1985 Yılında, Özbekistan’a yaptığım seyahatten dönüşte, birkaç gün de Moskova’da, Rusya Oteli’nde kalmıştım. Bir gün yanıma gelen genç ve sempatik bir kişi, “siz Türk’ müsünüz?” diye sordu. O benim İ.Ü.Nasrattınoğlu olduğumu; ben de onun Sabir Rüstemhanlı olduğunu öğrenince, gıyabi tanışıklık ve dostluk, vicahiye dönüşmüş oldu. Benim, Türkiye’de yayımladığım “Çağdaş Kuzey Azerbaycan Şiiri Antolojisi”ndeki son isim Sabir’di ve kitapta bir tek onun fotoğrafı yoktu. Zira aramış, bulamamıştım.
Ertesi yıl Bakü’ye yaptığım seyahatte buluştuğum Sabir bana, üzerinde Samed Vurgun portresinin bulunduğu bir duvar halısı hediye etti. Bir yıl sonra Zeynelabidin Makas’ın konuğu olarak Türkiye’ye geldiğinde de kısa bir süre görüştük.
Seyahatname’mde anlattığım bazı dost meclislerinde ve şölenlerde Sabir Rüstemhanlı ile birlikte olma zevkini ve mutluluğunu yaşadım. Bakü’ye her gidişimde onu aradım; kimi zaman makamında ziyaret ettim.
Sabir Hudu oğlu Rüstemhanlı 1946 Yılında Yardımlı kasabasına bağlı Hamarkend’de dünyaya geldi. 1970 Yılından itibaren edebiyat dünyasında adını duyurmaya başladı. “Tapmak İstesen” adlı eseri o yıl yayımlandı. O tarihten sonra şiir, düzyazı, çeviri gibi yayımlanan kitaplarının sayısı 40’a yakındır. Kimi eserleri çeşitli dillere de çevrildi. Kimi eserleri de Türkiye Türkçesiyle ülkemizde neşredildi.
Sabir bir dava adamıdır…Türk milliyetçisidir…Azerbaycan’ın bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü, onun idealidir. Yaşamını milletine ve ülkesine adamış; bu yolda, deyim yerindeyse, kelle koltukta yürümüştür. Ahundzade adına konulan ödülü kazandıran “Ömür Kitabı”, Azerbaycan gençliğinin milli bilinçle yetişmesinde önemli rol oynamıştır. Sadece bugünü ve geleceği değil, tarihi gerçekleri de kaleme alıp yayımlamak suretiyle; halkının geçmişini unutmadan geleceğe yönelmesi gereğini vurgulamıştır. Cavad Han’ın yaşamını konu alan “Ölüm Yaşamaktan Şirinmiş” adlı romanı bunun somut örneğidir.
Bağımsızlık mücadelesi sırasındaki çalışmalarını, örgütlenmelerini, cansiperane mücadelelerini anlattığı “Hatai Yurdu” adlı kitabı, her Azerbaycanlı, hatta her Türk’ün, elinin altında bulunması ve sık sık okunması gereken büyük bir eserdir. Bu kitap yayımlandığı günlerde bir Bakü seyahatimde alıp okuduğum bir eserdir. Şimdi bir de Türkiye’de, Türkiye Türkçesi ile basılan nüshasını okudum. Sabir, bu eseri kaleme almakla büyük bir görev ifa etmiştir. Bu kitap ortaya koymuştur ki; Sabir gerçek bir halk adamı, gerçek bir kahramandır…Öylesine kahramandır ki, Türkçe’nin resmi devlet dili olmadığı dönemde, “Ana Dili” şiirini yazmış, yayımlamış ve her yerde okumuştur.
Azerbaycan’da 1990 Yılında başlayan parlamenter sistemde Sabir Rüstemhanlı günümüze kadar yapılan bütün seçimlerde milletvekili seçilerek, Milli Mecliste yer almıştır. 1992’de kurduğu Azerbaycan Vatandaş Hemreyliyi Partisi’nin genel başkanıdır. Sabir aynı zamanda devlet adamı olarak, Azerbaycan tarihinde yerini almıştır. Çünkü o 1991-1995 Yılları arasında Azerbaycan Cumhuriyeti Basın ve Enformasyon Bakanı olarak görev yapmıştır. Ülkesinin Latin alfabesine geçmesinde, düşünce özgürlüğünün genişletilmesinde önemli payı olmuştur.
Sabir Rüstemhanlı, sadece Azerbaycan çapında değil; dünya genelinde de örgütçü olduğunu, Dünya Azerbaycanlıları Kongresi’nin toplanmasında da göstermiştir. Uzun yıllar bu Kongrenin başkanlığını yapmıştır.
Sabir Rüstemhanlı’nın onlarca eserinin yanı sıra “Celil Memmedguluzade – Molla Nasreddin ve Folklor” konusunda yüksek lisans tezi bulunmaktadır. O’nun eserleri ile ilgili çok sayıda olumlu eleştiriler yazılıp, yayımlanmıştır.
Başkanlığını yaptığım Halk Kültürü Araştırmaları Kurumu’nun Belediye Başkanlığı ile birlikte Fethiye’de düzenlediği II.Uluslararası Türk Kültürü Kurultayı’na Sabir’i de davet etmiştim. Gelmek lütfunda bulunduğu gibi, tarihi bir de konuşma yapmıştı. Söylediği şeyler, belki daha önce defalarca yinelediği ve yayımladığı şeylerdi ama; Türkiye’nin o bölgesinde yapılan bir konuşma olması bakımından değer taşıyordu.
Kısacası Sabir milli bir şair; milliyetçi bir yazar; mükemmel bir devlet adamı; ideal bir politikacı ve dahi dost olarak, Türk dünyasının iftihar edeceği bir şahsiyettir.
Sabir’le Bakü’de
SABİR RÜSTEMHANLI ŞİİRİNDEN SEÇİLEN DİZELER
OĞUZ BEYLERİ
Oğuz Beylerinin uykusu derin,
Yedi gün, yetmiş yıl uyanamaz ki!
Her biri bir yüce dağ zirvesidir,
Zirveler yan yana dayanamaz ki!
Bir nara atsa dünya yerinden oynar,
Ancak her havaya dem tutması var!
Ad verir, od verir başkalarına,
Ama öz adını unutması var!
Bu Keyfi İskender, Behlül Danende,
TÜRK BİRLİĞİ
Yakutlardan üzü beri
Bir kardeşdi yakın uzak
Türk, Azeri, Türkmen, Tatar,
Özbek, Başkurt, Kırgız, Kazak…
Kim arayı kesecekse
Bu savaşı uduzacak
Yenmek için doğulmuşuz
Sertiz Tanrı ışığı tek!
Koy yanyana dalgalansın
Bir milletin bayrakları
Güneş bize beşik olur
Hatırlasak o çağları
Aldım düşman elinden
Esir düşen toprakları
Şehitlere selam olsun
Sorak Tanrı ışığı tek!
O yurtlar ki bizi bekler
Varak Tanrı ışığı tek!