İrfan Ünver Nasrattınoğlu

MAKEDONYA -4-

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

FESTİVALLER
Makedonya’nın Ohri kentindeki geleneksel Balkan Folklor Festivali, benim her yıl gidip etkili olarak katıldığım bir festival olmuştu. Makedonya siyasetinin üst düzey yöneticilerinin, benim iki ülke arasındaki dostluk ilişkilerini geliştirmeye çalışmaktan boşka bir amacımın olmadığını anlamaları üzerine, bu ülkede düzenlenen tüm kültür ve sanat etkinliklerine davet ediliyordum. Giderek Uluslar arası Balkan Folklor Festivali’nin organizasyon komitesi üyesi olmuştum ve Türkiye’den her yıl bu ülkeye gönderilecek olan halk oyunları gruplarını ben seçiyordum. Ayrıca Makedonya’dan Türkiye’deki bir çok festivale gruplar davet ediyordum.
Yaz aylarında nüfusu çok artan Ohri, bütün Yugoslavya’nın tatil ve turizm kenti olmuştu. Yerli ve yabancı turistler, wiibet.com Ohri’yi istila ediyorlardı. Kuşkusuz bu durum Ohri ekonomisini olumlu yönde etkiliyordu. Bu durumu desteklemek için, Makedonya Hükümeti de, sürekli olarak festivaller düzenliyordu. Örneğin, Uluslar arası Balkan Folklor Festivali’nin hemen ardından, bir ay sürecek olan “Ohri Yazı Festivali” başlıyor; tiyatro, opera, bale, müzik, plastik sanatlar vb.gibi konuların programlandığı bu festivalde, dünyanın her yanından sanatçılar gelip gösterilerde bulunuyor ve konserler veriyorlardı. Bu festivalden sonra, “Eski Kasaba Türküleri” Festivali yapılıyor; o arada, gölde, deniz sporları düzenleniyordu. Bilahare Struga’da, dünya çapında bir şiir şöleni olan “Struga Şiir Akşamları” gerçekleştiriliyordu.
Vedat Hasan ve Âşık Hüseyin Muharrem
Palas Otelinin salonunda otururken, evlâdı fatihandan iki kişi yanımıza geldi. Öğretmen Vedat Hasan’ı daha önce görmüştüm. Yanındakini “”Hüseyin Usta” diye tanıttı. Berber Hüseyin Usta, namı diğer Âşık Hüseyin Usta’nın asıl adı Hüseyin Muharrem’di. 1910 doğumlu olduğunu, tüm akrabalarının Türkiye’ye göç ettiklerini oracıkta öğrendim. Âşık Hüseyin Usta” Makedonya’daki âşıklar zincirinin son halkasıydı. Ut ve tambur çalıyordu ve müzik onun yaşama biçimiydi. “Bir zamanlar âşıklar Ohri’de şölen yaparlardı; işte Struga Şiir Akşamları, o şölenlerin devamıdır” diyen bu güzel insan, ne yazık ki Türkiye’yi hiç görmemişti.
O arada, Vedat Hasan’dan öğrendiğime göre Ohrili Türkler, “Kardeşlik Birlik Derneği” altında örgütlenmişlerdi. Vedat da derneğin başkanlığını yapıyordu. Levent yapılı, arslan gibi bir genç. Kardeşlik Birlik Okulu’nda biyoloji öğretmeni olarak görev yapıyor. Dernek bünyesinde, tamamı ortaokul öğrencisi olan gençlerden oluşan bir de halk oyunları ve müzik topluluğu oluşturmuşlar.
Pertev Nail Boratav, Ohri’ye gelerek, Âşık Hüseyin’in deyişlerini derleyip götürmüştü. Hüseyin Usta, Bülent Ecevit hayranıid. Ecevit, başbakan olarak ilk resmi gezisini Yugoslavya’ya yaptığında Ohri’yi de ziyaret etmişti. Resmi görevliler Ecevit’in önceden planlanan programını yürütmeye çalışırlarken Ecevit, plan dışına çıkarak, Ohri’nin meşhur Çınaraltı’ndaki “Orient” kahvehanesine girip oturmuştu. Hüseyin Muharrem de oradaydı. Âşık o günü tarihi bir gün olarak kabul ediyor ve hiç unutmuyor. Diyordu ki; “…Ben şu sağ elimi günlerce yıkamadım; çünkü Ecevit benim elimi sıktı!…”
Âşık Hüseyin, Palas Oteli bahçesinde bir ara kolumdan tutup, beni kenara çekti ve: “Sana bir sır vereceğim, kimseye söyleme!” dedi. Sonra elini cebine sokup, bir gazete kâğıdına sarılı, bir parça ekmek göstererek; “…İşte, bu ekmek cebimde durdukça ben kafamdaki türküleri okuyabiliyorum!” dedi.
Hüseyin Usta emekliye ayrılmıştı ve berberlik mesleğini de bırakmıştı. Bana; “ben zenginim, param çok” dedi ama, öyle, zengin bir görünümü yoktu. O’na, “Âşık, Türkiye’de âşık şölenleri yapılır, seni de davet edelim, gel” deyince; “Kâlbim var, gelemem” dedi. Oysa, Türkiye’ye gelebilmek için can atıyordu. O’nunla sık sık beraber olduk; kendisinden notlar aldım, şiirlerini derledim. Bir ara Avni Selman evine davet etti, birlikte gittik. Orada bol bol çalıp çığırdı. Gerçekten çok dolu bir insandı ve gerçekten âşıktı. Bizim badeli âşıklara çok benziyordu.
O’nunla bir gün, Ohri kenarındaki “Beş Çınar” ve “Soğuksu” adlarıyla anılan mesire yerine gittik. Bana geçmişteki âşıklık geleneğini anlatırken, aramızda şu diyalog geçmişti:
“İşte burada, âşıklar bir araya gelirler; atışmalar yaparlar, çalıp, söylerlerdi. Kasaba halkı aralarında para toplayıp, âşıklara ödüller verirlerdi. Çınar ağacına muamma asılır, çözen âşığa büyük ödül verilirdi. Bir gün, muammayı çözemeyen bir âşık, sazını yere vurup kırmış ve kahrından ölmüştü. Soğuksu, âşıkların sazı ve sözüyle birlikte bülbül gibi şakırdı!…”
Dağlardan akıp gelen soğuk suyu elleriyle içtikten sonra devamla;
“Bülbül de müzikten anlar” dedi ve şu hikâyeyi anlattı:
“Bir kedi evden kaçmış. Kediyi çok seven ev sahibi onu ararken bir de ne görsün? Kedi, çevrede iyi tanınan bir musikişinasın evine girmiş. Kediyi takip eden sahibi, o eve girince, kedinin, piyano çalan bir adamın yanında, müzik dinlemekte olduğunu görünce ona hiç dokunmamış. Müzik bitince de kedi, evine dönmüş.”
Benim Ohri’de tanıdığım en büyük Türk milliyetçisi Hüseyin Muharrem’dir. O Ohri’de doğmuş, yaşamış ve ölmüştür ama, kalbiyle daima Türkiye’yi yaşamıştır. Çalıp çığırdığı türkülerde hep, Mustafa Kemal vardır, Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı vardır. Dedi ki:
“Müziğin ana vatanı İstanbul’dur. Müzik İstanbul mağazalarından çıkmıştır…”
Hüseyin Muharrem, eşini 1976 yılında Struga yolunda geçirdikleri bir trafik kazasında kaybetmiş. Oğluyla o, kazayı hafif sıyrıklarla atlatmışlar. Sekiz yıl Türkçe eğitim görmüş. Sonra dört yıl da Sırpça-Türkçe okumuş. Makedonca, Sırpça ve Arnavutça’yı aynı derecede konuşuyor; bu dillerde türküler söylüyor. Okul sıralarında musiki dersleri de almış. İki oğlu ve torunları bulunuyor. Berberlik yaparken, Ohri’nin sünnetçisiymiş. Hatta Esad Bayram’ı da o sünnet etmiş. İlginçtir; sünnet ettiği çocukların isimlerini de kaydetmiş.
“Benim arkadaşım Ay’dır. Geceleri ben Ay’la beraber yürürüm!” dedikten sonra devam etti: “Ölümünden bu yana, her gece rüyamda karımı görürüm; o bana dürterek kalk, der ve ben kalkar şiir yazarım” diyen âşığın verdiği bilgiler arasında, Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında, olayları dikkatle izleyen Ohri Türkleri’nin, gönüllü olarak Kıbrıs’a giren ordumuzun yanında yer almak istedikleri de bulunmaktadır.

Yazarın Diğer Yazıları