İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Milli Mücadelede Bir Kahraman Hemşire Safiye Hüseyin Elbi

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Millî mücadelemizi yöneten ve zaferler kazananlar, elbette erkeklerdir. Ama onların arasında öyle kadınlar yer almışlardır ki, zaferler onların beyin ve fizik güçleriyle elde edilmiştir. Ben bu kahraman kadınlarımızın bir kısmı ile ilgili yazılar kaleme alıp, gazetemizde yayımladım. Kahraman kadınlarımızın çoğu, ellerinde silahlarla mücadele etmişlerdir, ama silahsız mücadele edip, çok önemli fonksiyonlar icra eden kadınlarımız da olmuştur. İşte bunlardan birisi de bugünkü yazımın konusu olacaktır. Bu kahraman kadınımızın adı: Safiye Hüseyin Elbi’dir…

Safiye Hanım, Türkiye'de modern hemşireliğin gelişmesine katkısı olmuş bir meslek kadınıdır. Balkan Savaşı ve I. Dünya Savaşı'nda gönüllü hemşirelik yapmış olan bu değerli kadınımız, Türkiye Cumhuriyetin ilanından sonra da pek çok hayır kurumunda ve dernekte görev yapmıştır. Türk kadınının sosyal hayata katılması için çalışmalarda bulunmuştur; Mesleğe bağlılığı 1923'te uluslararası bir ödül olan Florence Nightingale Madalyası ile ödüllendirilmiştir.

***

29 Haziran 1882'de İstanbul'da doğdu. Babası, makine mühendisliğinin Türkiye'deki öncülerinden olan Tersane-i Âmire başmühendisi Ferik Ahmet Besim Paşa, annesi bir İngiliz soylusu olan Hammond Wilward'ın kızı Josephine Wilward'dır. Evlendikten sonra Müslüman olarak Firdevs adını almış olan bu kadının dedesi, Kırım Harbi sırasında hemşirelik mesleğinin öncüsü Florence Nightingale’i Kırım’a götüren geminin süvarisi olan Miralay Şükrü Bey idi. 

Safiye Hanım, Ahmet Besim Paşa ve Firdevs Hanım'ın beş çocuğundan birisi idi. Diğer kardeşleri gibi o da tahsilini Avrupa'da yaptı. İngiliz ve Alman okullarında okuduğundan İngilizce ve Almanca öğrendi.

Londra'da iken deniz yarbayı Hüseyin Bey ile evlendi; böylece adına "Hüseyin" eklendi. Hüseyin Bey'in Londra'daki görevi son bulunca İstanbul'a yerleştiler. Çift, Fatma Nahide ve Tarık adında iki çocuk sahibi oldu. Aile, Soyadı Kanunu'ndan sonra "Elbi" soyadını aldı. 

Osmanlı Devleti'nde Hilâl-i Ahmer Cemiyeti 14 Nisan 1877'de kurulmuştu. Safiye Hanım, cemiyetin üyeleri ile yaptığı sohbetlerde ısrarla kadınların da cemiyette yer alması gerektiğini anlattı. Kimileri bu işlerin kadın doğasına aykırı olduğunu, kimileri kadınların cemiyete katılmasının yasalara aykırı olduğunu iddia etmekteydi. Safiye Hanım cemiyet nizamnamesine, dayanarak 20 Mart 1912'de, Hilâl-i Ahmer Cemiyeti Encümân-ı Nivanı adıyla bir hanımlar merkezinin kurulmasını sağladı. 

Balkan Savaşları sırasında Hilâl-i Ahmer Cemiyeti yaralı askerlere bakmak için İstanbullu kadınları göreve çağırdığında Safiye Hanım, kız kardeşi Nesime Mukadder (Dölen) ile birlikte başvurdu. İki kardeş bir süre bağış olarak yatak-yorgan toplayarak hastanelerin kurulmasında görev aldılar. O dönemde Âsar-ı Atika Müzesi, geçici hastane haline getirilerek İngiliz Kızılhaçı'na tahsis edilmiş ve İngiltere'den gelen sağlık ekibi "Müze Hastanesi" olarak bilinen yapıda savaş yaralılarını tedavi etmişti. Safiye Hüseyin Hanım ve kardeşi, iyi İngilizce bildikleri için bir süre sonra Müze Hastanesi'ne gönderildi. Safiye Hanım, bu hastanede hemşirelik mesleğine başladı. Müzenin müdürü Halil Ethem Bey görevleri sırasında kendi lojmanını iki kızkardeşe tahsis etti. 

Safiye Hüseyin Hanım, geçici hastanelerin kapatılmasının ardından anatomi kitapları okuyarak hemşirelik bilgisini geliştirmeye çalıştı. Hilal-i Ahmer Cemiyeti'nin 1913-1914 yıllarında Darülfünun konferans salonunda düzenlediği hasta bakımı kurslarına katıldı. Kursu bitiren 300 hemşire arasında yer aldı. İstanbullu hanımların gönüllü hemşireliklere yönlendirilmelerinde, cemiyet başkanı Besim Ömer Paşa'ya yardımcı oldu. 

Birinci Dünya Savaşı sırasında Hilâl-i Ahmer'in İstanbul'da açtığı Galata ve Cağaloğlu Hastanelerinde gönüllü hastabakıcılık yaptı. Sık görülen tetanos ve gazlı kangren hastalıkları konusunda uzmanlaştı. Savaş döneminde Hilâl-i Ahmer Hastanesi'nde dönüştürülen Bezmi Âlem Sultanisi'nde de bir süre görev yaptı. Daha sonra ağır yaralıları Çanakkale Cephesinden vapurla İstanbul'a taşıyan Reşit Paşa Hastane Gemisi'nde görevlendirildi. Gemide Alman ve Avusturyalı hemşireler çalışmaktaydı. Safiye Hanım, hastane gemisindeki tek Türk hemşire ve başhemşire olarak görev yaptı. Reşitpaşa Vapuru dışında Maydos'da, Anafartalar'daki İkinci Ordu karargâhında ve Alman karargâhında hastabakıcı olarak hizmet etti. 

Savaşın sonunda çeşitli Avrupa ülkelerinde öğrenim gören gençlerin ve Türk esirlerin durumunu incelemek, gereksinimlerini tespit etmek ve destek sağlamak üzere Hilâl-i Ahmer Cemiyeti tarafından Avrupa'ya gönderilen heyette Münire İsmail Hanım ile birlikte yer aldı. Heyet, memleketlerine iade edilen Alman ve Avusturyalı esirleri taşıyan Korkovoda Vapuru ile Avrupa'ya gitti. Safiye Hanım, Berlin, Zürih ve Lozan şehirlerinde görev yaptı. 

İstanbul'a döndüğünde yeni kurulan Himaye-i Etfal Cemiyeti'nin Yönetim Kurulunda  yer aldı. Ayrıca Save the Children adlı insani kurum ile çalıştı ve kurumun müfettişi oldu. Hilal-i Ahmer Cemiyeti'nin 1924'te kurmayı kararlaştırdığı ve 1925'te İstanbul'da açtığı Kızılay Hemşire Okulu'nun Yönetim Kurulu ve eğitim kadrosunda yer aldı.  

Cumhuriyetin ilanından sonra Cenevre'de toplanan Uluslararası Hemşire Kongresi'nde 1923 ve 1927 yıllarında Türkiye'yi temsil etti. Cenevre, Paris, New-York, Şikago şehirlerinde hemşirelik, hastabakıcılık ve içki aleyhtarlığı konularında konferanslar verdi. Kadınlarla ilgili söyleşilere katıldı. 

Türkiye'de kadınların ilk defa seçme ve seçilme hakkını kullandıkları 1930 yılı belediye seçimlerinde İstanbul'da  Belediye Meclis üyeliği seçimlerine katıldı ve meclise girdi. 

1933 yılında Türk Hasta Bakıcılar Cemiyeti'nin (1943 yılında isim değiştirerek Türk Hemşireler Derneği oldu) kuruluşunda rol aldı ve cemiyet başkanlığı yaptı.

1960'lı yıllarda Safiye hanımın sağlığı kötüleşti; Gureba Hastanesi'nde tedavi gördü. 1 Kasım 1963 tarihli Hürriyet gazetesinin “İlk Hemşire Kadın Hastanede Hemşiresiz Kaldı" başlıklı haberine göre burada yattığı dönemde bazı günler hemşire yerine hastabakıcılar tarafından bakılmaktan şikayetçi idi. Bu nedenle Kızılay Hemşirecilik Okulu öğrencilerinin her gün sıra ile bakması sağlandı ise de 6 Temmuz 1964 günü Gureba Hastanesi'nde vefat etti. 

Safiye Elbi'nin aile fotoğrafları, diplomaları, hatıratı, kendisine çeşitli yerlerden yollanan kartpostalları içeren arşivi İstanbul'daki Atatürk Kitaplığı'nda yer almaktadır. Onun madalya ve nişanlarıyla çekilmiş siyah-beyaz fotoğrafı, kendisine gönderilen telgraflar, Amerika Konsolosluğu´ndan aldığı pasaport, Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu fahri üyelik kartı, Hilal-i Ahmer Cemiyeti´ne bağlı Cağaloğlu Hastanesi tarafından verilen Osmanlı Türkçesi takdirname gibi muhtelif belgeler,  İstanbul'daki Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı'ndadır.  Uluslararası Florence Nightingale Madalyası, İngiliz Kızılhaç Madalyası, Şefkat Nişanı 2. Rütbe, Harbi Umumi Madalyası, Laponya Kızılhaç Nişanı, Fransız Kızılhaç Madalyası bu Vakıf’tadır.

Yazarın Diğer Yazıları