İrfan Ünver Nasrattınoğlu

HOCALARIN HOCASI – ŞAİR HEMŞEHRİMİZ MUHARREM KUBAT 90 YAŞINDA

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Emirdağ, Eskişehir, eğitim-kültür ve şiir söz konusu olunca, aklıma ilk gelen kişi, Şair Muharrem Kubat’tır. Esasen komşu kent Eskişehir’in benim hayatımda çok önemli bir yeri ve önemi vardır. Neden mi? Anlatayım:
Ben Eskişehir’deki Hava Üssü’nde görev yaptım. Ama ondan önce, askeri okula girebilmek için gerekli olan sağlık raporunu Eskişehir Hava Hastanesinden aldım. İzmir Güzelyalı’daki Hava Astsubay Eğitim Taburunun, Eskişehir’e intikal ettirilmesi üzerine bir kez daha Eskişehir’e gittim. Oradan, İstanbul Halıcıoğlu’ndaki İstihkam Okulu’ndaki eğitimi müteakip, çektiğim kur’a neticesinde Ankara Etimesgut’taki Hava İstihkam Taburu’na atandım. Çok geçmeden Taburumuz İzmir’e intikal ettirildi. Çatalkaya Radar Mevzii ve Gaziemir’deki Hava Meydanındaki görevleri yaparken, benim de yer aldığım 2.Bölük, Eskişehir’e intikal ettirildi. Yeni evli ve kucağımızda ilk evladımız olduğu halde yeni inşaa edilmiş olan Seylap Evler’de bir daire kiralayıp bir süre Eskişehir’de kaldıktan sonra, Ankara Etimesgut’a geri döndük.
1975 yılında Emekliye ayrılıp bir yandan gazetecilik, öte yandan kültür faaliyetleri, beni tekrar tekrar Eskişehir’le buluşturdu. O yıl üyesi olduğum Halk Kültürü (Folklor) Araştırmaları Kurumu’nun kısa bir süre sonra Başkanlığına seçilmem, aklımın erdiği günlerde başlayan Türk Dünyasına girebilme hayalimin gerçekleşmesini sağladı.
O tarihlerde Eskişehir’de Kültür ve Turizm Müdürlüğü yapan Güven Tanyeri, Eskişehir’in kültür değerleri ile ilgili etkinliklere beni de davet ediyor, ben de giderek o konularda düzenlenen sempozyumlarda bildiriler sunuyordum… Tanyeri bir gün birlikte ekinlikler düzenlememizi önermiş, biz de kabul etmiştik. Programları biz planlayıp uygulayacak, Eskişehir Valiliği ise o program için gerekli finansmanı sağlayacaktı.
Eskişehir’de her yıl Yunus Emre, Nasreddin Hoca ve Seyyit Battal Gazi ile ilgili anma toplantıları ve konferanslar düzenleniyordu. Ben folklor ve halk edebiyatı ile ilgili üyelerimizin de önerilerini dikkate alarak, ilk olarak “Uluslararası Halk Edebiyatı Semineri” yapalım demiştim ve bu önerim Eskişehir Valiliği tarafından kabul edilmişti. Böylelikle 7-9 Mayıs 1983 tarihinde ilk semineri düzenlemiştik. Valiler değişti ama sevgili Güven Tanyeri uzun yıllar Eskişehir’in Kültür ve Turizm Müdürü olduğu için 8 büyük seminer yaptık.
Ancak, etkinlik programlarımızda, mutlaka şairler şöleni, zaman zaman âşıklar şöleni, çeşitli kültür ve sanat yarışmaları yer aldı. İşte bu şair şölenlerinde tanıştığım Muharrem Kubat’ı, üstelik de hemşehrim olması nedeniyle, çok sevmiş ve adam gibi adam olmasından dolayı da ona hep saygı duymuştum.
Bu nedenledir ki, salt Eskişehir’de değil, Türkiye’nin çeşitli kentlerinde düzenlediğimiz şiir şölenlerinde de Muharrem Hocanın bulunmasını, anlamlı ve güzel şiirlerini bizzat okumasını özellikle arzu ettim. Keza çeşitli konularda ve mekânlarda düzenlenen şiir yarışmalarına da katılan Hoca, peşpeşe ödüller alarak beni sevindirmişti.
Muharrem Kubat bir de Kültür Merkezi açarak, Eskişehir kültür tarihinde önemli bir yer almıştır. Benim değerli hemşehrim, 09 Ocak 1933’te, Emirdağ ilçesine bağlı Karacalar köyünde doğdu. 1942 yılında Göveççi köyünde başladığı ilkokulu 1949 yılında bitirdi. Aynı yıl Çifteler Köy Enistitüsü sınavlarına katıldı ve bu sınavı başarıyla kazandı.1955 yılında Enstitüden mezun olunca öğretmen olarak Denizli iline bağlı Acıpayam ilçesi Guluman köyü ilkokuluna atandı.
1958 yılında Afyonkarahisar Karaviran köyü öğretmeni olan Kubat daha sonra Bolvadin ilçesinde Kemalettin Samipaşa ve Atatürk İlkokulu’nda görev yaptı. Daha sonra Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat bölümünü bitirerek Türkçe öğretmeni oldu. 1961 yılında Emirdağ ortaokulu’na Türkçe öğretmeni olarak atandı. Bu okulda 3 yıl çalıştıktan sonra, Önce Niğde Çamardı Ortaokulunda, sonra Balâ ortaokulunda müdür olarak görev yaptı.
Bir süre Milli Eğitim Bakanlığı Orta Öğretim Genel Müdürlüğünde personel şube müdür yardımcılığı yapan Kubat, 1968 yılında Eskişehir 19 Mayıs Ortaokulu’da müdür olarak göreve başladı. 23 şubat 1988 yılında da emekliye ayrıldı. Değerli hemşehrimizin Selvi ve Seval adlı iki kızı bulunmaktadır.
1986’da “İz Bırakanlar”, 1988’ de “Umut Dolu” ve Yaşamın İçinden adlı şiir kitapları yayınlanan Kubat’ın şiirleri; Türk Dili, Çağrı, Özgür, Size, Gülpınar, Tarla, Halay, Bizim Ece, Maki, İremcik, Şafak, Müdafaa-i Hukuk gibi sanat ve edebiyat dergileriyle; Hasat, Öğretmen, Milli Eğitim, Kızılay, Öğretmen Dünyası, ABeCe gibi mesleki dergilerde ve çok sayıda antolojide yayınlandı. Ayrıca güncel olaylarla ilgili düşüncelerini içeren yazıları da kimi gazete ve dergilerde yer aldı.
Bazılarında benim de seçici kurulda yer aldığım şiir yarışmalarında Kubat, şu ödülleri kazandı:
*1985’te “Yunus Emre Şiir Yarışması”nda ikincilik; 1987 ve 1991 yıllarında aynı yarışmada mansiyon;
*1989’da “2. Türk Sanat Müziği Çocuk Şarkıları Beste Yarışması”nda mansiyon,
*1990’da Adana Valiliği’nin düzenlediği “Karacaoğlan Şiir Yarışması”nda birincilik;
*1992’de Merkezi İsveç’te bulunan Hümanist Enternasyonel’in “Şarkı Sözü Yarışması”nda jüri özel ödülü
*1994’de “İznik Şiir Yarışması”nda mansiyon;
*1995’de İstanbul Şair ve Yazarlar Derneği’nin “Şarkı Sözü Yarışması”nda ikincilik;
*1995’de ‘Koruma Kültürünü Geliştirme Projesi-Afyon Şiir Yarışması’nda ikincilik
*1997’de“Malatya Belediyesi Şiir Yarışması”nda mansiyon
*1997’de Hacı Bektaş Belediyesi’nin ‘İnsan’ konulu şiir yarışmasında ikincilik;
*1998’de Kültür Bakanlığı “Atatürk ve Devrimleri” konulu şiir yarışmasında mansiyon; *1998’de Kırıkkale Üniversitesi Marşı Şiir Yarışması’nda ikincilik (1998)
Muharrem Kubat, Türkiye dışında da şiirleri ve kültür ve sanata yaptığı katkılarla, Türkiye dışında, özellikle Türk Dünyasında da tanınan bir kişidir. Onun için şiir yazanlar, kişiliği ve sanatı hakkında makale hatta kitap yayımlayanlar vardır. Özellikle Azerbaycan’daki şöhreti kıvanç vericidir. Örneğin Azerbaycan’ın görkemli alimlerinden Prof.Dr.Tamilla Abbashanlı Aliyeva, Kubat hakkında çok sayıda yazılar kaleme almış ve yayımlamıştır. Tamilla Hanım, Muharrem Hoca’nın doğumunun 90.yıldönümü onuruna yayımladığı iki ciltlik “Yunus Gönüllü Ozan Muharrem Kubat” adlı eseri, bana göre, bir Muharrem Kubat ansiklopedisidir.
Emirdağ Karacalar Köyünden yetişen ve şöhrete ulaşan ses sanatkârı Türkücü Kubat, Âşık Şemsettin Kubat (Âşık Yoksul Derviş) ve hayatını Belçika’da idame ettiren şair Kâmil Sayın, Muharrem Kubat’ın yakın akrabalarıdır…
Hayatını Eskişehir’de idame ettiren Muharrem Kubat için bir “vefa” şöleni düzenlendi. Şölen programını Eskişehir Anadolu Kültür ve Dayanışma Derneği hazırladı. Onursal Başkanı olduğum Afyonkarahisar Şairler ve Yazarlar Derneği Başkanı Muharrem Günay’ın dernek üyesi şairlerle birlikte iştirak ettiği bu şölene özel olarak beni de davet etmişlerdi. Ama o tarihte geçirdiğim bir kaza nedeniyle seyahat etmemin mümkün olmaması sebebiyle Eskişehir’e gidememiştim.
Çok sevdiğim ve saydığım Muharrem Kubat’a uzun ömür diliyor, 90.doğum yıldönümünü içtenlikle kutluyorum. İnşallah onun 100. Doğum yıldönümü de kutlanacaktır.
Yukarıda da değindiğim gibi Kubat’ın katıldığı yarışmaların bazılarında ben de seçici kurulda idim. Örneğin Adana’da düzenlediğimiz yarışmaya ve bizzat yönettiğim şiir şölenine katılan hemşehrimin şu şiiri ödül almıştı.
KARACAOĞLAN’IM BEN

Dumanlı dağlarda, serin yaylada,
Kekiğim, yavşanım, çamım, dalım ben.
Pamuk tarlasında, Çukurova’da,
Denizim, ırmağım, çayım, selim ben.

Diyar diyar gezdim, coştum çağladım,
Gördüm güzelleri türkü söyledim,
Sevmek oldu işim, kime neyledim,
Çiğdemim, sümbülüm, morum, gülüm ben.

Yakılan ateşte, tüten bacada,
Sevinçli günlerde, sessiz gecede,
Yaşamda, sohbette, sözde, hecede,
Düğünüm, derneğim, sazım, telim ben.

Yüce dağ başında, tozlu yollarda,
Kardeşsiz, bacısız gurbet ellerde,
Kimim kimsem de yok ki diyen dillerde,
Selamım, sevgiyim, sesim, yelim ben.

Kurulan sofrada ekmeğim, aşım,
Yapılan evlerde toprağım, taşım,
Her an güzellerle derttedir başım,
Oyayım, ipliğim, tığım, tülüm ben.

Toros Dağları’nda, Mersin düzünde,
Yanık yanık çalan aşık sazında,
Ondördüne basmış Türkmen kızında,
Duyguyum, sevdayım, aşkım, dilim ben.

Elimde telli saz, sırtımda aba,
Yüreğimde sevgi, gönlümde oba,
Tüm dünyaya derim içten merhaba
Birliğim, barışım, dostum, yolum ben.

Yazarın Diğer Yazıları