Geçtiğimiz günlerde, Kıbrıs Adasına barışı getiren TSK Barış Harekatının 51.Yıldönümünü kutlama törenleri yaptık. Her ülke tarihinin önemli sayfalarını anmak için böylesi törenler yapar, zafer sahipleri kutlu olurlar, mutluluk duyarlar. Ve elbette karşı taraftakiler ise, üzülürler. Ancak, salt üzüntü ile, düşmanca duyguları frenlemek gerekirken düşmanca tavırlar sergilemenin hiç kimseye bir yararının olmayacağını da bilmek gerekir.
Gelin görün ki, biz Barış Harekatı zaferini kutlarken, Kıbrıs’ın güneyindeki bazı Rum gençleri, KKTC bayrağını yakma girişimlerinde bulunmuşlar. Ancak, bir Rum polisi, bu provokatif eylemi engellemiş.
Yunanistan parlamentosundaki bir kadın milletvekili de, yine Barış Harekatımızdan söz ederek, bazı tatsız söylemlerle Ülkemizi protesto etmiş.
Bilinen önemli gerçek odur ki, Yunanistan ve Kıbrıs Rumları, bizim çok haklı olduğumuz Barış Harekatımızı bir türlü içlerine sindiremiyor, kuyruk acılarını bir türlü hazmedemiyorlar!...
T.C.Diplomasisinin de, politikalarının da olmazsa olmaz tutumu ve inancı odur ki, bugün Kıbrıs’ta aynı hakları haiz iki devlet vardır. Ne yazık ki, bizim de hatalarımızdan dolayı bu iki devletten bizim olanı, yani Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (TKC), ne yazık ki, bizim olan Türk Cumhuriyetleri tarafından dahi resmen tanınmamışlardır!...
***
Kim ne derse desin, KKTC Türkler’in ülkesidir, bizimdir ve biz var isek, bizim olan o ülke de var olacaktır…
Barış Harekatının yıldönümünde, Cumhurbaşkanımız R.T.Erdoğan bütün haşmetiyle Kıbrıs’ta idi. Erdoğan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Yerleşkesi'nde, Yeni Lefkoşa Devlet Hastanesi'nin temel atma töreni ile Lefkoşa Kuzey Çevre Yolu Köprülü Kavşağı ve Bağlantı Yolları Projesi'nin açılış törenlerine katıldı. Burada konuşan Erdoğan, mayıs ayında da birçok eserin açılışını gerçekleştirmek adına KKTC'de bulunduklarını hatırlatarak, "Şu anda içinde bulunduğumuz Cumhuriyet Yerleşkesi'nin açılışını gerçekleştirerek, bu topraklara bir mühür daha vurmuştuk. Şimdi görüyorum ki yerleşke tüm donanımıyla maşallah göz dolduruyor."dedi.
Daha önce açıklanan projelerde ciddi aşamalar kaydedildiğini vurgulayan Erdoğan, "Kıbrıs Türkü'nün yolunu kesmek için hangi kapıyı kapatırlarsa kapatsınlar biz her zaman açacak yeni kapılar bulduk, yeni yollar bulduk. İşte bugün de yeni yatırım müjdeleriyle huzurunuzdayız. Kıbrıs Türkü'yle birlikte yazdığımız barış ve özgürlük destanının 51'inci yıl dönümünde Lefkoşa Kuzey Çevre Yolu Köprülü Kavşağı ve Bağlantı Yolları'yla Yeni Maraş Sağlık Merkezi'nin bugün açılışını yapıyoruz." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yol medeniyettir" düsturuyla T.C.’nin toplam 800 kilometreyi aşan yol yapımı, bakım ve onarım çalışmalarıyla Ada'nın dört bir yanını birbirine bağladığını belirterek, "Kuzey Çevre Yolu Köprülü Kavşağı'nın tamamlanması ve 4,5 kilometrelik kesimdeki yapım çalışmalarının bitirilmesiyle toplam 21 kilometrelik projenin 15,5 kilometrelik kısmı tamamlanmış oluyor. Kısa sürede biten proje inşallah Lefkoşa'daki trafik yoğunluğunu azaltacak, Güzelyurt ve Lefke'nin Ercan Uluslararası Havalimanı'na bağlantısını da hızlandıracak." Dedi.
"Bugün ayrıca 50 bin metrekare kapalı alana sahip, 320 yatak kapasiteli Lefkoşa Yeni Devlet Hastanesi'nin ilk etabının da temelini atıyoruz. Uluslararası standartlara göre inşa edilecek hastanede 110 yoğun bakım yatağı, 12 ameliyathane ve 80 poliklinik hizmet verecek.”
Erdoğan, K.K.T.C.'nin her alanda güçlü, özgüvenli ve müreffeh bir yapıya kavuşması için çalıştıklarını vurgulayarak, "Türk’e yakışan neyse biz onu yapıyoruz…Kıbrıs Türkü'nün ihtiyaçlarını karşılayacak projelere öncelik veriyoruz…Denizin altından da suyu Türkiye'den buraya getiririz dedik ve getirdik." Dedi. Erdoğan, yıllar önce Ada'nın güneyindeki refah düzeyini örnek göstererek Kıbrıs Türkü'nün direncini kırmaya çalışan çevrelerin bugün sessizliğe büründüğünü de sözlerine ekledi.
KKTC'nin örnek alınan bir kalkınma hamlesi içine girdiğini aktaran Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:"Kısa sürede çok büyük başarılar elde ettik. Ulaştırmadan sağlığa, teknolojiden eğitime, şehircilikten sulamaya, tarımdan enerjiye, muhtelif eser, yatırım ve projeyi K.K.T.C.’ne kazandırmanın gururunu yaşadık. İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması çerçevesinde son 2 yılda toplam 37 milyar liralık kaynağı sizlerin istifadesine sunduk.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "KKTC ile diplomatik, siyasi, ve ekonomik ilişki kurulmalı, on yıllardır Kıbrıs Türkü'ne reva görülen adaletsizlik artık son bulmalıdır. Biz bunun eninde sonunda gerçekleşeceğine yürekten inanıyoruz." dedi.
"Kıbrıs Türkü'nün asırlık su hasretine son verdiklerini, içme suyunun ardından tarımsal sulamada devrim niteliğinde adımlar atıyoruz." diyen Erdoğan, "Mesarya Ovası sulama hattı ile verimliliği artıyor, narenciye paketleme tesislerinden soğuk hava depolarına, yem üretim merkezlerinden hayvancılık desteklerine kadar tüm üretim zincirini güçlendiriyoruz. Balıkçılık limanları ve tarımsal laboratuvarlarla kırsalda kalkınma yeniden canlanıyor." ifadelerini kullandı. “Kuzey Kıbrıs Türkü'nün birliği, beraberliği, huzuru ve refahı için biz buradayız. Her zaman da burada olacağız.” Diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:"K.K.T.C.'nin siyasi ve ekonomik istikbalini inşa etme noktasında Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar ve Hükümeti ile tam bir uyum içindeyiz. Bunun için ne diyoruz? 'Ay Yıldız, Aynı Yoldayız'. Ersin Bey'in (Tatar) ortaya koyduğu iki devletli çözüm vizyonuna olan desteğimiz tamdır. Uluslararası toplumun da sahadaki gerçeklerle barışma vakti gelmiştir. KKTC ile diplomatik, siyasi, ve ekonomik ilişki kurulmalı, on yıllardır Kıbrıs Türkü'ne reva görülen adaletsizlik artık son bulmalıdır. Biz bunun eninde sonunda gerçekleşeceğine yürekten inanıyoruz. Rabb'im yürüyüşümüzü menziline vasıl eylesin…”
Ziyaretinden dolayı Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür eden KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, törenin yapıldığı Cumhurbaşkanlığı Yerleşkesi'nin, Kıbrıs Türk halkının bağımsızlığının, özgürlüğünün bir ifadesi ve haykırışı olduğunu vurgulayarak "Bugün bağımsız ve ayrı devletimizle yürüyebilmenin bahtiyarlığı ve mutluluğu içerisindeyiz." diye konuştu. Türkiye'nin desteğiyle bazı projelerin temel atma törenini ve açılışını yaptıklarını anlatan Tatar, "Kıbrıs Türkü yalnız değildir, bu yolculukta her zaman Türkiye Cumhuriyeti yanımızdadır…Kıbrıs Türk halkı artık yeni vizyonuyla kararlı ve eşit bir aktör olarak sahadadır" Tatar, Kıbrıs Türkü'nü yalnızlaştırmak ve Rum tarafının sözde müzakere ve çözümünü dayatmak için yaptığı her türlü algı ve operasyonlara karşı durduklarını dile getirerek, "Türkiye'nin desteğini görüyoruz. Rumların her hamlesine karşı ana vatanımız Türkiye'den daha fazla destek alıyoruz." dedi.Kıbrıs Barış Harekatı'nın oldukça zor şartlar ve kısıtlı imkanlarla yapıldığını anlatan Tatar, şunları kaydetti: "Adeta son iki yıldır Gazze'de yaşananları, Kıbrıs Türkü 60 yıl önce bu Ada'da yaşamaktaydı. 15 Temmuz 1974'te, Yunan Cuntasının Kıbrıs'taki faşist uzantılarıyla düzenlediği Enosis amaçlı kanlı darbenin hedefi, Kıbrıs Türklerinin Girit misali bir soykırımla yok edilmesiydi. Aralık 1963'te başlayan ve 'Kanlı Noel' olarak kayda geçen olaylar, tarihin en utanç verici sayfaları arasındadır. Kıbrıs'ı Yunanistan'a bağlamayı amaçlayan bu kanlı saldırılar, yüzlerce kardeşimizi şehit ederken 103 köyümüzden göç etmek zorunda kalan insanlarımız, yıllarca temel ihtiyaçlardan yoksun, çadırlarda, Kızılay'ın desteği ile yaşamak zorunda kalmışlardı. Kıbrıs Barış Harekatı işte bu tarihi şartlar altında gerçekleşmiştir.
Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs’ta Kıbrıs Türk halkının ve Kıbrıs Rum halkının iradesini yansıtan iki ayrı devlet ve iki ayrı demokrasi olduğunu her vesileyle dile getirerek, "Eğer yeni ve resmi bir müzakere süreci başlayacaksa, bu süreç sahadaki gerçekler temelinde, taraflara eşitlik, adalet ve saygı çerçevesinde yaklaşan bir anlayışla yürütülmelidir." Demektedir.
KKTC'nin son 4 yılda yeni politikasını pekiştirdiğini belirten Tatar, "Kıbrıs Türk tarafının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü teyit edilmedikçe, resmi çözüm müzakerelerine tekrar başlamayacağız." dedi.