İrfan Ünver Nasrattınoğlu

HİNDİSTAN'LI MÜSLÜMANLAR PAKİSTAN -7-

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

JAMSHORO
Lahor’da son olarak Eyalet Enformasyon Bürosuna giderek, Müdür Farzana Kureşi ile, seyahatimin bundan sonraki bölümü hakkında görüştük. Onun görevlendirdiği bir genç bizi hava alanına getirdi.
Rektörün gönderdiği araçla, Karaçi içinde uzun bir tur attık. Sonra, Jamshoro’ya hareket ettik ve 1,5 saat sonra Sindh Üniversitesi kampüsüne ulaştık. Kampüs Haydarabad şehrine 12 km. uzaktaki, geniş alanda kurulmuş. Buradaki üniversite misafirhanesinin en geniş odasına yerleştim. Aslında burası oda değil, bir daireydi. Yakub, bu odanın çok önemli konuklara tahsis edildiğini söyledi. Salonun ortasında kocaman bir duble yatak bulunuyordu.
Ne var ki, pencerelerin perdeleri üzerinde kocaman kocaman, çok sayıda keler vardı. Bu yüzden maalesef sabaha kadar uyuyamadım!…
Jamshoro’da beş gün kaldım. Bu süre içerisinde, üniversitenin çeşitli bölümlerini gezip gördüm, hocalarla tanıştım, rektörle birkaç kez görüştüm… Tabii Haydarabad şehrine de birkaç kez giderek, tarihi mekanları, çarşı-pazarı dolaştım.
HAYDARABAD
Jamshoro, Haydarabad şehrine 12 km. mesafede olan, küçük bir kent. Arazinin çok geniş olması, Sindh Üniversitesi’nin burada kurulmasına neden olmuş. Dolayısıyla kentin onuru da, alanı da büyümüş.
Haydarabad ise, Pakistan’ın Sindh Eyaletinin önemli şehirlerinden birisi. Nüfusu 2-3 milyon olarak belirtiliyor. Hindistan’dan gelen göçmenlerin, Karaçi’den sonra, yoğun olarak yaşadıkları bir kent. Şehir 18. Yüzyılın sonlarında Gulam Şah Kalhora tarafından kurulmuş ve gelişmiş. Ondan önce, Hint-Türk İmparatorluğunun bölgedeki en önemli kenti Thatta idi. Gulam Şah’ın vefatından sonra Kalhoraların yerini Talpur Belucları aldı ve bunların emiri, Haydarabad’ı kendilerine başkent yaptı. Bunların bölgedeki hakimiyetleri 1843’deki İngiliz hakimiyetine kadar devam etti. Bundan sonra Karaçi gelişti, Haydarabat, adım adım geriledi.
SEWHAN
Bir sabah bizi silahlı bir asker ile yola saldılar. Berbat bir yolda hoplaya zıplaya 2 saat 15 dakika yol gittik. Çorak topraklar geçtik. Esasen bu Sindh Eyaleti toprakları büyük çoğunlukla bu halde. İyi ki Yakub, Haydarabad valisinden iyi bir arazi arabası aldı da, nispeten rahat ettik. Görülen o ki, buralarda fakirlik diz boyu..
Haydarabat’tan 135 km. uzaktaki, Sewhan adlı kente geldik. Daha girişte, tepecikler üzerindeki mezarlarda, adeta tavaf eden insanlar gördük. Kentin içi dışı böylesi yerlerle dolu.
Sehwan’da Nadir Ali Şah adlı bir şahıs yaşamış. Şeyh ailesi şimde, hergün bir çok fakire aş dağıtıyor…Pakistan’da otantik İslâmî gelenekler çok yaygın. Özellikle kırsal kesimde inanç, adeta bir çılgınlık halini almış!…Din uğruna insanları, gözü kapalı ölüme göndermek mümkün. Buraları gördükten sonra İran’daki durumu, daha iyi anlayabildim.
Sewhan’da yaklaşık 500 bin kişi yaşıyor. Kentin mülki amiri vali. Yardımcısı Beşir Ahmed Kureşi bizi karşıladı.. Tepe üzerinden kenti ve uzayıp giden Sindh Nehrini seyrettik.
Kalender Lal Şahbaz
Bu zat Türkistan’dan, bugünkü Türkmenistan sınırları içinde bulunan Merv’den buraya gelmiş. Merv bir ulu kent. Bir tarih…Rüya!…Lal Şahbaz H.538’de Merv’de dünyaya geldi. İmam Cafer-i Sıddık’ın 13. Kuşaktan torunu. Babası Şeyh Hasan. Hafız-ı Kur’an. Arapça, Farsça, Türkçe biliyordu. Hac yaptıktan sonra Bağdad’a geldi, Şeyh Abdülkadir Geylânî’yi ziyaret etti ve Merv’e döndü. 100 yaşında iken Multan (Pencap)’a sonra Sindh’in Sewhan kentine geldi. Putperestlerin çok olduğu bir dönemde, İslamiyeti yaymakla meşgul oldu.
Nadir Ali Şah
Kalender Lal Şahbaz’ın müridi. Onun 12. Kuşaktan torunu Dr.Mürşid Muhammed Arif Şah ile görüştük. Bu zat aile adına her gün 500-1000 kişinin, üç öğün karnını doyuruyor. Şeyh sıfatını da taşıyan bu zat ile birlikte, Nadir Ali Şah’ın türbesini ziyaret ettik. Türbedar Münşi Zerzinda Ali, Nadir Ali Şah’ın ilkelerinin de bekçiliğini yapıyor.
Ankara’ya döndükten sonra ziyaret ettiğim, Pakistan’ın Ankara Büyükelçisi Exc. İmam Ül Haq, izlenimlerimi sorduğunda, doğal olarak Sewhan’da gördüklerimi de anlatınca, dikkatle yüzüme baktı ve adeta kıskanırcasına şöyle dedi: “Sewhan, tüm Pakistanlılar tarafından kutsal sayılan bir kenttir. Ne mutlu size ki, ben daha oraya gidebilme mutluluğunu bulamadım!…”
Kincer Gölü
Bir tatil günü, Haydarabad ve Karaçi’nin sayfiyesi olan, Kincer Gölüne gittik. Göl kenarındaki villalardan birisine birkaç saat için yerleştik. Burası televizyonu falan da olan lüks bir yerdi. Buradaki dubleks villayı, bizim için, Yakub’un talebesi olan Vali Yardımcısı tahsis ettirmişti. Bu güzel gölün kenarındaki restoranda balıklı bir yemek yedik. Gölde motor gezintisi yaptık, balık tutanları seyrettik. Bu geziye Yakub Mughul’un, yıllar önce Ankara’da tanıdığım, eşi Begüm Hanım ve kızları da katılmışlardı. Birçok nehrin beslemekte olduğu bu güzel gölden, ne yazık ki kardeş Pakistan halkı yeterince yararlanamıyor. Örneğin gölün kenarında birçok turistik tesis kurulabilir. Ne var ki öncelikle ve acilen yol sorununun halledilmesi gerekmektedir.
Yolumuzun üzerindeki Sonda adlı köyün de dikkate değer bir yanı vardı. Köyü, aynı adı taşıyan bir kabile kurmuştu. Bu köyün 16-17. Yüzyıllarda büyük öneminin bulunduğunu, bir İslâm Tarihi Profesörü olan dostum Yakub Mughul anlattı… Köyün, 300 yıllık mezarlığı da titizlikle korunmaktadır.

Yazarın Diğer Yazıları