İrfan Ünver Nasrattınoğlu

BEHÇETOĞLU MUZAFFER GÖRKTAN (104. DOĞUM YILINDA ANARKEN)

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Taşıyla toprağıyla ve insanıyla altın olan Anadolu’nun her yerinde, popüler kişiler yaşamaktadır. Bu kişilerin kimileri ekonomik, kimileri sosyal, kimileri de kültürel yanlarıyla temayüz etmiş, etrafını etkilemiştir. Meselâ bir konu ele alınıp tartışılırken, o konuda popüler olan kişi anımsanır ve “gidip ona soralım” denilir.
Afyonkarahisar’daki popüler kişileri arasında Behçetoğlu Muzaffer Görktan da vardı. O gazeteciydi, şairdi, yazardı… Ve O zengin bir arşivin sahibi ve canlı bir külliyat idi. Afyonkarahisar’ın geçmişi ile bir bilgi arandığında, onun arşivine başvurulabilirdi.
Hayatı
Muzaffer Görktan, 1917 yılında İstanbul’da doğdu. Zira annesinin babası Dühancızade Hacı İbrahim Efendi, hayatını İstanbul’da sürdüren bir iş adamıydı. Ama Görktan, soyköküyle, Afyonkarahisarlı’ydı.
Birkaç çocukluk yılını İstanbul’da geçirdikten sonra, 1924 yılında Afyonkarahisar Gedik Ahmet Paşa İlkokuluna kaydoldu. Şair Osman Attilâ’nın sınıf arkadaşıydı. Bu iki şair okulda bir duvar gazetesi çıkarmışlar; ilk yazılarını ve şiirlerini bu gazetede yayınlamışlardı.
Muzaffer Görktan, Afyonkarahisar’ın, Yunan ordusu tarafından işgalini iyi hatırlıyordu. Özgürlüğünün, kısa bir süre için de olsa, elinden alınmış olmasını içine sindirememişti. Kocatepe’den 26 Ağustos 1920’de başlayan büyük taarruzu, Dumlupınar meydan muharebesini ve kurtuluşu yaşamıştı. O olayları yaşayan tüm yurttaşlarımız gibi, o da Atatürk’e hayrandı ve Yüce Önderi adeta taparcasına severdi. Bir vesileyle bana aynen şöyle demişti: “…beş yaşımdan beri, Atatürk sevgisi ciğerlerime çöken bir kireç gibidir; çıkmaz. Yeni tabiri ile, kafamdaki Mustafa Kemal’i hiçbir su yıkayamaz.”
Muzaffer Görktan’ın lise öğrenimine başladığı yıllarda, Afyonkarahisar Lisesi, üniversite gibiydi. Türkiye’nin kalburüstü hocaları bu lisede toplanmışlar ve bu liseden mezun olan öğrenciler, diledikleri fakülteye girebilme başarını göstermişlerdi. Örneğin Eflatun Cem Güney, Edip Ali Bakı, Ahmet Sami Onur, Tahir Hayrettin Tolga, Ömer Fevzi Atabek vb. bu hocalar arasındadır. Görktan, işte bu hocalardan ders ve feyz almıştı.
Behçetoğlu, 29 Şubat 1940 tarihinde İstanbul PTT Müdürlüğüne atanmış, ama aynı tarihte gazetecilik hayatı da başlamıştı. Afyonkarahisar’da yayımlanan yerel gazetelerden başta, çeşitli İstanbul gazetelerinde yazıları yayımlanıyordu, Keza Türkiye’nin çeşitli kentlerinde yayımlanan gazete ve dergilere de şiirlerini, düz yazılarını gönderiyor yayımlatıyordu. Kendisinin tespitlerine göre tam 153 gazete ve dergide imzası çıkmıştı. Bu nedenledir ki, Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü ona “Basın Şeref Kartı” vermişti.
Daha sonra bir süre Devlet Demiryolları teşkilâtında çalışan Behçetoğlu, Afyonkarahisar Belediyesi Evlendirme Memuru olmuş ve bu görevi yaptığı sırada beş bin kadar çiftin nikâhını kıymıştı. 35 yıllık fiili hizmetin sonunda 1972 yılında kendi isteğiyle emekliye ayrılmıştı.
Yazı Hayatı
Muzaffer Görktan, Afyonkarahisar’la ilgili derleme ve araştırma çalışmaları yaparken, bunları zaman zaman kaleme alarak yayımladı. O arada Dr. Mehmet Saadettin Aygen’le birlikte Ali Çetinkaya ile ilgili bir kitabı yayımlandı.
Ancak, evinde oluşturduğu arşivde, kitap bütünlüğünde yayımlanabilecek bir hayli materyal vardı. Ben bunların önemli bir kısmını görmüş ve hatta, arşivindeki birkaç fotoğrafı kullanmama izin vermiş; üç-beş fotoğrafı da anı olarak bağışlamıştı.
Behçetoğlu’nun zaman zaman yayımlanan bir de “Görktan Gazetesi” vardı. Heceyle yazdığı birçok şiirinin de bir gün kitap haline getirilmesi elbette iyi olacaktır.
Afyonkarahisarlı basın-yayın hayatının içinde olan kişilerin, özellikle de gençlerin, “Üstad” dedikleri Behçetoğlu bugün, Örnekevler’deki malikanesinde oluşturduğu kütüphanesinde durmadan yazmaktadır. Herhangi bir konuda, Afyonkarahisar’a araştırma için gelenler, ya üstadı arayıp bulurlar, ya da gelenlere üstadı görmeleri tavsiye edilir.
Üstad, ülkemizde, sayıları giderek azalan entelektüellerden biridir. Afyonkarahisar sosyal hayatı ve kültür tarihinde yeri vardır. Örnekevler’de oturduğu evin bulunduğu sokağa onun adının verilmesi, onun değerinin yaşarken bilinmesi olacaktır ki, bundan onu sevenler çok memnun olacaklardır.
***
Yukarıdaki satırlar, Behçetoğlu hayatta iken yazılıp İstanbul’da münteşir, Size Dergisi, (S.147, Ocak 1986, s.10-11) ve Ankara’da münteşir Barış Gazetesi’nde (06 Mayıs 1986) yayımlanmıştır.
***
Muzaffer Görktan’la ağabey-kardeş ilişkimiz vardı. Benimle ilgili birçok yazı yayımlamıştı. Bunlardan birkaçından alıntı yapmak isterim:
-1-
“…Bu genç arkadaşım (yani ben) kendi gayreti ile kendi kendini yetiştirmiştir. Keskin zekâsı ve ileri görüşü ile de ahlat ağaçlarında dolaşmamış, usta bir arı gibi bal alınacak çiçekleri tayinde isabet göstermiştir. Yılmamıştır, usanmamıştır. İlk zamanlarda kendisi daha toy (yaşça küçük) görüldüğünden gerek üstad Avukat Mahir Erkmen ve gerekse Emekli Müze Müdürü Süleyman Gönçer’den ve hatta benden yakınlık görmemişti.
…Kısa zamanda kendi yetenekleri ile birkaç eser veren bu gencimizi ihmal etmemeliyiz. Hamlelerinde yalnız manen değil, aynı zamanda maddeten desteklemeliyiz ki, her şeyi ile Afyon tarihimizi su yüzüne çıkarabilsin.”
Türkeli, 18.08.1975 Behçetoğlu Muzaffer GÖRKTAN
-2-
“Dostum Nasrattınoğlu’nun bu yedinci eseri de ciddi bir incelemenin mahsulüdür. Kendi imkânları ile Afyonkarahisar kültürüne fasılasız hizmetleri dokunan bu gencimizin madden değilse bile manen desteklenmesi her Afyonkarahisar’lının görevi olması lâzımdır.
…Kitabı her okuyan, mutlak hatıralarını, sayfaların sisli satırlarında görecektir.”
Ankara Gündem, 07.05.1976 / Türkeli, 12.05.1976 Behçetoğlu Muzaffer GÖRKTAN
-3-
“…Son senelerde boyundan büyük, yaşından fazla işler başaran bir yazarımızdan, tetkikçi ve folklorcudan bahsedeceğim. Bir çok eserleri olan ve ismini yurt dışına taşıran bu gencimiz İrfan Ünver Nasrattınoğlu’dur. Sistemli çalışması, düzgün karakteri ile Ankara başta olmak üzere yurdumuzda bir muhit yaratmış, ancak ünlü ilim adamlarının davet edildiği seminerlere, toplantılara davet edilmiş, TRT’de hayli konuşmalar yapmış, bu suretle ismini yurt dışına da tanıtarak Avrupa ülkelerine davet edilmiştir.
Türkeli, 17.10.1977 Behçetoğlu Muzaffer GÖRKTAN
-4-
“…Ben diyorum ki, bu yazarımızı TRT teşkilatımıza alalım, tabii kabul ederse. Zira ben ona milletvekilliğini bile kabul ettiremedim… Yurdumuzu dünyaya ve dünyayı bize tanıtan bu genç yazarımızı devlet himayesine alarak tabedilecek hazır eserlerini devlet basımevlerinde bastırıversek…”
Bayrak, S.940, 08-14 Mart 1988 Behçetoğlu Muzaffer GÖRKTAN
***
Hakkımda böylesi övgüler yazan Behçetoğlu’nun durup dururken bir gün yayımladığı bir yazısında beni suçlamış ve elbette cevabını da almıştı!…
Afyonkarahisar Belediyesinin düzenlemiş olduğu, “Afyonkarahisar Araştırmaları Sempozyumu” Çalışmalarında, o dönemde Kültür Müdürü olarak görev yapan İbrahim Yüksel ve Mehmet Sarlık, benden naçiz desteklerimi istemişler, ben de seve seve kendilerine, elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışmıştım. Bu sempozyumlardan birisinde, Ankara’da görevli bulunan veya bir vesileyle Ankara’ya gelmiş olan yabancı dostlarımızı da Afyonkarahisar’a davet etmiştik. Örneğin bunlar arasında, bugün Romanya’nın başkenti Bükreş’teki devlet üniversitesinin Türkoloji bölümü başkanlığını yapan, Prof.Dr. Luminita Munteanu, Romanya Türkolojisinin dev kişilerinden Prof.Dr. Enver Mahmut ve Prof.Dr. Nedret Mahmut, Türkmenistan’lı ünlü Prof.Dr. Yazmurat Memmediyev, Slovakya Türkolojisinin en önemli uzmanı Dr.Xenia Celnarova da vardı. Bunlar, Türkiye’nin çeşitli kentlerinden gelen bilim adamları gibi, kendi imkânlarıyla Afyonkarahisar’a gelmişler, Belediye de tüm konuklar gibi, bunları da 2-3 gün misafir etmişti.
Afyonkarahisar Araştırmaları Sempozyumu’na çok değerli bildiriler sunulmuştu. Bizim getirdiğimiz yabancı konuklar da bildirilerini sunmuşlar; ülkelerine döndükten sonra da şehrimizin reklamını yapmışlardı. Rahmetli Behçetoğlu, bundan memnun olacağı yerde, olumsuz yönde eleştiri yazıları yazdığı gibi, bir de şunu yazma densizliğini göstermişti!: “Nasrattınoğlu, yabancı dostlarını şehrimize getirip, belediyeye misafir ettirdi!…”
Aradan bunca yıl geçtikten sonra, değerli ağabeyimin neden böyle bir cümleyi yazmak gereğini duymuştu?… O nedenle herkes bana teşekkür ederken, o niye yanlış bir şey yapmışız gibi bir kanaat uyandırmaya çalışmıştı?… Bunu hâlâ anlayabilmiş değilim!… O Türkeli’den, ben Kocatepe’den polemikler yapıyorduk ki, Rahmetli Kardeşim Şükrü Küçükkurt’un, “bırak şunu İrfan yahu” demesi üzerine, hezeyanlarına cevap vermeyi bıraktım.
***
1993 yılında ebedi aleme yolcu edilen Merhum Muzaffer Görktan, unutulmamalı ve daima iyi taraflarıyla; Afyonkarahisar’ımız için yaptıklarıyla anılmalıdır. Onun yapmak istediği ama bir türlü yapamadığı yayınları, oğlunun yapmakta olduğunu görüyor, memnun oluyorum. Bu yayınların, kamuoyuna mal edilmesini Koca Behçet ve Muzaffer ağabeyimin, bugünkü kuşaklar tarafından da bilinmesini çok arzu ederim. Doğumunun 104. Yıldönümünde onu bir kez daha rahmetle anıyor; mekânının Cennet olmasını diliyorum.

Yazarın Diğer Yazıları