Ali Çetinkaya, kahraman bir asker, devlet adamı, siyasetçi vb. olduğu gibi, son derece, ama son derece dürüst bir insandı. O’nun Bayındırlık Bakanlığında Özel Kalem Müdürlüğünü yapan Nejat Atsan, Hayat Tarih Mecmuası’nın Kasım 1967 tarihli sayısında şu yazısını lütfen okuyunuz:
ALİ ÇETİNKAYA HİTLER GÖRÜŞMESİ
…İsveç ve Alman hükümetleri 1937 yılında Bayındırlık Bakanını davet etmişti. Davetler hükümetçe kabul edildi.
…Ankara’dan İstanbul’a, oradan trenle İsveç’e hareket edildi. Bulgaristan, Yugoslavya, Macaristan, Çekoslovakya üzerinden geçerek Berlin’e geldik. Berlin’de bir gece kaldık. Ertesi gün tekrar trenle hareket ederek Hamburg’a vardık. Selim Sarper Hamburg konsolosumuz idi. Sonra Baltık sahillerine, oradan bir feribotla İsveç’e ulaştık. Bakanımız Ali Çetinkaya fabrikaları, santralleri gezdi ve nihayet İsveç Kralı tarafından Stokholm civarındaki yazlık villasında kabul edildi.
…İsveç’teki gezi bittikten sonra Göteborg üzerinden Danimarka’ya geçip iki gün orada istirahat ettik. Daha sonra da Almanya’ya geldik.
…Almanlar’ın bize borçları vardı. Mukabilinde bize istediğimiz malları vermek istemiyorlardı. Biz Çanakkale için toplar, demir yollarımız için de lokomotif istiyorduk. Onlar ise bize fotoğraf makinaları, kadın eşyası teklif ediyorlardı. Velhasıl ticaret konuşmaları çıkmazda idi. Berlin’den sonra Hamburg’a geldik, orada da bir gün kaldık ve doğruca Essen’e gittik. Essen’de bizi Alfred Krupp karşıladı ve villasında misafir etti.
…Sıra HİTLER ile görüşmeye gelmişti
…Makam odasına girince Hitler yerinden kalkarak bize doğru yürüdü ve bizi kendi usulü ile selamladı. Biz de başımızı eğerek mukabele ettik. Bu selamlamadan sonra Hitler bir koltuğa, Çetinkaya ile ben de bir kanepeye oturduk. Bundan sonra herkes yerini aldı. 17 kişiydik. Ben tam dikkat kesilmiş ne söyleneceğini bekliyordum. Hitler bize bakarak gülümsedi. Söze nasıl başlayacağını ve ne seyleyeceğini kestiremiyordu. Çetinkaya söze başlayarak Alman hükümetinin misafiri olarak Almanya’ya geldiğini, gerek Berlin’de ve gerekse Berlin dışında muhtelif müesseseleri ziyaret ettiğini söyledi. Ben bunları Almanca’ya çevirdim…Hitler de Atatürk’ten bir fotoğraf aldığını ve buna müteşekkir olduğunu ve bu teşekkürü kendisine götürdüğümüz takdirde memnun olacağını söyledi. Çetinkaya ile birlikte ayağa kalkarak, bu mesajı ayakta aldık. Bu hem Hitler’e ve hem de Atatürk’e karşı yapılmış bir hürmet hareketi idi. Bu jestimiz, Hitler üzerinde büyük bir tepki yaptı. Bir arzumuz olup olmadığını sordu.
…Ali Çetinkaya Hitler’den bir arzusu olup olmadığını sordu. Hitler Türkiye üzerinden geçerek Afganistan’a giden hava hattını açmak istediğini ve bunun için Türkiye’nin müsaade vermesinin mümkün olup olmadığını sordu.
…Hitler’e ve yanındakilere veda edip ellerini sıkarak ayrıldık. Merdivenden aşağıya iniyor ve SS’lerin arasından geçiyorduk. Bir ara Çetinkaya’ya yanaştım ve sordum:
-Bu adam üzerinizde nasıl bir etki yaptı? Çetinkaya:
-Almanlar harbe gidiyorlar, diye cevap verdi. Hitler’i çok yalnız bırakmışlar. Yakınında, etrafında hiç dostu kalmamış, durum çok tehlikeli.
…Bizi karşılamaya gelmeyen Alman Ulaştırma Bakanı, Berlin’den ayrılırken uğurlamaya gelmişti. Bundan Hitler üzerinde olumlu tesir yapmış olduğumuzu anladık. Ticari anlaşmalarımız da oldu; tayyare ve lokomotiflerimizi aldık.
…Çetinkaya karakteri sağlam, tam olarak milliyetçi, Osmanlı döneminde yabancıların imparatorluk nazırlarına yaptıkları muameleyi çok iyi bilen ve bunların intikamını her fırsatta alan ve onlara en ağır muameleyi yapmaktan çekinmeyen bir karakterde idi.
…Çabuk feveran eden bir mizacı vardı, ama kin ve garez nedir bilmezdi. Her işin doğru ve zamanında yapılmasını isterdi. O günün işi bitmeden Bakanlıktan ayrılmazdı.
…Resmi yazılarını ben yazardım. Okur, tashih eder, bana uzatır, tekrar yazdırırdı. Hiçbir işi sürüncemede bırakmaz, her işi takip ederdi. Kararlarında sabit ve cesaretli idi; emirleri düzgün ve pürüzsüzdü.
…Beni yetiştirmiştir. İşe hakimiyeti, işlerin bitirilmesini, devletin iç işleme mekanizmasını ondan öğrendim. Atatürk’ün ve dolayısı ile O’nun ile çalıştığım zamanlarda izzeti nefsi yüksek, borcu olmayan, ittifakı ve sözleri aranılan, tam manâda bir devleti ben o zaman bir vekil gözü ile, O’nun sayesinde gördüm. Atatürk’ün en şaşaalı devrini yaşadım.
YAS
Yas tuttu hatıralar
Bus bulanık aktı sular bugün…
Döğünür Afyon gün be gün
Çetinkaya’sına…
Çalkandı gönül sitemle ecele
Teller çekildi acele
İnil inil öttü trenler
Bir tabut uçtu elden ele…
Öğün kara toprak öğün
Neş’esi yok bugün göğün
Döğünür Afyon gün be gün
Çetinkaya’sına…
Toprak, toprak ışık içinden
İnsan, insan aşık içinden
Solgun renk, yaslı çelenk…
Ve düğüm düğüm hatıralar bağlar bizi
Dizi dizi bir mezar etrafına…
Öğün kara toprak öğün
Neş’esi yok bugün göğün
Döğünür Afyon gün be gün
Ali Çetinkaya’sına…
(1949) Cemalettin ÜNLÜ
Ali Çetinkaya, Atatürk’e Afyonkarahisar’ı gezdirirken