En Büyük Afyonkarahisarlı olan Ali Çetinkaya’yı doğumunun 144., vefatının 73. Yıldönümünde bir kez daha minnet ve rahmetle anıyorum. O’nun vatanımız, milletimiz ve ilimiz için ne denli önemli ve çok büyük bir insan olduğunu, bu günden başlayarak, birkaç yazı ile özetlemek istiyorum.
AİLESİ
Ali Bey, Şerifoğlu Ahmet Ağa ile Fatma Hanımın oğlu olarak, 1878 yılında Afyonkarahisar’da dünyaya geldi. Daha çocukluk yıllarında görülen liderlik vasıflarından dolayı arkadaşları O’na “Ali Vezir” veya “Vezir Ali” demeye başladılar.
Büyük ölçüde Türkmen kökenli Türkler’le meskûn bulunan Afyonkarahisar’da doğup büyüyenler; millî ve manevî değerlerine bağlı olarak yetişirler. Türklük ve Bayrak, her bir Afyonkarahisarlı için, vazgeçilmez kavramlardır. Ali Bey de, bu duygular ile beslenmiş; yaşamı süresince bu kavramlara bağlı kalmıştır.
Ali Bey, gerçek anlamda Türk Milliyetçisidir. Çünkü Atatürk’ün daima yanında bulunmuş ve O’nun düşüncelerini ve ne yapmak istediğini anlamıştır.
Kısacası Ali Bey, halkçıdır, cumhuriyetçidir, devletçidir, inkılâpçıdır, lâiktir ve milliyetçidir. Ama O, Allah’ın birliğine inanan bir mü’mindir…
O’nun Halkevleri döneminin ünlü Taşpınar Dergisi’nde yayımlanan “Türk Millî Mefkûresi” başlıklı yazı dizisini ve “Türk Milliyetçiliği” adlı bir kitabının bulunduğunu, bugünkü kuşaklar pek bilmezler! Taşpınar’da ve başka yayımorganlarında çıkan yazıları; çeşitli yerlerde ve özellikle T.B.M.M.’nde yaptığı konuşmaların ana teması Büyük Atatürk’ün tanımladığı Türk Milliyetçiliği üzerine kuruludur.
Ali Beyin yayımlanmış kitaplarının ve makalelerinin yanı sıra, pek çok çeviriler de yapıp yayımlandığını, kaynaklardan öğreniyoruz. Zira Alman ve Fransız dillerine de hakim olduğu, bilinen gerçekler arasındadır.
1885’de Afyonkarahisar’da, Rüşdiye tahsiline başladı. İlk ve Ortaokul tahsilini doğduğu şehirde tamamladı.
O dönemin askerleri, cepheden cepheye koştukları için, evlenip yuva kurabilmeleri ya mümkün olmamış ya da bu konuda biraz geç kalmışlardır. Ali Bey de Malta sürgününden kısa bir süre önce, İstanbullu Âli Beyin kızı, 1903 doğumlu Mefharet Hanımla evlendi. 17 yaşında evlenen Mefharet Hanım, daha 20 yaşında iken, 1923’de tek varlıkları olan İstiklâl hanımı dünyaya getirdi. İstiklâl Hanım, 21 Ekim 1948 tarihinde, yakın siyasi tarihimizin mümtaz şahsiyetlerinden birisi olan Emin Paksüt’le evlendi. İstiklâl-Emin Paksüt çiftinin de 19 Ekim 1949 tarihinde Gülbün, 03 Kasım 1953 de Osman adlı iki çocukları dünyaya geldi. Çeşitli ülkelerde diplomasinin çeşitli kademelerinde ve Büyükelçi olarak görev yapan Osman Paksüt, Anayasa Mahkemesinin Başkan Yardımcısı iken emekliye ayrıldı. Osman Paksüt’ün Sinan ve Sinem adlı bir oğlu ile bir kızı olup, ikisi de yurt dışında tahsil yapmışlardır.
ASKERLİK HAYATI
1892’de Bursa Işıklar Askeri İdadi (Lise)’sine kaydoldu.
1895’de Harp Okulu’nda öğrenime başladı.
1898 yılında, Harp Okulu’ndan mezun oldu ve 20 yaşında bir Mülâzım (Teğmen) olarak, Türk Silahlı Kuvvetleri saflarına katıldı.
Teğmenlikten Yüzbaşılığa geçiş sürecinde Makedonya ve Arnavutluk dağlarında, Osmanlı Devletine başkaldıran çetelerle mücadele etti ve o yıllarda Enver Paşa, Resneli Niyazi Bey, Kâzım Karabekir, Kuşçubaşı Sami, Yakup Cemil, Çerkez Reşit, Kuşçubaşı Eşref, Yenibahçeli Şükrü, Topçu İhsan, Cemil Cahit (Toydemir), Rahmi (Apak), Canbolat vb gibi yakın tarihimizin önemli şahsiyetleriyle tanıştı.
1907 Tarihinde Manastır’da örgütlenen İttihat Terakki içerisinde yer alarak; gizli faaliyetler içerisinde yer aldı. Balkanlar’daki gayri Müslim çetelerle mücadele etti.
1908 yılında oluşturulan devrimci Hareket Ordusu’ndaki subaylar arasında Ali Bey de vardı. Bugünkü Makedonya topraklarındaki Manastır’da kurulan bu oluşumun adı, “Fedai Örgütü” idi. N. Nazif Tepedelenlioğlu’nun, “Ordu ve Politika” adlı eserindeki kayıttan öğrendiğimize göre; bu örgütte, Ali Bey’den başka, hepsi de yeminli üye olan, yakın tarihimizin şu önemli simaları yer alıyorlardı: Enver Paşa, Kâzım Karabekir Paşa, Abdülkadir, Kuşçubaşı Sami, Yakup Cemil, Eyüp Sabri, Avni Paşa, Mustafa Necip, Ahmet Fevzi, Canbolat, Atıf, Çerkez Reşit, Siirtli Mahmut, Fethi, Rûşeni, Kuşçubaşı Eşref, Cemal, Süleyman Askeri, Rahmi Apak, Cemil Cahit Toydemir, Ziya Bersis. Yenibahçeli Şükrü ve Topçu İhsan… Bu örgüt, Makedonya Jandarma Teşkilatında görevli olan bir İtalyan Generali tarafından Padişah Abdülhamit’e jurnal edilecek; bunun üzerine örgüt, tedbirlerini sıklaştıracaktı. Bilindiği üzere, çok geçmeden Abdülhamit tahttan indirilmiş idi.
Ali Çetinkaya da Atatürk gibi, daha ilk gençlik yıllarından itibaren, cumhuriyetçi idi ve Abdülhamit’in tahttan indirilmesi yeterli görülmüyor; tümünden, saltanatın ortadan kaldırılarak, demokrat bir rejime geçilmesi amaçlanıyordu.
Ali Bey, Balkan Savaşlarına filen katıldı; Birinci Dünya Savaşı’nda da Irak Cephesinde savaştı…
1911 Yılında İtalyanlar’ın Libya’yı işgal etmeleri üzerine, Yarbay Enver Bey (Paşa) komutasında, Bingazi’de konuşlandırılan Osmanlı-Türk Kuvvetleri içerisinde Mustafa Kemal (Paşa), Ali Fethi (Okyar), Nuri (Conker) ve Ali (Çetinkaya) Bey de vardır. Ali Bey, Libya’ya gönüllü olarak gitti; Mustafa Kemal Paşa’nın Derne Bölgesi Komutanlığını üstlenmesiyle birlikte O da bu komutanlığa bağlı olarak “Ubeydât Kolu” komutanlığına getirildi ve İtalyan Kuvvetlerinin (deyim yerindeyse) canına okudu. Burada yaman bir asker olduğunu kanıtlayan Ali Bey, İbrahim Süreyya adlı bir zatı, M.Kemal’in çadırının önünde tokatladığı için İstanbul’daki asli kıt’asına gönderildi.
İLK KURŞUN
Ali Bey, daha sonraki aşamada 172.Piyade Alayı Komutanıdır ve görev yeri Ayvalık Cephesidir…28 Mayıs 1919 Tarihinde batılı ülkelerin şımarık evlâdı olan Yunanistan, Ayvalık sahiline asker çıkarmaktadır! İstanbul’daki Osmanlı yönetimi “bırakın çıksınlar”diye kesin emir vermiş olmasına rağmen, Ali Bey “ateş” emri vererek, düşmana karşı durur…
Büyük Atatürk, Nutuk’unda, “Ali Bey, düşmana ilk kurşunu atarak, millî mücadeleyi fiilen başlattı” demek suretiyle, bu “ilk kurşun” olayına açıklık getirmiştir. Ne var ki, kimileri halâ ilk kurşun denilince İzmir’de bireysel tepki göstererek şehit olan gazeteci Hasan Tahsin’i anımsamaktadır. Oysa “İlk Kurşun Kahramanı” Ali Bey ve O’nun komutasındaki 172.Piyade Alayıdır. Dolayısıyla, ilk kurşun konusu, herkesten çok Ayvalık halkı için, gerçek bir onur vesilesidir.
Şimdi İskenderun’da konuşlandırılmış olan 172.Alayın giriş kapısındaki panoya, eski K.K.K. Orgeneral Necdet Üruğ’un emriyle , Atatürk’ün Ali Bey’le ilgili sözleri yazıldı ve bu durum, K.K.K.lığı tarafından damadı Emin Paksüt’e bir mektupla bildirdi. Bu alaya daha sonra bir sancak ve madalya verildi.
MALTA SÜRGÜNÜ
Ali Bey, 12 Ocak 1920’de açılan 18 Mart 1920’de çalışmaları durdurulan ve nihayet 11 Nisan 1920’de Padişah buyruğu ile feshedilen son Osmanlı Mebusan Meclisi’nde Mustafa Hulusi ve Ömer Lütfü Beylerle birlikte Afyonkarahisar Mebusudur. O arada, Türk Tarihi için bir yüz karası olan Mondros Mütarekesi imzalanmış; İstanbul yabancı kuvvetler tarafından işgal edilmiştir. İşgalci İngiliz askerleri, Türk Milliyetçilerini teker teker yakalayıp, Malta Adası’na sürgüne göndermektedir. Ali Bey de, İstanbul’da Köprü üzerinde yakalanarak Esat Paşa, Müşir Şakir Paşazade Arapkirli Cevat Paşa ve Yakup Şevki Paşa ile birlikte, aynı vapur içerisinde Malta’ya gönderilenler arasındadır.
Malta’ya çeşitli tarihlerde 100’den fazla Türk, sürgün edilmişlerdi. Bunlar arasında Sadrazam Said Halim Paşa, Abbas Halim Paşa, Şeyhülislâm Musa Kâzım Efendi, Osmanlı Mebusan Meclisi Reisi Halil Bey, Meclis-i Ayan Reisi Rifat Bey, Dahiliye Vekili Ali Fethi (Okyar) Bey, Maarif Nazırı Şükrü Bey, Hariciye Nazırı Ahmet Nesimi Bey, Gazetecilerden Ahmet Emin (Yalman), Hüseyin Cahit (Yalçın), Celmal Nuri (İleri), Süleyman Nazif, Aka Gündüz, Ordu Kumandanlarından Ferik Yakup Şevki, Cevat Paşa, Medine Müdafii Fahrettin Paşa, Refet Paşa, Hacı Adil Bey, Kara Kemal, İsmail Canbulat, Mithat Şükrü, Salâh Cimcoz, Ağaoğlu Ahmet Bey, Ali Cenâni, Velid Ebüzziya, Ziya Gökalp, Kuşçubaşı Eşref, Rauf (Orbay) Bey gibi yakın tarihimizin önemli şahsiyetleri; birçok valiler, kumandanlar, düşünürler bulunuyorlardı.
Tutsaklar, Malta’da Cenevizliler ve Maltızlar döneminden kalan “Vardala Baraks” adlı kışlada muhafaza altına alınmışlardı. Yıllar sonra biz, sırf bu kışlayı görebilmek amacıyla, bir haftalık bir Malta seyahati yaptık. Kışla onbeşinci asır mimarisi içinde bir kaleyi andırıyordu. Uzunluğu 60, genişliği ise 25 metre kadardı ve iki katlıydı. A ve B bloku olarak ikiye ayrılmıştı.
Ne yazık ki Ali Bey’in bizzat kaleme aldığı Malta Anılarına henüs rastlayabilmiş değiliz. Umarız bir gün bu konuda yazdığı bir şeyler varsa, ortaya çıkarılarak yayımlanır da, O’nun bu yönünü de öğrenmiş oluruz. Ancak, bazı Malta sakinleri bu hususta bölük-pörçük anılar kaleme almışlardır. Örneğin, Rauf Orbay, “Yakın Tarihimiz” adlı eserinin 3. cildinde, Malta’dan söz ederken, Ali Çetinkaya ile ilgili bir bilgi vermektedir:
“…25 Eylül 1921 günü kampta hiç de hoş olmayan bir hadise vukua geldi. Ali Bey (Çetinkaya), İleri Gazetesi Başyazarı Celâl Nuri beye giderek, Malta’dan kurtulmamız için Ankara meclisine müracaat maksadiyle hazırlanmış müsvetteyi tashih ve kabul etmesi için vermiş. Celal Nuri Bey de bunu etrafa başka bir tarzda yaymış. Kamptaki garnizoncu denen bazı zabitlerle daha birtakımları bunu ‘serbest bırakılmaları evvelce tebliğ edilen 24 kişinin kendilerini kurtarmak için’ İngilizler’e müracaatları ve bu suretle ötekilerin İngilizler elinde kalmasına sebep olacak bir hal diye telakki eylemişler. Ali Bey de gerek Celal Nuri Bey ve gerekse bu konuda dedikodu yapan Muratd Bey’in en ağır sözlerle sövmedik yerlerini bırakmadı. Onlar da seslerini çıkarmayıp, bütün söylenenleri kabul ettiler.”
Rauf Orbay’ın anlattığı bu olay, Ali Çetinkaya’nın haksızlığa, yalana dolana asla tahammül edemeyişinin somut bir örneğidir.
Öte yandan Büyük Atatürk, Samsun’a çıkmış; daha sonra Erzurum ve Sivas Kongrelerini toplayıp, Ankara’ya gelmiş ve Büyük Millet Meclisi’ni açmıştır. Bu Meclisin girişimleriyle, Malta sürgünlerinin serbest bırakılmaları sağlanmış ve Ali Bey de 11 Mart 1922 Tarihinde Yurda dönerek, T.B.M.M.’nde, Afyonkarahisar Milletvekili olarak yerini almıştır.
Yazarın Diğer Yazıları
Milli Mücadele Milis Kumandanı İpsiz Recep
12 Ağustos 2026 01:08Azerbaycanlı Şair-Yazar-Akademik Neriman Hasanzade (Ardından)
11 Ağustos 2026 01:06Milli Mücadelede Vanlı Kadın Kahraman GAZİ SÜREYYA SÜLÜN
10 Ağustos 2026 01:04Terekeme-Karapapak Destan Kahramanı DARVAZLI MİHRALİ BEY
08 Ağustos 2026 01:00Milli Mücadele Kahramanlarından Binbaşı Ayşe
07 Ağustos 2026 01:00