İngiltere’nin alavere-dalavereler ederek eline geçirdiği Kıbrıs Türkleri’nin bir kısmı Türkiye’ye, bir kısmı İngiltere’ye, bir kısmı da çeşitli ülkelere göç etmişler, gerçek bir Türk Yurdu olan Kıbrıs, adeta bir avuç Milliyetçi Türk’ün evi olmuştur.
Tarih içinde birçok kez başımıza bela olan İngiltere, Kıbrıs Adasını dindaşları olan Yunan Palikaryalarına teslim etmek üzere iken, o tarihteki Hükümetimiz ve Silahlı Kuvvetlerimiz, malûm askeri harekat ile, Ada’ya çıkmış, adilane olmasa da, bir harita çizerek, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunu sağlamıştır.
KKTC adeta bir yıldırım harekâtı daha yapmış, tez zamanda ilk, orta ve yüksek seviyedeki ocular açarak, Kıbrıs Türk halkını şuurlandırmış ve bugünkü tam teşekküllü bir Devlet kuruluşu sağlanmıştır.
Kuruluş aşamasında, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanıtılması, kültür, sanat, tarih gibi önemli unsurların hem Türk Milletine, hem de Dünyaya tanıtılması işini, üstlenmiş olan gönüllü eğitim ve kültür kahramanları ortaya çıkmıştır. Bu kahramanlardan kimileri ile tanışıp, zaman zaman görüşebilme olanağı buldum. Örneğin, 1955 yılında Ord.Prof.Dr.Mehmet Fuat Köprülü ile dönemin kimi Akademisyenlerinin Ankara’da kurmuş oldukları “Folklor (sonradan Halk Kültürü) Araştırmaları Kurumu”nun Başkanlık görevini üstlenmemizi müteakip, Kıbrıs’tan başlayarak, nerede Türk yaşıyorsa oralara giderek, Milletimizin gerçek kültürünü ele almamızla birlikte, Kıbrıs’ta da aynı yolu yolcuları ile buluşmaya başlamıştık. Bunların başında Mahmut İslamoğlu ve Erdoğan Saraçoğlu geliyordu. Tabii bu değerli isimlerin ardından Harid Fedai, İsmail Bozkurt, İlter Veziroğlu, Şevket Öznur, Erdal Adanır, Mustafa Gökçeoğlu vb.gibi birbirinden değerli arkadaşlarımız ile de tanışarak, el birliği ve gönül birliği ile, Türk kültürünü, Dünyanın kimi ülkelerinde bayrak bayrak dalgalandırmıştık.
Diyeceğim odur ki, Erdoğan Saraçoğlu kardeşimiz, KKTC gerçeğinin Dünyaya tanıtılmasında çok büyük ve yararlı işlevler üstlenmiştir.
***
Erdoğan Saraçoğlu 1946 yılında Kıbrıs Küçük Kaymaklı’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini doğduğu kasabada yaptıktan sonra girdiği Lefkoşa Türk Lisesinden mezun oldu.
1965-66 yıllarında arkadaşı Oktay Öksüzoğlu ve Osman Güvenir ile birlikte “Yakın” adlı aylık bir sanat ve fikir Dergisi yayımladılar. Dergi özellikle gençlere yönelik şiir, deneme ve öyküler yayınlıyordu.
1972 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi. T.C.Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nde, devlet bursu ile bir yıl süreyle staj yaparak “Arşiv Uzmanı” sertifikası aldı.
Yüksek Lisansını Türk Dili Anabilim Dalında yaptı. Doktorasını ise Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalında tamamladı. 2012 yılında Yardımcı Doçent , daha sonra da Doçent oldu.
1974-76 yılları arasında Girne’deki Milli Arşiv ve Araştırma Merkezi’nde transkipsiyon ve Değerlendirme görevlisi olarak çalıştı. 1976 yılında Türk Maarif Kolejine Edebiyat Öğretmeni olarak atanan Erdoğan Saraçoğlu, 1982’de bu okulun Türk Dili Ve Edebiyatı Bölüm Başkanı oldu. 1989’da ise Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığının Kültür Dairesinde Şube Müdürü olarak görevlendirildi.
1993 yılında bu görevden ayrılarak 2012 yılına kadar Yakın Doğu Üniversitesinde Basın ve Halkla İlişkiler Dairesi Müdürü oldu. Ayrıca Edebiyat Öğretim Üyesi olarak da görev yaptı.
Evli ve iki kızı olan Erdoğan Saraçoğlu Merkezi Ankara’da bulunan Folklor Araştırmaları Kurumu ile Türk Dil Kurumu üyesi olup KKTC’ni temsilen birçok ulusal ve uluslararası seminer,kongre, kurultay, konferans ve panellere katılarak, Kıbrıs Türk Halk Edebiyatı ve Folkloru ile ilgili bildiriler sundu.
Benim Başkanlığımda, Halk Kültürü Araştırmaları Kurumu olarak, düzenlediğimiz çok sayıdaki etkinliklere Saraçoğlu’nu davet etmiştik. Bunların bir kısmına katılmış, ama birçoğuna katılabilme olanağını bulamamıştı. Örneğin Eskişehir’de düzenlediğimiz, uluslararası düzeydeki şu itkinliklerimize değerli bildirileriyle iştirak etmişti.
Örneğin;
7-9 Mayıs 1983 tarihinde Eskişehir’de düzenlediğimiz, I.Uluslararası Türk Halk Edebiyatı Seminerine davet etmiştik. O seminerde Erdoğan Saraçoğlu “Cesitli Özellikleriyle Kıbrıs Manileri” konulu bildiri sunmuştu.
7-9 Mayıs 1985 tarihinde yine Eskişehir’de Valilik ile birlikte düzenlediğimiz II.Uluslararası Türk Halk Edebiyatı Seminerine de “Kıbrıs’ta Dünürcülük ve Kına Gecesi Manileri” konulu bildiri sunmuştu.
7-9 Mayıs 1987 tarihinde yine Eskişehir’de düzenlediğimiz III.Uluslararası Türk Halk Edebiyatı Seminerine “Bir Kıbrıs Masalında Görülen Kıbrıs Ağzı’nın Belirgin Fonetik Özellikleri Üzerine” bildiri sunmuştu.
7-9 Mayıs 1989 tarihinde yine Eskişehir’de düzenlediğimiz IV.Uluslararası Türk Halk Edebiyatı Seminerine sunduğu bildiri ise “Kıbrıs’ın Siyasal Yaşamını Yansıtan Halk Edebiyatı Ürünleri” ile ilgiliydi.
Ödüller
Doç.Dr.Erdoğan Saraçoğlu;
* KKTC Halk Sanatları Derneği (HAS-DER)’nin 1965 yılı Halkbilimi Hizmet Ödülünü, *T.C. Folklor (Halk Kültürü) Araştırmaları Kurumu’nun 2000 yılı Türk Halk Kültürüne
Hizmet Ödülünü,
*Necati Özkan Vakfı’nın 2005 yılı Bilim, Kültür, Sanat Başarı Ödülünü almıştır.
Yayımlanan kitapları:
1. Oydaşlar, Şiirler, 1966, Yakın Yayınları Lefkoşa
2. Kıbrıs Ağzı, 5.Baskı, 2012 Akçağ Yayınları, Ankara
3. Kıbrıs Türk Halk Edebiyatı ve Folkloru, 2. Baskı, 1966 YDÜ Yayınları Lefkoşa
Ardından Yazılan
Erdoğan Saraçoğlu, gerçek bir beyefendi idi. Şahsen onu çok sever ve Kıbrıs’a her gidişimde arardım. İki kez de evinde bulunmuş, saygıdeğer eşinin yemeğini yemiş, çayışı, kahvesini içmiştim. Böyle bir insanı kuşkusuz herkes severdi. Bakınız arkadaşlarından Osman Güvenir’in kaleme alıp, Halkın Sesi gazetesinde yayımlanan şu yazı onu ne güzel anlatıyor:
“Kıbrıs Türkü, çok değerli bir sanatçısını kaybetti. İnsan hiç beklemediği anda kayıpları yaşayınca şoke oluyor. Erdoğan Saraçoğlu için diyeceklerim var sevgili okurlarım. Onu 1963 olaylarının hemen ertesinde Halkın Sesi Gazetesinde tanımıştım. Anımsadığım kadarı ile o henüz Lise sonda, bizler de şair Oktay Öksüzoğlu ile hayata atılmış kişilerdik. Sanat, bir sanatçı için bir tutkudur.
O zor günler başladığında sanata ve tarihe duyarlı olan insanlar hemen kâğıt kaleme satılmıştık. Hepimizin de milliyetçilik damarımız kabarmıştı. Haftanın belli günlerinde yayınlanan sanat köşesinde hepimizin de şiirleri yayınlanıyordu. Hatta Dr. Küçük bizim dergimizi eline alıp incelediğinde, “Çok iyi bir iş yapıyorsunuz çocuklar. Bu eserler sayesinde halkımızın acıları dinecek” demişti.
O sanat açlığı bize bir dergi armağan etti. Bizler üç arkadaş bir sanat dergisi yayınlamaya karar verdiğimizde derginin ismini tartışmıştık, üçümüz bir araya geldiğimizde. Ben o derginin isminin YAKIN olmasını önermiş ve onlar da bu ismi benimsemişlerdi. Neden YAKIN sorusunun cevabı, olaylarda bizi tez zamanda özgürlüğümüze kavuşturacak Mehmetçiği hayal ederek kurtuluşumuzun yakın olmasını dilemiş ve dergiyi o anlamda konuşmamız temennisiydi.
Hepimiz de mücahittik. Birçoğumuz devamlı mücahittik. Bazılarımız da hem memuriyeti götürüyor, hem de cephede savaşıyorduk. O günlerde Lise sondaki öğrencilerin katkıları çoktu. Ama durmaksızın üretiyorduk. O günlerde rahmetlik dostum Özker Yaşın da Bayrak radyosunda şiir saati hazırlar ve şiirlerimizi okurdu.
Bir süre sonra mücahit öğrencilere yüksek tahsile gitme izni vermişti Bayraktarlık. O izinden yararlanarak sevgili Erdoğan Saraçoğlu da Edebiyat Fakültesinde edebiyat ve araştırmalar üzerinde okumaya başlamıştı. Yüksek tahsilden gelince lisede öğretmenliğe başlamıştı.
Onunla YAKIN dergisini hatırladığım kadarı ile iki yıl kadar yayınlamıştık. Benim öykü yazarlığım da o dönemde başlamıştı.
Sevgili Erdoğan Saraçoğlu ile hemen hemen iki haftada bir telefonlaşırdık. Gözlerinde bir sorun vardı. Oğlum Dr. Mustafa Güvenir onun gözlerine bakarak tedavisini yapıyordu. Kıbrıs’ta tedavisi mümkün olmadığı için Mustafa onu İstanbul’a işin uzmanına göndermişti. Bazı ameliyatlar olunca gözlerinin takibini burada yapmaya başlamıştı. Yıllar sonra yeniden buluşmamız, Yakın Doğu Üniversitesi’nde hocalığa başlaması ile olmuştu.
Yıllar içinde mesleğinde doçent olarak devam ederken, Türk dili üzerine yazmış olduğu önemli bir araştırma kitabı yayınlamış ve o kitabı Türk Dil Kurumu’nca da araştırma kaynak eser olarak kabul edilmişti. Hala daha o kitabı üniversite öğrencileri için kaynak kitaptır. O kitabın halen kaçıncı baskıyı yaptığını bilemiyorum.
Erdoğan Saraçoğlu’nun kibarlığı ve efendiliği için, “Nesli tükenmiş bir sanatçı” ifadesini kullanmam yanlış olmaz.
Zaman zaman YDÜ rektörlüğüne gittiğimde de onunla uzun uzun sanat üzerine sohbetler yapardık.
Genelleme içinde sanatçıların ve yazarların isimlerini sıraladığımızda onun adını listenin başına koymam gerekiyor.
Kıbrıs Gazetesi’nde sanat yorumları üzerine bir köşesi vardı. Türkiye’nin gelmiş geçmiş pek çok sanatçı ve yazarın eserlerinin yorumunu yapardı köşesinde. O yorumları bile, yeni yetişmekte olan edebiyatçı öğrencilere ışık tutardı.
Bana bir gün şöyle demişti: “Henüz Kıbrıslı yazar ve sanatçıların yorumuna başlamadım. Memleketimizin kıymetli yazarlarına başlarsam, ilk önce senin eserlerini ve hayatını yorumlamaya başlayacağım” demişti. Maalesef ömrü buna vefa etmedi. Ben şahsen her yayınlanan kitabımı takdim etmiştim. Şimdi bütün çalışmaları yarım kaldı. Lakin bugüne kadar yapmış olduğu yorumlarla, yayınlanan eserleri, mutlaka bir gün araştırma kitabı olarak Erdoğan Saraçoğlu ve eserleri adı altında bir araştırmacı ve meraklı edebiyatçı genç veya gençler onun hayatını topluma kazandıracaktır diye düşünüyorum.
Nasıl ki İlber Ortaylı gibi tarihçiler geçmişi ve gelecek üzerine yorumlar yapıyorlardı, Erdoğan Saraçoğlu için de gelecekte o yorumları da edebiyat dünyamızda görebileceğiz.
Neylersiniz… Çok değerli dostum, sanatçı, şair ve araştırmacı bir Doç. Dr. Erdoğan Saraçoğlu geçti bu dünyadan. Bizleri üzüntülere gark eden Erdoğan’a Allah’tan rahmetlerle mekanının cennet olmasını diler, yaslı ailesine en derin taziyelerimi sunuyorum.
Sevgili dostum Erdoğan, seni asla ve asla unutmayacak ve her zaman kalbimizde yaşayacaksın…”
Nasrattınoğlu da der ki: “Nurlar arasında olduğuna inanıyorum, sevgili Erdoğan gardaşım…”