İrfan Ünver Nasrattınoğlu

IRAK, BİZE IRAK DEĞİL -7- SADDAM HÜSEYİN'LE GÖRÜŞMEM

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Irak’ın Ankara Büyükelçisi Tarık Abdülcabbar telefon ederek, “Büyükelçiliğe gelir misin?” demişti… Irak’ta yapılacak olan “Dostluk, Barış ve Dayanışma” konulu konferansa iki kişi gönderileceğini, bunun birisinin benim olmamı söylemiş ve ikinci ismi de benim belirlememi istemişti.
Gazeteci arkadaşım Ender Yoldar’la birlikte gittiğimiz Bağdad’da düzenlenen “Dostluk, Barış ve Dayanışma Konferansı”, Irak Parlamento Başkanının konuşmasıyla başlamış, bunu delegasyonlar adına yapılan konuşmalar izlemişti.
Konferans için İsrail, İran ve İngiltere gibi sorunlu ülkeler hariç hemen her ülkeden Irak dostları gelmişlerdi. Konferans esnasında dikkatimi çeken bir husus olmuştu. Konuşmalar esnasında oluşturulan cümleler arasında şayet Saddam Hüseyin’in adı geçerse bir alkış tufanı kopuyordu. Açılış oturumunda da konukların arasında oturan bazı insanlar, ayağa kalkıp, şiir okuyorlardı!…
SADDAM HÜSEYİN’LE
Saddam’ın ne zaman nerede olacağı, yapacağı toplantının yapılacağı mekân asla söylenmiyordu. 12 Mayıs 1990 tarihinde Saddam Hüseyin’le ilginç bir görüşmemiz olmuştu. O gün Ender’le, spor kıyafetler giymiş ve dışarıya çıkarak gezip dolaşmayı planlamıştık. Ama aniden, “haydi” dediler ve araçlara bindirilirken de gidilecek yeri söylemişlerdi. Lakin söyledikleri yerde değil de başka bir yerde Saddam’la buluşmuştuk. Cumhurbaşkanı bizi kabul etmiş, huzuruna vardığımızda bizi mütebessim bir çehreyle karşılamış, güzel sözler söylemiş; “Türkiye’ye selamlarımı, sevgilerimi götürün” mealinde mesajlar vermişti.
IRAK’TAKİ ESERLERİMİZ
Ertesi günü kafamıza göre takılmış, gönlümüze göre gezip yürümüştük…Irak bizim için son derece önemli bir ülkeydi. Türkiye ile Irak et-tırnak gibi iç içe geçmiş iki ülkeydi. Adım başında, Türk egemenliği dönemine ait bir eser görebilmek mümkündü. Bu ülkede 836 yılından başlıyarak, son Osmanlı dönemine kadar ecdadımız yüzlerce tarihi eser bırakmıştı. Bunlardan sadece 42 tanesinin isimlerini vermekle yetineceğim:
Bağdat: İmam-ı Azam Ebû Hanife Külliyesi, Abdülkadir Geylânî Külliyesi, Musa Kâzım Külliyesi, Saray Camii, Mustansıriye Medresesi, Mercan Medresesi, Halife Camii, Bağdad Sarayı ve Kışlası, Kasr-ül Abbasi (Şarabiye Medresesi), Han Mercan, Cığalazade Hanı, Vezir Küçük Hasan Paşa Camii, Haseki Camii, Özbek Camii, Bağdd Kalesi, Azamiye Kalesi, Sultan Melikşah Camii, Cüneyd-i Bağdadî Camii, Nizamiye Medresesi, Terken Hatun Medresesi, Tac-ül Mülk Medresesi, Sultan Melikşah Medresesi, Tuğrul Bey Sarayı, Emir Sungur Porsuk (Mucureddin Abak) Konağı
Musul-Kerkük-Erbil: Erbil Kalesi (Erbil), Dakuk Ulu Camii Minaresi,Altın Köprü (Kerkük/Altunköprü Kasabası), Nebi Yunus Külliyesi (Musul), Emevîye Camii (Musul), Şeyh Abdal Camii (Musul), Kutbeddin Medresesi Minaresi (Musul/Sancar), Nebi Şit Külliyesi (Musul), Ulu Camii (Musul), Musul Köprüsü (Musul/Dicle Nehri Üzeri), Musul Kalesi (Musul), Nizamiye Medresesi (Musul), Eski Atabekiye Medresesi (Musul), Nureddin Arslanşah Medresesi (Musul), Şems Türbesi (Hille), Musul Ulu Camii (Musul/Nuriye Mahallesi), Kutbeddin Medresesi (Musul/Sancar)
İSLAM HALK KONFERANSI
Irak seyahatlerimden birisini de Evkaf Bakanlığı’nın çağrısı ile yapmıştım. Bağdad hava alanının, BM kararı ile uçuşlara kapalı olması nedeniyle, Amman’a uçacak, oradan karayolu ile Bağdad’a gidecektik.
Bağdad’a giden Türkiye delegasyonu 17 kişiden oluşuyordu:
1. Şevket Kazan (RP Genel Başkan Yrd.-Adalet Bakanı)
2. İsmail Coşar ( Çankırı Milletvekili)
3. Ahmet Arıkan (Sivas Milletvekili)
4. Osman Saraç (Erzurum Milletvekili)
5. Ferhat Koç (Milli Gazete Ankara Temsilcisi)
6. Musa Çakır (Avukat)
7. Kazım Albayrak (Taraf Dergisi yazarı)
8. Ahmet Taşgetiren (Altınoluk Dergisi Yazıişleri Müdürü)
9. Kâmil Yılmaz (Altınoluk yazarı)
10. Mehmet Haydaroğlu (İş adamı)
11. M.Ender Yoldar (Beldemiz Çankaya gazetesi sahibi)
12. Dr.Adem Akın (Öğretim Görevlisi)
13. Aziz Utkan (Hürriyet gazetesi muhabiri)
14. Mehmet Ümit Turpçu (Hürriyet gazetesi muhabiri)
15. Hayrettin Turan (Türkiye gazetesi muhabiri)
16. Ramazan Güntay (Bugün gazetesi muhabiri)
17. İrfan Ünver Nasrattınoğlu
Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı ile iki milletvekilinin delegasyonumuzda bulunması, bize Bağdad’ın en muhteşem otelinin tahsisini sağlamıştı
İMAM AZAM CAMİİNDE CUMA NAMAZI
Ertesi sabah delegasyonumuz topluca, İmam Azam Ebu Hanife Camiine giderek, öğle ve Cuma namazını eda etmişti. Bu camide bir Cuma namazı kılabilme mutluluğunu bana yaşatan, Yüce Yaradan’a binlerce şükretmiş ve gerçekten camiden son derece mutlu ayrılmıştım.
KONFERANS
Öğleden sonra, Mustansıriye Üniversitesine giderek, saat 15.00’de başlayan İslam Halk Konferansına katılmıştık. Toplantının yapıldığı amfi, tıklım tıklım doluydu. Irak hükümeti üyeleri, Bağdat’taki yabancı misyon şefleri ve temsilcileri, Irak ordusunun üst düzey komutanları salondaydı.
Toplantının açılış konuşmasını Cumhurbaşkanı Yardımcısı İzzet İbrahim yapmış, onu, delegasyonlar adına yapılan konuşmalar izlemişti. Delegasyonumuz adına da, doğal olarak Şevket Kazan konuşmuştu. Bana göre en güzel ve gerçekçi konuşmayı Şevket bey yapmıştı. Sözlerine, “Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan’ın selamlarını getirdim” diye başlamış ve büyük bir alkış tufanı kopmuştu. Siyonizmin 100 yıllık gelişimini anlatırken, Osmanlı İmparatorluğunun yıkılma nedenlerine değinmiş ve Basel’de hazırlanan Yahudi planlarından bahsetmiş ve topluluğa sormuştu: “Biz neden, Bağdad’da, geleceğe yönelik bir plan yapmıyoruz?…”
Kur’an’ı Kerim’de, islâmın siyasi üstünlüğünün belirgin olduğunu söyleyen Şevket Kazan, tıpta, ekonomide, hukukta da üstünlüklerden söz etmiş ve şöyle demişti: “Öyleyse islâmın her alanda üstün olduğunu haykırmalıyız!…”
Kazan konuşmasında, şahsen beni son derece memnun eden ve olumlu bulduğum şu önerilerde bulunmuştu.
1. İslami Birleşmiş Milletler Teşkilatı kurmalıyız.
2. İslam Ortak Pazarı oluşturulmalıdır.
3. Para birimimiz islam dinarı olmalıdır. Böylece ABD dolarının esiri olmayız.
4. İslam ortak savunma paktı kurulmalıdır. Bunu yapmış olsaydık ABD körfeze yaklaşamazdı…
Şevket bey, tarihi bir konuşma yapıyordu. İslâmın, Müslüman ülkelerin tüm sorunlarını teker teker dile getiriyor, zaman zaman da öz eleştiri yapıyordu. Örneğin konuşmasının bir yerinde “…bugün Türkiye’de batı yanlısı bir hükümet iş başında, biz bunu değiştireceğiz…” demiş ve salondaki hemen herkes alkışlamıştı… Ne var ki, toplantıyı yöneten Senegalli başkan, sık sık konuşmayı kesiyor ve Şevket beye sözlerini tamamlaması için uyarıda bulunuyordu.
İslam ülkeleri üzerinde oynanan oyunlara değinirken de, “hani nerede İslam Birliği” diyen Şevket Kazan, peşpeşe 4 öneri daha getirmişti:
1. Siyonizmin ırkçılık olduğu, resmen kabul edilmelidir.
2. Irak’a ambargonun kaldırılması için, bütün İslam ülkeleri çaba göstermelidir.
3. Cezayir halkının siyasi tercihi desteklenmelidir.
4. Bütün İslam ülkeleri birbirleriyle yakın ilişkiler kurmalıdır. Bu toplantıda bizler, bu doğrultuda kararlar almalıyız.
Oturum başkanı Şevket Kazan’ın konuşmasını kesmiş, söyleyeceği önemli başka konularda açıklama yapmasını engellemişti. Bu durum canımı sıkmıştı ve hemen bir protesto ve kınama metni yazarak, ilahiyatçı Dr.Adem Akın’a Arapça’ya çevirterek, bizzat Senegalli başkana vermiştim!…
DEVAM EDECEK

Yazarın Diğer Yazıları