İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Milli Mücadelede Antep Savunması Ve Dişi Arslan Yirik Fatma

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Anadolu’da Kadınlar Senem Ayşe, Hafız Selman İzbeli, Erzurumlu Gül Hanım, Sultan Ana, Ulaşlı Hanım, Gamacı Fatma, Zeynep Hanım, Safiye Nine, Trakyalı Havva ve Zehra Hanım gibi belli başlı kadın kahramanlar ortaya çıktı. Bu kadınlar, Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkmasından ilham ve cesaret aldılar. Önemli bir bölümünün ailelerinde geçmişte mesleği askerlik olan kişiler mevcuttu. Bu kadınlar Vatanın farklı farklı yerlerinde ömürlerini geçirmişlerdi.
Millî Mücadele sürecinde, Güneydoğu Anadolu Bölgesinden de tarihe mal olan kadın kahramanlar çıktı. Bunların başında Şaraküstü (Şehreküstü) Mahallesi’nden Antep savunmasına katılmış Yarık Emin’in kızı Yirik Fatma geliyordu.
Toroslardan göç ederek Antep’e yerleşen Yirik Fatma, düşman kuvvetlerine karşı İbrahim-şehir, Rum-evlek ve Arıl köylerinden gelen akıncı birliklerinden müteşekkil Kuvayı Milliye ordusuyla Sinan-gediği mevkiinde hiç uyumadan, iki gece nöbet tuttu.
Yaşı bir hayli ilerleyen ve savaş sırasında şehit düşen Yirik Fatma kaynaklarda tam bir Anadolu kadını olarak ifade edilmiş ve şöyle yazılmıştır:
“Çömrekli şalvarı üzerine boz abası, ayağındaki kırmızı yemenisi, ağaran saçlarını kapayan kara baş örtüsü ile ruhunun asalet ve vakarını artıran heybetli duruşu, yüzünün buruşuklukları alnında üst üste sıralanan çizgileri, intikamla yanan, kor gibi parlayan gözleri bu dişi aslana bir mehabet vermişti”.
Dünya tarihinde eşine ender rastlanır bir şehir savunması örneğinin sergilendiği, Antep’teki savaşlar sırasında, askerler bazı zamanlar yiyecek ve su bulmakta hayli zorlandılar. İşte bu anlarda devreye yine kadınlar girdi. Düşman kuvvetlerinin can havliyle saldırılarını artırdığı günlerde Antepli kadınlar, şehirde ne var ise sırtlarında cepheye taşıdılar. Hatta ibriklere doldurdukları suları içmeyerek askerlere verdiler.
Erkeklerin Sabuncuhanı’nda kurdukları küçük imalathanede kendi tüfek ve bombalarını ürettikleri sırada kadınlarda, Kürkçüoğlu Hanı’ndaki mahzende bir fırın oluşturmayı başardılar. Fırında yüzlerce kadın ve kız çocuğu birlikte çalışarak; Tink taşıyla ezilen zerdali çekirdeklerini tatlandırılıp un ve kepekle karıştırdıktan sonra ekmek imal ettiler. Ne var ki, üretilen ekmeklerin çok acı olması üzerine askerler ve halk arasında hıçkırık hastalığı başladı!…
Yaralılar ve hastalar, hastanelere sığmayınca kadınların çoğu evlerinin tedavi yeri olarak kullanılmasını istediler. Bu arada kadınların bakır kapları toplayarak yaptığı “Tak-Takı” ların çıkardığı sesler düşman askerlerinin hayli ürkmesine sebep oldu.
Sağlığında tanışıp, görüşebilme onurunu yaşadığım, Tarih Bilgini Enver Behnan Şapolyo, Milli Mücadele yıllarında şehirdeki birlik havasından bahseden yazısında der ki;
“Ayıntap’ta (Antep’te) kadınlar, ihtiyarlar, çocuklar, yiğitlere silah taşıyorlar, su getiriyorlar, yemek pişiriyorlardı…Büyük bir dayanışma ve kahramanlık ortaya koyan Antepliler arasında binin üzerinde kadınımız şehitlik mertebesine ulaştılar…”
Türkiye’de ilk kadın şehitlik anıtı, 2017 yılının şubat ayında, Gaziantep’te Boyacı Camii Avlusunda açıldı . Anıtta, şehit kadınlardan sadece 83’ünün künyesi yer almaktadır. Beş metrelik bir kaide üzerine oturtulan anıtın yan tarafında sabrı sembolize eden “Antep Nakışı” bulunmaktadır . Böylece Antep müdafaası sırasında Anadolu/Türk kadınının tüm çile ve zorluklara rağmen ne tür zaferler kazanabileceği bir kez daha vurgulanmak istenmiştir. Anıt yeri olarak Boyacı Camii Avlusunun seçilme nedeniyse savaşta şehit olan kadınların çoğunun buraya defnedilmiş olmalarıdır.
Esasen Antep şehitlerine hürmeten yapımı 25 Aralık 1935 tarihinde tamamlanan Çınarlı Camii bitişiğinde de bir abide açıldı. Fakat burada kadın-erkek ayrımı yapılmadan bütün şühedaya yer verildi. Millî Mücadele yıllarında birçok şehir gibi Antepliler de bir taraftan kendi şehirlerini savunmuş diğer taraftan ise, milli birliklerin ikmali için uğraşmışlardır.
Millî Mücadele Dönemi’nde, 1918-1923 yıllarında Güneydoğu Anadolu’da şehit düşen kadınlarımızdan bazıları şunlardır:
Abdurrahman Kızı-Asya, Ömer Kızı-Atiye, Görcükoğlu Ökkeşlerin Ayşe, Hasan Efendi’nin Kızı Ayşe, Molla Mıstık’ın Eşi-Aykuş, Faik Efendi’nin Kızı Bedriye, Attarların Elif, Kadir Kızı Emine, Ahmet Muhtar Göğüş’ün eşi Emine Göğüş, Ekmekçi Abdullah’ın Fatma, Balta Kızı Fatma,Hoca Kızı Fatma, Mamuk’un Kızı Fatma, Mehmet Kızı Fatma,Sıvışların Mehmet Kızı Feride, Küpelioğlu Ahmet Kızı Feride, İbrahim’in Eşi Güldane, Çapan Alioğlunun Eşi Gülsüm, Mustafa Kızı Hamide, Hacı Güllü Kızı Hasibe…Abdurrahman’ın Kerimesi Esma,Yahudi Taded Kızı Sünbül, Hacı Feyzullah Oğlu Abdullah Kızı Sefa, Paşa’nın Kızı Hadduc, İsa Beşe’nin Hizmetçisi Hamo’nun Gelini, Avcı Memik Oğlu Berber Ali’nin Zevcesi, Avcı Memik Oğlu Berber Ali’nin Kerimesi,Yamuk Ali’nin Kızının Kızı, Arzu Oğlu Mehmet Zevcesi Şükriye, Hamza Mustafa Zevcesi ve diğerleri…
Urfa kadınlarımız da milli birlikleri özellikle lojistik bakımdan ve moral açısından desteklediler. Onların performanslarıı erkekleri de harekete geçirdi. Vezir Hamamının kadınlar gününde basılmasından hemen sonra Ataş Ali ve Hadice Hanımın kızı Fettane Behiyesi büyük bir cesaret ve kararlılıkla Belediye Reisi Hacıkâmilzade Hacı Mustafa’nın makamına gittiler. Geçimini bohçacılık yaparak temin eden Fettane Behiyesi, kadınların başlarından geçenleri anlatırken Reis Beye sitemde bulunarak şöyle hitap etti:
“Bak reis efendi, bugün Vezir Hamamında kadınlar yıkanırken oraya yakın postaneyi bekleyen iki Fransız askeri hamama girdiler. Kadınlara el atmaya kalktılar. Biz de onları peştamal ve hamam taslarıyla kovaladık. Anlayacağın namusumuz elden gidecek. Bugün hamama giren yarın evimize girmeye kalkışır. Hacı Mustafa!…Hacı Mustafa! sen bir şey yapamıyorsan, al bu baş örtümü sen ört, fesini de ver ben takayım!…”
Milli Mücadelede Urfa’da fedakârlıklarıyla öne çıkan kadınlardan birisi de Kız Fatma olarak tanınan kadın oldu. 1893-1979 yılları arasında yaşamış olan bu kahraman kadın kentte direnişin başlamasında baş rolde idi. “Onikiler” olarak bilinen ekibin içinde yer alan Güllüzâde lakaplı Osman Güllü (1870-1942)’nün kardeşi Güllüzâde Abdi’nin kızı olan Kız Fatma, Müslümanların şehri boşaltmaması için elinden geleni yaptı.
Kız Fatma, Fransız zulmü karşısında Kale Boyu Mahallesinde erkeklerin öncülüğünde ailelerin daha emniyetli yerlere doğru göç ettiğini görünce yerinde duramadı, koşarak önlerine geçerek şöyle dedi:
“Birkaç Fransız çapulcusundan kaçarak bu mübarek toprakları gavurlara mı bırakacaksınız.”

Yazarın Diğer Yazıları