İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Cumhuriyet Ve Ozanlar

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Yüce Milletimiz, Büyük Atatürk’ün  önderliğinde kurulmuş olan Cumhuriyetimizi benimsemiş ve yeni sistemle birlikte gelen yeni düzene de hemen intibak etmiştir.

Çünkü Cumhuriyet, Türk Milletine yaraşan bir yönetim sistemidir. Çünkü binlerce yıllık tarihimiz içerisinde Milletimiz, daima kendi kendini yönetmiş; daima hür yaşamıştır.

Milletini çok iyi tanıyan Atatürk, millî mücadeleyi zaferle tamamladıktan sonra Cumhuriyetin ilânını gerçekleştirmiş ve bu düzeni, Türk gençliğine armağan etmiştir.

Atatürk, inkılâplarının  kolaylıkla gerçekleşmediği, bilhassa aydın kesimden muhalefet bulunulduğu görülmüştür. Fakat sadece vatandaşlarımız ve bilhassa köylerde yaşayan insanlarımız, yürekten sevdikleri ve inandıkları Mustafa Kemal Atatürk’ün sözlerini, ilkelerini ve inkılâplarını da seve seve benimsemişlerdir. Halkın düşünen beyni, konuşan dili, sesi, nefesi olan halk ozanları, ortaya koydukları deyişlerle halkın duygularını ve düşüncelerini dile getirmişler ve böylelikle söz konusu ilke ve inkılâpların kolaylıkla benimsenip yaygınlaşmasına da katkıda bulunmuşlardır.

Bilindiği gibi, Atatürk ilke ve inkılâplarına karşı çıkanlar arasında her sınıf ve zümreden insanlar vardır. Örneğin hilâfetin kaldırılması konusunda, Ata’nın karşısına geçenler arasında, en yakın arkadaşları da bulunmaktadır. Keza bazı din adamları da yeniliklere karşı çıkmışlardır. Fakat yenilikleri destekleyen din adamlarımız da olmuştur. Bunlardan birisi Afyonkarahisarlı Felahi (Genel) Hoca ’dır. Bu değerli din adamının pırıl pırıl Türkçe’yle ama sade bir deyişle kaleme aldığı “Atatürk ve Cumhuriyet” şiiri şöyledir:

 

İstiklâl savaşında 

Atatürk’ün peşinde

Bu zafer güreşinde 

Atatürk’e borçluyuz.

 

Göğsümüzü kabarttı 

Türk’ün şerefi arttı

Yüzümüzü ağarttı

Atatürk’e borçluyuz.

 

Aldık istiklâlimiz  

Çünkü kendi malımız

Parlak istikbalimiz 

Atatürk’e borçluyuz.

 

Sözümde yok yalanım 

Sadakat dolu kanım

Yolunda feda canım

Atatürk’e borçluyuz.

 

Cumhuriyet gözümüz

Atatürk’tür özümüz

Daim budur sözümüz

Atatürk’e borçluyuz.

 

Dış ve iç işlerinde

Gidiyor mihverinde

Vatanın her yerinde

Atatürk’e borçluyuz.

 

Okulları açtı bize

İrfanı saçtı bize

Söylerim bunu size 

Atatürk’e borçluyuz.

 

Atatürk’le birlikte millî mücadeleye katılıp, Büyük Zafer’i görüp, yaşayanların O’nu ne büyük bir tutkuyla sevdikleri bilinen gerçektir. Ata’yı görmeden, O’nun ülkesi ve milleti için neler yaptığını bilmeden saçma sapan dedikodular yaymaya çalışan kişilere itibar edilmemesi gerekmektedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş aşamasındaki şartlarını bilmeden veya değerlendiremeden Atatürk’ün aleyhinde yazmak, yayımlamak, konuşmak abesle iştigaldir!. Bunu yapanlara elbette bilimsel yanıtlar vermek mümkündür ama, çoğu ümmi olan ozanlarımızın Atatürk ve Cumhuriyet için yazdıkları deyişleri önlerine sürmek suretiyle, gerçeği biraz olsun görmelerine yardımcı olunmalıdır!...

Bu amaçla bugüne değin yazılıp, yayımlanmış olan Cumhuriyet ve Atatürk şiirleri, her yaştan ve seviyeden insanlarımıza iletilmelidir. Bu konuda çok sayıdaki gazete ve dergi yazılarının yanısıra, birçok antolojik kitaplar yayımlanmıştır. Benim 1975 yılında yayımladığım “Âşıkların Diliyle Atatürk”  adlı güldeste kitabıma dikkatinizi çekmek isterim. Elbette ve tabiidir ki, Âşıkların Atatürk ve Cumhuriyet şiirlerinden oluşan kitaplarının sayısı pek çoktur.

Atatürk ve Cumhuriyet konusunda yeni destanların, deyiş ve şiirlerin oluşmasına, Kültür ve Turizm Bakanlığımızın önemli katkıları olmuştur. Bu Bakanlığın desteğiyle Konya’da düzenlenen “Türkiye Âşıklar Bayramı” programında yer alan yarışmaların bazılarında konu salt Atatürk veya Cumhuriyet olarak belirlenmiş, bayrama katılan âşıklar deyişlerini bu tema üzerine örmüşlerdir. Ayrıca anılan Bakanlığın  en faal dairesi olarak dikkat çeken Millî Folklor Araştırma Dairesi’nin zaman zaman düzenlediği yarışmalar, yeni deyişlerin oluşmasına yol açmıştır. Nitekim yukarıda sözünü ettiğim Türk İstiklal Savaşı Destanı, böyle bir yarışmanın ürünüdür.

Öte yandan, TRT radyo ve televizyonlarının, bazı festivallerin ve bilhassa tertiplenen âşıklarla ilgili şölenlerin, hem saz şiirinin ve âşıklık geleneğinin gelişmesine ve hem de Atatürk ve Cumhuriyet ile ilgili yeni şiirlerin yaratılmasına sebep olduklarını burada önemle belirtmek isterim.

Günümüz halk ozanlarının deyişleriyle, Atatürk’ü, O’nun ilkeleriyle inkılâplarını ve Cumhuriyeti nasıl yorumladıklarını görmek için, sözünü ettiğimiz güldesteleri incelemek gerekir. 

Gücü-sanatı ile değil, ama ilginç kişiliğiyle 20.yüzyılın en ünlü ozanı olan Veysel Şatıroğlu da Atatürk için bakınız ne diyor:

“Vatan bizim, ülke bizim, el bizim

Emin ol ki her çalışan kol bizim

Ay-yıldızlı bayrak bizim, mal bizim

Söyle Veysel övünerek, överek…”

Diyen Veysel’in ülkemizi ve milletimizi içten sevdiği de bilinen gerçektir.

1931 yılında zamanın Milli Eğitim Bakanlarından Ahmet Kutsi Tecer’in Sivas’ta tertiplediği Âşıklar Bayramı’nda keşfedilen Veysel, sonraları köy köy, kasaba kasaba dolaşarak, Atatürk ilke ve inkılâplarını övmüş ve cumhuriyetimizin temel ilkelerinin yayılmasına katkıda bulunmuştur. Ölümünden sonra, Atatürk için de en içten deyişleri söyleyen Âşık Veysel’dir. Veysel;

“Kitaplar yazılmış nasihat dolu

Birlikte güçlenir gençliğin kolu

Gençliğe emanet Atatürk yolu

Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız.”

Derken, Büyük Önder’in ilke ve inkılâpları, gençliğe emanet ettiğini hatırlatıyor ve Ata’nın vefatından dolayı üzüntüsünü şöyle ifade ediyor:

“Atatürk’ün eserleri

Söylenecek bundan geri

Bütün dünyanın her yeri

Ah çekti vatan ağladı.” 

Bu yazının amacı, halk ozanlarımızın, cumhuriyet tarihimizdeki işlevlerini belirtmek, onların toplum üzerindeki etkilerine işaret etmektir,

Binlerce yıllık tarihimizde, ozanın yeri ve önemi büyük olmuştur. Hakan’ın yanında sazıyla sefere giden, askere moral ve güç veren ozanlarımız, bugün de eşsiz sanatlarını icra etmektedir. Âşıklık geleneğimiz devam etmekte olup, sonsuza kadar devam edecektir.

Yazarın Diğer Yazıları