İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Batı Trakya Bağımsız Türk Cumhuriyeti

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Dünya tarihinde, TÜRK Milleti kadar Devlet kuran, başka bir millet yoktur. Son Osmanlı Padişahlarının densizlikleri, Büyük Osmanlı İmparatorluğu’nu mahvetmiş, neredeyse Anadolu’yu da kaybetmek üzereyken, tarihin sahnesine çıkan Büyük Atatürk, yere düşmekte olan Türk’ü ayağa kaldırmış ve yepyeni bir Devlet, hem de Cumhuriyet kurmuştur.

Balkan Savaşları sonrasında Batı Trakya'da Türkler ve Pomaklar başta olmak üzere çoğunluğu Müslüman olan insanlar tarafından, Batı Trakya Türk Cumhuriyeti adıyla 31 Ağustos 1913 tarihinde kurulmuş olan bu Devlet, sadece 52 gün yaşamıştır ama, TÜRK, göstermiştir ki, Devletsiz olamaz ve her ahval ve şerait içerisinde bile bağımsız devletini kurar….

Kuvâ-yi Milliye” deyimi, ilk kez işte bu, Batı Trakya mücadelesinde kullanılır. Bu Cumhuriyetin oluşturduğu hükûmet, maalesef Osmanlı Devleti tarafından tanınmamıştı. Oysa ki Batı Trakya bölgesi henüz kendisine ait olmayan Yunanistan siyasi nedenlerden dolayı böyle bir devlete olumlu bakıyordu, hatta kendi iradesi ile Dedeağaç'ı bu devlete teslim etmişti. Bulgaristan ve Osmanlı Devleti ise yine siyasi nedenlerle bu devleti istemiyorlardı.

Batı Trakya doğuda Meriç, batıda Makedonya, kuzeyde Bulgaristan, Rodraplar’ın karlı dağları, güneyde Ege Denizi Kırcali, Eğridere, Darıdere, Eşekkulağı Geçidi, Makas, Mesta, Karasu ve İskeçe üzerinden Akdeniz’e, Enez’den Gümülcine, İskeçe, Dedeağaç, Karaağaç, Koşukavak, Mestanlı ile çevrilidir.

Osmanlı DevletiBalkan Savaşı ile ilgili olarak son antlaşmayı da 13 Mart 1913'te Sırbistan ile yapmıştı. İki devletin ortak sınırı kalmadığından, bu antlaşmada daha çok Sırbistan'da kalan Türkler'in durumu konusuna yer verildi ve "Batı Trakya Geçici Hükûmeti" kuruldu. 

Hükûmetin Enver Paşa'nın emri ile Teşkilât-ı Mahsusa tarafından bölgenin Bulgarların eline geçmesini önlemek amacıyla kurulduğu bilinen gerçeklerdendir. 

İkinci Balkan Savaşı sırasında Osmanlı Ordusunun Midye-Enez Hattı'nı aşarak başlattığı taarruz neticesinde bölge yeniden Türk hâkimiyetine girmiştir. Ancak bu sırada Rusya meseleye dâhil olmuş ve Osmanlı kuvvetlerinin Meriç nehrini geçmeleri halinde savaş açacağı yönünde ültimatom vermesi üzerine Osmanlı kuvvetleri ileri harekâtlarına son vermişti. Rusya, tehdidinin ciddiyetini göstermek için İstanbul Boğazının yakınlarına Karadeniz filosunu göndermişti. Bu durum ise Büyük Britanya'nın meseleye müdahil olmasına sebep olmuştu.

29 Eylül 1913 tarihinde Osmanlı Devleti ile Bulgaristan arasında yapılan İstanbul Antlaşması ile Edirne dâhil Doğu Trakya'nın Osmanlı Devleti'ne verilmesine karşılık Batı Trakya Bulgaristan'a bırakılmıştı. "Batı Trakya Geçici Hükûmeti" bu duruma karşı çıktı ve antlaşmayı tanımadığını ileri sürdü.

Bu gelişmeler üzerine Bulgaristan, bölgede yığınak yapmaya başladı. Ancak o dönemde Osmanlı Devleti, yeni kurulan bu devlete dış baskıların da etkisiyle olumlu bakmıyordu. Buna ilaveten İstanbul'daki siyasî iktidar kavgası ve kargaşası Batı Trakya'da böyle bir bağımsız devlet ile ilgilenme olanağını ortadan kaldırmıştı. Bunun üzerine Sadrazam Sait Halim Paşa hükûmeti, "Batı Trakya Geçici Hükûmeti" üzerine baskı yaparak bölgenin boşaltılmasını sağladı. Nitekim 29 Eylül 1913 tarihinde imzalanan İstanbul Antlaşması'yla Osmanlı hükûmeti, Batı Trakya'yı bütünüyle Bulgaristan'a bırakmıştı. 14 Kasım 1913'te Osmanlı Devleti ile Yunanistan arasında imzalanan Atina Antlaşması, Batı Trakya'da yaşayan Müslüman Türk azınlık açısından Yunanistan'a en fazla sorumluluk getiren antlaşmadır. Buna göre Yunanistan'a bırakılan topraklarda kalanların yaşam, mal, din ve gelenekleri güvence altına alınacak ve bu insanlar Yunan kökenli vatandaşlarla aynı haklara sahip olacaklardı. Ayrıca dinlerinin gereklerini de açık bir şekilde yerine getirebileceklerdi.  Atina Antlaşması Yunanistan topraklarının hepsinde Müslüman cemaatlerin tüzel kişiliğinin tanınması açısından büyük önem taşımakta idi. 

Ekim 1913 başlarında Osmanlı Devleti Batı Trakya Bağımsız Hükûmeti'nin Bulgarlara direnişi bırakması için Miralay Cemal Bey'i bölgeye gönderdi. "Batı Trakya Bağımsız Hükûmeti"'nin toprakları, General Lazarof komutasındaki Bulgar kuvvetlerince 30 Ekim 1913 tarihine kadar tamamen işgal edilmiş kurulan devletin tüzel kişiliği sona ermişti. 

Böylece Ağustos 1913'ün ilk günlerinde, Batı Trakya'da büyük ümitlerle başlayan bu kurtuluş mücadelesi de üç ay sonra Ekim sonlarında acı bir düş kırıklığı ile sona ermişti… Bölgede bir yoğunluk oluşturan Türkler ve yüzyıllardır Türk hakimiyeti altında kalan bu topraklar da Makedonya gibi hudutların dışında bırakılmıştı.

1912 Ekiminde başlayan, sonradan Romanya'nın da katılmasıyla bütün Balkanları kapsayan büyük kavga, Ağustos 1913'te yani 10 ay gibi kısa bir süre sonunda bitti. Bu büyük kavga neticesinde mirastan en büyük payı Yunanistan aldı.

Osmanlı Devletinin Balkanlardaki 5 vilayeti, SelanikManastırKosovaYanya ve İşkodra'nın paylaşılması sonucunda;

Yunanistan: 50.000 km², toprak ve 1.600.000 nüfus;

Sırbistan: 30.000 km², toprak ve 1.200.000 nüfus;

Bulgaristan: 18.000 km², toprak ve 1.000.000 nüfus;

Karadağ: 5.000 km², toprak ve 150.000 nüfus kazandılar.

Ayrıca Arnavutluk bağımsızlığını ilan etti ve İşkodra'yı da topraklarına kattı. Balkanlı diğer uluslar, büyük mirası aralarında pay ederken ve Makedonya'yı adeta yutarlarken, buranın asıl sahibi olan Makedon halkından hiç bahsedilmedi. Ege adaları hakkında, büyük devletler Londra'da Şubat 1914'te şu esasları tespit ettiler: 

Meis hariç İtalya'nın işgal ettiği adalar onda; GökçeadaBozcaada hariç diğerleri Yunanistan'da kalacaktı. Ancak bu karar hukukî bir neticeye bağlanamadan I.Dünya Savaşı başladı. 1923 Lozan Antlaşması'yla sınırları yeniden çizilen Batı Trakya ise bugün tamamen Yunanistan'ın idaresinde bulunan bölgedir. Batı Trakya, Doğu Trakya ile Batı Rumeli'yi birleştiren bir köprü olarak kabul edildiğinden, Avrupa devletlerinin politikalarında önemli bir yer tutmuştur. 

Bayraktaki siyah Balkanlardaki zulmü temsil etmektedir. Yeşil İslamıAy Yıldız Türklüğü temsil etmektedir. Batı Trakya Bağımsız Hükûmeti'nin ulusal marşını Süleyman Askeri BeyDedeağaç'ta yazmıştır. Devlet Yunan ve Bulgar posta pullarını geçersiz sayarak kendininkilerini basmıştır. 

Aradan geçen süre içinde Geçici Hükûmet bütün bölgede teşkilatını kurdu ve 30000 kişilik bir de savunma gücü oluşturdu. Bağımsızlığını ilan eden yeni yönetim, ilk olarak ülkenin sınırlarını belirlemiş, bağımsız devletin sembolü olan ay yıldızlı, bayrağı resmi binalara çekmiş, 29.170 kişilik ordusunu kurup, bütçesini hazırlamış, pul bastırarak, pasaport uygulamasına geçmiştir. Bu arada Osmanlı yasa ve tüzükleri aynen kabul edilerek davalara da Batı Trakya Adliyesi bakmaya başlamıştır. Selanik doğumlu bir Yahudi olan Emanuel Karasu  tarafından resmi bir haber ajansı kurulmuş; Fransızca ve Türkçe olarak Müstakil-Indépendant adında bir gazete çıkarılmıştır.

Hoca Salih Efendi (Salih Mehmed)’in Cumhurbaşkanı olduğu bu Cumhuriyetin nüfus yapısı da şöyleydi:  

Müslüman (Türk, Pomak, çingene vd)  % 78,82 (185000)

Bulgar : % 10,86 (25500

Yunan : % 9,37   (22000)

Yahudi, Ermeni: % 0,94 (2200)

Toplam :  % 100  (234700)

Bağımsız Batı Trakya Türk Cumhuriyeti için, Süleyman Askeri’nin yazdığı şiir bestelenmiş 

ve  Milli Marş olarak kabul edilmiştir. 

Milli Marşın sözleri şöyledir: 

Ey Batı Trakyalı asil Türk çocuğu ne mutlu sana,

Sen hayat verdin kanınla millî kurtuluş savaşına.

Yüce kahramanlığın nakşedildi cihanın her yanına,

Selam duruyor milletler senin şu millî bayrağına.

Bastığın şu yerler senin şanlı şehitlerinle dolu.

Düşmanlar taciz edemez yüce kahramanların ruhunu.

Şanlı şehitlerin sarılmış kurtuluş bayrağına,

Bu ne ulvi şereftir gömülmek ecdad toprağına.

Yurtta hürriyetin, istiklâlin rüzgârı esiyor,

Kahraman mücahitler şu pis esareti deviriyor.

Bu şanlı millî istiklâl savaşından asla dönülmez!

Karşımıza çelik ordular da çıksa, bizi ürkütemez!

Biz, millî istiklâl için Meriç’i, Karasu’yu aştık,

Bütün müstevlileri ezerek, yenerek hedefe ulaştık.

Balkanlarda şanlı bir cumhuriyet çığırını açtık,

İlk defa hürriyet meş’alesini biz yaktık.

Bu bayrak dalgalanacak, cumhuriyet yaşayacak!

Karşımızdaki düşmanlar bizden ürküp kaçacak!

Binlerce yıl hür yaşayan bir milletin torunlarıyız,

Şu steplerin kurdu, arslanı, göklerin kartalıyız.

Mücahitlerin hamlesi her zaman fırtınalar andırır,

Savaşta heybetimizin dehşetinden düşmanlar bayılır.

Batı Trakya Cumhuriyeti yaşayacak, yaşayacak!

Terakkimizin karşısında milletler şaşıracak!

Ey şirin Batı Trakya!... İşte nihayet esaretten kurtuldun,

Ey düşmanlar!... Sanmayın savaşlardan bu millet yorgun.

Cumhuriyetin yüce bayrağı her an bu yurtta dalgalanacak,

Şu bütün Batı Trakyalılar kıyamete kadar hür yaşayacak.

 

Yazarın Diğer Yazıları