02 Şubat 1924 tarihinde Nevşehir’de dünyaya geldi. Afyon Lisesi’nin unutulmaz hocalarından Edip Ali Bey’in oğludur. Çocukluğu ve gençlik yılları Afyonkarahisar’da geçti. 1936 yılında Kadınana ilkokulunu, 1942 yılında da Afyonkarahisar Lisesini bitirdikten sonra girdiği İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1948 Yılında mezun oldu.
Kısa bir süre öğretmenlik yaptı. Afyonkarahisar ve Sinanpaşa İlçemizde Hükümet Tabipliği görevlerinde bulundu. Daha sonra da serbest tabip olarak çalıştı.
27 Mayıs 1960 İhtilâlinden sonra, yeniden çok partili siyasal hayata geçilirken, Ragıp Gümüşpala Başkanlığında kurulan Adalet Partisi (AP) ’nin Afyonkarahisar’daki örgütlenmesi işini üstlendi ve bu Partinin İl Başkanlığını yaptı.
1961 Yılının ekim ayında yapılan Genel Seçimlerde aday oldu ve XII. Dönem Afyonkarahisar Milletvekili olarak TBMM’ne girdi. Bir süre sonra AP’nin üst düzey yöneticileriyle ters düşerek, istifaen partisinden ayrıldı.
1965 Yılında Milletvekilliği sona erdi ve hekimlik mesleğine döndü. Bu arada ihtisasını tamamladı. Önce Ankara Numune Hastanesinde, uzman hekim ve Başhekim olarak, sonra da Onkoloji Hastanesinde kanser uzmanı olarak görev yaptı.
Çeşitli gazetelerde, hemen her konuda makaleler yazdı. C.H.P.’ne girdi. 1969 seçimlerinde Kontenjan Adayı olarak C.H.P. İzmir Listesinde yer aldı ise de kazanamadı.
İsviçre, Fransa, İngiltere'de kanser araştırmaları ve radyoloji sahasında araştırmalar yaptı. Mesleğinin yanı sıra 'İslamî bilimler' alanında yaptığı araştırmalar ve yayımladığı eserler ile tanındı ve üne ulaştı..
Televizyonda din, ahlâk ve tıbbî konularda konuşmalar yapan Dr. Bakı, çok sayıda kitaplar ve makaleler neşretti. Vefatına kadar da Akit gazetesinde günlük yazılar yayımladı.
İki kez evlenen Baki, 1996 yılında İstanbul’da vefat etti, vasiyeti üzerine Afyonkarahisar Asri Mezarlığı'na defnedildi.
***
Dr.Halûk Nurbaki’den alınan gerçek bir öykü:
“Ben, 40 yıllık bir kanser uzmanı olarak maddeyi aşan sayısız olayla karşılaştım ve bunları, o olaya şahit olanlarla birlikte belgeleyerek özel bir arşiv yaptım. Bunlardan 1976 yılında yaşanmış bir olayı size nakletmek istiyorum.
Kanser hastanesinde baş hekimken Serap adında genç bir hanım hastam vardı. Bu hastam göğüs kanserine yakalanmış ve tedavi için yurt dışına gitmek istemesine rağmen, bazı formaliteler sebebiyle o imkânı bulamamıştı.
Serap'ı özel bir ilgiyle bizzat ben tedavi altına aldım. Ve kısa bir süre sonra da ALLAH (c.c)'in izniyle iyileştiğini gördüm. Ancak Serap'ın da bütün diğer kanserliler gibi ilk 5 yıllık süreyi çok dikkatli geçirmesi gerekiyordu. Bir iş kadını olan Serap, 4 yıl kadar sonra 1 ihale için İzmir'e gitmek istedi. Kış aylarında olduğumuz için uçakla gitmesi şartıyla kabul ettim. Maalesef bilet bulamamış ve benden habersiz bindiği otobüsün kaza geçirmesi üzerine 6 saat kadar mahsur kalmış.
Dönüşünden kısa bir süre sonra kanser, kemik ve akciğerine yayıldı. Serap bacak kemiklerindeki metastaz nedeniyle yürüyemez hale gelirken, hastalığın akciğerdeki tezahürü sebebiyle de devamlı olarak oksijen cihazı kullanıyor ve söylediği her kelimeden sonra ağzını o cihaza yapıştırarak nefes almak zorunda kalıyordu. Evine gittiğim gün, yine güçlükle konuşarak:
-''Doktor bey,'' dedi. ''Ben .. size... dargınım.''
''Niçin?" diye sordum.
-"Siz... dindar bir insanmışsınız. Niçin bana da, ALLAH (c.c)'ı, ölümü, ahireti anlatmıyorsunuz?"
Dini inançlarının çok zayıf olduğunu bildiğim için bu teklifi karşısında oldukça şaşırdım. O'nu üzmemeye çalışarak:
-"Doktora ulaşmak kolaydır'' dedim. ''Parayı bastırdın mı istediğine tedavi olursun. Ancak iman tedavisi için gönülden istek duymalısın..."
Konuşmaya mecali olmadığından "Ben o isteği duyuyorum" manasında başını salladı. Artık ümitsiz bir tıbbi tedavinin yanı sıra, ebedi hayatın ve saadetin reçetesi olan iman derslerimiz başlamış ve son günlerini yaşayan Serap için bu dersler "hızlandırılmalı öğretime" dönmüştü. Anlattığım iman hakikatlerini bütün ruhuyla mecz ediyor ve arada bir soru soruyordu. Vefatına bir hafta kala:
-"Doktor bey,'' dedi. ''Ben ölürken ne söylemeliyim?"
-"Senin durumun çok özel" dedim. ''Kelime-i Şehadet sana uzun gelir. O anı fark edince ''Muhammed'' (s.a.v) sana yeter."
O, haliyle tebessüm ederek yine başını salladı. Çok ıstırabı olduğu için Serap'a sürekli morfin yapıyor ve O'nu uyutmaya çalışıyorduk. Ben, bir iş seyahati sebebiyle bir müddet ziyaretine gidemedim. Dönüşümde annesi telefon ederek:
-"Serap, bir haftadır morfin yaptırmıyor."dedi. Sabahlara kadar inliyor ve çok ıstırap çekiyor.
Hemen eve gittim ve iğne yaptırmamasının sebebini sordum. Aldığım cevabı hâlâ unutamıyor ve hatırladıkça ürperiyorum.
-"Ya morfinin tesiriyle ölüme uykuda yakalanır ve son nefeste "Muhammed" diyemezsem?.
İşte Serap, böyle bir hanımdı. Bu arada benden istihareye yatmamı ve eğer bir kaç gün daha ömrü varsa, son günü uyanık kalacak şekilde morfin yaptırılmasını rica etti. Ben hiç âdetim olmadığı halde cuma gününe rastlayan o gece istihareye yattım ve Serap'ın acizliği hürmetine olacak ki, Salı gününe kadar yaşayacağına dair işaret sezdim. Ertesi gün O'na:
-"Hiç korkma!" dedim. "İğneyi vurdurabilirsin. Ve Serap bir veda niteliği taşıyan bu görüşmemizde son sorusunu da sordu:
-"Doktor bey... Azrail bana nasıl görünecek?"
-"Kızım," dedim. "O bir melek değil mi? Hiç merak etme, sana yakışıklı bir prens gibi gelecektir."
Salı günü Serap'ın ağırlaştığı haberini alınca hemen eve gittim. Ancak vefatına yetişememiştim. Ailesi tam manasıyla perişandı. Sadece kendisine uzun müddet bakan dindar bir hanım akrabası ayaktaydı ve beni görünce yanıma gelerek:
-"Doktor bey, biliyor musunuz, bu evde biraz önce bir mucize yaşandı!" dedi ve devam etti:
-Serap, bir saat kadar önce oksijen cihazını attı ve "yataktan kalkması imkansız" denmesine rağmen kalkarak abdest aldı, iki rekat namaz kıldı. Bütün ev halkı hayretten donup kaldık. Ve Kelime-i Şehadet getirerek vefat etmeden biraz önce de:
-"Doktor bey'e söyleyin, dedi. Azrail, O'nun söylediğinden de güzelmiş!!!"
***
Dr.Halûk Nurbaki çok sayıdaki makalelerinin yanısıra,şu kitapları yayımladı:
*Kuran Ayetleri ve Bilimsel Gerçekler
*Amme Cüzü Yorumu
*Gönül Penceresinden Fahr-i Kainat Efendimiz
*Fatiha'nın Kırk Yorumu
*Kutsal Mücadelem
*Kur'an Mucizeleri
*Kur'an'ın Matematik Sırları
*Namaz Sureleri Yorumu
*Sure-i Yusuf'un Yorumu
*Sure-i Tekvir'in Yorumu
*Gönüllerde Sema
*Anadolu Mucizesi
*İmanla Gelen İlim 1-2
*Nurdan Anneler
*Evrendeki Mucize
*Bakara Suresi Yorumu
*Ayet-el Kursi Yorumu
*Yasin Süresi Yorumu
*Veliler Deryasından Katreler
*Nur Dolu Geceler
*Yüce İslam Büyükleri
*Gerçek Alim Gerçek Aşık
*Bilim Açısından İmanın Altı Şartı
*Peygamber Çizgisinde Yaşamak
*Kur'an-ı Kerim'den Ayetler ve İlmi Gerçekler
*İslâm Dininin İnsan Sağlığına Verdiği Önem
*Kanser Bilmecesi ve Çözümü
*İnsan ve Hayat
*Kalb ve Ötesi
*Kanser