İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Bacıyan-I Rum Ve Fatma Bacı

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Aşık Paşa-Zade “Tarih-i Ali Osman” adlı eserinde Anadolu Selçukluları devrinde Türkmenler arasındaki sosyal zümreleri “Gaziyan-i Rum” (Anadolu Gazileri), “Ahiyan-i Rum” (Anadolu Ahileri), “Abdalan-i Rum” (Anadolu abdalları) ve “Baciyan-i Rum” (Anadolu Bacıları) diye dörde ayırmıştır. Burada üzerinde duracağımız “Baciyan-i Rum” tabirinden Anadolu Selçukluları devrinde Türkmen erkeklerin mensup olduğu, Ahi Teşkilâtı diye bilinen ve Aşık Paşa-Zade ’nin “Ahiyan-i Rum” olarak adlandırdığı teşkilâtın yanında gene Aşık Paşa-Zade’nin “Baciyan-i Rum” diye adlandırdığı, o günün toplumunda Türkmen kadınların kurduğu bir başka teşkilâtın bulunduğu anlaşılmaktadır.
Aşık Paşa-Zade Hacı Bektaş’ın bacılara yakınlığından ve bu bacıların ileri gelenlerinden olduğu anlaşılan “Hatun Ana”ya bağlılığından da söz etmekte; Hacı Bektaş’ın gizli ilim ve kerametlerini bu Hatun Ana’ya gösterdiğini, nesi varsa ona emanet ettiğini bildirmektedir. Abdal Musa ile de ilgisi bulunduğunu belirttiği Hatun Ana’nın Hacı Bektaş’ın ölümünden sonra mezarını yaptırdığını da yazmaktadır. Hacı Bektaş’ın Menakıb-name’si olan “Velayet-name”de de bu Bacı’nın adı “Fatma Bacı”, “Fatma Ana”, “Kadıncık Ana ve “Kadıncık” olarak sık sık geçmiştir.
Fatma Bacı erenler ve dervişlerin saygı gösterdiği, Hacı Bektaş’ın sık sık ziyaret ettiği ve saygı duyduğu yaşlı bir kadındır. Bu yüzden de kendisine Kadın Ana denilmiştir.
Fatma Bacı, kadınlardan oluşan Bacıyan-ı Rum (Anadolu Bacıları/Anadolu Kadınları) teşkilatının kurucusu aynı zamanda, Ahiyân-ı Rûm (Anadolu Ahîleri) teşkilatının kurucusu Ahi Evran’ın hanımı ve mutasavvıf Evhadud-Din Hamid el-Kirmâni’nin kızıdır.
Kirmâni’nin, kadınların eğitim ve öğretimine önem verdiği için, özellikle kendi kızlarına düzenli eğitim verdirdiği ve bir el sanatı öğrenmeleri için özel gayret sarf ettiği kaynaklarda belirtilmiştir.
Kadınların eğitimine önem veren bir babanın kızı olarak Fatma Bacı da çevresindeki kadınları dini, tasavvufi ve el sanatları alanında yetiştirmiştir.
Ahi Evran, Anadolu’ya geldikten kısa bir süre sonra Kayseri’ye yerleşip burada bir debbağ (derici) atelyesi kurmuştur. Bu atelyenin büyümesi, işçi ve ustaların, çalışanların çoğalmasıyla burası, “debbağlar çarşısı” haline gelmiştir. Doğal olarak bu çarşıdaki atelyelerde deriler işlenirken, yünleri yan ürün olarak ortaya çıkmıştır. Ahi Evran’ın, bu yünlerin ziyan edilmemesi, değerlendirilmesi ve işlenmesi için, hanımı Fatma Bacı’nın başkanlığında, kadın ve kızları örgücülük ve dokumacılığa yönlendirmesi ile kadınlar, hem bir sanat öğrenmişler hem de iktisadi alana destek olmuşlardır. O dönemin sosyal şartlarının bir sonucu olarak, Fatma Bacı, kadınları hem eğitmiş hem de yan ürünlerin işlenmesi konusunda liderlik yapmıştır.
Bacıyan-ı Rum kadınlarının eğitim ve zanaat öğrenmesi zaman içinde tüm Anadolu’ya yayılmıştır.
Fatma Bacı önderliğindeki teşkilatın en önemli faaliyetlerinden biri, iktisadi yönü olan, örgücülük ve dokumacılıktır. O dönemlerde örgücülük ve dokumacılık dışında hangi sanat ve iş kolunda faaliyet gösterdikleri konusunda kaynaklarda açık bilgi olmasa da, gerçek şudur ki; Anadolu kadını evinin her türlü işini yaparak, hayvan bakarak, ip eğirerek, kumaşı dokuyup elbise dikerek, tarlada ekip biçerek tüm bu çalışmasının karşılığında ürettiklerini pazarda satarak hayatın içerisinde aktif olarak yer almıştır.
Anadolu kadını, günlük işler dışında çadırcılık, keçecilik, boyacılık, halıcılık, kilimcilik, nakkaşlık, dokumacılıkta çeşitli kumaşların imal edilmesi ve bunlardan giysi yapılması gibi el sanatlarıyla da meşgul olmuştur.
Bunun yanı sıra yetim, kimsesiz kızları himayelerine almaları, onları dini ve ahlaki konularda eğitip, ev-bark sahibi olmalarına kadar her türlü yardımı yapmışlardır. Ayrıca kimsesiz ve ihtiyar kadınların bakımlarını üstlenmeleri de, toplumda sosyal hizmet kurumu gibi çalıştıklarını göstermektedir.
Anadolu Bacıları, ata binerek, ok atarak ve mızrak kullanarak savaşta erkeklerle omuz omuza savaşmıştır. 1243 yılında, Moğollar Kayseri’yi kuşattığı zaman, şehrin savunmasına fiilen katıldıkları tarihi kaynaklarda belirtilmektedir.
Menakibi Ahi Evran Veli isimli eserde, Bacıların savaşçılık yönlerine işaret eden ifade şu şekildedir:
“Hatunlar oturubendanuşdılar
Siylerüne kamalar bağlaşdular
Varıp Kayseri’yi tuttular mekan
Virmediler ol kafire el aman.”
Görüldüğü gibi Anadolu Bacıları’nın faaliyetleri oldukça geniş bir alanda varlık göstermiştir. Bu hizmetlerin içinde, ön planda görülmeyen ancak en önemlisi Anadolu ailesinin sağlam temeller üzerine oturtulmasındaki katkılarıdır. Türkler, büyük bir medeniyet kurma yolunda ilerlerken, bu medeniyetin hayati noktası ve merkezi aile olmuştur. Bu nedenle Anadolu Bacıları, “İşine, aşına, eşine sahip ol” öğüdünü ana ilke olarak benimsemişlerdir.
KAHRAMAN TÜRK KADINLARI
Ben bu günden başlayarak bir süre çeşitli savaşlarda ve cephelerde fiilen çarpışarak tarih yazan bazı kahraman kadınlarımızı tanıtan yazılar yayımlayacağım. Kuşkusuz sayıca daha çok olan ve fakat unutulan kadın kahramanlarımız da vardır. Bunlarla ilgili derleme çalışmalarının yapılarak, onların isimlerinin de ebediyen yaşatılması gerekir. İnşallah bunu yapacak kalem erleri de çıkacak ve gerekeni yapacaklardır.

Yazarın Diğer Yazıları