Milli Mücadelenin Kahraman Subaylarından YZB.Salim Kurtoğlu Yörük Selim Bey
İrfan Ünver Nasrattınoğlu
Millî Mücadele dönemine kadarki süreçte kısaca Yörük Selim Bey takma adıyla tanınan Yüzbaşı Salim Kurtoğlu, 1882 yılında Mustafa Efendi ile Nefise Hanım oğlu olarak İnebolu’da dünyaya gelmiştir. Harp Okulu’nu bitiren Selim Bey, önce Balkan Savaşları ardından da I. Dünya Savaşı içerisinde görevler yapmıştır. Bu süreç içerisinde fikirlerinden etkilendiği Enver Paşa’ya yakınlık göstermiş ve İttihatçı subaylar arasında yer almış, devamında da yüzbaşı rütbesine yükselmiştir. Aynı dönemde İstanbul’da Zehra Hikmet Hanım ile evlenerek ailesini kurmuş ancak bu durum onu mücadeleden geri koymamıştır. I. Dünya Savaşı son bulduktan sonra Orta Asya’da Enver Paşa ve Nuri Paşa tarafından Turan için yakılan mücadele meşalesi onun dikkatini çekmiş ve Nuri Paşa’dan da kendilerine katılması yönünde bir davet almıştır. Selim Bey bu durumu İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin eski muhasibi olan Celal (Bayar) Bey’e aktarmış, Celal Bey ise “Size para veririm, Orta Asya’ya da gidersiniz ama döndüğünüzde Anadolu’yu bıraktığınız gibi bulamayabilirsiniz. Onun için siz en iyisi Anadolu’ya, Mustafa Kemal’in yanına gidin, demiştir.
Celal (Bayar) Bey’in bu tavsiyesi üzerine Yörük Selim Bey Mustafa Kemal Paşa’ya ulaşarak bağlılığını bildirmiş ve Millî Mücadele içerisinde yer almıştır. Kongre’den sonra hazırlanan Müdafaa-i Hukuk Teşkilâtına Dair Nizamnâme’de millî bağımsızlığın temin edilmesi, Kuvâ-yı Milliye’nin etkin ve millî iradenin egemen kılınması amaçlandığı bildirilmiştir.Mustafa Kemal Paşa, Ermeni ve Fransızların bölgede gerçekleştirmiş oldukları katliamlara engel olmak ve işgalcilere karşı durmak amacı ile Sulh Hâkimi Ali Rıza Bey başkanlığında Elbistan merkezli Maraş Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ni kurdurmuştur.
Mustafa Kemal Paşa Fransızların, Urfa, Antep, Maraş ve Adana civarında küçük bir Ermenistan oluşturma emelleri olduğunu ifade eden bir yazıyı Ali Rıza Bey’e göndermiştir. Paşa yazıda millî teşkilatlanmanın yaygınlaşması gerektiğini, halkın işgale karşı teşvik edilerek düşmanın zora sokulmasının elzem olduğunu bildirmiştir. Mustafa Kemal Paşa yazısında ayrıca Malatya’dan iki mitralyöz bölüğü ile bir süvari bölüğünün Elbistan’a doğru harekete geçtiğini ve bu kuvvetlerin millî teşkilatlanmanın temelini oluşturacağını buna ek olarak Kolordu Komutanlığı’nın, Binbaşı Suzi Bey komutasındaki kuvveti de Elbistan üzerine sevk ettiğini vurgulamıştır. Yine bu kararlar doğrultusunda 13 Ekim 1919 tarihinde Mustafa Kemal Paşa ile Kılıç Ali Bey arasında yapılan görüşmeden sonra Maraş-Antep Kuvâ-yı Milliye teşkilatlarını oluşturmak için Kılıç Ali Bey bu bölgeye görevlendirilmiştir.
Mustafa Kemal Paşa’nın emri üzerine Kılıç Ali Bey ile Yörük Selim Bey ilk olarak Maraş’a gönderilmişler, Kılıç Ali Bey’in Pazarcık’ta, Yörük Selim Bey’in ise Göksun’da millî teşkilatları oluşturmak için çalışmaları başlamıştır. Bu çalışmalar neticesinde Elbistan, Göksun ve Pazarcık bölgelerinde millî teşkilatlanma sağlanmıştır. Şehrin işgale karşı savunulması doğrultusunda da Kuvâ-yı Milliye Teşkilatı tarafından hazırlıklar yapılmış ve şehir 10 farklı savunma bölgesine ayrılmış, bu bölgelerin başlarına da yedek subaylar atanmıştır. Kılıç Ali Bey Maraş’ta çarpışmaların başlamasının ardından 23 Ocak 1920 tarihinde Pazarcık’tan Maraş’ın merkezine gelmiştir. Şehir halkına hitaben bir bildiri yayımlayarak, Fransızlara karşı muharebelerin başlamış olduğunu ilan etmiştir. Devam eden günler içerisinde de sıkça bildiriler yayımlayan Kılıç Ali Bey, Maraş halkını moral olarak yükseltmeye çaba sarf etmiştir.
Maraş merkezinde savaşın başlamasından yaklaşık 10 gün sonra Türk halkının galip gelme ümidinin ilk işaretleri de görülmeye başlamıştır. Bu ümitlerin canlanmasındaki en önemli dönüm noktaları ise şehre kazalardan gelen takviye kuvvetler ile kendisini göstermiştir. Bu takviyelerin en başında da 2 Şubat 1920 tarihinde 120 piyade ve 80 süvari ile Göksun’dan Yüzbaşı Yörük Selim Bey’in beraberindeki birlikler gelmiştir. Maraş şehir merkezinin kuzeybatı kısmında bulunan Sulutarla mevkisine ulaşan Yörük Selim Bey’in birliğine iki makinalı tüfek bölüğü ile Üsteğmen Hamdi Bey ve katırlara bindirilmiş süvari bölüğü ile Yüzbaşı Kâmil Bey’de katılmıştır. Gelen bu desteğin hemen devamında ağır makinalı tüfeklerin koruması altında Yörük Selim Bey, Sulutarla’dan, Yumurta Tepe istikametine doğru bir taarruzda bulunmuştur. Yörük Selim Bey’in yaptığı bu taarruz harekâtı Kırgöz, Kışla, Taşocağı ve Yumurta tepeleri mevzilerinden gerçekleştirilen Fransız ateşlerine karşı müspet bir netice ile noktalanamamıştır. Güneyde bulunan Fransız birlikleri, Maraş’ta savaşın başladığı andan itibaren bölgeden haber alamamış, özellikle İslâhiye ve Antep üzerinden göndermiş oldukları birlikler de millî müfrezeler tarafından imha edilmiştir. Bunun üzerine Fransız kuvvetlerinin Maraş’a girişini engelleyen Kuvâ-yı Milliye birliklerinin etkisiz hale getirilmesi için Fransızlar Maraş üzerine uçaklar göndererek cevaplanması gereken birtakım sorulardan oluşan kağıtları Fransız askerlerinin bulunduğu kışlanın üzerine bırakmıştır. Bu kâğıtlardan bazıları ise Maraş halkının eline geçmiş olup içeriği de bu sayede anlaşılmıştır. Kâğıtlarda topçu ve piyade cephanelerine ihtiyacın olup olmadığı, erzak durumunun ne olduğu, mücadeleye devam edilip edilmeyeceği, geriye çekilme düşüncesinin ne yönde olduğu, cephelerden hangisinin daha zayıf olduğu ve hangi noktalardan irtibatın kurulabileceği şeklinde soruların olduğu tespit edilmiştir. Uçaklar, aşağıda bulunan Fransızların da yönlendirmeleri sonucu bir süre sonra İslâhiye bölgesine doğru hareket etmişlerdir. Bu durum üzerine İslahiye üzerinden Fransızların takviye birlikler gönderebileceği tahminini ortaya çıkarmış ve gelebilecek herhangi bir tehdide karşı Yörük Selim Bey’in emrinde bulunan kuvvetler Türkoğlu’ndaki birliklere takviye amacı ile buraya gönderilmiştir.
Fransızlar, 22 gün boyunca devam eden Maraş’taki savaşın ardından 11 Şubat 1920 tarihinde şehri boşaltmak zorunda kalmışlardır. Böylece Maraş düşman işgalinden kurtulmuş ve Millî Mücadele adına ilk kez zafer kazanılmıştır.Maraş’ın düşman işgalinden kurtarılmasından sonra Amerikan misyonerleri Heyeti Merkeziye’ye başvurarak şehirde kalan Ermenilerin affedilmesi talebinde bulunmuşlardır. Heyeti Merkeziye tarafından bu talebin kabul edilmesi ile Ermeniler silahları ile teslim olmuşlardır. Teslim alma işleminin gerçekleştirilmesinde de Kuvâ-yı Milliye adına Yörük Selim Bey, Kılıç Ali Bey ve Arslan Bey tarafından bir heyet belirlenmiştir. Maraş’ta Zeytin Askerlik Şube Başkanı olan Binbaşı Cemil Bey’in emri altında sıkıyönetime geçildiği ilan edilerek Divan-ı Harp kurulmuştur. Kilise ve evlere sığınan Ermenilerin can ve mal güvenliği tamamen teminat altına alınmış ve Maraş’ta asayiş kısa süre içerisinde sağlandıktan sonra halk dükkanlarını açarak normal hayata dönülmüştür.
Fransızların Haruniye’nin güney kısmında bulunan demiryolu boyuna çekilmesi sağlanmış, Fransızlar ile hareket eden Ermenilere karşı da mücadele verilmiştir. Özellikle düşman unsurları içerisinde Haruniye ve Yarbaş arasındaki irtibatı sağlayan 11 kişilik bir kuvvet milis güçler tarafından ortadan kaldırılmıştır. Haruniye ve çevresinde mücadele devam ederken, 27 Mart 1920’de Mustafa Kemal Paşa’nın emirleri doğrultusunda Yörük Selim Bey Haruniye’ye gelip emir ve komutayı üstlenmiştir. Yörük Selim Bey’in yanında Yüzbaşı Abdullah Bey, Darendeli Abdullah Bey, Mustafa Bey ve Çavuş Türkoğlu Bey’le birlikte iki ağır makineli tüfek ve Maraş Kuvâ-yı Milliye’den birkaç yüz kişiyi bulan kuvvet yer almıştır. Onun bölgeye gelmesi ile Haruniye’de daha önceden kendini göstermiş olan Kuvâ-yı Milliye oluşumu daha da güç kazanmıştır. Yörük Selim Bey bölgeye geldikten hemen sonra milis çeteleri toplayarak, vazifenin çok önemli olduğunu, vatanı düşmandan kurtarmak adına taarruza geçileceğini ifade etmiştir.
Çarpışmalar neticesinde Nisan 1920 tarihinde, içerisinde Fransız Yüzbaşı Bonnouver’in emrinde bulunan Ermenilerin de yer aldığı kuvvetler Haruniye’yi terk etmiştir. Bunun devamında ise millî kuvvetler tarafından burada geçici olarak Osmaniye (Cebel-i Bereket) hükümeti kurulmuştur. Fransızlar üzerine düzenlediği baskınlar ile onlara ağır kayıplar verdiren ve düşmandan alınan silah, cephane ve malzeme sayesinde Kuvâ-yı Milliye’yi güçlendiren Yörük Selim Bey, burada gösterdiği başarılardan ötürü “Haruniye Kahramanı” adı ile de anılır olmuştur. Bölgenin diğer kısımlarında devam eden çarpışmalarda Yörük Selim Bey’e bağlı milis güçler tarafından Yarbaşı ve Bahçe arası ile Yarbaşı’nın 3 km. uzağında bulunan Kokarpınar’ın güneyindeki 8.-9. tümenler arasında yer alan köprü 15 Mayıs 1920 tarihinde tahribata uğratılmıştır. Ayrıca 150’ye yakın asker ile demiryolunu korumakla görevli olan bir Fransız zırhlı treni de tahrip olan ve sökülen vidalardan dolayı yıkılan köprüde devrilmiştir. Bu sırada yakınlarda bulunan milis kuvvetlerin baskın şeklindeki ateşleri sonucu birçok Fransız askeri ortadan kaldırılmış, yalnızca 8’i kurtularak esir edilmiştir. Bu gelişmelerden haberdar olan Fransızlar, Mamure’den getirilen yaklaşık 300 kişilik bir kuvvet ile çarpışmaların olduğu bölgeye gelmiştir. Devam eden günde millî kuvvetler ile Fransızlar arasındaki çarpışmalar sürmüş, bu çarpışmalarda da Fransızlar büyük kayıplar vererek önce Yarbaşı’na çekilmişler ardından da tren ile Mamure’ye dönmüşlerdir. Buradaki muharebelerden sonra Mamure ve Bahçe arasında ulaşımı sağlayacak hiçbir lokomotif kalmadığından dolayı Fransızların gidiş-gelişleri bir süreliğine durmak zorunda kalmıştır. Bu sırada da 30 Mayıs 1920’den başlamak üzere 20 gün süre ile Fransa ile Ankara Hükümeti arasında bir ateşkes kararı alınmıştır.
Neticede Bahçe de düşman işgalinden kurtulmuştur. Haruniye bölgesinde bulunan Kuvâ-yı Millî birliklerini tamamen emri altına alan Yörük Selim Bey Fransızların geri çekilmesi sonrası Osmaniye üzerine hareket etmiş ve 7 gün boyunca burada çarpışmalar gerçekleşmiştir. Bu çarpışmaları takip eden günlerde Fransızlar tarafından kullanılan Osmaniye’nin merkezindeki Alibey Mahallesi’ndeki Hacı Ökkeş Konağı da Yörük Selim Bey’in emri ile geri alınmıştır. Burada Fransız bayrağının dalgalanması bölgenin önde gelen Kuvâ-yı Milliye kahramanlarından Rahime Hatun’u üzdüğü gibi, şehir halkının da gururunun kırılmasına sebep olmuştur. Yörük Selim Bey’in talimatları doğrultusunda Rahime Hatun’un da içerisinde bulunduğu çetelerden 70-80 kişilik bir grup 5 Ağustos 1920 tarihinde Fransız karargahına baskın düzenlemişlerdir. Rahime Hatun’un şehit düştüğü bu baskında karargâh Türk milisler tarafından ele geçirilmiştir.
Bu çarpışmalarda Fransızlara büyük kayıplar yaşatılmış ancak Fransızlar Osmaniye’den tamamıyla atılamamış ve Yörük Selim Bey müteakip birkaç gün içerisinde de İslahiye’ye gönderilmiştir. Bu aşamadan sonra Fransızların bölgeyi terk etmesine kadar mücadeleler devam etmiştir. Yörük Selim Bey’in 1920 yılının Ağustos ayı başları itibarıyla Antep’e geçtiği varsayılmaktadır.
Antep Cephesine katıldıktan kısa bir süre sonra girdiği çarpışmada yaralanan Yörük Selim Bey, yaralı halde Maraş’a getirilmiştir. Alman Hastanesi’nde tedavi altına alınan Yörük Selim Bey kurtarılamamış ve 12 Ağustos 1920 tarihinde şehit olmuştur. Cenazesi ise Maraş Ulu Cami’den kaldırılarak defnedilmiş olup, kabri Kahramanmaraş Şeyhadil Şehitliği’nde bulunmaktadır. Vatansever ve kahraman bir asker olan Yüzbaşı Salim Kurtoğlu, Millî Mücadele’nin başlaması ile birlikte Yörük Selim Bey takma adı ile Kurtuluş Savaşı içerisinde yer almak için Mustafa Kemal Paşa’ya bağlılığını bildirmiştir. Maraş ve Osmaniye cephelerinde büyük yararlılıklar gösteren Yörük Selim Bey, gözünü budaktan sakınmayan bir anlayış ile Türk milletinin istiklali uğruna mücadele vermiştir. Güneyde bulunan illerdeki direnişin önemli isimlerinden olan Yörük Selim Bey, Maraş çevresinde Kuvâ-yı Milliye birliklerinin organize bir şekilde hareket edebilmesi ve silah temini noktasında çalışmalar yürütmüş, Maraş’ın düşman işgalinden kurtarılmasında etkili olmuştur. Daha sonrasında Osmaniye Cephesinde özellikle de Haruniye bölgesinde Kuvâ-yı Milliye’nin emir komutasını üzerine alarak büyük bir sorumluluk üstlenmiş, buradaki faaliyetlerinde bir savaş stratejisi olarak demiryollarına verdiği tahribatlar ile Fransızların güney bölgesindeki nakil yollarını kesmek için çaba sarf etmiştir. Haruniye’nin kurtarılmasındaki katkılarından dolayı halk arasında Haruniye Kahramanı olarak anılması onun, toplum gözündeki yerini ortaya koyar nitelikte olmuştur. Yörük Selim Bey Osmaniye Cephesindeki görevi sonrasında Antep savunmasında kısa süre yer almıştır. Antep’te girilen bir çarpışma sonrasında yaralanan Yörük Selim Bey’in ömrü kutsalları uğruna verdiği mücadeleye yakışır bir şekilde şehitlik ile tamamlanmıştır. Millî Mücadele dönemi sayısız kahramanın destansı mücadelelerine şahitlik etmiş, kadın ve erkek fark etmeksizin vatan uğruna canlar feda edilmiştir. Bu kahramanlardan birisi olarak, hangi cephede güç durum ve ihtiyaç varsa, fedakârca orada olmaya çalışan Yörük Selim Bey’in adı da Millî Mücadele tarihi içerisindeki baş kişiler arasında yerini almıştır. Zira Türk milleti de bu fedakarlıklarından dolayı Yörük Selim Bey’in adını yaşatmak için Kahramanmaraş’ta bir mahalleye ve Necip Fazıl Şehir Hastanesi’nin ek hizmet binasına onun adını vermiştir.