Bulgaristan, kapımızın dibindeki bir komşu olarak, coğrafyanın dost geçinmeye mecbur ettiği bir ülkedir. Bu ülke ile ilişkilerimize, TC Devleti, her zaman büyük önem vermiştir. İstiklal Harbinden sonra Atatürk, Balkan Antantını kurarken, ilk olarak Bulgaristan ile anlaşmıştır. Türkiye-Bulgaristan yakınlaşması ve bu cümleden, çok yönlü ilişkilerin gelişerek devamı, Bulgaristan’ın komünist sisteme geçişine kadar sürmüştür. Gerçi Osmanlı Devleti’nden ayrılıp, bağımsız Bulgaristan’ın kuruluşundan itibaren, zaman zaman Türkler huzursuz edilmişler ise de, özellikle Todor Jivkov döneminde Türkler’e ağır baskılar uygulanmıştır. SSCB’nin yıkılmasından sonra bu devletin uydusu durumundaki Bulgaristan’da da düzen değişikliği olmuş, demokratikleşme başlamış, dolayısıyla, Türkler de derin bir nefes almışlardır. Gerçi Türkler, tam anlamıyla eşit hak ve özgürlüklere kavuşmuş değiydirler ama, Bulgaristan’daki demokratikleşme süreci ilerledikçe, Türkler de daha rahat bir yaşama ortamına kavuşacaklardır.
Hangi Türkler?
Bulgaristan Cumhuriyeti (BC) nüfusunun, yaklaşık üçte biri Türk kökenlidir. Buna “nasıl olur?” diye karşı çıkanlar olacaktır, ama şöyle tarihin derinliklerine doğru bir göz atılacak olursa, iddiamızın, hayali tahmine dayanmadığı anlaşılacaktır. Önce bu ülkedeki Türkler’i bir kümelendirmekte yarar vardır:
1. Bulgar Türkleri
2. Peçenekler, Uzlar, Kuman-Kıpçaklar ve Hun Türkleri
3. Osmanlı Türkleri (Evladı Fatihan)
4. Türk Tatarlar
5. Gagauz Türkleri
6. Pomak Türkleri
7. Yeni Düzende Gidip Yerleşenler
8. Müslüman Çingeneler
9. Arnavut Türkleri
Bulgaristan’daki Türk nüfusunu, sadece Evladı Fatihan’la ölçmeye kalkanlar, 1-2 Milyon arasında bir tahminde bulunmaktadır. Oysa ki, yukarıda belirtilen unsurların tamamı Türk kökenlidir ya da bu kümelere giren insanlar, kendilerini Türk hissederler. Çingeneler somut örnektir. Zira Müslüman Çingeneler Türkçe konuştukları gibi, sorulduğunda, göğüslerini gere gere “Türküm” demektedirler. Böyle insanlara, “Hayır, sen Türk değilsin” demeye kimsenin hakkı yoktur!…
Tarih Açıklıyor
Merkezi, Rusya Federasyonu’na bağlı Tataristan Cumhuriyeti’nin Bulgar kenti olan Bulgar-Türk Devleti, Hazar Türkleri tarafından işgal edilince; Asparuh Han yönetimindeki bir grup Bulgar Türkü, balkanlar’daki Deliorman topraklarına gelip yerleştiler. Bunlar, 681 yılında Tuna Bulgar Devleti’ni kurdular. Daha sonra çevredeki Slav toplulukları ile birleşerek, topraklarını genişlettiler ve Bulgaristan’ı kurdular. Yani Bulgaristan’ın kurucuları, Bulgar Türkleri’dir. Bunlar, hristiyan dinini benimsedikleri için, zaman içerisinde Slavlaşmaktan da kurtulamadılar. Bugünkü Bulgaristan’da yaşayan ve bir bölümü Türkiye’ye göç etmiş bulunan Deliorman Türkleri’nin Tuna Bulgar Devleti’ni kuran, Bulgar Türkleri’nin torunları olduğu biçiminde, Türk ve yabancı bilim adamlarının tespitleri vardır.
Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan kısa bir zaman sonra, Bulgaristan toprakları, Türk egemenliği altına girdi. Bunun pek zor olmadığı bilinen tarihi gerçeklerdendir. Gerçi Osmanlı Akıncılarının bilek güçleri, fetihlerde büyük rol oynadı ama,fetihlerde kapıların içeriden açılmış olduğu gerçeği de göz ardı edilmemelidir. Tarihçiler bu gerçeklere yeni yeni değinmektedirler. Zira daha önce bu topraklara yerleşmiş olan Türk unsurlar vardır ve bu unsurlar, Osmanlı’nın, Rumeli topraklarını baştan başa ele geçirmesinde çok önemli rol oynamışlardır.
Türk’ün, Bulgaristan’daki hakimiyeti altıyüz yılı aşan bir süre devam etmiş, sonraları Osmanlı yönetimi içerisindeki kargaşa ve yapılan hatalar sonucu, Osmanlı-Rus Harbinden sonra, bağımsız Bulgaristan Devleti kurulmuştur.
Şimdi Bulgaristan’daki Türklük konusunda, ilk kez yaptığımız kümelendirmeye dönerek, bu ülkedeki soydaşlarımız üzerinde duralım…
1. Bulgar Türkleri
Yukarıda değindiğimiz gibi, bugünkü Tataristan topraklarından, yani İdil-Ural Bölgesinden gelip, Balkanlar’a yerleşen Bulgar Türkleri. Bir başka deyişle, yine yukarıda değindiğim, Deliorman Türkleri’nin ataları…
2. Peçenekler, Uzlar, Kuman-Kıpçaklar ve Hunlar
Bütün bu Türk boyları, tarih içerisinde, Orta Asya’dan kalkıp, Balkanlar’a ve bu arada bugünkü Bulgaristan topraklarına gelip yerleşmişlerdir. Bunların bir kısmı Slavlaşmış, hristiyan dinini de kabul edip, eriyip gitmişlerdir. Bugün, “Ben Bulgar’ım” diyen, Bulgaristan vatandaşlarının pek çoğu bunlardandır. Bir kısım Peçenek, Uz ‘Oğuz), Kuman-Kıpçak ve Hunlar ise, Bulgaristan’da da durmayıp, Avrupa’nın içerilerine doğru göç etmişler ve gittikleri yerlerdeki insanlarla karışıp, kaybolmuşlardır…
3. Osmanlı Türkleri (Evladı Fatihan)
Osmanlı Devleti, suyun ötesine geçip, bugünkü Rumeli topraklarını fethettikten sonra, Anadolu’nun çeşitli yörelerindeki insanlarımızı, fethedilen topraklara yerleştirmiştir. Daha çok, Osmanlı’ya başkaldıran Karamanoğulları’nın hakim oldukları topraklardan, örneğin Konya, Karaman yöresinden, Türkmenler Balkanlar’a mecburi iskana tabi tutulmuşlardır. Bunun yanı sıra Orta Asya’dan gelip, Anadolu’ya yerleşmiş olan, bazı Türk boyları da, Anadolu’daki nüfus kesafeti nedeniyle, sonradan, Balkanlar’a ve Rumeli’ye nakledilmişlerdir. Osmanlı Türkleri dediğimiz bu kesim, bugün de Bulgaristan Türklüğü’nün ağırlık noktasını teşkil etmektedir. Aslında Osmanlı Türkleri, son yüzyıl içerisinde, kitleler halinde Anadolu’ya dönmemiş olsalardı, bugün Bulgaristan’daki Türk nüfusu, Bulgar nüfusundan daha fazla olabilirdi. Ne var ki, Osmanlı tarihinin son yıllarındaki Balkan bozgunu ile birlikte büyük bir göç olayı yaşanmış, Bulgaristan’daki insanlarımız akın akın Türkiye’ye gelmişlerdir. Sonraki yıllarda da çeşitli baskılara dayanamayıp, Anayurt olarak gördükleri Türkiye’ye gelenler olmuştur. Göçler aileleri iki bölmüş olduğundan, “parçalanmış olan ailelerin birleştirilmeleri” düşüncesiyle peyderpey göçler devam etmiştir. Son olarak 1984 yılında, Türkler’in isimlerinin değiştirilmeye başlanması ile birlikte yüzbinlerce Türk, Anadolu’ya ve Trakya’ya gelmişlerdir. Böylelikle Bulgaristan’daki Türk nüfusunda azalma meydana gelmiştir.
4. Türk Tatarlar
Bulgaristan’da Türk Tatarlar da vardır. Bunların şuurlu olanları, kendilerini, öteki Türk toplumundan ayrı tutmamaktadır. Bir kısmı ise kendilerine sadece “Tatar” demektedir. Bunlar Türkiye’de hiç yaşamamış olan, Kırım Tatarları’dır. Kırım’daki bozgundan ve son olarak, Stalin’in tatarlar’ı sürgüne göndermesinden sonra gelip, Bulgaristan topraklarına yerleşmişlerdir. Bir de Osmanlı döneminde, Anadolu’dan alınıp, Balkanlar’a, bu cümleden, Bulgaristan’a yerleştirilen Tatarlar vardır.
5. Gagauz Türkleri
Gagauzlar, Orta Asya’dan kalkıp Balkanlar’a gelen, hristiyan Türkler’dir. Bunlar gerçek Oğuzlar’dır. Hiçbir zaman İslamiyetle tanışmamışlardır. Esasen bir Türk’ün, İslamiyeti kabul ettikten sonra, başka bir dine geçmesi mümkün değildir. Bu soylu Türk boyu, önceleri bugünkü Bulgaristan ve Romanya topraklarına, büyük ölçüde Dobruca Bölgesi’ne yerleşmişlerdir. Daha sonra bir kısmı yine bu topraklarda kalmış, fakat daha kalabalık bir kısmı, Basarabya bölgesine, Tatarlar’ın boşalttıkları yerlere göç etmişlerdir. Basarabya topraklarının bir kısmı, halen Moldova Cumhuriyeti sınırları içerisinde olup, bir kısmı da Ukrayna sınırları içerisindedir. Moldova topraklarının Bucak Bölgesi, 1995 yılının Mart ayındaki bir kararla, “Özerk Gagauz Cumhuriyeti” ilan edilmiş olup, buradaki Gagauzlar, kendi devletlerine kavuşmuşlardır. Bundan sonra, bunların rahatlıkla dillerini ve kültürlerini yaşatmaya yönelik çalışmalar yapmaları mümkün olabilecektir. Fakat Ukrayna’da kalan yaklaşık 70 bin Gagauz Türkü’nün durumları iç açıcı değildir. Bunlara ilgi gösterilmezse, yakın bir gelecekte eriyip gitmeleri kaçınılmazdır. Aslında Ukrayna kesiminde kalan Gagauzlar’ın gelenekleri, görenekleri Türkiye’deki örf ve adetlere çok yakındır. Gelelim Bulgaristan’daki Gagauzlar’a…
Bundan on yıl önceye kadar Bulgaristan’da “Ben Gagauzum” diyen insanların sayıları 340 bin idi. Bulgaristan Türkleri’nden söz edildiğinde, bu 340 bin Gagauz kale alınmıyordu. Oysa Bulgaristan’daki her Gagauz ile, dil bakımından hemen anlaşabilmek mümkündür ve Bulgaristan’daki düzen değişikliğinden sonra, Gagauz Türkleri de, milli kimliklerini ortaya koymaktan çekinmemektedir. Ancak Gagauzlar’ın, Bulgarlar gibi hristiyan-ortodoks olmaları, Bulgarlar’ın amaçlarının gerçekleşmesine yardımcı olmaktadır. Ayrıca Bulgarlar (ve Ruslar), yıllar yılı şu iki yalanı savuna gelmişlerdir. Birincisi “Gagauzlar aslında Bulgar’dır, ama Osmanlı döneminde bunların dilleri zorla değiştirilmiştir!…” İkinci yalan ise; “Pomaklar, aslında Bulgar’dır, ama Osmanlılar bunların dinlerini zorla değiştirmişlerdir!…” biçimindedir!. Birkaç yıl Moldova’nın Çadır kentinde yaptığım bir konuşmada bu yalanlara değinerek, kalabalık bir Gagauz topluluğuna şöyle demiştim: “Bu Osmanlı ne menem bir devlet imiş ki, ayrı yerde yaşayan insanlardan bir kısmının dilini, bir kısmının da dinini değiştirmiş?…” Sonra da eklemiştim: “Artık kendinize geliniz, yıllarca, yalanlarla sizi uyuttular, uyanınız; siz Türk’sünüz, kendi ifadenize göre, küçük değil, büyük bir milletin bireylerisiniz; siz 250 milyonluk büyük Türk Milletine mensupsunuz!…”
Şimdi Bulgaristan’daki muhtemelen 500 bin Gagauz’un uyanışı sağlanmalıdır.
6. Pomak Türkleri
Evet, Bulgarlar, Pomaklar’ın soy olarak Bulgar olduğunu söylerler ve bunların Osmanlılar tarafından Müslümanlaştırılmış olduklarını söylerler. Yunanistan ise Batı Trakya’daki Polaklar için, “bunlar Yunanistan Müslümanlarıdır” diye gerçeği saptırırlar! Makedonya’daki adları “Torbeş” e dönüşen Pomaklar için Makedonlar, “siz aslında Makedon milletindensiniz, ama Osmanlılar siz zorla İslamiyeti kabul ettirdiler” derler! Oysa Pomaklar ve Torbeşler, yukarıda sözünü ettiğim Peçenek, kuman-Kıpçak vb.gibi Türk boylarına mensupturlar. Fakat bunlar zamanla, sayıca az olmaları nedeniyle, çevrelerindeki insanların dillerini konuşmaya başlamışlar, kendi dillerini unutmuşlardır. Boşnaklar da aynı durumdadırlar. Bilindiği gibi Sırplar da uzun yıllar Boşnaklar için, “siz Sırp milletindensiniz, dininizi Osmanlılar değiştirdi!” iftirasını kullandılar! Hepsi yalandır! Ama ne yazık ki, ülkemizde de bu gerçekleri bilen azdır ve hele siyasetçilerimiz bu konuda çok büyük hatalar yapmaktadır!…
Bulgaristan’daki Pomaklar, İslam dinine son derece bağlıdırlar. Pomaklar’ın (yanı sıra Torbeşler’in ve Boşnaklar’ın) Türk olmadıklarını ve hele hele başka bir soya mensup olduklarını söylemek ve yazmak, eğer cehalet değilse, alçaklıktır. Zira, bırakınız Türk tarih bilginlerini, yabancı tarihçiler dahi, bu insanların Orta Asya kökenli olduklarını teslim etmektedirler. Nitekim, araştırmacı Ahmed Cevat, Pomak dilinin kendine özgü bir dil olduğunu, bilimsel yöntemlerle ortaya koymuştur. Buna göre Pomakça’nın % 25’i Kuman-Kıpçak’ça, % 20’si Oğuz Türkçesi, % 15’i Nogay tatarcası, % 10’u Arapça, % 30’u ise Ukrayna Slavcası’dır. Aynı araştırıcıya göre, Pomak lehçesi ve bu lehçeyi içeren, özellikle Çağatay-Türk lehçe grubuna dahildir.
Bulgaristan’da hiçbir zaman, sağlıklı ve de soya dayalı bir sayım yapılmadığından Pomak Türkleri’nin kesin sayılarını da ortaya koyabilmek mümkün olmamaktadır. Ama Bulgaristan Türkleri’nden olup, bir süredir Türkiye’de yaşayan Araştırmacı Mehmet Çavuş’a göre, Pomak Türkleri’nin 1987 yılındaki nüfusu 1 milyon dolayındadır. Pomaklar’ın % 70’i Paşmalı (Smolen), Hasköy,, Kırcali, Filibe, Cuma-i Bala (Blaoevgrad), Madan, Rudozem, Çepelare, Dospat çevresinde; % 30’u ise Tırnova, Lofça, Plevne gibi Kuzey Bulgaristan kentlerinde yaşamaktadır. Komünist rejim 1950 yılından itibaren Pomaklar’ı sağa sola sürmüş, hayatlarını adeta felce uğratmıştır. Pomaklar 1970’li yıllara kadar Türklük mücadelesi yapmışlar ama, 1970-1974 yılları arasında silah zoru ile zorla Bulgar’laştırılmışlardır. Ancak, Pomaklar her şeye rağmen milli ve dini kimliklerini korumuşlardır. Bugün de Bulgaristan’da, soylu bir Türk topluluğu olarak varlıklarını sürdürmektedirler.
7. Yeni Düzende Gidip Yerleşenler
Komünist sistemin yıkılması ve demokratikleşmenin başlaması ile birlikte, özellikle son 4-5 yıl içerisinde Türkiye’den gidip, Bulgaristan’da iş tutanların sayıları az değildir. Hemen hemen Bulgaristan’ın her yerinde, irili ufaklı işyeri açan, Türk iş adamları mevcuttur. Bunlar, yanlarında sadık adamlarını, eşlerini ve çocuklarını da götürüp, yerleşmişlerdir. Muhtemelen, büyük çoğunluğu bir daha Türkiye’ye dönmeyip, orada kalacaklardır. Zira artık Bulgaristan’ın, bir Avrupa ülkesi olarak, giderek demokratik sistemini iyice oturtacağına kesin gözüyle bakılmaktadır. Nitekim sadece Türk iş adamları değil, gelişmiş batılı ülkelerin hemen hepsi, Bulgaristan’da yatırıma yönelmişlerdir. Bugünkü tahminlere göre, yeni düzende Bulgaristan’a gidip yerleşen Türkler’n sayıları 15 bin dolayındadır.
8. Müslüman Çingeneler
Bulgaristan’daki çingenelerin çoğunluğu Hint-Yörük soyludur. Konar-Gözer bir hayat tarzını benimsemiş olan Yörüklerin bir kısmı Bulgaristan topraklarında da gelenek ve göreneklerini sürdürmüşlerdir. Irkçı Bulgar tarihçileri bunlar için kasıtlı olarak “Türk Çingenesi” demişlerdir. Türkler arasında da ayrım yapılmış, “feraceliler”ve “demirciler” gibi adlar verilmiştir. Bulgarlar, Türkler’den önce, Gagauzlar, Pomaklar ve Çingeneleri assimile etmeye çalışmışlardır. Bugün ülkenin Çingene bulunmayan yeri yoktur. Bunlar uzun yıllar Türk geleneklerine ve İslam adetlerine sadık kalmışlardır. Türk okullarında okumuşlar, her zaman Türkçe konuşmuşlardır. O kadar ki, büyük çoğunluğu, Türklüğü, kutsal bir inanç olarak bilirler. Bulgaristan’daki çingenelerin sayıları bir milyon civarındadır.
9. Arnavut Türkleri
Arnavutlar’ın büyük ölçüde Türk kökenli olduklarını her vesileyle yazdım ve söyledim. Bu inancımda da ısrarlıyım. Bu kardeş ulus, Osmanlı İmparatorluğu’nun ayrıcalıklı unsuruydu ve daima devletin en üst kademelerinde görev yaptılar… O dönemde, Anadolu, Arnavutluk veya Kosova’dan alınarak, Bulgaristan’a yerleştirilmiş olan Arnavutlar’ın az bir kısmı Bulgaristan’da kalmıştır. Onlar da Türkler’le yan yana, Bulgaristan’ın asli unsurları olarak bu ülkedeki hayatlarını sürdürmektedir.
Aslında Bulgaristan’da Makedon, Sırp, Ulah, Rum, Yahudi, Ermeni, Rus, Çek vb.gibi başka etnik gruplar da bulunmaktadır.
Sonuç Olarak
Bulgaristan’da, tüm göçlere rağmen, şu anda 3 milyondan fazla insanımızın olduğunu, orada yaşayanlar söylemektedir. Üstelik Türkler hızla çoğalmakta, buna karşılık Bulgar nüfusu azalmaktadır.İşte Bulgarlar’ı korkutan da budur. Zira durum böyle devam ederse, yakın bir gelecekte Türk nüfusu, Bulgar nüfusunu geçecektir. Ama korkunun ecele faydası yoktur. Artık, gerçekleri balçıkla sıvamak da mümkün değildir. Halen Bulgaristan siyasi hayatındaki Halk ve Özgürlükler Hareketi, Bulgaristan Türkleri arasında birlik ve beraberliği sağlayıp, parlamentoda gerekli sayıda Türk milletvekilinin temsilini sağlayamıyor, ama bir gün bu da olacaktır.
Ben Bulgaristan’da çok defa bulundum. Hemen her yeri gezip gördüm. Hatta 80’li yılların başında “Kapı Komşumuz Bulgaristan” adıyla bir de kitap yayımladım. O kitabımda, daha çok Bulgaristan Türkleri’ne yer verdim ve o ülkede çeşitli sahalarda başarıya ulaşan Türkler’den söz ettim. Bu ülkenin her yerinde, Türk izlerini görebilmek mümkündür. Camiler, hanlar, hamamlar, çeşmeler ve sayısız Türk yer adlarıyla, Bulgaristan’da Türk’ün hakkı vardır. Bu hak elbette TC’nin değil; orada yaşayan Türk kökenli insanlarındır. Bizim insanlarımız, Bulgaristan’ın her şeyidir. Yaşadıkları ülkenin ekonomisine olduğu kadar, sosyal ve kültürel hayatına da damgalarını vurmuşlardır.
Yazarın Diğer Yazıları
Moldova Cumhuriyeti’nde Kurulan Gagauzya Türk Devleti Ve Büyükelçi Ender Arat
14 Ağustos 2026 01:12Kırk Arabalık Nakliye Kolu Kumandanı Bilecikli Ayşe Çavuş
13 Ağustos 2026 01:08Milli Mücadele Milis Kumandanı İpsiz Recep
12 Ağustos 2026 01:08Azerbaycanlı Şair-Yazar-Akademik Neriman Hasanzade (Ardından)
11 Ağustos 2026 01:06Milli Mücadelede Vanlı Kadın Kahraman GAZİ SÜREYYA SÜLÜN
10 Ağustos 2026 01:04