Daha önceki yazılarımda, Milli Mücadele yıllarında, vatan ve millet uğrunda ellerine aldıkları silahlarla, savaşmış olan kahraman kadınlarımızla ilgili bilgiler yayımlamıştım. Hatta bilgi verdiğim kadınlar arasında, Türk Dünyasının çeşitli ülkelernide ve bölgelerinde yaşamış olanlar da vardı. Ayrıca silahlı mücadele dışında, yaptığı eylemler, konuşmalar, yazılar ile de mücadeleye büyük desteklerde bulunan kadınlarımızı da anmadan, adlarını yad’etmeden geçemeyeceğim.
Burada o kadınların isimlerini bir kez daha zikrederek, Allah’tan Rahmet niyaz ediyorum. Halide Nusret Zorlutuna, Nene Hatun, Ayşe Efe (Çete Ayşe), Fatma Bacı, Kara Fatma, Aybüke Öğretmen, Gördesli Makbule Efe, Hafız Selman İzbeli, Hafsa Sultan, Halima Çavuş, Meryem Atmaca, Nezahat Onbaşı, Sakine Baturay, Saltuklu Mama Hatun, Şerife Bacı, Tayyar Rahmiye, Yirik Fatma ve Kazak Tomris…
Tabii kahraman kadınlarımız bu kadar değildir. Benim verdiğim listede yer alanlar ile ilgili yazılarımın, Gazetemizin geçen yıllardaki nüshalarında yayımlanmış olduğunu bildirmek istedim.
Bu kez hayır ve dualarla anmak istediğim kadın kahramanımız İğneli Pembe Çavuş, namı diğer Giresunlu Gülpembe’dir, bu kadın, Sakarya Savaşı’nda, Büyük Taarruz’da savaşmış olan milli mücadele kahramanıdır.
Giresun'un Alucra ilçesinin şimdiki adıyla Doludere Köyünden, Aksakallı Ali Sofuoğulları sülalesindendir. Doğum tarihi konusunda net bir bilgi bulunmasa da, takriben 1865-1870 yılları arasında doğmuş olduğu tahmin edilmektedir.
Yaşadığı dönemde yayınlanan bir gazetede yer alan fotoğrafının üst kısmında Arap Alfabesiyle, "Kahraman Pembe Hatun" altta ise "Düşmana karşı erkekler gibi harp eden ve sekiz yerinden yaralanan Pembe Hatun" yazılıdır.
Milli mücadeleye gönüllü katıldığında yaşı 50'nin üzerindeydi. Alay Komutanı olan Topal Osman Ağa, onu köyünde kalması için ikna etmeye çalışmış ancak şu cevabı almıştır:
“Ağam boşuna uğraşma, beni durduramazsın, evlatlarım vatanımız için dövüşürken ben köyümde rahat oturamam ve ben de savaşacağım ve gerekiyorsa vatanım için cephede öleceğim.”
İğneli Pembe, Kurtuluş Savaşı'nda, Koçgiri ve Pontus isyanlarının bastırılmasında etkili olan Topal Osman Ağa'nın komutasındaki 47. Alayın sancak çavuşudur. Savaşlara asker pantolonu ve ceketi giyerek, başını siyah bir çemberle örterek, cebinde küçük bir Kur'an, bir elinde bayrak, diğer elinde kılıç taşıyarak gitmiştir.
Kurtuluş Savaşı için Ankara'ya çağrılan 47. Gönüllü Piyade Alayının TBMM'nin önünde yaptığı bir geçit töreni sırasında, Mustafa Kemal Paşa İğneli Pembe Hatun'u fark ederek onun kim olduğunu Osman Ağaya sormuş ve törenin bitiminde, Pembe Hatun'u çağırtarak “Hatun senin köyünde evladın, yaşlı annen baban yok mudur, niçin onları bırakıp da savaşa gelirsin?” diye sormuştur. Pembe Hatun’un Ata’ya cevabı şudur:
“Paşam vatan elden giderse, evlatlarımın, anamın babamın, köyümün ne önemi kalır. Vatan namustur Ben önce namusumuza sahip çıkmak isterim, sonra da yaşlı anama, babama ve evlatlarıma…”
Atatürk bu cevap üzerine “Bu milli ruh var oldukça düşman burada barınamaz” demiştir.
Görele'li Araştırmacı-Yazar Seyfullah Çiçek “Kurtuluş Savaşının Efsane Kahramanı Milis Piyade Yarbay Giresunlu TOPAL OSMAN (Osman Ağa)” adlı kitabında İğneli Pembe Hatun (Gülpembe)’dan şöyle söz etmektedir:
“Topal Osman’ın gönüllü 47. Alayının Sancak çavuşudur. Yürümekte zorlanan askerlerine; Oğullarım açlığınız var mı? Yoruldunuz mu oğullarım? diye seslenirdi!
Asker pantolonu ve ceketi giyer başını siyah bir çemberle örterdi. Bayrak elinde kılıcı belinde askerin önünde giderdi. Hareket borusu çalar çalmaz hemen askerin önüne geçerdi.
Taarruzlarda askerle birlikte en önde koşardı.
Sekiz yerinden yaralanmasına rağmen pes etmeyip savaşmaya devam eden bir kadındır İğneli Pembe Hatun veya diğer adıyla Gülpembe Hatun!
Sakarya Meydan Savaşı için, Atatürk’ten, “Yetişin!” emrini alan Osman Ağa ve emrindeki Giresun Uşakları, Koçgiri ve Pontus İsyanlarını bastırdıktan sonra derhal Ankara’ya hareket eder.
47.Alay Mücahit’i Dereli Hisar köyünden Halil oğlu merhum Gazi Ali Osman Karadeniz, Ankara yolculuğunu şöyle özetliyor: Hareket emriyle Samsun’dan yola çıktık. 42.Alay’la Kavak’ta birleştik. Her iki alay da içtima edildi. Serbest yürüyüşle Çorum’a geldik. Çok yorgunduk.
Aylarca yol yürümekten ayağımızda ayakkabı denilebilecek bir şey kalmamıştı. Cephelerde sürünmekten üzerimizde yırtılmamış, yamanmamış sağlam elbisemiz yoktu.
Çorum’da dört gün kaldık. Elbiselerimiz ve ayakkabılarımız onarıldı. Dördüncü gün Mustafa Kemal Paşa’dan bir telgraf geldiğini öğrendik. Beşinci gün normal yürüyüşle yola koyulduk.
Yahşihan’a geldiğimizde mola verildi. Sabahleyin Büyük Millet Meclisi önünde toplandık.
Mustafa Kemal Paşa ve milletvekilleri Meclis balkonundaydılar. Bizi alkışlıyorlardı. Teftiş durumunda bekliyorduk.
Mustafa Kemal Paşa, yanında yaveri ve Osman Ağa ile teftişe geldiler. Alayın sağ başında Şerif Çavuş, Çakraklı Hasan Çavuş, Hamzaoğlu Hoca Mustafa, Geğrezli Muhsurluoğlu Koca Halil; alay sancağının yanında da Sancak Çavuşu İğneli Pembe bulunuyordu.
Sancak çavuşumuz tam teçhizatlıydı. Cesur bir kadındı. Başında dolak, sırtında asker kaputu, ayaklarında çizme vardı. Uzun etek giyiniyordu. Tabancası ile kasaturası belinde asılıydı.
Teftişte Mustafa Kemal Paşa’nın ilk ilgisini çeken o idi. Paşa hazretleri işaretle Osman Ağa’yı yanına çağırdı. Aralarında kısa ve sessiz bir konuşma geçti. Konu sancak çavuşuydu.
Daha sonra Mustafa Kemal Paşa, Giresun Alayı’nı teftiş eder. Bu sırada Alay’ın başında İğneli Pembe’yi görünce, Osman Ağa’ya:
Bu kadın da kim, niçin getirdin? diye sordu. Osman Ağa:
Sancak Çavuşu, Paşa hazretleri. Kendi isteğiyle geldi, dedi.
Sakarya Meydan Savaşı’na katılan Sancak Çavuşu İğneli Pembe, Büyük Taarruza da katılır ve düşmanın İzmir’de denize dökülüşüne şahit olur.
Bu kahraman Türk kadınını bir de Tevfik Gül‘den dinleyelim:
“…Sancak Çavuşumuz İğneli Pembe idi. Asker pantolonu ve ceket giyer, başını kara bir çemberle örterdi. Bayrak elinde, kılıcı belinde, askerin önünde giderdi. Taarruzlarda bizimle birlikte koşardı.
Oğullarım. Açlığınız var mı yoruldunuz mu oğullarım’ diye bağırarak bizlere moral verirdi. Hareket borusu çalar çalmaz, hemen alayın önüne geçerdi”
Bu memleketin uşakları, göstermiş olduğu üstün fedakarlık örneğiyle adını altın harflerle yazdırmıştır tarih sahnesine. Peki, soruyorum sizlere kaç Giresunlu duydu İğneli Pembe Hatun ismini, kaç kişi araştırdı kimdir bu kahraman diye.
Babasını Osmanlı-Rus Harbinde şehit veren İğneli Pembe, Kurtuluş savaşına katılmış, düşmanın İzmir'de denize dökülüşüne şahit olmuştur...
İstiklal Savaşında Komutanlığını Yarbay Topal Osman Ağa'nın yaptığı 47.Giresun Gönüllü Alayı Sancak Çavuşu İğneli Pembe Hatun Giresun Alucra Doludere (gicora) Köyündendir…”
***