Tayyar Rahmiye ve Rahmiye Hatun olarak da bilinen Milli Mücadele Kahramanı kadın, Köse Abdullah ve Hatice Hanımın evladı olarak, 1890 yılında Osmaniye’nın Kaypak Kayalı köyünde doğdu. Birinci Dünya Savaşı sonrasında Anadolu’nun güney bölgesini işgal eden Fransız kuvvetlerine karşı direniş gösterenler arasında yer alan kahraman kadın, 9. Tümenin bir bölüğüne liderlik etti. Atı üzerinde düşmana hızla saldırdığı için kendisine “tayyar” lakabı verildi. Osmaniye’de bulunan Fransız komutanlığına yapılan saldırı sırasında vuruldu ve şehit oldu.
İki kez evlenen Rahime Hatun’un ilk evliliğinden iki kız çocuğu, ikinci evliliğinden ise iki erkek çocuğu olmuştur. Ancak ne yazık ki, oğullarını genç yaşta kaybetmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu’nun I. Dünya Savaşı’nda mağlup olmasının ardından, Fransızlar Anadolu’nun güneyine askeri birlikler gönderdi. İşgal güçlerinin bölgedeki Ermeni çetelerle işbirliği yaparak halka saldırması ve mallarını yağmalaması sonucunda Osmaniye’de bir çete savaşı patlak verdi.
Rahime Hatun, 1920 yılının Şubat ayında, Kanlıgeçit çete liderlerinden Hüseyin Ağa’nın Milli Kuvvetlerine katıldı. Cephe gerisinde görev yapmayı reddederek, erkeklerle birlikte cephede savaşmayı tercih etti. Yanıkkışla ve Karayiğit köylerinden oluşan Kırmızı Müfreze’ye onbaşı rütbesiyle dahil oldu. Hasanbeyli yakınlarında Fransızlarla yapılan çarpışmalarda, Rahime Hanımın müfrezesi de yer aldı. Çatışma sırasında Fransızlardan 80 tüfek ve iki makineli tüfek ele geçirildi. O çatışmalar sırasında biraz pasif davranan bazı Türkler’e yönelik şu sözü tarihe yazıldı:
“Ben bir kadın olmama rağmen ayakta durabiliyorken, siz erkekler nasıl olur da yerlerde sürünmeye ve saklanmaya utanmazsınız?”
Bu kahraman Türk kadını, kendisini iyi tanıyan bir hemşehrisi tarafından şöyle anlatıldı:
“ Orta boylu, normal vücutlu idi. Siyah saçlı esmer tenli, ela gözlü idi. Arık yüzlüydü, yüzü güleç olmasına rağmen yerinde sert tabiatlıydı. Başında agil veya sırmalı poşu sarılı olurdu. Saçlarını poşunun içine koyardı. Sırtında Maraş abası veya ceket vardı. Siyah şalvar giyer, göğsüne fişek takardı. Omuzunda Alman filintası vardı. Ayağına ipli çarık veya yemeni giyerdi. Kıyafetleriyle bir erkekten farksızdı. Genellikle atı ile gezerdi piyade olduğu da görülürdü. Çok cesur kadındı. Gözünü daldan budaktan esirgemezdi. Korku nedir bilmezdi. Yüreğindeki coşkun duyguları Onun şu sözleri ne güzel ifade eder; ‘ Allah bana Nusret verse, yalnız başıma düşmanı kırarım’…”
Büyük Atatürk’ün yakın silah arkadaşlarından Ayıcı Arif Bey anılarında, Tayyar Rahmiye’den şöyle bahseder:
“Osmaniye kazasının Kaypak nahiyesi Raziyeler Köyünden Rahime hatun Fransızların birçok işkencelerine uğrayan Hüseyin Ağanın Kuvay-ı Milliyesine gönüllü olarak katılmış ve 1920 Şubatında Hasanbeyli yakınındaki 9 uncu Tünel’e yapılan taarruza ve hücuma katılmıştır. Bu çarpışmada Fransızlardan 80 tüfek ve 2 makinalı tüfek ganimet alınmıştır. Çarpışmada şehit düşen ve ateş altında kalan iki arkadaşı kurtarmak için Kuvayı Milliye fertlerinin cüretsizliğini gören Rahime, derhal ileri atılarak şehitleri gidip kurtarmış ve bu kahramanca hareketinden dolayı ismine (Tayyar) namı verilmiştir…” Baskınlardan sonra Kadir Çavuş, Deli Hasan ve dokuz kişilik bir çete grubu mevzilerinde otururken etrafları Fransız askerleri tarafından kuşatılmıştı. Mücadeleler esnasında bulundukları yere bir el bombası gelmiş, Kadir Çavuş’un bombayı patlamadan karşı sipere göndermesiyle Rahime Hatun ve çetesinin hayatı kurtulmuştu. … Osmaniye’nin Cona Köyü’nde bölge komutanı olan Yüzbaşı Recep Bey çete reislerini çağırmış, yapmış olduğu konuşmadan sonra çeteciler Kuva-yı Milliye’ye dâhil olmuştu. Yüzbaşı az ilerde oturan çeteyi işaret ederek “İş bu arkadaşımız, işgal kuvvetlerine karşı çıkarak düşmanı perişan edip, köyün yiğitleri ile birlikte dağlara çıkan Raziye’ler köyünden Rahime Hatun’dur. Bu fedakâr bacımızda fedaileri ile birlikte bizlere katıldılar. Eğer bizlerin arkasında böyle fedakâr ve cesur Türk kadını olursa biz erkeklerin sırtı yere gelmez” sözüyle Rahime Hatun’u Türk kadını ve milletinin gururu olarak belleklerde yer edinmesini sağlamıştı.”
Bu çatışma sonucunda Fransız karargâh binası ele geçirildi. Ancak Rahime Hatun, binanın önünde vurularak hayatını kaybetti. Cenazesi, Osmaniye’deki Sanat Okulu’nun bulunduğu yerdeki Hacıosmanlı Mezarlığı’na defnedildi.1962 yılında ise, okul inşaatı nedeniyle Rahime Hatun’un na’şı Enver’ül-Hamid Camii (Ulu Cami) haziresine taşındı.
Osmaniye’nin merkezinde bulunan bir mahalle ve Kız Meslek Lisesi, Rahime Hatun ismiyle anılmaktadır.
Daha sonraki yıllarda Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi’ne dönüşen Osmaniye Meslek Yüksek Okulu seramik bölümü’nün tasarımı ile 1,5-2 metre yüksekliğindeki seramik (keramik) Rahime Hatun Heykeli uzun yıllar Osmaniye Merkezinde Merkez Postane ve Karaoğlanoğlu Parkı’nın karşısındaki şimdi yıkılan Cebel-i Bereket Vali Binasının bahçesinde idi. Daha sonra günümüzdeki Osmaniye Merkez İlçesi’ndeki Rahime Hatun Meydanı ve Kapalı Otopark’taki yerindedir .
Yazarın Diğer Yazıları
Moldova Cumhuriyeti’nde Kurulan Gagauzya Türk Devleti Ve Büyükelçi Ender Arat
14 Ağustos 2026 01:12Kırk Arabalık Nakliye Kolu Kumandanı Bilecikli Ayşe Çavuş
13 Ağustos 2026 01:08Milli Mücadele Milis Kumandanı İpsiz Recep
12 Ağustos 2026 01:08Azerbaycanlı Şair-Yazar-Akademik Neriman Hasanzade (Ardından)
11 Ağustos 2026 01:06Milli Mücadelede Vanlı Kadın Kahraman GAZİ SÜREYYA SÜLÜN
10 Ağustos 2026 01:04
