İrfan Ünver Nasrattınoğlu

DOĞUMUNUN 85. VEFATININ 12. YILDÖNÜMÜNDE ŞÜKRÜ KÜÇÜKKURT'U ANMAK

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Önce kendime kızıyorum!… Sonra da Afyonkarahisar’daki herkese!…
Şükrü Küçükkurt herhangi bir kişi gibi değil; Afyonkarahisar basın-yayın tarihinde önemli yeri olan bir kişi olarak anılmalı ve ismi her düzeyde yaşatılmalıdır.
Şükrü benim kardeşimdi… Aynı yıl doğmuş, aynı yıl Cumhuriyet İlkokulunda öğrenime başlamıştık.
Afyonkarahisar’ın en eski yerleşim mahalli olan Çavuşbaş Mahallesinde top peşinde koşmuş, geleneksel çocuk oyunlarını birlikte oynamıştık. O Hacı Kavaslar’ın İshakoğlu Şükrü, ben Nasrattinoğlu Salih Çavuş’un oğlu İrfan’dım. Babam, (Şükrü’nün büyüğü) İbrahim ağabeyin orta öğrenimindeki velisi idi. İshak Amca ile Babam rahmetli aynı mahallenin insanları olarak birbirlerini sever ve sayarlardı. İbrahim Ağabey, benim de ağabeyimdi.
1952 yılında babam vefat ettiğinde 44 yaşında idi. Anam 6 çocukla dul kalmıştı. Ben Erkek Sanat Enstitüsü’nün son sınıfında idim. 6 kardeşin en büyüğü olduğum için, bir an önce anneme ve kardeşlerime yardımcı olabilme duygu ve düşüncesi içinde idim. O tarihte Afyonkarahisar Askerlik Şubesi Reisi olan, babamın teyzesinin oğlu olan Albay Cevdet Ayalp, “seni askeri okula gönderelim” demiş ve palas pandıras beni önce Eskişehir Hava Hasnesine göndererek rapor almamı sağlamış; ardından da İzmir Güzelyalı’daki Hava Astsubay Okulu’na göndermişti.
Daha çocuktum. Param da yoktu. Babamın tabancasını satıp yol parasını temin etmiş ve İzmir’e gitmiştim.
Benim Afyonkarahisar’dan ayrılmamdan sonra, Şükrü anamın oğlu, öz evladı gibi olmuş ve her işine koşmuştur. Keza benim de Afyonkarahisar’daki kolum kanadım Şükrü idi.
*
İbrahim ağabeyle Şükrü’nün Kocatepe gazetesini ihya etmeleri, ilimiz basın tarihinde bir milattır. Fanatik olmayan, doğruya doğru, eğriye eğri diyen Kocatepe’nin, temel basın ilkesini İbrahim-Şükrü Küçükkurt saptamışlardır. Bugün de Sezer Küçükkurt, o ilkeler doğrultusunda gazeteyi yaşatmaktadır.
Afyonkarahisar’da olduğum günlerde, benim mekânım Kocatepe Gazetesi’nin ofisi olmuştur.
Şükrü kardeşim, dünyayı erken terk etti. İlâhi takdire boyun eğmek, yaşadıklarımıza şükretmek boynumuzun borcudur. Ne var ki, evvel giden dostu özlememek, aramamak, anmamak mümkün değil.
Evet, Şükrü’yü anma yılları böyle olmamalı. Geniş kapsamlı toplantılarla, onun Afyonkarahisar ve Milletimiz için yaptıkları anlatılmalı, yazılmalıdır. Ben Afyonkarahisar Gazeteciler ve Yazarlar Derneklerinin tüm başkanlarından rica ediyorum. Şükrü en azından bir panel, hatta bir sempozyum düzenlenerek anılmalıdır.
Sevgili Kardeşim Şükrü, Yüce Yaradan’ın seni cennetine kabul ettiğine inanıyorum. Rahat uyu kardeşim. Sezer, senin bıraktığın yerden yola devam ediyor.

Yazarın Diğer Yazıları