Yıllardır, Filistinli Araplar ile savaş halinde olan İsrail, her zaman ve daima kazançlı çıkmıştır. Bir yandan acımasızca bir soykırım yapmış, öte yandan Bölge haritasında, İsrail Devletinin topraklarını genişletmiştir. Arkasına ABD gücünü de alan İsrail bu son aşamada, adeta Dünyaya meydan okur hale gelmiştir. Yeterli askeri gücü olmayan Filistin, yapabileceği her şeyi yapmaya çalışmış ama, arkasında ABD’nin silah gücü bulunan İsrail’e boyun eğdirememiştir.
Ülkemiz, Cumhurbaşkanlığı, Hükümetimiz ve tüm gücümüzle İsrail’e karşı durduk, ama onu etkisiz hale getiremedik. Ama bir şey yaptık ki; binlerce Filistinli yaralı’yı hastanelerimizde tedavi ettik, gerekenlerin ameliyatlarını yaparak, ülkemizde iaşe ve ibatelerini sağladık.
Açık söylemem gerekirse, İsrail’li Müslüman-Arap’lara elimizden gelen her türlü yardımı yaptık ve hâlâ yapmaya da devam ediyoruz.
Kuşkusuz biz, Filistin konusundaki uluslararası gelişmeleri, yazılı ve görsel medyadan izledik, izliyoruz…İnandırıcı olmayan yazı ve bilgilerin yanısıra, inandığımız ve inanmadığımız yazıları dikkatle okuyup karar verebilme durumundayız. Şimdi değerli okurlarımıza, inandırıcı ve benim şahsen inanmış olduğum bilgileri içeren bir yazıdan alıntılar yapacağım…
Emekli Amiral Cem Gürdeniz son gelişmelere değinerek, diyor ki;
“...Gerçekte ABD’den aldığı cephane ile şiddet ve ateş gücünü sınırsızca, hiç bir hesap vermeden sivillere karşı kullanan Netanyahu hükümetine zaman kazandıran bir hamledir. İran’ın ve Lübnan direnişinin etkisinin azaltıldığı, Suriye’nin İsrail’in ön bahçesine dönüştüğü bir ortam içinde fiili durum yaratılarak Filistin halkına ve onlara destek verdiğini iddia eden devletlere mevcut trajedinin geride bırakılması ve ileriye bakılması dayatılmaktadır. Barış planında çok açık ve gri noktalar vardır. İsrail’in bugüne kadar Gazze’de yaptığı yıkım ve soykırım sorgulanmıyor. Kurulacak sömürge valiliği zengin Arap devletlerinin finansmanı ile Gazze’yi Trump’ın zenginler için Akdeniz Riviera’sına dönüştürecek.
-Peki burada Filistin devleti olacak mı?
Planın “Filistin devleti” vurgusu muğlak; devletleşme süreci, Netanyahu hükümetinin keyfine bırakılmış durumda.
-Burada Filistin halkına yaşama hakkı verilecek mi?
-Evinden barkından yurdundan edinen insanlara bir tazminat ödenecek mi?
-Bu insanlar gelecek yıllarda geçimlerini nasıl sağlayacak?
-Yeni bir apartheid rejimi olacak mı?
-Diğer yandan Gazze’yi 2003 Irak ABD savaşının başat ve yalancı aktörü Tony Blair gibi bir neocon yanaşması Siyonist sömürge valisinin denetimine bırakan barış planının hiç bir yerinde Filistin halkı masada yok. ABD güvencesi ve organizasyonunda gıda yardımı olan çocuklara dahi ateş açılan bir ortamda insan hakları ve güvenlik garantileri ne olacak?
-İsrail’e sahada sınırsız hareket alanı tanıyan planda Filistin direnişinin silahsızlandırılması maddesi nasıl uygulanacak?
-İsrail’i bu sürede kontrol edecek güç var mı?
Gerçekte yaşanan 100 yıl önceki Sykes Picot ve Balfour rejiminin, çöken Amerikan hegemonyasının askeri gücü, Yahudi sermayesinin ağırlıklı olduğu küreselci finans kapitalin dolar baskısı ve İsrail devletinin vahşeti kullanılarak 21. yüzyıl sürümünün yaratılmasıdır. Ezilen ve sistematik şekilde yok edilen Filistin halkı arkasında hiç bir direniş gücü kalmadığı için sadece yaşama hakkı verilerek teslim alınıyor.
Vietnam savaşında da milyonlarca Vietnam halkı ölmüştü. Savaşı ölerek ama en azından sonunda savaşarak kazanmışlardı. Onlara yardım eden Çin ve Sovyetler vardı.
Zavallı Filistin halkına Araplar değil yardım etmek sömürgeleştirilmelerine kolaylık sağlayan roldeler. Daha da öte İsrail jeopolitiğine adanan ABD–İngiltere eksenine Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır da eklenerek bugüne kadar Filistin’i savunan İran karşıtı de facto bir cepheleşme de ilan edilmeden tesis edilmiştir. Hem de rezalet boyutundaki 9 Eylül Katar/Doha saldırısının ateşi sönmeden. Trump gibi eski bir emlakçı, Blair gibi eski sömürgeci artığının Gazze’yi ve en önemlisi deniz yetki alanlarını devam edecek sürgün, el koymalar ile küresel finans kapitalin emrine nasıl sokacağını göreceğiz…”
Evet, değerli bir Amiralimizin saptamaları bunlardır…
Bu aşamadan sonra bir barış tiyatrosu dekoru ile Arap alemini arkasına alan Trump, Epstein dosyasının etkisini azaltmak ve ABD’de artan iç gerilimi dağıtmak için İsrail’in İran’a saldırmasına yeşil ışık yakabilir. Ama ben inanırım ki, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanının sahte tebessümlerine ve kimi sözlerine inanmayacak ve Ülkemizin menfaatleri neyi gerektiriyorsa, o yolda karar verecek ve uygulamalar yapacaktır.
Amiral Gürdeniz, saptamalarının sonunda “USS Nimitz Arap Denizinde, USS Gerald Ford Doğu Akdeniz’de” derken, ABD’nin Filistin konusundaki anlaşmanın uygulanmaması halinde, yakın denizlerde konuşlanmış olan Amerikan uçak-savaş gemilerinin harekete geçebileceğini ima etmiştir…
Yazımı noktalamadan önce derim ki; ben askerim. Emekliye ayrılmış olsam da, Devletim bana “silah başına” derse, hiç tereddüt etmeden giyinir, kuşanır cepheye koşarım. Ama bunu, sadece Devletimin ve Milletimin bekası ve menfaati için yaparım…Zira benim ABD, İsrail ve Filistinli Arab’a itimadım yoktur!...