MAKLİ – THATHA
Sindh Nehri, ülke içinde döne dolaşa yol almaktadır. Kimi yerde kurumuş, kimi yerde coşkulu akıyor. Ve bu nehrin en muhteşem zamanında Türkler, tüm Hindistan’da, görkemli bir imparatorluk kurdular. İmparatorluğun Anıt-Mezar kenti diyebileceğim Makli-Thatta kenti, bir rüya…Uhrevi bir havası olan, bir Müslüman Türk’ü alıp, yüzyıllarca geriye götüren bir rüya…Sultanlar, Padişahlar, Hanlar, Prensesler, şehzadeler yatıyor, burada…Her yer mezar…Hem de ne mezarlar…Atatürk’ün Anıt Kabri, bu ihtişamın yanında sönük kalabilir!. Kimi mezarlar bir görkemli türbe içinde. Türbelerde, özel bölümler…Muhteşem süslemeler…Orta Asya türk mimarisinin, Türk süsleme sanatının, Türk çiniciliğinin, en güzel örnekleri hâlâ duruyor. Restore yok. Giden gitmiş ve gidiyor; ama hâlâ ihtişam mevcut. Güzelim mezar taşları, birer sanat şaheseri olan sanat eserleri yerlerinden alınmış, başka ve ilgisiz amaçlarla kullanılıyor. Peki kim kurtaracak, bunları?…Pakistan’ın gücü yok. Türkiye Cumhuriyeti’nin buralara gelerek, bunları kurtarabilecek ne yetkisi, ne gücü var!…Bir Türk UNESCO’su, hatta bir İslâm UNESCO’su olmalı ve dünyanın neresinde, ne varsa kurtarılmalıdır. İşte, muhteşem türbelerden birkaçı:
*Prens Sultan İbrahim bir Mirza Muhammed İsa Tarkan, öl.1559
*Mirza İsa Han Tarkan II bin Mirza Can Baba, öl.1644
*Mirza Can Baba bin Mirza İsa Han Tarkan, öl.1608
*Divan Şurfa Han, öl. 1638
Aynı mahaldeki Makli’de, sahabelerden Abdullah Şah Eshabi adına da bir Türbe-Cami-Anıt Mezar var. Bizim vardığımızda temizlik yapılıyordu. O gün, bu zatın doğum günü imiş ve tören yapılacakmış. Avluda tıklım tıklım insanlar bekliyordu. Çoğu, yerlerde oturuyor, hatta yatıyorlardı. Sorumlulardan Feyz Muhammed bizi odasına aldı, bilgi ve broşür verdi. Yakub Mughul gülerek: “Başkaları Pir’e hediye getirir, biz alıyoruz…” dedi. Burada medfun Abdullah Şah’ın soyundan iki kişi halen, hayatta imiş. Bunlardan birisi Şah Muhammed, öteki ise Seyid Hasan. Bunlar Abdülkadir Geylani’nin ahfadından geliyorlarmış. Kadiriliğin Pakistan’da yaygın olduğu anlaşılmaktadır…Abdullah Şah Eshabî, Hindistan-Gücrat yolu ile H.927 yılında Sindh’e gelmiş. Abdülkadir Geylânî soyundan olduğu söyleniyor. Evlenip, Thatta’ya yerleşmiş. İslâm dinine çok önemli hizmetlerde bulunmuş. Makli’de adeta bir ilah haline gelmiş. Türbesinin nerede olduğu uzun zaman bilinememiş. Gücrati adlı bir derviş, rüyasında görmüş ve bunun üzerine türbeyi bulmuşlar ve bugünkü şekliyle restore etmişler.
Türbelerdeki muhteşem çinileri gösteren Prof.Mughul:”Buna biz Hala Sanatı diyoruz” dedi. Bizdeki adı ise Çini sanatı…
Makli-Thatta, eski ve tarihi önemi büyük olan Thatta kenti. Alanı geniş. Kazı yapılsa kimbilir neler çıkacaktır? Burası Kale gibi. Yüksekten bakınca aşağıda Sinh Nehri ve Thatta görülüyor. Bu kentin yeni ve bugünkü yerleşim yerinde de çok güzel bir cami var. “Padişah Camii (Mescidi)”…Ama burası aslında tam bir külliye. Zira cami ile birlikte medrese ve sair yapılar da var. İşçilik, süslemeler mükemmel. Geniş avlu, bahçe, havuzlar, gülistan…Sindh Eyaletinin, en büyük camii imiş. Şah Cihan Camii’ni, 1644-47 arasında Şah Cihan yaptırmış. Külliyenin her yanında tam 99 kubbe bulunuyor.
***
Haydarabad’a doğru yol alırken Yakub Mughul; “Kaidi Azam’ın doğum yeri olarak her yerde Karaçi yazılır, ama Muhammed Ali Cinnah işte şu köyde doğmuştur…” derken, önünden geçtiğimiz, Jhrick (Cırık) köyünü gösterdi. Bir fatiha okurken, ülkesini Hindistan’dan kurtarıp, bir İslâm Devleti kuran, büyük Türk dostu, Cinnah’ı hayırla yâd’ettim.
Derken, Sind Nehri, bir kez daha karşımıza çıktı. İngilizler’in 1898’de inşaa ettikleri, tümüyle metalden yapılan köprüden geçtik. Kotri Köprüsü’nün sağı-solu, gidiş-dönüş yolu olarak otolara ayrılırken, ortasından da çift geçişli olan demir yolundan istifade edilmektedir. Az ötede bir başka köprü vardı. Yakub bey, nehir üzerinde üç köprünün bulunduğunu söyledi.
Kotri, Haydarabad’a bitişik bir banliyö kasaba. Bir başka tarifle, Sindh Nehrinin bir yanı Kotri, öte yakası ise Haydarabad…Şehre akşama doğru girdik. Kenti ortasından baştanbaşa yaran Tandi (Soğuk) caddesinden geçtik. Günlerden Cuma, tatil günüydü. Bu yüzden tüm dükkanlar kapalıydı.
Pakistan’da alkollü içki yasak. Gözle görülen fuhuş yok. Yazılı ve görsel medyada erotizm yok. Herkes dinle meşgul.
Yazarın Diğer Yazıları
Moldova Cumhuriyeti’nde Kurulan Gagauzya Türk Devleti Ve Büyükelçi Ender Arat
14 Ağustos 2026 01:12Kırk Arabalık Nakliye Kolu Kumandanı Bilecikli Ayşe Çavuş
13 Ağustos 2026 01:08Milli Mücadele Milis Kumandanı İpsiz Recep
12 Ağustos 2026 01:08Azerbaycanlı Şair-Yazar-Akademik Neriman Hasanzade (Ardından)
11 Ağustos 2026 01:06Milli Mücadelede Vanlı Kadın Kahraman GAZİ SÜREYYA SÜLÜN
10 Ağustos 2026 01:04