Türk tarihinin, insanlık tarihi kadar eski olduğu bilinen gerçektir. Ecdadımız, çok sayıda Devletler, hatta imparatorluklar kurmuş, yönetmiş ve iz bırakmışlardır. Ben bu yazımda sadece Osmanlı İmparatorluğunun bir Dünya Devleti olarak sınırlarını nerelere kadar uzatmış olduğuna ve ne gibi önemli ve tarihi olaylar yaratıklarına kısaca değinmek istiyorum.
AVRUPA
Bulgaristan, K.Makedonya, Yunanistan, Sırbistan, Karadağ, Bosna Hersek, Kosova Hırvatistan, Romanya, Moldova, Ukrayna, Macaristan, Slovakya, Arnavutluk…Osmanlı Devleti tarafından yönetiliyorlardı… Doğu Avrupa'da 1576 yılında Lehistan krallığını himaye altına alarak, nüfuzunu Belarus, kuzey Ukrayna, Letonya, Litvanya, Estonya topraklarına kadar genişletmiş ve Baltık Denizi'ne kadar uzanmıştır. Sokullu Mehmet Paşa Fransız Valois hanedanı mensubu Henryk II Walezy'nin taç giymek üzere Fransa'ya kaçmasının ardından Polonya'da çıkan veraset kavgalarına müdahale etmiş ve o dönem Osmanlı Devleti'ne bağlı olan Erdel'in voyvodası Stefan Báthory'yi "Lehistan Kralı" olarak seçtirmiştir. Adı geçenin hükümdarlığının son yıllarına doğru Osmanlı nüfuzu zayıflamış, 1586'da tahta geçen Zygmunt III Vasa döneminde tamamen kaybolmuştur.
KAFKASYA
Azerbaycan, Ermenistan, Gürcüstan ve Rusya’nın Kafkas Bölgesinde bulunan bölümünü Osmanlı Devleti yönetiyordu.
ORTADOĞU
Irak, Suriye, Ürdün, İsrail, Lübnan, Filistin, Kuveyt, Katar, Suudi Arabistan, Bahreyn, Yemen, Umman, Batı İran, KKTC, Kıbrıs gibi Ortadoğu ülkelerini de, Osmanlı Padişahı yönetiyordu.
AFRİKA
Mısır, Libya, Cezayir, Tunus, Fas, Sudan, Güney Sudan, Eritra, Cibuti, Somali, Doğu Fas, Doğu Etyopya, Nijer, Çad, Kenya, Uganda gibi Afrika Ülkelerinin mukadderatı Osmanlı Padişahının elinde ve dilinde idi.
***
Eski Altın Orda Hanlıkları, Kazan Hanlığı, Kasım Hanlığı, Nogay Hanlığı, Astrahan Hanlığı ve Başkırdistan Hanlığı, Osmanlı himayesine girmişti. Avusturya ve Venedik Osmanlı Devleti'ne, Rusya ve Polonya (Lehistan) ise Osmanlı Devleti'ne bağlı konumdaki Kırım Hanlığı'na vergi veren (Haraçgüzar) devletler olmuşlardır. Ayrıca Amerika Birleşik Devletleri 5 Eylül 1795 imzalanan ABD-Osmanlı Sözleşmesi ile Osmanlı'ya vergi ödemiştir. Fransa da Osmanlı Devleti'ne haraç veren devletler arasında olmuştur.
Asya: Osmanlı Devleti 16. yüzyıldan itibaren önce İran'a sonra Rusya'ya karşı Orta Asya'da bulunan Türk Hanlıklarıyla ilişkiye girmiş, Orta Asya'daki bu hanlıklar özellikle 19. yüzyılda kendilerine yönelik Rus ve Çin tehdidine karşı Osmanlı Devletine tabi olmuşlardı. (Buhara ve Kaşgar Hanlıkları gibi). Bunun dışında Güneydoğu Asya'da Açe Sultanlığı önce Portekiz daha sonra Hollanda tehdidine karşı Osmanlı tarafından himaye edilmişti. Ayrıca yine Orta Asya'da Rus tehdidine karşı, Güneydoğu Asya'da da sömürgeci Batı devletlerine karşı farklı zamanlarda çeşitli hanlıklar ve sultanlıklar Osmanlıyla işbirliğine girmiş ve tabiiyet arz etmişlerdi.
Arabistan içleri :
Arabistan içleri, yerli hânedânlar ve bunların başında bulunan şeyh veya emîr denilen mahalli idareciler tarafından idare ediliyordu. Arabistan'ın batı kesimini Cidde'de oturan Osmanlı beylerbeyi ve doğu kesimini de Bağdad veya Basra beylerbeyi ve bir zamanlar da Lahsâ beylerbeyi idare ediyordu. Bunlar, yerli emir ve şeyhleri sadece koordine etmekteydiler. Mekke ve Hicaz'ın tümü ise, tamamen Hâşimîler neslinden gelen ve Şerîf denilen idareciler tarafından yönetiliyordu. Umman'da ve Basra Körfezi'nde ise gücünü 16. yüzyılın sonundan itibaren itibaren Portekiz’e kaptırmıştır. Katar ve Bahreyn de ise, 1871'de Katar emirinin daveti üzerine Katar'a Osmanlı askeri yerleşmiş ve El Sani ailesi Osmanlı kaymakamı olarak görev yapmaya başlamıştır. Fakat Osmanlı himayesi hem pek etkili olmamış, hem de kısa sürmüştür. 19. yüzyılda hem Mısır hem Osmanlı kuvvetlerinin Arabistan içlerine yaptıkları seferlerle buradaki yerel yönetimlere son verilmiştir.
Afrika:
Kuzey Afrika'da Fas Sultanlığı ilk kez 1553 yılında himaye altına alınmıştır. Dost Vattasiler'in devrik kralı Abou Hassoun'un yardım desteğini yanıtsız bırakmayan Cezayir Valisi Salih Paşa o yıl Fez kentine girerek adı geçeni tahta çıkarmıştır. Ancak 1554 Eylül'ünde Saadi lideri Muhammad al-Şeyh Fez kentini geri almıştır. Böylece Fas'taki Osmanlı himayesi sadece bir yıl sürmüştür…1576 yılında ise bu defa Saadilerden Abdülmelik, Fas Kralı yeğeni Muahmmed al-Mütevekkil'i devirmek ve tahta geçmek için Osmanlılardan yardım istemiş, hatta Osmanlıların Tunus'u fethiyle sonuçlanan sefere (1574) de katılmıştır. 1576 yılında tekrar Fez'e giren Osmanlı ordusu al-Mütevekkil'i devirerek Abdülmelik'i tahta çıkarmıştır. Böylece Fas tekrar Osmanlı himayesine girmiştir.
Devrik Sultan al-Mütevekkil Portekizlileri yardıma çağırınca, Portekiz Kralı Sevastiao ile al-Mütevekkil'in bir yanda, Osmanlı ordusunun desteklediği Abdülmelik'in diğer yanda çarpıştığı Vadiyüsseyil Muharebesi meydana gelmiştir. (4 Ağustos 1578) Savaş neticesinde üç kral da ölmüş, Portekiz ordusu iki yıl sonra İspanya egemenliğine düşecek kadar örselenmiş, Portekiz Donanması Tanca açıklarında Osmanlılarca imha edilmiş, Osmanlı yanlısı Ahmed al-Mansur tahta çıkmıştır. Osmanlılar, geride devre dışı kalmış, hatta egemenliğini kaybetmiş bir Portekiz ile Cezayir için tehdit arz etmeyen ve Osmanlı'ya eğilimli bir Fas sultanı bırakarak Fas topraklarından çekilmiştir. Fas, 1576'dan 1603'e kadar bir Osmanlı sömürgesi olmuştur.
Portekiz tehdidinden ve iç karışıklıklardan kurtularak istikrara kavuşan Fas Sultanlığı bugünkü Moritanya, Senegal, Gambiya'yı fethetmiş, 1591'de Songhay İmparatorluğu'nu yıkarak bugünkü Nijer, Mali ve Burkina Faso topraklarını ele geçirmiştir. Bu süre zarfında Fas, hükümdarın öldüğü 1603 yılına kadar bir Osmanlı sömürgesiydi. 1609'da Marakeş hükümdarı, daha sonra da oğlu 1654 yılına kadar ülkeyi Osmanlı Devleti adına yönettiler.
1692'de Cezayir ile Fas Moulouya savaşında kıran kırana savaştılar. Yenilen Fas Kralı teslimiyet göstergesi olarak yeri üç kez öptü ve Fas'taki Moulouya nehrine kadar uzanan Osmanlı yönetimini kabul etti. 1701'de Fas Kralı Cezayir'e 50.000 askerle saldırdı, ancak Chelif savaşında sadece 7.000 Türk tarafından yenildi, 3.000 Fas kafası kesilerek ödül olarak alındı ve Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırı Moulouya nehrinde kaldı.1785'te Fas Kralı, Osmanlı'ya biat etti.
Merkezi Afrika ve Sahra Çölü
1552 yılında Cezayir Valisi Salih Reis ilk kez Sahra Çölü'ne yönelip kimi kentleri fethetti. 1554 yılında ise Fizan bölgesi Trablusgarp Eyaletine (Libya) katılmıştır. Turgut Reis'in valiliği sırasında Çad ve Nijer topraklarıyla Nijerya ve Kamerun'un kuzeyine egemen olan Kanem-Bornu Devleti elçi göndererek Osmanlı Devleti'nin egemenliğini tanıdığını ilan etti. Daha sonra, Avusturya, Lehistan ve İran savaşları, Celali isyanları, ayrıca Trablusgarp Vilayetinin merkez denetiminden uzaklaşması sonucunda iç sorunlarla da boğuşan Osmanlı Devleti'nin bölgeyle yeteri kadar ilgilenememiştir. Ordusu iyice yorgun düşmüş olan Osmanlı Devleti, diplomatik girişimlerle sonuç almaya çalışmış, ancak bölgenin tedricen Fransız işgaline girmesini engelleyememiştir.
Doğu Afrika
Doğu Afrika'da ise 16. yüzyılın başlarından itibaren bölgede bulunan çok sayıda küçük sultanlıklar Osmanlı Devletinden Portekiz tehlikesine karşı yardım almaya başlamış ve Osmanlı Devleti 1585-1586 yılları arasında Somali'den Maputo'ya (Mozambik'e) kadar olan bölgede denetimi elinde bulundursa da 1589'dan itibaren üstünlüğü Portekizlilere kaptırmıştır.
Orta Afrika'da ise 19. yüzyılın 2.yarısından itibaren Uganda'da Hattı-İstiva Eyaleti kurulmuş, devletin nüfuz alanı, bu eyaletin çevresinde bulunan yerli hanedanlarla yapılan himaye antlaşmalarıyla, bugünkü Kongo, Orta Afrika Cumhuriyeti, Ruanda ile Burundi'ye kadar genişlemiştir. Ancak özellikle Uganda çevresindeki hanedanlar sık sık taraf değiştirmişler; bazen Avrupa tarafında olurlarken, bazen Osmanlı tarafına geçmişlerdir.
Hilafeten bağlı yerler:
Pakistan, Hindistan, Bangladeş gibi ülkelerde yaşayan çok sayıda islâma inanan insanlar ile Afganistan, MaldivAdaları, Singapur, Malezya, Endonezya, Komorlar, Kenya, Tanzanya, Mozambik, Güney Afrika Cumhuriyeti, Batı Türkistan Hanlıkları (Hive, Buhara ve Hokand Hanlıkları) ve Doğu Türkistan Müslümanları, makamı İstanbul’da olan İslâm Halifesi, yani Osmanlı Padişahına dinen ve kalben bağlı idiler.
***
Şimdilik bu kadarla yetinerek, internetten aldığım ilginç bir listeyi sunacağım. “Ben Türküm” mü diyorsunaz? Öyleyse şu liste de elinizde bulunsun:
İLK TÜRKLER
1. Tarihte Kurulan İlk Türk Devleti, Asya Hun Devleti
2. Türk Adı İle Kurulan İlk Milli Türk Devleti,I.Göktürk Devleti
3. Yerleşik Yaşama Geçen İlk Türk Devleti, Uygurlar
4. Yazıyı İlk Kullanan Türkler, II. Göktürk ( Kutluklar )
5. Avrupa’da Kurulan İlk Türk Devleti, Avrupa Hun Devleti
6. İstanbul’u İlk Kuşatan Türkler, Avarlar
7. Alfabeyi İlk Kullanan Türkler, Türgişler
8. Parayı ilk kullanan Türkler, Sibirler
9. İlk Türk Parasını Basan Türkler, Türgişler
10. Bizans’la Siyasal İlişki Kuran İlk Türkler, Göktürkler
11. Türk Tarihinin İlk Yazılı Antlaşması, Asya Hun-Çin Ant.
12. İlk Türk Alfabesi, Göktürk –Orhon Alfabesi
13. Töreyi yazı hale getiren ilk Türkler, Uygurlar
14. Türk Tarihi ile ilk yazılı belgeler, Orhun Kitabeleri
15. Tarihte ilk onlu sisteme dayalı ordu, Asya Hunları-Metehan
16. İlk Türk Hükümdarı, Teoman, Asya Hun Devleti
17. Türk adı ilk defa, Çin kaynaklarından geçer.
18. Türklerin ilk başkenti, Ötüken
19. İlk hayvan sanat üslubu, İskitler
20. İlk ceket, pantolon, kemer ve kemer tokası, İskitler
21. Yabancı dinleri benimseyen ilk Türkler, Uygurlar
22. Anadolu’ya ilk gelen Türkler, Hunlar
23. İlk atlı göçebe Türk uygarlığı, İskitler
24. Kâğıt ve matbaayı ilk kullanan Türkler, Uygurlar
25. Tarihte atı ilk evcilleştirilen millet, Türkler
26. İlk yazılı Türk Milli Tarih kaynağı, Orhun Kitabeleri
27. İlk yoğurt, pastırma ve konserve et, Türkler
28. En uzun destan, Manas-Kırgızlar
29. Musevi olan tek Türkler, Hazarlar
30. İslamiyet’i kabul eden ilk Türk boyu Karluklar
31. İlk Müslüman Türk devleti, Karahanlılar
32. İlk Müslüman Türk İmparatorluğu, Gazneliler
33. Mısır’da kurulan ilk Türk İslam Devleti, Tolunoğulları
34. Hicaz bölgesine hâkim olan ilk Türk devleti, İhşitler
35. Hindistan’a İslamiyet’i ilk götüren Türkler, Gazneliler
36. Türkçeyi resmi dil ilan eden ilk Türk Devleti, Karahanlılar
37. Türkçeyi resmi dil ilan eden ilk Türk Beyliği, Karamanoğulları
38. Türklerin Anadolu’daki ilk başkenti, İznik
39. İlk Türk denizcisi ve Amirali, Çaka Bey
40. Selçukluların Bizans’la yaptığı ilk savaş, Pasinler
41. Türk âleminin ilk sözlüğü, Divan-I Lügati’t Türk
Kuşkusuz bu listeye, belki bir bu kadar daha ilave yapılabilir…