Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın “Dünya beşten büyüktür…” çıkışından sonra Ülkemiz, uluslararası düzeydeki birçok kuruluşta yer alarak, Dünyada etkin bir rol oynamaya başlamıştır. Bu cümleden olarak ben, Ülkemizin üye olduğu kuruluşlar hakkında, okuyucularımızı bilgilendirmeyi amaçladım.
Bu yazımda sözünü edeceğim, kısaca “EİT” olarak tanımlanan Ekonomik İşbirliği Teşkilatı, kısa bir süre önce, 4. Turizm Bakanları Toplantısı’nda "2025 EİT Turizm Başkenti" olarak Erzurum ilimiz ilan edildi.
Erzurum’un 2025 yılı EİT Turizm Başkenti seçilmesi ve diğer turizm hareketliliklerini değerlendirmek üzere oluşturulan çalışma geçtiğimiz aylarda başlamıştı. Erzurum Valiliği koordinesinde ve Turizm Geliştirme Ajansı iş birliğiyle iki oturum şeklinde yapılan toplantılarda, Erzurum’un 2025 EİT Turizm Başkenti seçilmesi ve bu yönde atılacak adımlar değerlendirildi. İnanç ve Kültür Turizmi çalışma gruplarında ilgili kurumların yöneticileri, STK temsilcileri ve akademisyenler yer aldı.
Ekonomik İşbirliği Teşkilatı, 1985 yılında İran, Pakistan ve Türkiye tarafından kurulan uluslararası bir kuruluş olup üye sayısı Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Afganistan’ın da katılımı ile 10’a ulaştı. Teşkilatın amacı üye ülkelerin kalkınmalarına katkıda bulunmak, EİT Bölgesi içindeki ticari engelleri kaldırarak bölge içi ticareti geliştirmek ve EİT bölgesinin küresel pazarlarla bütünleşmesini teşvik etmek suretiyle üye ülkeler arasındaki kültürel ve tarihi bağları güçlendirmek olarak ifade ediliyor. Bu bakımdan EİT, Türkiye’yi Orta Asya Cumhuriyetleri ve Güney Asya ülkeleri ile bir araya getiren önemli bir platform niteliği taşıyor.
Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te gerçekleştirilen Ekonomik İşbirliği Teşkilatı 16’ncı Zirvesi’nde Erzurum’un 2025 Yılı Turizm Başkenti seçilmesinin önemli olduğunu ifade eden Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şube Başkanı Murat Ertaş, “Güzel bir tevafuk var. Erzurum’un da plaka numarası 25, yıl olarak da 25 ile biten seneye denk geldi. Şehrimizde bu büyük bir heyecan ve sevince sebep oldu. 2025’te Türk dünyasını Erzurum’da ağırlayacağız. Erzurum tarih boyunca yol şehri olmuştur. Kavşak şehri olan Erzurum zengin bir kültürel yapıya sahip. Urartulardan Romalılara, Gürcülerden İranlılara ve daha çok da Türk Dünyası’nın, Türkistan’ın izlerini taşıyan bir medeniyetler beşiğidir Erzurum” dedi.
Erzurum’un kendine has bir tabiat zenginliği de olduğunu hatırlatan Ertaş, “Bu haliyle şehrimiz, turizm başkenti olabilecek tüm şartlara sahip. İpek Yolu’nun da geçtiği Erzurum, doğu ve batı medeniyetinin buluştuğu yer olması hasebiyle kültürel açıdan çok zengin bir şehir. 2025 Yılı Turizm Başkenti olan Erzurum’da kültürel ve folklorik varlıkların öne çıkarılması gerekir. Bu anlamda hazırlıklar başladı. Erzurum 2025’te bayram yeri gibi olmalı. Karşılıklı kardeşlik ve tanışmanın en iyi örneğini sergilemeliyiz. Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nun ruhunu yakalayacağımıza inanıyorum. Erzurum’un Turizm Başkenti olması şehrimize birçok ekonomik fırsatı da beraberinde getirecektir” diye konuştu.
Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT)’nın idari merkezi İran başkenti Tahran, Genel sekreteri ise Tacikistan’lı Khusrav Noziri’dir.Yurttaşımız Hüseyin Avni Bıçaklı da onun yardımcısıdır.
Türkiye, İran ve Pakistan tarafından bölgesel ekonomik işbirliğini geliştirmek amacıyla 1964 yılında kurulan Kalkınma için Bölgesel İşbirliği (Regional Cooperation for Development) teşkilatının hukuki zemini üzerine 1985 yılında EİT kurulmuştur. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra bağımsızlıklarını kazanan, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Tacikistan ve Türkmenistan ile Afganistan'ın da katılmasıyla Teşkilat, 1992 yılında toplam 8 milyon km2 alan üzerinde yaklaşık 500 milyon nüfusa hitap eden ekonomik ağırlıklı bir bölgesel teşkilat halini almıştır.
Teşkilatın kurumsal yapısına gelince:
Devlet veya Hükümet Başkanları düzeyindeki “Zirve”, iki yılda bir toplanmaktadır. Bugüne kadar 15 EİT Zirvesi ve bir Olağanüstü Zirve yapılmıştır. 1993 yılında 2. EİT Zirvesi; 2002 yılında 7. EİT Zirvesi; 2010 yılında 10. EİT Zirvesi ve 2021 yılında 14. EİT Zirvesi ülkemizin ev sahipliğinde gerçekleştirilmiştir. Son olarak 15. EİT Zirvesi 28 Kasım 2021 tarihinde Türkmenistan başkenti Aşkabat’ta yapılmıştır.
Teşkilatın en üst düzey karar alma organı olan Bakanlar Konseyi, Dışişleri Bakanları seviyesinde yılda bir kez toplanmaktadır.
Bölgesel Planlama Konseyi: Üye ülkelerin planlama teşkilatlarının başkanları (veya Müsteşarları) başkanlığında yılda en az bir defa toplanmakta ve Teşkilatın gündemindeki program ve proje faaliyetleri gözden geçirir ve faaliyet takvimini hazırlar.
Üye ülkelerin Tahran Büyükelçileri ve İran Dışişleri Bakanlığı’nın EİT İşleri’nden Sorumlu Genel Direktöründen oluşan Daimi Temsilciler Konseyi ayda bir kez toplanmaktadır.
Ülkemiz coğrafi konumu, gelişmişlik düzeyi ve köklü devlet yapısıyla kurucusu olduğu EİT içerisinde öncü bir konumdadır. Ayrıca, teşkilat içinde ticaretin geliştirilmesi ve kolaylaştırılmasında ve denize çıkışı olmayan Orta Asya ülkelerinin dünyanın önde gelen ticaret merkezlerine açılımlarını sağlayacak ulaştırma hatlarının geliştirilmesinde de önemli bir konuma sahiptir.
Ülkemiz 2019-2021 yıllarında yürüttüğü EİT Dönem Başkanlığı görevini, 28 Kasım 2021 tarihinde Aşkabat’ta Cumhurbaşkanımızın katılımlarıyla gerçekleştirilen Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’yle Türkmenistan’a devretmiştir.
EİT Turizm Başkenti Erzurum
Bu ve benzeri kuruluşların, “yılın başkenti” seçimi, son derece yararlı olmakta ve seçilen ülkenin ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmasına katkı sağlanmaktadır. Nitekim, bu günlerde Erzurum’da yoğun bir hazırlık çalışması sürdürülmektedir. Zira baharın gelmesiyle birlikte, yıl boyunca Erzurum’da çok yönle etkinlikler düzenlenecektir. Bu etkinlikler kuşkusuz, öncelikle EİT üyesi olan Türk Devletlerinde ve uluslararası alanda düzenleme yapılan kentlerin daha iyi tanınmasını sağlayacaktır.
Gidip, gezip görenler çok iyi bilirler ki Erzurum, her alanda, Ülkemizin ve insanımızın kıvanç duyacakları bir ilimizdir.
Okuyucum beni mazur görsün, ben herhangi bir ülke ya da ülkemizin herhangi bir yerleşim birimi üzerine bir yazı kaleme alsam, not defterlerime o yer ile ilgili bir şey yazmış isem, o yazıları bir kez daha okurum. Örneğin Erzurum notlarımda yazdıklarımdan bir özet sunacağım…
***
(1960’lardan) Erzurum denilince aklıma şiddetli soğuklar ve kahramanlık hikâyeleri gelir. Bir de Oltu Taşı…Erzurum, 100 bini aşan nüfusu ile Türkiye’nin büyük şehirlerindendir. Ancak şehrin yerleşme yüzölçümüne göre, “nerede bu yüz bin kişi?” diye sormaktan kendinizi alamıyorsunuz. Herhalde bu nüfusun yarısı asker olmalı?...Zira şehrin her yanında asker ve askeri tesisler bulunuyor. Kolordu, Tümen, Tugay, Alay vb. gibi Birlikler, Ordu Evleri, Ordu Pazarı, Askeri Mareşal Çakmak Hastanesi, Merkez Komutanlığı…Hepsi de şehrin içinde kümelenmişler. Esasen bu bölge kâmilen asker dolu. Tren istasyonu boyunca Erzurum’dan Erzincan’a dek askeri birlikler görülmektedir. Tabii bölgedeki bu denli asker yığınağı herhalde kuzey komşumuza karşı alınan bir güvenlik önlemi olmalıdır?…
Erzurum’a, Diyarbakır’dan uçakla gitmiştim. Mevsim yazdı. Temmuzun ortalarında Diyarbakır’da sıcaklardan bunalıyor iken, Bingöl dağları üzerine vardığımız zaman iliklerime kadar titremiştim, soğuktan. Dağlar karla kaplıydı. Sonra Palandöken dağlarını aştık ve Erzurum’a ulaştık. Erzurum, Palandöken dağlarının eteğinde ve denizden 2000 metre yüksekte idi. Palandöken’de hâlâ kar vardı, oysa temmuz ayının ortalarındaydık. Ama burada yılın her ayında kar görmek mümkün imiş. Gündüz hava serin idi. Ya gece? Soğuktan dışarıda oturmak, gezmek imkânsızdı. Esasen yazlık sinema falan da yoktu… Erzurum’daki dostlardan öğrendim ki yakacak çok pahalı idi. Ev kiralarının da pahalı olduğu gibi…Hülâsa Erzurum’da temmuzda hava, Güneydoğu’nun mart havası gibidir. İklimin sert olmasına rağmen, öylesine temiz bir hava var idi ki, gece deliksiz uyku uyumakta oluşumdan anlamıştım. Erzurum havası, bizim Afyonkarahisar havasına çok benziyordu.
Erzurum Belediyesi iyi çalışıyordu. Bunu muntazam yolları ile imarı ile ve temizliği ile denhal fark etmek mümkündü.
Erzurum halkının büyük çoğunluğu Türk idi. Diyebilirim ki Türk ve Müslüman kalmış, (belki de) yegâne Doğu ilimizdir. Bu bakımdan da hâlâ Osmanlı İmparatorluğu taassubu hüküm sürüyordu. Kadınlar çarşaflı ve peçeli. Özel kumaşlardan yapılmış çarşaf giyiyorlar. Mini etek, capone kol vs. falan görmek mümkün değil. Esasen iklimi sebebiyle açık giyinilemiyor.
Erzurum’lular samimi arkadaşlarına “Dadaş” diyorlar.
1960 ihtilalinden sonra Cemal Gürsel’in de himmetiyle Erzurum’un kalkınması ele alınmış ve ilk kez tüm Doğu’dan dinlenilebilen Erzurum Radyosu kurulmuş. Sonra çok geniş bir sahada, Atatürk Üniversitesi projesi yürürlüğe girdi. Diyebilirim ki bu üniversite Doğunun olduğu kadar Türkiye’nin de kalkınmasına yardımcı olacaktır. Zira batıdan doğuya, batılı uzmanlar göndermek mümkün olmamaktadır.
Erzurum’daki tek fabrika şeker fabrikasıdır. Onun da ham maddesi olan pancar kim bilir nereden geliyor? Zira Erzurum’da pancar üretimi yok. Erzurum’lu en çok hayvancılıkla meşgul oluyor, ama et fiyatları burada da pahalı.. Peynir, yoğurt, süt, kaymak gibi süt ürünleri ile ilgili çalışma yapılıyor.
Erzurum’un bir başka gelir kaynağı Oltu taşından yapılan hatıra ve hediyelik eşyadır. Örneğin tespih, sigara ağızlığı, kolye, yüzük, küpe gibi şeyler de çok alıcı buluyor ve ülkemizin her yanına gönderiliyor.
Ovaya ve Palandöken eteklerine tahıl ürünü de ekiliyor, ama ürün çok zayıf oluyor.
Erzurum’da, tıpkı havası gibi, insanlarda da bir soğukluk var! Belki de bu soğukluk, Batılılara karşıdır! Kendilerini yıllardır avutan ve ihmal eden batılılara karşı!…
Şehrin hareket merkezi, şehrin içinde boydan boya uzanan Cumhuriyet Caddesi’dir. Her şey bu cadde üzerindedir. Bir de tam mağazaların bulunduğu cadde var ki, bu mağazalarda Oltu Taşı satışı hakimdir, genellikle.
Erzurum halkı, belki de iş sahası olmaması sebebiyle hayli tembel görünüyor. Kimbilir ellerinden tutan olsa bu insanların yapamayacakları bir iş yoktur, herhalde?...Zira bu şehir Ruslar’a karşı kadını ile, ihtiyarı ile, çocuğu ile kurtuluş savaşı vermiş, kahraman insanların bulunduğu bir beldedir. Bu beldenin Aziziye tabyalarında yaratılan efsaneler ve bu efsane kahramanlarından bir Nene Hatun unutulabilir mi hiç?... Ben Aziziye Tabyalarına da gittim. Burada derin bir sessizlik vardı. Ürpertici bir sükût, havada uçuşan kuşlar bile bir başka, burada…Onlar da bu yerlerin kutsallığını biliyorlar. Bastığımız topraklar altında yatan kahramanlar ve oluk oluk akan kanlarla sulanmış, otlar…Bir süre derin düşüncelere daldım. Nene Hatun’u getirdim, gözlerimin önüne. Genç, güzel, hayat dolu bir kız olmalıydı, o zaman. Arslanlar gibi saldırmışlardı, düşmana. Düşmanın topu tüfeğine karşı sopalarla, taşlarla savunma yapmışlardı…Aziziye’de bir de şato var. Mazgal delikleri vs. ile. Kale olmalı herhalde?... Büyük bir abide dikilmiş, kahraman şehitler için. Abidenin yanlarında çarpışmaları temsil eden heykelcikler…
Sonraları vefat eden Nene Hatun da buraya defnedilmiş. Mezarının başında bir taş üzerinde şu yazılıdır: “Nene Hatun. Genç bir kız iken Ruslara karşı kahramanca çarpıştı.” Ayrıca dört mezar var. Üzerlerinde “İhtiyarlar, Kızlar, Gençler, Askerler” yazılı. Bunlar herhalde, temsili mezarlardı. Abidenin altında da şu yazıyordu:
“Gelinlik genç kızlar, ihtiyar erkekler ve nineler kendi namusları ve Türk Milletinin şan ve şerefi için saldırdılar, dövüştüler ve öldüler. Şimdi Türk milletinin kalbinde yaşıyorlar.”
Atatürk, bir kongre düzenlerken, Erzurum’u tesadüfen seçmemiş olmalıdır. Kent merkezindeki görkemli Atatürk heykeli de, büyük öndere layık bir eserdir. Heykelin altında Erzurum Kongresinin temsili bir plaketi de yer almaktadır.
Erzurum’da birkaç sinemadan başka, halkın gidip birkaç saat eğlenerek vakit geçirebileceği bir mekân yok. Bir ara bir pavyon açılmış ve içinde yirmi kadın varmış. Birkaç gün sonra dört kadın kalmış, çok geçmeden de pavyon kapanmış.
Kent içinde bir hayli tarihi eser var. Bu eserlerin en ilginci, Çifte Minare Medresesi’dir ki, gerek inşa tarzı, gerekse içindeki işlemeler, motifler görülmeye değer. Elbette Kale de görülmelidir. İç Kale, geniş çapta gösteri ve spor müsabakaları için kullanılıyor.
Erzurum’da genellikle binalar ve camilerin minareleri alçak ve üzerleri sac ile kaplı. Şiddetli kar ve fırtınalara karşı emniyet gerekçesi ile böyle yapılmış olmalı.
Erzurum batıya, kara ve demir yolu ile olduğu kadar, hava yolu ile de irtibatlıdır. THY uçakları, askeri hava alanına iniyorlar ve bu meydan şehre 12 km. mesafededir. Uçaklar Gezköy Hava Alanına inip kalkıyorlar. Bu alan adını “Gez” adlı bir köyden almıştır.
Ilıca - Kaplıca
Ilıca Erzurum’un bir kazası olup, merkeze 20-25 km.mesafededir. Bizim Afyonkarahisar’ın kaplıcaları gibi bir yer. Sıcak sularından şifa aramaya gelenlerin rağbet ettikleri mekân. Burada da askeri birlik var. Bu bakımdan ilçe hayli hareketli. Erzurum-Erzincan asfaltının da ilçeden geçmesi, ayrı bir önem taşıyor. Yeşil bir ilçe olan Ilıca’nın kalkınmaya yönelik çabaları gözleniyor.
***
02 Temmuz 1976 tarihinde uçakla, bir kez daha Erzurum’a gittim. Ertesi gün, Atatürk’ün Erzurum’a gelişinin 57. Yıldönümü münasebetiyle Doğu Fuarı’nın açılışına katıldım. Bu törenlerle ilgili olarak 26.7.1976 tarihinde, Gündem Gazetesinde geniş bir yazı yayımladım.
Erzurum bir şantiyeler kentine dönüşmüş. Bütün kademelerde öğretim kurumları açılmış. Birçok resmi ve askeri kuruluşlar var. Bu satırların yazıldığı 24.7.1976 tarihindeki T.C.Hükümetinde tam üç Erzurum Milletvekili olan Bakan var. Bunlar Korkut Özal (MSP), Rıfkı Danışman (AP) ve Gıyasettin karaca (CHP’den AP’ye). Rıfkı Danışman Kültür Bakanlığının bütün olanaklarıyla Erzurum etkinliklerine destek olmaktadır.
***
11 Mart 1987 tarihinde, THY’nın Boing uçağıyla, Ankara’dan Erzurum’a uçtum. Bu üçüncü seyahatimin nedeni, 11-14 Mart 1987 tarihlerinde düzenlenmiş olan “Tarihi Akış İçinde Erzurum Sempozyumu” idi. Ben bu sempozyumda ”Erzurumlu Aşıklarda Vatan Sevgisi” konusunda bir bildiri sundum.
Sempozyuma katılanlardan bir grup: Önde:Mehmet Önder, İÜN, Kutlu Özen, Hayrettin İvgin, Asker Kartarı
TBMM Başkanı Necmettin Karaduman koruyuculuğunda, Atatürk Üniversitesi, Erzurum Valiliği ve Belediyesinin birlikte düzenledikleri sempozyum üç gün devam etti.
Erzurum’a ayak basınca, hava alanında karşılanıp, öğle yemeği için Ordu Evine götürüldük. Yemekten sonra da sempozyum üyelerini kalacakları misafirhanelere götürüp yerleştirdiler. Ben Mehmet Önder, Hayrettin İvgin, Ali Rıza Önder ve Prof.Dr.Ahmet Uğur’la birlikte, 15 km. ötedeki Ilıca kasabasındaki Şeker Fabrikası misafirhanesinde konakladım. Aynı gün Mehmet Önder’le birlikte iki kez şehir merkezine giderek dolaştık.
Erzurum çok gelişip imar görmüştü. Üniversite bünyesinde epeyce modern binalar yapılmıştı. Yeni bir Ordu Evi inşaa edilmiş; eski semtler epey restore edilmişti. Oltu Taşı ve gümüşü ucuz olan Erzurum’da peynir, bal gibi gıda ürünlerinin de hem kaliteli, hem de ucuz olduğunu müşahade ettik.
13 Marttaki oturumda sunduğum bildirimin konusu; “Erzurumlu Âşıklarda Vatan Sevgisi” idi…Sempozyum münasebetiyle her akşam konkteyl verildi; öğle yemekleri de adeta ziyafetti. Ertesi gün de Yakutiye Medresesi, Atatürk Evi, Müze gibi, Erzurum’un tarihi ve turistik yerlerini gezmiştik.
Hasankale – Pasinler
Marifetname müellifi, İbrahim Hakkı Hz.nin doğduğu kent. Ayrıca divan şairi Nef’i de buralıdır. Pasinler de denilen Hasankale’de, Urartu’lardan kalma bir Kale bulunmaktadır. Restore edilmiş olan Kale iyi durumdadır. Burada maden suyu ve kaplıca vardır. Şehrin ortasında Belediyeye ait dinlenme evleri bulunmaktadır. Bir Dernek, Hasankale’de, İbrahim Hakkı için bir külliye inşaatını başlatmıştır. Burada cami ile birlikte, konferans salonları da yapılacak imiş. Hasankale ovasında iyi patates yetiştirildiğini söylediler.
İşte, benim Erzurum seyahatlerimin özetinin özeti…Bu yıl Erzurum kenti EİT Turizm Başkenti olduğuna göre, inanınız, yaz aylarında gidip, birkaç gün konaklayabilmeyi çok arzu ederim…