İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Hollanda'da Türkiye'yi Yaşayan Türkçü Dr.Mehmet Tütüncü

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Amsterdam’dan Veyis Güngör aradı ve Hollanda’dan bir grup Türk akademisyen ve gençlerin Ankara’ya geleceklerini, kendileriyle ilgilenmemizi istemişti. Ben o tarihte, kısaca İLESAM olarak bilinen Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği Yönetim Kurulu Üyesi idim. Bu gruba, arzuları doğrultusunda destek olduk ve Ankara’da birkaç gün yardımda bulunduk. Grupta yer alanlar arasında biri vardı ki, sürekli bir şeyler araştırma, öğrenme ve belgeleme heyecan içinde idi. Bu Mehmet Tütüncü idi.

Mehmet Tütüncü ile o tarihten sonra zaman zaman çeşitli mekânlarda birarada Bulunduk. Bunlardan birisi Rusya Federasyonu içerisinde yer alan Tataristan Cumhuriyeti’nin başkenti Kazan’daki buluşmamızdı.

1992 yılının Haziran ayında Kazan’da toplanan, Uluslararası Türkoloji Konferansına, benim gibi davetli olarak Hollanda’dan gelmiş olan Mehmet Tütüncü ile Kazan’da birarada olmuş, oradaki toplantının tamamlanmasından sonra. aynı uçakla, beraber Azerbaycan başkenti Bakü’ye uçmuştuk.

***

On gün önce gelip bir hafta önce ayrıldığım, can Azerbaycan’a, 13 Haziran 1992 tarihinde geri döndüm. Kazan’dan saat 07. 40’da havalanan uçağım, 10. 30 sularında Bakü havaalanına indi. Can dostum Refik Zeka Handan uçağın yanına kadar gelerek beni karşıladı. Prof. Vagif Aslanov ve yaşamını Hollanda’da sürdüren Mehmet Tütüncü de benimle beraberdi. Yanımızda Refik olunca, Bakü’ye giriş de VIP’ten oldu. Tabii programımı da Refik yapmıştı ve alandan doğru savcılığa giderek Başsavcı Yılmaz Ahundzade ile buluştuk. Bu zat, şair Ahmet Cevat’ın oğlu imiş. Birlikte çıkıp özel bir restoranda yemek yedikten sonra Azerbaycan Oteli’ne giderek 819 No. lu odaya yerleştim. 

Akşam yemeğini de otelin restoranında Mehmet Tütüncü ile birlikte yedik. Yanımızdaki masada oturan iki Azeri iş adamı bize şampanya ısmarladılar. Sonra da yanımıza geldiler ve sohbet ettik. Bunlardan birisi, sözü Ermenilerden açarak; “Ermeni Türk’ün acımasız düşmanıdır ve onlardan dost olmaz. ” dedi. Ötekinin söylediği ise, daha üzücüydü: “Türkmenistan ve Kırgızistan, Ermenistan’la müşterek ordu kuruyorlar!” deyince ben; “Olamaz, sanmıyorum ve böyle bir oluşumdan bizim haberimiz yok!” dedim. Masadaşımız ısrar ediyordu ve şunu da dedi: ”Muhammed Salih, Özbekistan cumhurbaşkanı İslam Kerimov’u, Ermenistan’a destek verdiği için protesto etti!...”

RAHİM GAZİYEV

Mehmet Tütüncü, Hollanda Türk Akademisyenler Birliği olarak toplanan 3500 doları bir yerlere bağışlamak istiyordu. Paranın kime verilmesi gerektiği konusunda yaptığımız soruşturma neticesinde, Savunma Bakanı Rahim Gaziyev’e verilmesinin yararlı olacağı tespit edildi. Böylelikle, para askerî ihtiyaçlar için harcanacaktı. Abbas Abdullah bizim için randevu aldı ve Gaziyev’i makamında ziyaret ettik!...

Rahim Gaziyev, Halk Cephesi saflarında mücadele etmiş bir insan. Hatta İtibar Mamedov’la birlikte Moskova’da tutuklu kalmış. Şuşa’da yaralanmış! Derler ki; Şuşa’da Ermeniler sekiz kişiyi vurup öldürmüşler; ama onların yanındaki Rahim hafif bir sıyrıkla kurtulmuş!?... Rivayet odur ki; Moskova’da tutuklu kalanların beyinleri yıkanmış; zira hapisten çıktıktan sonra Halil Rıza da İtibar da Halk Cephesi’ne karşı tutum takınmışlar?... 

Rahim Gaziyev, Halk Cephesi iktidarının Savunma Bakanı…Üzerinde asker pantolonu, düğmeleri açık ceket; içinde, askerlikle bağdaşmayan bir gömlek; ayaklarında ise terlik vardı!. Mehmet Tütüncü bana, ben Mehmet’e bakakalmıştık!... Bu nasıl bir Bakan? Nasıl bir askerdi?... Özel kalem müdürü görünümünde, asker mi, sivil mi olduğu belli olmayan bir şahıs içeriye girip çıkıyordu!... Bize, “Bir ay içerisinde Şuşa’yı da Karabağ’ı da kurtaracağız!” derken, hiç inanmadığım gibi; içimden “eyvah, ki eyvah!... ” demiştim. Çünkü askerliğin temeli disiplindi ve o günkü Azerbaycan ordusunda disiplin namına bir şey yoktu. Zira Savunma Bakanı öyle ise, cephedeki askerler acaba nasıldı?... 

Sonradan öğrendim ki Rahim Gaziyev’i Savunma Bakanı yapan devrik Azerbaycan Başkanı Ayaz Mütellibov’muş. Şuşa dâhil Karabağ kentlerinin boşaltılarak Ermeniler’e teslim edilmesini, Mütellibov’un emriyle Gaziyev gerçekleştirmiş. Yine rivayet ederler ki; Şuşa, Laçın, Hocalı gibi kentler bile bile Ermeni’ye verilmiş. Bunlar doğru muydu? Tanrı bilir. 

Savunma Bakanlığı olarak kullanılan bina SSCB’nin Güney Karargâhı imiş. Bakanın odasında büyük bir harita vardı; haritada net olarak belirtilmiş olan yerler Türkiye, Azerbaycan, Orta Asya ve Orta Doğu idi. Türkiye’nin stratejik bölgelerine de özel işaretler konulmuştu. Örneğin, kimi büyük kentler yoktu ama, olmayan ilin bir ilçesi net olarak gösteriliyordu!... Muhtemelen Ruslar’dan kalan harita, öylece duruyordu. Esasen, Bakanlığın içerisinde hâlâ Rus askerleri dolaşıyorlardı. Ruslar, artık Azerbaycan’ı terk ediyorlardı; ama kimi Ruslar da Azerbaycan’a yerleşeceklerdi. Rahim Gaziyev bu hususta şöyle diyordu: “İyi de olur, çünkü onların bilgilerinden, tecrübelerinden istifade ederiz. Biz hiç bir şey bilmiyoruz, Rus subaylar bizim askerlerimizi eğiteceklerdir!... ”

Savunma Bakanı’nın odası yol geçen hanı gibiydi. Giren bir daha çıkmak bilmiyordu. Bu nedenle bir saatten fazla dışarıda beklemiştik. Nitekim biz içeride iken de dışarıda birçok insan birikmişti. Sonradan Yarbay Tevfik olduğunu öğrendiğim bir kişi, halkın bağışladığı paraları kucaklayıp götürüyor; aldığı paraları kurşun kalemle bir kâğıda yazıyordu. İsteyene yine eliyle yazdığı bir kâğıdı makbuz niyetiyle veriyordu. Verdiği belgenin, kendisinde kalacak bir kopyası yoktu ve kurşun kalemle bir yere yazmak yeterliydi!

Mehmet Tütüncü, “Şimdilik Ordu için 2000 dolar veriyoruz; 1500 dolar da bugünlerde gelecek, onu da Karabağ şehitlerine yardım için takdim edeceğiz. ” dedi. Gaziyev bu parayı da yarbaya verdi; yarbay da bir kâğıda 2000 dolar aldıklarını yazıp Mehmet Tütüncü’ye verdi. Dışarıya çıkınca; “Eyvah Mehmet” dedim… “Bu para boşa gitti, galiba?...” 

***

Mehmet Tütüncü 21 Eylül 1962 tarihinde Karaman’da dünyaya geldi. Amsterdam Üniversitesi, Ekonomi Bölümünde  “mali ekonomi” alanında doktora yaptı. Ana dilleri olan Hollandaca ve Türkçe’nin yanısıra İngilizce, Almanca, Fransızca, Arapça, Rusça, Osmanlıca çok iyi bildiği dillerdir.

Tütüncü ile, sonraki yıllarda Ankara’da da görüştük. Keza, benim tüm Hollanda seyahatlerimde de Mehmet’i arayıp buldum ve sohbet ettik. Keza onun Haarlem’deki evini de ziyaret edebilme olanağı buldum.

Halk Kültürü Araştırmaları Kurumu Başkanı olarak, Avrupa’daki birçok ülkede olduğu gibi, Hollanda’da da, uluslararası nitelikte bir sempozyum düzenledim. Amsterdam’da büyük Türkolog Veyis Güngör’ün Başkanlık ettiği Türk Evi ile birlikte düzenlediğimiz “Türkiye-Hollanda İlişkileri Sempozyumu”nun hazırlık çalışmaları da dahil, sürekli yanımızda olup, bize destekte bulunan Mehmet Tütüncü, o sempozyumda, “GÖÇÜN  50. YILINDA HOLLANDA TÜRKİYE TARİHSEL İLİŞKİLERİNE GENEL BAKIŞ” başlıklı güzel ve sempozyumun ana amacına uygun bir bildiri sundu.

Mehmet Tütüncü Türk ve Arap Dünyası Araştırma Merkezi Başkanlığı, Özbekistan Hollanda Dostluk Vakfı Başkanlığı görevlerini de üstlendi., Gerçekleştirdiği ve halen üzerinde çalıştığı projelerden bazıları şunlardır: 

*Leiden Etnoloji Müzesi (Mekke’ye Özlem),

*Lakenhal (uluslararası tekstil ticareti danışmanı).

*Rotterdam Denizcilik Müzesi (Hollanda Korsanlık Projesi) 

*Tropenmuseum (Mekke’ye Özlem) 

*Amsterdam ve Lahey’deki Ulusal Arşivler 

*Çeşitli televizyon ve belgeseller için metin yazarlığı ve danışmanlık

*Ulusal Arşivlerin özellikle Akdeniz ülkeleri için önemi

*Prens ve Paşa (2012),

*400 Yıllık Dostluk (2018)

*Jan Janszoon nam-ı diğer Murad, 

*Haarlem’den Cezayir’e 

*VI. Perspektifte Başyapıtlar Üzerine Yorumcu.

Tütüncü’nün Eserleri: KİTAPLAR

1.400 yılı aşkın Dostluk, 1612 Hollanda ve Türkiye arasındaki Dostluk Anlaşması
2.Heemstede’deki Evde Konstantinopolis’in Kayıp Panoraması

3.Dragoman ve Diplomat ailesi Testa.

4.Mehmet Tütüncü, Boğaziçi’nden Güney Denizi’ne.

5.Cezayir’de Beş Yıl, Thomas Hees’in Günlüğü

6.Cezayir’de Osmanlı İzleri, ( 1516-1530), 2013

7.Ebubekir Efendi,1869’da İstanbul’da basılan ilk Hollandaca (Afrika) kitabı.

8.Boğaziçi’nden Güney Denizine 1793 Yılında İstanbul’dan Hollanda’ya Bir Yolculuk

              Gaspard Baron Testa, 2023

9.Türk İslam Eğitimcisi Zernuci, 2001

 

Hollanda’da, Türkiye’yi yaşayan ve yaşatan gazeteci dostum İlhan Karaçay diyor ki; “Hollanda’daki arşivlerde Türkiye’nin kayıp izlerini sabırla arayan, Osmanlı’nın Avrupa’daki ayak izlerini belgeleyen, her biri tarihe ışık tutan onlarca yayına imza atan bir isim: Mehmet Tütüncü. O yalnızca bir tarihçi değil, aynı zamanda hafızanın bekçisi. Geçmişin karanlık köşelerinde kalan belgeleri bulup gün ışığına çıkaran, sonra da onları bugünün belleğine işleyen bir gönüllü bilgedir.

Ancak hayat, Mehmet’e de tarihin cilvelerinden birini sundu. Geçtiğimiz hafta geçirdiği ani bir beyin kanaması, onu ölümle burun buruna getirdi. Sol tarafına inen felç, hayallerinin tam ortasında bir çizik gibi durdu. İlk günler yoğun bakımda geçti. Sevenleri, “Acaba bir daha aramızda olur mu?” diye sordu kendi kendine. Şükür ki Mehmet gitti ama geri döndü. Geri döndü ama ardında dramatik bir ihtimal bırakarak: Ya gitseydi…Haarlem’de kurulacak Türk Kütüphanesi ne olacaktı?

Haarlem’in bir banliyösünde açılacak Türkiye Müzesi’nin akibeti ne olacaktı?

…Ziyaretine gittiğimde her zamanki gibi umutluydu. Vücudu yorgun ama bakışı diriydi. “Yazacak çok şey var daha,” dedi fısıltıyla. Ben de o an anladım: Bu adam sadece geçmişi değil, geleceği de kurtarıyor.

…O’nu gördüğüm zaman, vücudu yorgun, ama zihni hâlâ zamana meydan okuyacak kadar güçlüydü. “Bitmedi,” dedi bana. “Kütüphane açılacak, müze kurulacak, tarihin sesi duyulacak.”

…Mehmet Tütüncü’nün yıllara yayılan arşiv çalışmaları, yayınladığı eserler ve oluşturduğu kültürel köprü, şimdi somutlaşmak üzere: Haarlem’de açılacak bir Türk Kütüphanesi ve bir Türkiye Müzesi…Bu kütüphane, sadece kitaplar ve belgelerle sınırlı kalmayacak. Mehmet Tütüncü’nün onlarca yıllık birikimiyle şekillenmiş bir kültür istasyonu olacak: Türkiye-Hollanda diplomatik ilişkilerine dair belgelerin özgün kopyaları ve akademik analizler Tütüncü’nün kaleme aldığı kitaplar, araştırmalar ve özel baskılar 16 ve 17. yüzyıla ait ticaret fermanları, elçilik mektupları, konsolosluk raporlarının dijital arşivi, Göçmen kuşaklara yönelik Türkçe-Hollanda dili ve tarihi seminerleri Tarihseverler ve araştırmacılar için açık kaynak araştırma merkezi

Kütüphane, hem geçmişe ışık tutacak hem de yeni kuşaklar için kökleriyle bağ kurabilecekleri bir alan sunacak.

 

Açıklama: Amsterdam’da Uluslararası Türkiye-Hollanda İlişkileri Sempozyumu

Amsterdam’da Akademisyenlerle: Sol başta Mehmet Tütüncü, hemen yanındaki ben, benim tam karşımda oturan da, Türk Evi Başkanı Dr.Veyis Güngör.

Yazarın Diğer Yazıları