Eskişehir’deki toplantımız bitmiş, kimi veda ederek, kimi eyvallah demeden gitmişti. Benimle toplantı salonunda kalan, koluma giderek ve yürüyerek, Has Otele kadar gittiğimiz tek kişi Malatyalı, “Şiirmatik” mahlasını kullanan değerli dostum İbrahim Gülbay idi..
Eskişehir’den ayrılıp Ankara’ya döndükten sonra da beni arayıp soran bu güzel insan için de bir şeyler yazmalı, Eskişehir’de iyi insanlar olduğunu belgelemeliydim. Bu nedenle ondan ısrarla kimliğini ve kimi yazılarını göndermesini rica ettim. Sağ olsun, beni çok bekletmeden gönderdiği bilgilerden yararlanarak bu yazıyı hazırlayabildim.
İşte kendi kaleminden, Malatyalı Şiirmatik İbrahim Gülbay…
HAYATIMDAN KESİT- İBRAHİM GÜLBAY:07.10.2026, ESKİŞEHİR
Doğmuşum, yaşıyorum, gideceğim.
20.10.1961 doğumluyum. Malatya- Yeşilyurt- Yakınca- Çalıuşağı memleketimdir.
Babam anam, Mehmet- Nezaket GÜLBAY’ın 10 evladından biriyim. Verilen can emanetini taşıyorum. Kasabamda olan Yakınca İlkokulu öğretmenim rahmetli Türkan GEDİKOĞLU elinde 5 yıl okudum. Ortaokul ve liseyi ise aynı binada Malatya- Yeşilyurt- Yeşilyurt Lisesi (5 Şubat depremi nedeniyle tarih olan) içinde tamamladım.
Malatya İnönü Üniversitesi- Temel Bilimler Fakültesi- Kimya Bilim Lisansı’na 1979 Eylül ayında başladım. ÖMB, Öğretmenlik Meslek Bilgisi derslerini tamamladım. Ulş. Atğm. olmak için İzmir Ulş. Okul Kom. bünyesinde 4 ay okuyup Diyarbakır Devegeçidi’nde olan birlikte, vatani vazifemi tamamladım.
Silah altına alınmadan evvel yurdumda ilk kez olan “Öğretmenlik Yeterlik Sınavı’nı kazanmıştım. Terhisin akabinde 14.10.1987 günü MEB Amasya- Merzifon, Merzifon Lisesi’ne Kimya Öğretmeni olarak başladım. 1989’da Merzifon Anadolu Lisesi durağım oldu.
Kendi isteğimle şark görevi olarak Malatya- Merkez- HHKATML yani Hacı Hüseyin Kölük Anadolu Ticaret Meslek Lisesi öğretmeni ve Md. Yrd. iken Fen Lisesi sınavına girdim.
1993 - Mayıs ayında Eskişehir Fatih Fen Lisesi (EFFL)’ne atandım. 1998’li yıllarda bakanlığımızın Kimya Ders Kitabı Komisyonunda göreve alındık. Farklı tarihlerde 6 tane kimya ders kitabında bizim de devletimize katkımız oldu.
Sene 2000’ler Fen Lisesinde devam edebilmek için Eskişehir Anadolu Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü- Analitik Kimya Tezsiz Yüksek Lisansını da kariyerimize alabildik. EFFL çatısına 32 sene layık olmaya çalıştım. 2026 Haziran’da Firuz KANATLI MTAL olan okuldan ayrılığım yakından da yakın. Çünkü yaş nedeniyle resen emekli olacağım.
Evliyim 3 kız ve 3 oğlum (Damadım ve Torunlarım) var.
Şiire gelecek olursak:
Şiir yönüm, 60 birim gözel Anam, 20 birim de rahmetli yiğit Babam vesilesiyle gelişti.
Rabbimiz her kulunun bir veya birkaç yönünü belirgin eder. Haliyle birbirimize muhtaçlığımız devreye girer. Sizler çevrenizde bunları fark ettiniz ve de edersiniz. Şiir, enerji kaynağım- hedefim… nasibse mirasım olacak. Şiirin olmadığı bir yer vardır diyenin alnını karışlarım. Marşlarımız, ağıtlarımız, türkülerimiz, mevlitlerimiz…(Daha sayayım demiyorum çünkü bu hususu size sunuyorum.)
Farklı antolojilerde bizim de şiirimiz yer aldı. “eskisehirdenhaber.net” köşe yazarlarındanım.
“Müstakbel Şair”, “Malatyalı Müstakbel Şair” mahlaslarını kullanırken rahmetli mahlas babam Ertuğrul TUNÇ bir mecliste bize “Şiirmatik” dedi. Biz ise buna bazen Malatyalı ön mahlasını katıyoruz.
Şimdi bu mahlasımın tecellisinden azaltılmış okuyucu nümunesi veriyorum.
Yer: Eskişehir Yunus Emre Vakfı Salonu Tarih: 22.9.2026 Salı saat 13.30- 17.00
Konu: Eskişehir ve Afyonkarahisarlı Yunus Emre Şairler Buluşması.
Katılımcılar: Eskişehir ve Afyonkarahisarlı Şairler.
O toplantıda yazabildiğim 55 parçadan bazılarını sunuyorum. Ardından da “Vur Patlasın Çal Oynasın!..” diyelim mi! Ne dersiniz…
Rabia BARIŞ
Hiç soramam “Kim Ne Niye Nerede Nasıl Niçin”
Görün acaba neler yapıyor hem maçin hem Çin
Emirdağlı şair Rabia Sultan söz başında
“Hoş Geldiniz Misafirler” der bizim Yunus için
Muharrem GÜNAY
Yarın mizanda deriz nereden gittik ve durduk
Ehil kişiyle bir olup turnayı gözden vurduk
Afyonkarahisar’dan gelen Bay Muharrem GÜNAY
“Mezhep ve Meşrebine bakmadan derneği kurduk.”
İrfan ÜNVER (NASRATTINOĞLU Prof. Dr.)
“Dostlar yaşım 65” derim nefsimdendir zorum
Şunu bildim her kişi kendince yapar bir yorum
Sayın İrfan ÜNVER akkaşlı kişi dedi duydum
“5 dakika ayakta durursam yoruluyorum.”
İŞTE HAYATIM
Beslenme tımar eğitim ister nefs denen atım
Bir gün 4 omuza alınır özel olan yatım
Sözün sonunda çam sakızı çoban armağanım
Prof. Dr. İrfan ÜNVER kitabı “İşte Hayatım ”
MOLLA KASIM
Son nefesini tadacak elbet rahimden gele
Hakk yolunda güç guvvet olsun 4 göze ve bele
Molla Kasım’ın yaptığını bu mecliste derim
Yunus şiirleri 3 bölüm “Yele- Sele- Ele ”
SUNUCUMUZ
Canlılar rızık için koştukça koştu
Bu dünya şöyle bilinir her dem hoştu(! )
Harmanın sonuna geldik kanaatim
Sayın Sunucumuz da coştukça coştu
Rabia SULTAN (BARIŞ)
Atatürk emri “Muasır medeniyetle yarış”
Yüceltin yurdumu nokta nokta hem karış karış
Afyonlu Başkanın sesinden doğru mu anladım
“Emirdağ’ın gönül dağı olan Rabia BARIŞ
***
Sözümüzde duralım ve de diyelim:
VUR PATLASIN ÇAL OYNASIN
Yaşın kaçtır “Dedenin Nenesini ” asla soramam
İşim olmaz torunun torununa akıl yoramam
Kimyacıyım asitle bazı ziftle birlik karamam
“Vur Patlasın Çal Oynasın” gassalın yok ise eğer
İyi biliniz ki dünya hayatı rüyaymış meğer
*
Sen mi Tanrısın yoksa Tanrı mı Tanrı fikirler yor
Müminim demek acaba hangi devirde daha zor
Dünya’dan Ahret’e götürmeli avuçta biraz kor
“Vur Patlasın Çal Oynasın” gassalın yok ise eğer
İyi biliniz ki dünya hayatı rüyaymış meğer
*
Nasıl olsa bakisin tenini açtıkça açıver
Yüreğine gelen kulluktan diler isen saçıver
Sana tavsiyem 4 omuzdan in ve derhal kaçıver
“Vur Patlasın Çal Oynasın” gassalın yok ise eğer
İyi biliniz ki dünya hayatı rüyaymış meğer
*
Eşler dışarda “şapur şupur! ” evde “Ya Rabbi şükür(!)”
Gözüne şerit çek ve ayna git habire tükür
Cerraha uğra sor öğren gel var mı kalbinde mühür
“Vur Patlasın Çal Oynasın” gassalın yok ise eğer
İyi biliniz ki dünya hayatı rüyaymış meğer
*
Düğünler dernekler ve bayramlara turnusol katın
Hayatı kaça aldın sormam hangi kâr ile satın
Allah Resulullah ve Ehl- i Beyt’e layık mı zatın
“Vur Patlasın Çal Oynasın” gassalın yok ise eğer
İyi biliniz ki dünya hayatı rüyaymış meğer
*
Malatyalı Şiirmatik nasıl niçin yazıyorsun
Yağlı urgan ve godesi bilmem kabrin kazıyorsun
Mizanda desinler zerre farkla Nur’a azıyorsun
“Vur Patlasın Çal Oynasın” gassalın yok ise eğer
İyi biliniz ki dünya hayatı rüyaymış meğer
Ahir- i Kelamım olsun: Tapduk dervişlerinden Yunus Emre’miz mi demişti: “Hamdım Piştim, Yandım.”
Şiirmatik İbrahim Hocanın kendine özgü bir şiiriyle noktayı koyalım…
Evvelki- Dünkü- Gün- Yarın- Öbür gün
Dede- Nene, Ana- Baba, Kendin, Evladın, Torunun
Her iki misalde de beş temeli verdim.
Bir tane daha verip amacımıza geçelim.
Sabah- Öğlen- İkindi- Akşam- Yatsı oldu mu devr- i devran…
Haydi 1 tane daha sunalım.
Ekonomi, Politika, Eğitim, Devletler, Zevkler…
Dostlar bu girizgâhın peşine bir şiir gider. O vakit buyurun.
Görüşüp halleşmek ümidiyle selam dua diyorum.
DEVR- İ DEVRAN
Tohum Yumurta Cenin Çocuk Genç Yaşlı…
İbretle bir aynaya bakın sonra gelin yanıma
Yaşım ileri değer verin nice nektar anıma
Güzel Rabbim gör neler takdir etti fani canıma
"Gelen kovulmaz doğan boğulmaz" da yaşlılık için
Gezin dünyayı buna neler yapar maçin ile Çin
Duymuştum "Gençler bilebilse yaşlılar yapabilse"
Dahası amel defterinden az biraz silebilse
Kaderdir gönül ister gençlik geriye gelebilse
"Gelen kovulmaz doğan boğulmaz" da yaşlılık için
Gezin dünyayı buna neler yapar maçin ile Çin
Dilberdi Koçyiğitti şimdi aklaştı saçı kaşı
Yiyemez oldu evvelden sevdiği nice bin aşı
Belki de kötürüm olmuştur ayak boyun bir başı
"Gelen kovulmaz doğan boğulmaz" da yaşlılık için
Gezin dünyayı buna neler yapar maçin ile Çin
İt- köpek içeri Dede- Nene dışa atılmasın
Kimyada kuraldır "Süte zerrece su katılmasın"
Yaşlılar yaşarken malı mülkü hemen satılmasın
"Gelen kovulmaz doğan boğulmaz" da yaşlılık için
Gezin dünyayı buna neler yapar maçin ile Çin
Ana-Ata için İsra (Kur’an 17.Sure) ne der bizlere
Yaşlılık gelince puslar iner göz ile dizlere
Ömür olunca yaşarsınız ibret olsun sizlere
"Gelen kovulmaz doğan boğulmaz" da yaşlılık için
Gezin dünyayı buna neler yapar maçin ile Çin
Malatyalı Şiirmatik damat baba dede oldun
Bilirim biraz dünyalık biraz da ahretlik doldun
Üzülme hiç kimse diyemez kefen içinde soldun
"Gelen kovulmaz doğan boğulmaz" da yaşlılık için
Gezin dünyayı buna neler yapar maçin ile Çin
İbrahim Gürdal, Nasrattınoğlu ve Rabia Hanım arasında
