İrfan Ünver Nasrattınoğlu

KOSOVA -7-

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Priştine
Kalkandelen’deki “Şar Haykırıyor!” Festivali bitmişti. O festivalin Düzenleme Kurulu üyesi olan Hadi Kasami’ye Kosova’ya gitmek istediğimizi söyleyince, “ben gönderirim” dedi ve bacanağı Rasim ile arkadaşı Elmas, bizi Kalkandelen’de kaldığımız otelden alıp, 28 Haziran 1997 Tarihinde, Priştine’ye kadar getirdiler.
Priştine’de, Grand Otel’in önünde sevgili Nimetullah Hafız ile buluştuk. Doğruca, Hafızlar’ın Priştine’deki evlerine gittik. Tacide Hanım Prizren’de idi. Nimetullah kendi işleriyle meşgul olurken eşimle çıkıp, biraz dolaştık. Nurten’in ilk izlenimi şu oldu: “Priştine, eski Priştine değil!…”
Geceyi Priştine’de geçirdik.
Prizren
Kahvaltıdan sonra Priştine’den ayrılarak, 74 Km. ötedeki Prizren’e gittik ve Nimetullah’ın restore ettirdiği evinde, Tacide Hanım ve Erhan’la buluştuk. Akşama kadar, özlemli bir sohbetle zaman geçirdik.
Akşam, Raif Vırmiça, eşiyle birlikte geldi. Vırmiça’nın anlattıkları, iç açıcı şeyler değildi. Kosovalı Türkler arasında, fikir ayrılıklarından da öte, bölünmeler vardı. Hatta Doğru Yol Kültür Güzel Sanat Derneği’nden koparak, yeni dernek kuranlar oluyordu…
Yatsı ezanı okunurken Nimetullah ve Raif’le çıkıp biraz dolaştık. Bir yere oturup dondurma yedik. Sonra yine Korzo’da yürürken, Zeynel Beksaç ve Şecaettin Koka ile karşılaştık ve ayak üstü bir süre sohbet ettik.
O tarihte Kosova, halâ Yugoslavya’ya bağlı idi ve evlerde konuk edilen yabancıların, mutlaka polise bildirilmesi gerekiyordu. Nimetullah, eşimle benim, evinde konuk olduğumuzu beyan ederek, bu gereği yerine getirdi.
Tan Gazetesi
Üniversiteden çıkıp, Basın Sarayındaki Tan Redaksiyonuna gittik. Burada Baş ve Sorumlu Yazar Raif Vırmiça, Enver Baki, Mehmet Bütüç ve Osman Baymak’la sohbet ettik. Daha sonra Reşit Hanadan bizi, bir Türk’ün işlettiği lokantaya götürdü.
Akşam saatlerinde Prizren’e döndük. Raif ve Mehmet Bütüç geldiler; birlikte çıkıp, kent merkezinde dolaştık.
Doğru Yol KGSD
Bir ara, Nimetullah’la beraber, Doğru Yol Kültür Güzel Sanatlar Derneği’ni ziyaret ettik. Dernekte Zeynel Beksaç ve birkaç yönetici vardı. Daha önce aldıkları bir kararla bana “Fahri Onursal Başkan” ünvanı veren gençler, bu ziyarette, bununla ilgili üyelik beratı verdiler.
Sohbet yine, dedikodu üzerineydi. Ne yazık ki, herkes biribirine karşıydı ve hepsi de karşı olduğu kişiyi kötülüyordu!…
Süreyya Yusuf’u Anma
02 Temmuz’da Doğru Yol KGSD’nde, Ölümünün 20. Yıldönümü münasebetiyle, Süreyya Yusuf’u Anma Toplantısı yapıldı. Priştine’den gelen Nevzat Hüdaverdi, Muhammet Ustaibo, Enver Baki, Prizren’den İskender Muzbeg, Şecaettin Koka, Taner Yusuf ve Fitnat Yusuf’un da birer konuşma yaptıkları toplantıda ben de, merhumla ilgili görüş ve düşüncelerimi anlattım. O arada Priştine Radyosu da benimle bir söyleşi yaptı.
Tam 20 yıl önce, Süreyya Yusuf’un öldüğü ve cenaze töreninin yapıldığı gün ben Priştine’de bulunuyordum. Devir, komünizm devriydi ve Süreyya Yusuf da komünist olduğu için, komünistlere özgü, ateist bir cenaze merasimi ile ebedi istirahatgâhına gönderilmişti!… Tabii ben, anma toplantısında bunlara değinmedim ve şunları söyledim:
– Süreyya Yusuf’u, Türkoloji Kongrelerinde tanıdım; cana yakın, sempatik, herkesle hemen diyalog kurabilen bir insandı…
– O’nu tanıdığım zaman, Çevren Dergisi’ni yönetiyordu ve benden de yazı istemişti. Gönderdim. Yazılarım devam etti ve bu güzel dergide birçok yazım yayımlandı.
– Türkiye Türkçesi’ni iyi biliyor ve konuşuyordu. Özellikle Prizren ve Priştine Türk ağızları üzerine önemli çalışmalar yapmıştı. Yazıları Türkiye’deki dergilerde de yayımlanıyordu.
– Süreyya, Yugoslavya’da Türk Kültürü, Edebiyatı, Folkloru olduğunu kanıtlamaya çalışıyordu; bugün sağ olsaydı; gelinen noktayı görerek, mutlu olacaktı.
– Ben, buradaki dostlarımın, Süreyya Yusuf sevgisi etrafında birlik ve beraberlik içerisinde yaşamaları gerektiğine inanıyorum. Ancak, böyle güçlü olunabilir.
Şar Dağı’nın Dorukları
Bir gün de, Bedrettin Koro, Nimetullah Hafız ve İskender Muzbeg, eşlerimizle birlikte Şar Dağı’nın 1500 Metre yükseklikteki doruklarına çıktık. Dağın temiz havasını ciğerlerimize bol bol çektikten sonra, İskender’in dağ evinde oturduk, sohbet ettik, bir şeyler yeyip içtik. Akşam saatlerinde de Prizren’e döndük. 27 Km.lik yolculuğumuzda, ormanlar içerisinde yaşayan Müslüman köyleri gördük. Bunlar Sırpça konuşan Müslümanlardı; ama Boşnak değillerdi! Peki kimdi, bunlar?…Bu konuda bazı yazılar yayımlandı ama, halâ tam bir araştırma ve yayın yapılabilmiş değil. Bana göre ise, Osmanlı Devleti’Nden çok daha önce bu topraklara gelip yerleşen, Peçenekler’in, Kıpçaklar’ın torunları olmalıdır?…
Ayrılış
05 Temmuz sabahı erken kalktık. Kahvelerimizi yudumladıktan sonra Hafız’larla birlikte Prizren’den ayrılıp, Priştine’ye geldik. Sonra, Proleter firmasının pis ve berbat birotobüsü ile Üsküp’e müteveccihen yola çıktık…
***
Fahri-Onursal Başkanı olduğum, Prizren Doğru Yol Kültür Güzel sanatlar Derneği (KGSD)’nin 50.Kuruluş Yıldönümü Eylül’2001 sonunda yapılacaktı. Bununla ilgili davetiyeyi yılın başlarında almıştım.
26 Eylül 2001’de İstanbul’dan havalanan Avioimpex, 1 saat 10 dakika sonra, Priştine Hava Alanına indi. Üç yıldır gelmediğim Kosova’da çok şey değişmişti. Birleşmiş Milletler Teşkilatı, Sırbistan’dan bağımsız olarak Kosova’nın yönetimini üstlenmişti. Birçok ülkenin temsilcileri, hava alanında görev yapıyorlardı. Benim pasaportumu Hindistanlı bir asker kontrol etti. Pasaportuma damga vurulmadı; benim Kosova’ya girişimle ilgili herhangi bir yere, kayıt falan da yapılmadı.
Otele yerleştikten sonra ilk iş olarak, yürüyerek, Doğru Yol KGSD’ne gittim. Telefonla çağırdığım Zeynel Beksaç, hemen geldi. Bir süre hasret giderdik ve Derneğin çalışmaları hakkında konuştuk.
Türkoloji Kongresi
I.Uluslararası Balkan Türkolojisi Kongresi 28 Eylül’de başladı. Türkiye’den bu amaçla gelen Devlet Bakanı Prof.Dr.Abdülhaluk Çay, açılışa gelmedi. Oysa, O’nun gelip, bir konuşma yapması bekleniyordu. Ben, açılışta yaptığım konuşmada, Bakanın, gelmeyişini şiddetle kınadığımı söyledim.
Sempozyumun bir oturumunda başkanlık yaptım. İkinci gün de, “Gagauz Türkleri’nin Doğum ve Ölümlü İlgili İnançları” konulu bildirimi sundum.
O günlerde, Kosova’da seçim heyecanı vardı. Meğer Bakan Çay, çeşitli parti liderleri ile görüşmeler yapmak üzere, dolaşıyormuş! Nihayet, sempozyumun kapanış oturumuna gelip bir konuşma yapmak lütfunda bulundular!…
Notlar
Bir akşam, sevgili Aluş Nuş’un kurduğu, Türk Müziği Konservatuvarı Derneği’ne gittik. Bu Dernek, sembolik çalışmalar yapıyordu; ama hedefleri ve amaçları büyüktü. Aliş, Derneğin, giderek bir konservatuvara dönüşeceğine inanıyordu. Geç saatlere kadar O’nun ve elemanlarının, konserini zevkle izledik.
Bir gün çevre gezisi yapıldı. İki katlı bir Türk otobüsü ile önce Kosova Meydan Savaşının yapıldığı alana gidip, Sultan Murat Türbesi’ni ziyaret ettik. 100 yıldan fazla bir zaman Türbedarlık eden aile bu işi sürdürüyordu. Zira ellerinde Padişah Fermanı vardı. Türbedar Fahri Türbedar 1,5 yıl önce ölmüş, bayrağı eşi Saniye hanım eline almıştı. Saniye Hanım Sancak Türkleri’ndendi. Eşi Merhum Fahri Efendi, Türk Taburu Mamuşa’ya gelip, konuşlandığında, tatlılar yaptırıp, askerimize yedirmiş. “İşte, askerimiz nihayet geldi” diye çok sevinmiş.
Çevre Gezisi
Prizren’den çıktıktan sonraki durağımız Priştine olmuştu. Burada şehir kuşbakışı gezildikten sonra, Üniversite’ye gidildi ve Türkoloji Bölümü ziyaret edilip, o günlerde Bölüm Başkanı olan Nimetullah Hafız’dan bilgiler alındı.
İpek-Yakova yolu üzerindeki Sarı Saltuk makamı ziyarete edildi. Altay Suroy’un verdiği bilgilere göre, Kosova’da, Köşk Köyündeki makamdan başka bir Sarı Saltuk makamı da, yine İpek’le Yakova arasındaki Prilep Köyü’nde bulunmaktadır.
Mamuşa’daki Türk Taburu Komutanı Yarbay Kahraman Güneş, o akşam delegasyonumuza bir yemek verdi. Yemekte, Prizren’de kurulmuş olan Filizler Derneği’nin halk oyunları topluluğu bir gösteri yaptı.
Türk Demokratik Partisi
Bir ara, Prizren’de olan Kosova Türk Demokratik Partisi (KTDP) Genel Merkezi’ni ziyaret ettik. Burada Partinin Genel Başkanı Mahir Yağcılar’la görüşüp, bilgiler aldık. Kimi Türkler’le yaptığımız söyleşilerde gördük ki, maalesef Türkler arasında birlik, beraberlik yoktur!…
Kosova Türk Demokratik Partisi
Sivil ve askeri zevatın orada bulunuşlarının önemli nedeni, kasım ayında yapılacak olan genel seçimler olmalıydı? Zira Bakan ÇAY, hem Türk, hem de Arnavut siyasi partilerinin liderleriyle görüşmelerde bulundu.
Prizren’de bulunduğumuz günlerde Prof.Dr. Şükrü Haluk AKALIN ve Nail TAN’la birlikte Kosova Türk Demokratik Partisi’ni ziyaret ettik. Hem Genel Başkan Mahir YAĞCILAR, hem de Partinin Prizren Şubesi yöneticileriyle çok yönlü sohbette bulunduk
Yeni Dönem Gazete ve Radyosu
Yugoslavya dağılmadan önce, Priştine’de Tan Gazetesi yayımlanıyordu.Türkçe yayımlanan bu gazete devletin güdümünde olduğu için, Türkler’in sesini, yeterince yansıtmıyordu. Şimdi Prizren’de Yeni Dönem adında özel bir gazete yayımlanmaktadır. Gazeteci-Yazar-Şair Mehmet BÜTÜÇ yönetimindeki gazete, haftada bir gün yayımlanmakta olup, Kosova Türkleri’nin sesi olma özelliğini taşımaktadır. BÜTÜÇ ayrıca aynı adlı yerel bir radyonun da yayınını başlatmış bulunuyor. AKALIN ve TAN’la , anılan gazete ve radyoyu da ziyaret ettik ve radyonun canlı yayınında, bir saat konuştuk.
Doğru Yol Kültür Sanat Derneği
Fahri Başkanı olmaktan onur duyduğum Doğru Yol Kültür Güzel Sanat derneği de delegasyonumuzun ziyaret ettiği mekanlar arasında idi. Başkan Zeynel BEKSAÇ ve Yönetim Kurulu üyelerinin donattıkları masa etrafında hem sohbet edildi, hem de müzik dinlendi.
Önümüzdeki kasım ayında Kosova Türkü’nün gerçek sesi olan bu derneğin, 50.Kuruluş yıldönümü törenlerle kutlanacak; yapılacak etkinlikler arasında şiir şöleni, musiki konserleri ve bir de bilimsel sempozyum yer alacaktır.
Türk Musikisi Konservatuvarı
Doğru Yol Kültür Güzel Sanat Derneği, birkaç yıl önceye kadar, Prizren’deki tek kültür ve sanat derneği idi. Prizrenli bütün sanat ve kültür adamları bu derneğe üyeydiler. Ancak Kosova’daki yeni oluşumlar muvacehesinde peşpeşe yeni dernekler kuruldu. Altay SUROY’un söylediğine göre bugün Kosova’da 39 dernek olup, bunların 27 tanesinin merkezi Prizren’dir. Bu derneklerden birisi de, çok değerli bir müzik adamı olan Aluş NUŞ’un kurup, başkanlığını yaptığı “Türk Müziği Konservatuvarı Derneği”dir. Gelecekte gerçek bir konservatuvara dönüşmesi hedeflenen bu dernek, Türk sanat ve halk musikisi çalışmaları yapmaktadır.Bir akşam, bu derneği ziyaret ederek, çalışmalarını izledik; çok ciddi, seviyeli ve verimli çalıştıklarını sevinerek gördük.
Tacide-Nimetullah Hafız Çifti
Bugün Balkanlar’da Türk Kültürü, Sanatı ve varlığı korunuyor ise, isimli-isimsiz az sayıda kahraman insanın sayesindedir, İşte bu kahramanlardan ikisi, Tacide ve Nimetullah HAFIZ çiftidir. BAL-TAM ve gerçekleştirilen sempozyum bu değerli çiftin eseridir. HAFIZ çifti, geceyi gündüze katarak, çok başarılı bir bilimsel sempozyum düzenlediler.Bunu yaparken, çok sayıdaki konuklarıyla ilgilenmeyi ihmal etmediler. Üstelik, bir gün, evlerinin bahçesinde balıklı, pirzolalı, tavuklu ziyafet verdiler. Asistanları Ümran ve Ferhat AŞIKFERKİ ile Nuran MALTA da çok çalıştılar. Aşk olsun onlara…
Ve Yarbay Kahraman Güneş
Kosova’daki Türk Taburu’nun Komutanı Yarbay Kahraman GÜNEŞ’i de burada anmadan geçmek olmaz…Bu değerli komutan, sempozyumu başından sonuna kadar izlediği gibi, mükemmel bir akşam yemeği verdi. Ayrıca delegasyonumuzu, bir gece, garnizona davet ederek, ikramlarda bulundu.
Çeşitli mekanlarda dostlarımla yaptığımız sohbetlerde, memleket konusunda karamsar olanlara daima şunu söyleriz: “Hiç korkma dostum, Türk Silahlı Kuvvetleri var oldukça, hiçbir şey olmaz; zira Ordumuz dim-dik ayaktadır…”
Prizren’de gördük ki, Taburumuz orada oldukça, Kosova Türkleri’ne hiçbir şey olmaz. Çünkü Taburumuz uyumuyor ve günde 24 saat ayaktadır…

Yazarın Diğer Yazıları