve BJK futbol takımları bu ligde birbirleriyle karşılaşırlardı. Tamamen amatör ruhla oynanan o ligde yer alan futbolcular kalben de ruhen de oynadıkları takım için çırpınırlardı.
1950’li yıllarda (tabii öncesi ve sonrasında) bir BJK vardı ki, taraflı, tarafsız tüm futbolseverler o Beşiktaş’a “Yenilmez Armada” ünvanını vermişlerdi. O kadar ki o dönemdeki bazı Milli maçlarda, BJK takımı, Milli Takım kadrosu olarak sahada yer alırdı.
Yine o yıllarda Beşiktaş “hiç mağlup olmadan, berabere dahi kalmadan şampiyon” olmuştu.
Sonra Türkiye 1. Futbol Ligi, Türkiye Kupası vb.gibi düzenlemeler yapıldı. Süper Lig'in başlangıç tarihi ise 1959 yılıdır. 1959-1960 sezonunun ilk Süper Lig Şampiyonu Beşiktaş’tır…
Süper Lig, paraya dayalı bir lig olduğu için, halkın takımı olan BJK, maalesef FB ve GS’ın önüne fazla geçebilme olanağı bulamadı. Zira futbol takımlarının futbolcu kaliteleri yeterli olsa bile, futbolu yöneten kişiler, hakem kurulları, yazılı ve görsel medyada görevli olanlar sizi yeterince desteklemiyorlar ise, şampiyon olabilmeniz çok, ama pek zordur!...
BJK efsane futbolcusu ve Kulüp Başkanı olan Süleyman Seba’nın bir “Şerefli ikincilikler” sözü vardır ki, anlamı çok büyük ve önemlidir.
Unutulmaması gereken maçlar vardır. Örneğin BJK kalesini de korumuş olan Hırvat Kaleci Zalad’ın, bir GS-Ankara Gücü maçında binlerce seyircinin önünde tam 8 gole kalenin kapısını açmış olması, Türk futbolu için yüz karası bir durum olmuştur. O maçta GS 8 gol atamasaydı, BJK şampiyon olmacaktı!...
Kısa bir süre önce, Uluslararası hakemlerimizden Ahmet Çakar’ın şu sözü belleklere kazınmıştır: “Süper ligde en çok hakkı yenen takım Beşiktaş’tır!...” Geçmekte olan sezonda BJK ve FB’nin başına gelen hakem felaketlerini gördükçe, Rahmetli Süleyman Seba’nın sözlerini sık sık anımsadım.
***
FB ve BJK futbol takımlarının teknik direktörleri bana göre sınıfta kalmışlardır. Özellikle FB kadrosu, GS kadrosundan daha az kaliteli değildi. Ama kasıntı bir futbol adamı, Koca FB’yi ne hallere düşürdü?...Keza BJK Teknik Direktörü de, kadro oluşumlarında, verdiği taktiklerde hata üzerine hatalar yaptı ve puanlar kaptırdı.
Okan Buruk ise, GS’ı bu yıl da şampiyonluklara taşıdı. Bilindiği gibi Okan, GS’ın evladıdır ve futbol kimliğini ve kişiliğini GS’da bulmuştur. Sonra Avrupa’ya gidip, futbolunu daha da olgunlaştırmış, Yurda dönünce de BJK forması giymiştir. Bu yönüyle ben bu beyefendi futbol adamına sempatiyle baktım ve gördüm ki, bir süre BJK’lı Okan olan Buruk, GS-BJK maçlarında, her iki takımın da futbolculuğunu yapmış olmanın onur ve gururuyla hareket etmiştir.
FB ve BJK’tan büyük paralar alan öteki iki teknik direktör herhalde Okan’ı çok kıskanmışlardır:…
VE AFYONSPOR
Ve Afyonspor…
En alt lige düşmenin ezikliğini duyanlar var mıdır, acaba?...
1. Afyonkarahisar Sayın Valisi,
2. Afyonkarahisar Sayın Belediye Başkanı,
3. Afyonkarahisar İli dahilindeki tüm Kaymakam ve Belediye Başkanları,
4. Yurt içinde ve dışında icra-i faaliyette bulunan Afyonkarahisarlı tüm iş adamları,
5. Ve Dünyanın her yanında yaşamakta olan Afyonkarahisarlılar!...
Afyonspor’un dirilişi için gerekli olan paranın temini hususunda mutlaka bir şeyler yapmalıdırlar…
Özellikle Belçika ve Hollanda’da yaşayan varlıklı hemşehrilerimizin kapılarına dayanılarak, başka spor kulüplerine verdikleri desteğin bir kısmını Afyonspor’a yönlendirmelerini talep edebilecek bir kadro oluşturularak harekete geçilmesi gerekir. Örneğin Süper Ligde yer alan Alanyaspor’un sponsoru Corendon firması sahibinin Emirdağlı hemşehrimiz olduğunu bilmeyen var mı? Bu ve benzeri varlıklı hemşehrilerimizin destekleriyle Afyonspor ayağa kaldırılabilir…
Ayrıca Afyonkarahisar futbolunun duayeni, akademisyen ve en yüksek seviyedeki futbol kimlik kartının sahibi olan Agâh Bıyıkoğlu ve Avrupa futbolundaki büyük isimlerden Piontek’in TC Milli Futbol Takımının teknik direktörlüğünü yaparken, sürekli oynattığı ve hiç vaz geçmediği, birkaç yıl BJK futbol takımının da kadrosunda yer almış olan hemşehrimiz, stoper Ali Günçar hemşehrimizdir. Bu iki futbol adamından istifade edemeyecek olan bir Yönetim Kurulu’nun Afyonspor’un başında olmaması gerekir.
BİTTİ
Afyonspor, bu günkü kadar güçlü taraftar kitlesi, hatta parası pulu da olmadan kurduğu bu kadrolarla gelene gidene golleriyle kafa tutuyordu! Bu kadrolarda, büyük takımlarda oynayan, hatta milli olan futbolcular vardı.