İrfan Ünver Nasrattınoğlu

KARDEŞ ÜLKE MACARİSTAN -4-

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

SZOLNOK (SOLNOK)
Macar ovasının önemli kentlerinden birisi olan Solnok idi. Bu kentin 900 yıllık bir geçmişinin olduğunu öğrenmiştim. Orta Tisza bölgesinin ekonomi, ulaştırma ve kültür merkeziydi. Orta Avrupa’nın en modern tren istasyonu buradaydı. Arkeolojik bulgulardan anlaşıldığına göre doğu batı ticaret yolu buradan geçiyordu. Kentte yerli ve yabancı turistlerin konakladığı dinlenme tesisleri, su sporlarının yapılabildiği parkurlar, yüzme havuzları vardı. Bizim Bolu ilinin Mengen ilçesi gibi, Solnok da aşçıları ile ünlüydü.
Orta çağda Solnok’ta bir tahta kale inşa edilmişti. Istvan Dobo bu kaleyi daha da güçlendirmiş ise de, 1552’de, Osmanlı ordusu tarafından fethedilmişti. Ecdadımız burada Büyük Macar Ovasının en önemli bir Sancak merkezini kurmuştu. 1562’de Osmanlı yönetimi kale ile kent merkezini birleştiren bir tahta köprü yaptırmıştı.
Solnok, Rakoşi’nin özgürlük savaşında da önemli rol oynayan bir kentti. Fakat Habsburg kralı 1785’de kaleyi yıktırmıştı. 1847’de Peşte-Solnok demiryolu inşa edilmişti. 1848 Eylülünde L.Koşut’un burada verdiği bir nutuk sonrası, Solnoklu’lar, özgürlük hareketine katılmışlardı. 5 Mart 1848 ‘de Macar ordusu Avusturya ordusunu mağlup ederek, ülkenin kaderini değiştirmişti. 19.yüzyılda Szolnok’un ve hatta Macaristan’ın gelişmesinde, buradaki demiryolunun önemli payı vardı. Kısacası Szolnok Büyük Macar Ovasının sanayi alanında da gelişen bir şehri idi. Ulaşım araçları üretilmeye başlamış; kağıt, şeker, kimya sanayi kurulmuştu. Petrol araştırma merkezi de buradaydı. Üretilen doğal gaz, bölgenin ısıtılmasını sağlıyordu.
Büyük Macar Ovasında, Kiskunsag ve Nagykunsag (yani Küçük Kuman ve Büyük Kuman) adlı iki bölge vardı. Bu bölge uzun yıllar Tatar ve Kuman hakimiyetinde kalmıştı ve böge Macar ağızlarında çok sayıda Kuman-Tatar sözcükleri bulunuyordu. Keza bölgede işlenen nakışlarda, Türk motifleri görülüyordu. Macarca’da “kun”, Kuman demekti…Şu yerleşim birimlerinin adları da Kumanlar’dan geliyordu: Kiskunsag, Back-Kiskun, Kunszentmiklos, Kunpeszer, Kunadacs, Kinkunhalas, Kunfeherto, Kiskunfeleghaza…
Dunaföldvar
Bugac adlı küçük bir yerleşim yerini geçtikten sonraki durağımız, Osmanlı İmparatorluğu egemenliği döneminde adı Yurt Hisarı olan Dunaföldvar olmuştu. Dunaföldvar’ın anlamı, Tuna Toprak Kalesi idi. Burası Büyük Macar Ovası ile Tuna ötesi arasında önemli bir geçitti. Muhtemelen Romalılar da 1009’da burayı geçit olarak kullanıyorlardı.
17-18.yüzyıllarda, Anadolu’dan Erdel’e çok sayıda insanlar getirilip yerleştirilmişlerdi. Macarlar, Türkler’in dokudukları halılara, Erdel halısı diyorlar ve bununla övünüyorlardı. Halen kimi müzelerde, Türk halılarına rastlanıyordu.
Türk tarihinde önemli yeri olan Simontornya adlı bir kenti de yüzeysel bir şekilde görmüştük….
SZEKSZARD
Szekszard, 30 bin nüfuslu, Şarköz bölgesinin güzel bir kentiydi. Roma döneminde kentin adı Alisca idi. 11-13.yüzyıllarda Arpad kralları döneminde bir kalesi vardı. Osmanlılar gelince, 1541-1684 yılları arasında gelişme olmuştu.
1812-1853 yılları arasında yaşamış olan ünlü şair Janos Garay Burak, Jana Huri adlı bir halk adamı ile ilgili bir destan yazmış, bu destan Zoltan Kodaly tarafından bestelenip, sahnelenmişti. Eserin ilginç yanı, halk türküsü motifleriyle süslenmiş olmasıydı. Ünlü şair Mihai Bobiç (1853-1941) de Szekszardlı idi.
Şehir hızla sanayileşiyordu. Gıda, tarım makinaları, ölçü aletleri üreten fabrikalar kurulmuştu. Peşpeşe kültür evi, hastane, okul vb.inşaa edilmişti. 1600 hektarlık üzüm bağları vardı ve bu üzümden, ülkenin en meşhur kırmızı şarabı üretiliyordu.
Balogh Adam Müzesi: Avarlar ve Hunlar
Bu müzenin en önemli özelliği, Avar ve Hunlar ile ilgili özel bölümlerin oluşuydu. Szekszard Bogyuzla yolunda bulunan Avar Köyü mezarlığından çıkarılan her türlü malzeme, araç-gereç müzede sergileniyordu. Tam 796 mezarın açıldığını söylüyorlardı. Mezarlardan, yörede yaşayan öteki halklara ait malzemenin bulunduğu bilgisini de eklemişlerdi. İlginç bir şey de Avarların, atlarıyla beraber gömülmüş olmalarıydı. Tabii Avar’ın kılıcı, kemeri, yüzüğü (kadının küpesi, kolyesi) ve atların aksesuarları da aynı mezara konuluyordu. Yönetici Avarlar’ın mezarlarından süs eşyaları, silahlar ve günlük kullanım eşyaları da çıkarılmıştı. Anlaşıldığı kadarı ile Avarlar zengindi ve mezara tüm zenginlikleri ile birlikte gömülmüşlerdi. Ama zaman içerisinde tüm mezarlar soyulmuş, kalanlar da müzeye konulmuştu. Avar sanatı ile ilgili buluntulardaki motiflerle, sahibinin ekonomik, sosyal ve siyasal konumu da saptanabiliyordu. Bunlar 9.yüzyılda Asya’dan gelmişlerdi. Burada bir de “Avar Evi” vardı.
Müzenin 2. katı, halk kültürüne ayrılmıştı. Hayvancılıkla ilgili araç-gereç, özellikle çobanların el sanatı ürünleri vardı. Tuna Nehrinde balıkçılık, arıcılık, toprakların hangi derebeylerine ait olduğu, bir demirci ustasının fiyat listesi, tarım araçları, tütüncülük, şarapçılık, atların aksesuarları ve bunların fiyat listesi, ipek böcekçiliği ve dokumacılık, iplikçilik ve bunlarla ilgili fiyatların listesi, seramik ve emaye sanatı ile fiyatlarını gösterir belgeler, müzenin bu bölümünde gösteriliyordu.
Müzede, doğadan elde edilen tüm malzemelerden üretilen el sanatı ürünleri yer alıyordu. Keza geleneksel eğlencelerle ilgili malzemeler de bulunuyordu. Öğrendiğime göre, Szekszard’da, “Sultan” adlı bir operet sahnelenmişti ki, bu Türk-Macar dostluğunun boyutlarını da ortaya koyan bir içerik taşıyordu.
Balogh Adam Müzesinin birinci katı, eski çağlarla ilgili arkeolojik eserlerle doluydu. Burada bir Avar yerleşim birimindeki mezarlardan çıkarılan eserler sergileniyordu. Keza Hunlar ve Romalılar’la ilgili eserler de vardı.
Edit Hanıma, bizi, “Türkler’i anımsatan ve tanıtan eserler, hangi kentlerde?“ diye sorduğumda, şu kentlerin isimlerini vermişti: Budapeşte, Bataszeck, Babocza, Eger, Erd, Palkonya, Pecs, Szekesfehervar, Szigetvar, Törökkoppany, Zsambek…

Yazarın Diğer Yazıları