İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Malakanlar

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Kose

Malakanlık, bir ırk, etnik kimlik veya bir dinsel hareket olmayıp mezhep içerisinde oluşan fikir ayrılığı, felsefi BİR yönelim yaşam biçimidir. 17. yüzyılda Belarus'ta yaşayan bir kısım Beyaz Rusların, Rus Çarı I. Petro'nun uygulamalarına karşı çıkması ve Ortodoks kilisesi ile görüş ayrılığına düşmeleri nedeniyle haftanın her günü süt içtikleri bahanesi ile dışlanmış topluluktur.

Malak terimi süt içen, sütten kesilmemiş yavru anlamına gelmektedir. Bilindiği gibi, mandanın yavrusuna da malak denilir.

Malakanlar, Beyaz Rus Kökenli bir etnik halktır. Kars ilimizin, Ruslar tarafından 1877-78 savaşları sonucu işgali üzerine, dönemin Rus yöneticileri tarafından Kars'ın Arpaçay ilçesine bağlı Atçılar, Çalkavur ve Yalınçayır  yörelerine yerleştirilmiş bu dinsel etnik grup; seksen yıllık bir ortak yaşamdan sonra, 1962 yılında, kendi özgür ve bağımsız kararlarıyla Rusya, Amerika ve Avusturalya'ya göç etmişlerdir. Bu göç sürecinde, çok yakın akraba ile evlenme durumunda kalmaları, yerli halkla evlenme yapmamaları, ayrılık kararlarında önemli etken olmuştur.

17. yüzyılın son çeyreğinde Rus Çarı I. Petro'nun uygulamalarına karşı çıkmaları Yayılmacı bir politika izleyen Çarlık Rusya ele geçirdiği toprakların demografik yapısını değiştirmek ve bölgede kalıcı olabilmek amacıyla Rus, Ermeni, Alman vs. aileler yerleştiriyordu. Bir taraftan da sorun oluşturabileceğini düşündüğü toplumları merkezden uzak tutmaya çalışıyordu. Çarlık Rusya 1826’da Güney Kafkasya’yı ele geçirerek Malakan, Alman, Ermeni, Rum gibi çeşitli etnik kökene sahip aileleri bu bölgelere yerleştirdi.

1877-1878 yıllarında Osmanlı İmparatorluğu ile Çarlık Rusya arasında çıkan savaşta Ruslar Kars, Ardahan bölgesini işgal etikten sonra bölgede hakimiyetini kalıcı kılmak için Rum, Ermeni, Alman ve Malakanları Kars Ardahan bölgesine sürdü. Bölgede Akarsuların bol olduğu düzlük ve verimli topraklara sahip Kars bölgesinde; İncesu, Susuz, Meydancık, Yalınçayır, Yolboyu, Çakmak, Dikme, Melikköy, Kümbetli, Selim ve Ardahan bölgesinde;  Küçük Sugöze , Sulakyurt, Küçüksütlüce gibi pek çok Türk Köylerini boşaltarak Malakan aileler yerleştirildi. O dönemin en önemli sanayi kuruluşları olan su değirmenleri Malakanlara tahsis edildi. 1886 yılımda Ruslar tarafından yapılan nüfus sayımında Kars Bölgesinde 2713 Arpaçay’da 3401 ve Ardahan da 864 Malakan nüfus kayıtlara geçmiştir.

Malakanlar Tarım ve Hayvancılık ile geçimlerini temin etmiş. Bölgenin iklim ve coğrafyasına uygun olarak karasal iklimde yetişen arpa, buğday patates ve şekerpancarı gibi ürünleri ekip biçtiler. Aynı zamanda bölgedeki su değirmenlerin sahibi olmaları nedeniyle tahıl ürünlerinin üretiminde oldukça artış yaşandı. Büyükbaş ve Küçükbaş hayvan yetiştiriciliği yaptılar. Tarım araçlarının olmadığı o dönemlerde toprağı ekip biçmek ve diğer tarım alanlarında kullanmak üzere iyi cins katana atı yetiştirdiler. Bölge halkı tarafından bu atlara "Malakan Atı" deniliyordu.

Malakanlar gelenek göreneklerine ve inançlarına bağlı tutucu, muhafazakar, içe kapanık bir sosyal yaşantıya sahiptiler. Hristiyanlık inançlarını devam ettirdiler. Dini bayramlarına önem verirlerdi. Malakanlar'da akraba evliliği günah sayılmıştır. Bölgedeki farklı etnik kökene sahip kimseler ile evlenmekten kaçındılar. İstisnai olarak birkaç Malakan kız Karapapaklar ile evlilik yapmıştır. Rus araştırmacılar tarafından bölgeye uyum kabiliyeti yüksek, toplum olarak kayıtlara geçmiştir.
I. Dünya Savaşından sonra, 1917’de Çarlık Rusyası yıkılmış, 1920-1921’de Kars, Ardahan bölgesi yeniden kalıcı olarak Türkiye sınırlarına katılmıştır. Ruslar tarafından getirilen diğer topluluklar Bölgeyi terk ettikleri halde yerleşen Malakanlar verimli topraklara ve değirmenlere sahip olmaları nedeniyle bölgede kalmayı tercih etiler. Ayrıca vatanlarından Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından vatandaş olarak kabul edilmiş olan Malakanlar’a, 1935 yılında bölgeyi ziyaret eden, zamanın Başbakanı İsmet İnönü tarafından tarımsal faaliyetlerini geliştirmeleri için arazi tahsis edilmiştir. Böylelikle Malakanlar, çok kültürlü geniş dünya görüşüne sahip olan bölge halkı ile uyum içinde yaşadılar. Bölge halkı ile uyum içerisinde olmalarında uzun zamandan beri Kafkas halkları ile iç içe yaşamalarının da önemli etkisi olmuştur.

Sovyetler Birliği Kuruluş aşamasında Manyas Malakanlarının genç kuşak arasında köklerine dönüp dönmeme konusunda görüş ayrılığı ortaya çıktı. Vatan özleminin de etkisiyle Sovyetler Birliğinin, Çarlık yönetiminden daha iyi olabileceği konusunda görüşler yaygın olarak konuşulmaya başladı. Bazı Malakanlar, anayurtlarına dönmeye karar verdiler. Aynı dönemlerde Kars Malakanları, Manyas Malakanları ile irtibat kurarak, 1928 yılının yaz aylarında Bandırma Körfezine giren Rus Şilebi ile, Rusya’ya müteveccihen yola çıktılar.

Ülkelerine dönüp dönmeme konusunda teraddüt yaşayan Malakanlar, Rusya’dan gelen haberler üzerine, geriye göç etmekten vaz geçtiler...

Ancak II. Dünya Savaşından sonra Sovyetler Birliğinin Dünya siyasetinde söz sahibi olması, Malakanları yeniden ümitlendirdi. 1946-1960 yılları arasında o günkü olumsuz ekonomik koşulların da etkisi ile bir kısmı Sovyetler Birliğine bir kısmı ise Amerika ve Kanada’ya göç ettiler.

Aslen Malakan olan ünlü Rus yazar Tolstoy da sürgün yıllarında halkına maddi ve manevi destekte bulundu..

Malakanlar, sözlükte dinsel hareket olan Molokanizmi hayat felsefesi olarak kabul ediyor.

Rusça’da  Moloko süt olarak biliniyor. Molokan diğer bir adıyla Malakan kelime olarak süt içenler anlamına geliyor. Çarlı Rusya’sındaki Ortodoks Kilisesi, herkese haftada 2 gün süt içmeyi emrediyordu. Malakanlar bunu kabul etmeyerek her gün süt içmeye devam edince, kilise tarafından aforoz edildiler.

Malakanlar, Ruslar için büyük bir sorundu. Çünkü Çarlık Rusyası'nda büyük bir ağırlığı olan Ortodoks Kilisesi'nin tüm kuralları, Malakanlar tarafından reddediliyordu. Malakanlar savaşmaya ve silahlandırmaya karşıydı. Bu yüzden savaşlara da katılmak istemiyorlardı.

Karsın bir köyünde yaşamını sürdüren ve ismini Müslüman Türk ismiyle değirtirmiş olan bir Malakan, kendisiyle röportaj yapan bir gazeteciye, beş çocuğunun olduğunu, bunlardan birinin İstanbul’da, birinin İzmir’de yaşadığını söylüyor ve Kars’tan hiç ayrılmak istemediğini de vurgulayarak şöyle diyordu: “Kars toprakları tarıma elverişli. Dünyada 3 ayda bitki yetiştiren böyle bir toprak daha yok. İnsanlar bizi sevdi, biz de onları…Bizde yedi göbeğe kadar akraba evliliği olamaz. Bu nedenle, insanlarımızın bir kısmı bölgedeki diğer halklarla evlendi. Bir kısmı da Rusya’ya göç etti.  Akrabalarımın çoğu orada. Ziyarete geliyorlar. Kars’ta Malakan sayısı azaldı. Türkiye’ de de öyle…Burada Malakanları ben temsil ettiğim için birçok insan gelir ziyaretime. Bölgede Malakanların son temsilcileriyiz. Biz Kars’ta tarihe son Malakan olarak geçtik.”

Malakanlar Kars yaylalarında hayvancılık ve tarımla uğraştılar. Hayvancılık yaptılar. Kars kaşarının üne ulaşmasını, Malakanlar’ın sağlamış olduğunu söylüyorlar.

Malakanlar Haç'ı kutsal saymıyor, kiliseye gitmiyor, papazlara inanmıyorlar ve diyorlar ki;

"Biz de yalan söylenmez, devlet malına göz dikilmez, emanete ihanet edilmez. Kazandığımızı yeriz. Malakanlar domuz yemez. Kiliselere, papazlara inancı yoktur. Ailemiz Müslüman oldu. Ama yine kültürümüzü de yaşıyoruz.

Yemeklerimizi kullanıyoruz. Paskalya’da yine pastamızı, yumurtalarımızı yaparız.

Çok geniş çaplı değil. Müslüman bayramımızda daha geniş çaplı oluyor."

Bir zamanlar sarı saçları, mavi gözleriyle, hayvanlarıyla Kars'ı vatan olarak benimseyen Malakanlara artık sık rastlanmıyor. Sayıları ne kadar azalsa da, onlar yaşadıkları topraklarda, Karslıların hafızalarında hep olumlu izler bıraktılar.
Malakanlar dışında savaş sonrası Kars bölgesinin nüfus profilini Türk, Kürt, Türkmen, Ermeni, Karapapak, Terekeme, Duhabor, Rum, Alman, Eston, vb. etnik ve dinsel topluluklar oluşturmaktadır.

Bu arada, ünlü sinema sanatçısı Hülya Avşar’ın Malakan olduğu da yazılıp çizildi.
Malakanlar’ın yaşamını konu alan “Deli Deli Olma” adlı 2009 yılında vizyona giren ve baş rollerde Tarık Akan ve Şerif Sezer’in oynadıkları film de ilginçtir.

Tarık Akan’ın rol almdığı son film de budur.

Kose

Yazarın Diğer Yazıları