İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Azerbaycan'ın İlk Kadın Halk Şairi Mirvarid Dilbazi

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Kardeş Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ikinci Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev, SSCB Başkanlık Kurulunda görev yaptığı  1986 yılında, bizzat onun çağrısı ile gittiğim Azerbaycan’da, kardeş ülkenin yetiştirdiği ünlü ve büyük şair Samed Vurgun’un 80. Doğum yıldönümü törenlerine katılmıştım. Bu anma törenleri programında, Samed Vurgun’un doğum yeri olan Kazak vilayetine de gidilmiştir. Özel bir trenle yapılan bu Bakü-Kazak seyahatinde çok sayıda Azerbaycanlı gandaşlarımla tanışmıştım. Bunlardan birisi de yaşamı ve şiirleriyle Azerbaycanlı gardaşlarımızın gönüllerinde taht kurmuş olan, şair Mirvarid Dilbazi hanımefendi idi. Kimi ziyaretlerde yan-yana bulunmuş, zaman zaman da sohbet etmiştik.
    Mirvarid Dilbazi 19 Ağustos 1912 tarihinde Azerbaycan’ın Kazak kentine bağlı Hanlıklar (Musaköy) Köyü’nde doğdu. Dedeleri Hacı Rahim ve Abdurahman Dilbazi de şairdi. Ailesi 1921'de Bakü'ye taşındı ve yeni kurulan Kadın Yatılı Okulu'na girdi. Altı yıllık öğrenimden sonra Bilajari'de yer alan bir ilkokulda öğretmenlik görevine başladı. Azerbaycan Diller Üniversitesi'nden mezun oldu. Kuba'ya taşınarak burada öğrenimine devam etti. Mezun olduktan sonra Azerbaycan Pedagoji Enstitüsü'nde eğitim-öğretim faaliyetlerine devam etti. 
Kuzeni Amina Dilbazi Azerbaycan'da tanınan ve ünlü bir bale ustası ve halk müziği sanatçısı ve dansçısı olan Mirvarid Dilbazi'nin 1927 yılından itibaren yayımlanan kitapları şunlardır: 
1. Kadınların Kurtuluşu (1927)
2. Sesimiz (1934)
3. İlk Bahar (1937)
4. Anavatan için Aşk (1942)
5. Anılar (1945)
6. Efendinin Rüyası (1948)
7. Hayatın Resmi (1967)
8. Cezayirli Kız (1961)
9. Genç Dostlarıma (1956)
10. Bahar Geliyor (1968)
11. Azerbaycan Halk Şairi (1979)
12. Kızıl Bayrak İşçi Nişanı (1982)
Azerbaycan’da her konudaki başarılarından dolayı insanlar, Devletin ilgili kurumları ve kişileri tarafından takdir edilir ve ödüllendirilirler. Nitekim şaire Mirvarid Dilbazi de  peşpeşe “Onur Rozeti”, “İstiklal Nişanı” ve “Şeref Nişanı” ile taltif edilmiştir.
Mirvarid Hanım, telif eserlerinin yanısıra Aleksander Puşkin, Hakanî, Genceli Nizamî gibi eski Sovyet toplumu içerisinde yaşamış ünlü kişilerin eserlerinden çeviriler de yapmıştır.
Edebiyat, özellikle şiir alanındaki üstün başarılarından dolayı Mirvarid Dilbazi, 1979 yılında “Azerbaycan Halk Şairi” seçilmiştir. Bu ünvan, eski Sovyet Cumhuriyetleri içerisindeki büyük ödüllerden biridir. Mirvarid Dilbazi, bu ödüle lâyık görülen ilk Azerbaycan kadınıdır.
    Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev Dilbazi'ye 1998 yılında İstiklal Nişanı vermiştir. 
1920-1930 arasında Azerbaycan aydınları arasında en çok tartışılan konu kadınların özgürleşmesiydi. Bu tema edebiyatta da oldukça popüler hale geldi. Örneğin, Cafer Cebbarli'nin "Sevil"¹ adlı oyunu, Memmad Said Ordubadi'nin "Sisli Tebriz" adlı eseri ve diğerleri buna örnek gösterilebilir. Kadınların özgürleşmesinden kastedilen öncelikle çarşafların çıkarılması , ardından kadınların devlet işlerine katılımı ve  okur-yazarlığıydı.
Dini liderler kadınların okuma yazma bilmesini yasaklamıştı. Kızlara yazı öğretilmiyordu; sadece birkaçı Arap alfabesiyle basılmış olan bazı ayetleri okumayı öğrenmişlerdi.
Peçe, Doğu kadınlarının en büyük trajedilerinden biri olmuştur. Ancak şunu da belirtmeliyiz ki, Azerbaycan'da sadece İran sınırına yakın güney bölgelerde yaşayan kadınlar ve Bakü'deki bazı kadınlar çarşaf giyerdi. Kuzey bölgelerdeki kadınlar çarşafla tanışmamışlardı.
Daha sonra öğretmenler evlere gidip insanlara, özellikle kadınlara, okuma yazma öğrettiler. Okullar daha sonra açıldı. İnsanlar okuma yazmayı öğrenmeye çok ilgi duyuyorlardı. Okullar açıldıktan sonra devam zorunlu hale geldi. Ebeveynler çocuklarını  okula göndermezlerse sorumlu tutuluyorlardı.
Azerbaycan için en büyük zorluklardan biri, yüzyılda Azerbaycan alfabesinin dört kez değiştirilmiş olmasıdır. İlk olarak, bin yıldan fazla bir süre kullanılan Arap alfabesi, ardından 1927'de Latin alfabesi ve 1937'de Kiril alfabesi. Bağımsızlığın elde edilmesinden sonra da 1991'de tekrar Latin alfabesine dönüş…
Azerbaycan edebiyatının kadın şairlerinden biri olan Mirvarid Dilbazi’nin eserlerinde, vatan kavramı geniş yer tutar. Dilbazi’nin sanat yaşantısı, yaşadığı dönemin siyasi ve sosyal olaylarından etkilenmiştir. Bu nedenle şairin şiirlerinde ele aldığı vatan kavramı, farklı dönemlerde farklı özellikler göstermektedir. Mirvarid Dilbazi’nin yaşadığı dönemde hüküm süren Sovyet yönetimi, insanları her alanda yönlendirir ve Sovyet ideolojisinin gerektirdiği şekilde yaşamaya mecbur kılar. Sovyet propagandasının en şiddetli şekilde yapıldığı, yönetim karşıtı olanlara yaşam hakkı tanınmadığı bir devrin tanığı olan Dilbazi, ilk eserlerini bu dönemin gerektirdiği şekilde verir. Şairin İkinci Dünya Savaşı yıllarında yazılan şiirlerinde, savaşın halkın üzerindeki etkilerini azaltmak için daha çok vatan müdafaası konusu işlendiği görülür. Daha sonraki yıllarda, Stalin’in ölmesi, açıklık politikası, Azerbaycan topraklarının Ermeniler tarafından işgal edilmesi gibi farklı siyasi ve sosyal gelişmeler, şairin eserlerinde iz bırakmış ve eserlerindeki vatan kavramı, bu olaylar doğrultusunda değişmiştir. Bu çalışmada, Mirvarid Dilbazi’nin yaşadığı dönem göz önüne alınarak şiirlerindeki vatan kavramı ele alınacaktır.
Bizzat yazdığı gibi Dilbazi, ateş üstündə doğmuştu. Ölümlər, sürgünlər, çekişmeler, savaşlar ve esaret gibi acılar yaşamış olan bir neslin insanıydı. Babası ve dayıları Kazakistan’da, Türkiye’de toprağa verilmiş, anası, ninesi Bakü’de defnedilmişlerdi. Böylelikle büyük bir ailenin tümüne doğdukları topraklarda ölüm kısmet olmamıştı!... 
Babasını küçük yaşta kaybeden Mirvarid Dilbazi, Daş Salahlı’da dedesi Mustafa ağanın yanında böyüdü. Dolayısiyle onun yetişmesinde dedesinin rolü büyüktür. Çeşitli kentler ve okullarda öğretmenlik yaptıktan sonra Bakü’de bu günkü adıyla Azerbaycan Devlət Pedagoji Üniversitesinin Edebiyat-Sosyal Fakültesi’nde yüksek tahsil yaptı. Sonra sırasıyla Quba K.P. okulunda öğretmenlik, Bakü’de “Şark Kadını” Dergisinde çalıştı. Azerbaycan Milli İlimler Akademisinin Elyazmaları Fondunda Şube müdürü, Azerbaycan Devlət Neşriyatı Müdürlüğünde tercüman olarak görev yaptı.
Mirvarid Dilbazi Azerbaycan’ın sosyal-siyasi hayatında XX.asrın sonlarındaki tarihi olayları derinden yaşayarak lirik şiirler yarattı. Bu dönemde yazdığı şiirler, dilden dile, gönülden gönüle tüm Azerbaycan’da dalgalanarak yayıldı…
Kederini, sevincini kövrək mısralara çevirən şair ömrünün sonbaharında Azerbaycan halkının duygu ve düşüncelerini mısralarına  yansıttı.  Yüreğindeki Karabağ derdi ilə 12 Temmuz 2001 tarihinde Başkent Bakü’de vefat eden Mirvarid Dilbazi, bu Dünyaya gözlerini kapatıp, ebedi aleme göç ederken, kuşkusuz yüreğinde, şu iki dizesi dalgalanıyordu:
    Öz içinden yanan bir ocağım bən,
Yandıkça daha gür yanacağım ben!
85.doğum yıldönümünde düzenlenen jübileye Umummilli Lider (Cumhurbaşkanı) Haydar Aliyev bizzat iştirak etti. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin bu günkü Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de 16 Mayıs 2012 tarihinde Dilbazi’nin doğumunun 100. Yıldönümünün düzenlenen bir törenle anılmasını sağladı. 
Aşağıda Dilbazi’nin sevilen iki şiirini Azer. Dili ve alfabesiyle sunarak, merhumeye Allah’tan Rahmet niyaz ediyorum.
-1-
Taşların da dili vardır,
Hatıralar olan yerdə.
İnsanların sevinçləri,
Həsrətləri qalan yerdə.
Məni bulaqlar dindirər,
Hey ağladar sevindirər.
Sular odumu söndürər,
Anam layla çalan yerdə.
Hər duyğunun öz adı var,
Fikrin qəmlisi, şadı var.
Könlüm qaldı qoca çinar,
Kölgəsini salan yerdə.
    -2-
Bir qanadlı ürəyim var,
Yuvasında tutmur qərar.
Dünənlərə nazlı bahar,
Yaşıl xalı döşüyəndə.
Neçə dağdan keçir yolum,
Çiçək olur sağım, solum.
İstəyirəm günəş olum,
Bənövşələr üşüyəndə.

Yazarın Diğer Yazıları