Çıtak Türkleri ile ilk kez Romanya’da karşılaşmıştım. Esasen Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yaşamakta olan Pomak, Manav, Gacal, Çıtak vb. gibi etnik isim taşıyan kişileri hep merak etmiştim ve son zamanlarla bunlarla ilgili bilgileri derlemeye başladım.
Çıtak kelimesiyle ilgili olarak, Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde de bir kayıt vardır ve Çelebi bunların “Bulgar-Tatar-Eflâk-Boğdan gibi çeşitli halkların karışımı” olduklarını söyler. Kimi belgelerde de Çıtak Türklerinin bazılarının 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı ve Balkan Savaşlarından sonra, bazılarının ise 1914-1915 yıllarında Türkiye’ye göç ettikleri belirtilmiştir.
Bizans kaynaklarına göre 1064 yılında Kumanlar tarafından sıkıştırılan 600.000 kişilik Oğuz topluluğu Tuna’yı geçip, Rum ve Bulgarlardan kurulu askerî birlikleri bozguna uğratmış ve Balkanların her tarafına akın etmiştir. Ancak aniden bastıran soğuk kış ve salgın hastalıklar nedeniyle Oğuzların yarıya yakını yok olmuş, sağ kalanların büyük çoğunluğu Bizans tarafından Makedonya’ya bir kısmı ise Trakya’ya ve Dobruca’ya iskân ettirilmiştir.
1223 yılında Don Nehri boyunda Kuman-Rus ordusu ile Moğol ordusu arasında yapılan savaşta Kuman-Rus ordusu ağır bir yenilgiye uğramıştır. Kuman-Rus ordusundan geriye kalan Ruslar Kiev’e, Kumanlar ise Macaristan’ın Tuna boylarına yerleşmişlerdir. Pilevne civarına yerleşerek İslân dinini seçenler Pomak adını almışlardır. Dobruca’ya yerleşen ve Müslüman olanlar ise 11.yy başlarında Müslüman olmaya başlayan Peçeneklerle karışmışlar ve Çıtak adını almışlardır. Türkiye Trakyası ve Deliorman bölgesine yerleşen ve Müslümanlaşan Peçenek Türkleri ise Gacal adını almışlardır. Evliya Çelebi ise Seyahatname’de Silistre’yi anlatırken Çıtakları, Tatarların yaptığı askerî harekâtlara katılan, Tatar seferinde at koşturan ayrı bir Dobruca kavmi; Tatar, Bulgar, Eflak ve Boğdan halklarıyla karışmış Süleyman Şah’ın askerlerinin nesli olduklarını aktarmış ve şöyle demiştir:
“ Çağatayî ve Rûm Nogayı gözlü, çıtak sözlü, beyâz Bulgar yüzlü dilberânları olur. Ekser vasatü’l-kâme tüvânâ ve zeberdest ve ehl-i zevk âdemleri olur. A’yânı akmişe-i fâhire ve çuka-i gûnâ-gûn giyerler. Ve ekseriyyâ cümle halkı Eflâk ve Boğdan tüccârlarıdır. Vasatü’l-hâl olan fukarâları hâline göre elvân bezlere kaplı kürkler giyip başlarına Tatar kalpağı giyerler. Askerî tâ’ifesi yine Tatar gibi eğerli atlara süvâr olup sadak taşırlar. Bunlar Tatar seferinde yortarlar. Tatar-şeh kavmidir. Ammâ bunlar başka Dobruca kavmidirler. Tatar ve Bulgar ve Boğdan ve Eflâk’dan mütevellid olmuş kavm-i Çıtak’dır. İbtida Âl-i Osmân’da Orhân Gâzî evlâdı Süleymân Şâh askerlerinden tenâsül bulup kalmışlardır. Andan Yıldırım Bâyezîd Hânî’de Tatar ile şehir müzeyyen olup vâlideleri Tatar ve Bulgar ve Eflâk ve Boğdan olup bir gûne Çıtak kavmi olmuşlardır.”
Halkın arasındaki söylentiye göre Hristiyan unsurlardan ayırt edilebilmeleri için çitlerini kireçle boyayan Müslüman Türklere “Çiti-ak” anlamına gelen Çıtak denilmiştir. Bilim adamları arasındaki görüşler ise çeşitlidir. Bazısına göre Çıtak “yerli” anlamındadır ve Orta Asya’da da aynı anlamda kullanılmaktadır. Bazısına göre Oğuzlarla Peçeneklerin karışımından meydana geldikleri için “melez” anlamındadır. Diğer bir görüşe göre ise Eski Türkçede çit kelimesi, “sınır, uç, kenar” gibi anlamlara gelmekte ak ise “yer, mevki, bölge, ülke” gibi anlamları içermektedir. Her iki kelimenin bir araya gelmesinden oluşan Çıtak kelimesi, “kenar memleket, kıyı-köşe yer” demek olmaktadır ki Çıtak böyle yerlerin halkı manasına gelmektedir.
Çok eski devirlerde, kalelerin savunma alanı dışında kalan yerlerde ilk savunma hattı olarak çitler örülür ve arkalarına toprak yığılarak siperler vücuda getirilmiş ve böylelikle düşman bir süre kaleden uzak tutulurmuş. Bu ilk savunma hattı ile kale arasında kalan bölgede yaşayan halka bu adın verilmiş olması mümkündür. Sonraları bu bölge genişletilerek Dağlılarla Şehirliler arasında kalan ve dağ eteklerine kadar uzayan saha halkına Çıtak denilmiştir.
Anadolu’da Çıtak sözcüğü özellikle Bolu Seben ve Kıbrıscıklı kimseler ile Ankara Kızılcahamam, Çubuk ve Çamlıdere köylerinden olan kimselere verilen isimdir. Bunlardan Bolu çevresinden çoban veya kışlak olarak geldikleri, yani hayvanları ile kışı çıkarıp karşılığında arâzisinde kaldığı ağanın koyunlarını keçilerini ücretsiz güdüp bakımını yapan, yazın tekrar köyüne dönen kışlakların, ertesi yıl geri döndüğü Beypazarı, Ayaş, Gölbaşı, Polatlı, Haymana köylerine dönüşte getirdikleri katran, çıra, tokaç, oklava, yaslahaç, ahşap su kabı, ağaç, alet edevat sapı ve değnek, çomak getirip satmasından yola çıkarak geçimini ormandan ağaç kesimi yapıp sağlayan kimselere Çıtak denir.
Geçmişteki Yabanâbad olarak bilinen Kızılcahamam ve bazı köylerine, Malazgirt savaşından sonra Peçenek, Kayı, Yüreğil, Kıpçak, Çiğiller ile Çıtaklar da yerleştiler..
Bir başka rivayette kadınlarının beyaz baş örtüsü takması sebebi ile bunlara “çiti ak” dendiği, bunun zamanla “çıtak” kelimesine dönüştüğü de söylenmektedir. Kızılcahamam’ın Çıtak adında bir köyü vardır. Berçin Çatak köyünün ve Çatak Dağı’nın adlarındaki “Çatak” da zamanla değişime uğrayan Çıtak isminden gelmektedir.
1- Çıtak kelimesi sözlüklerde; İyi giyinmiş, yakışıklı delikanlı; Dağlı, dağlarda yaşayan köylü.Yabancı , göçmen. Kavgacı, inatçı,huysuz olarak anlamlandırılıyor.
2- Eski Türkçede “Çit” kelimesi, “Sınır, uç, kenar” gibi anlamlara gelmekte “Ak” ise “Yer, mevki, bölge, ülke” gibi anlamlara gelmektedir. Her iki kelimenin bir araya gelmesinden oluşan “Çitak” kelimesi, “kenar memleket, kıyı-köşe yer” demek olur ki “Çitak” böyle yerlerin halkı manasına gelir.
3- Doğu Rumeli’de yerleşmiş bulunan bir kısım Türk halkına “Çıtak” adı verilmiştir. Halk arasında dönüp dolaşan rivayetlere göre, bunlar, Hıristiyan unsurlardan ayırt edilebilmeleri için çitlerini kireçle boyamışlar ve “Çiti-ak” anlamına gelen “Çıtak” adı ile anılmışlardır. Bilindiği üzere, bugünkü Türkçemizde “Çit” ağaç dallarından örülmüş korunak anlamına gelmektedir. Çitmek tabiri de, bir şeyin ayrıntılarını veya iki parçasını biri birine örerek birleştirmek manası taşımaktadır.
4- Derleme Sözlüğünde Çıtak, Anadolu’da Çubuk, Haymana ve Polatlı çevresinde dağda yaşayan ve geçimini odun satarak sağlayan kişi anlamındadır.
5- Bugün Çıtak kelimesi Rumeli’de hâlâ Çıtak, Orta Asya’da ise Çatak veya Çotak şeklinde kullanılmaktadır.
6- Yine Orta Asya’da yaşayan Çiğil Türkleri yün ve kürkten elbise, beyaz tiftikten kıymaç, börk giydikleri için Çıtak olarak adlandırılmaktadır.
Ancak Ak elbise bütün Türk boylarında kullanılan bir figürdür. Oğuz Türkleri devamlı beyaz elbise giymişler, beyaz rengi uğurlu, siyah rengi de uğursuz saymışlardır. Sultan Alpaslan’ın savaşa beyaz elbise ile katılması bilinen tarihi gerçektir.
7- Orta Asya’da Oğuzlarla sürekli mücadele eden, Karluklarla beraber bölgeye yerleşmiş, Kıpçak Türklerinin bir kolu olan Türklere Oğuzların kendilerinden olmadıklarını belirtmek için ‘Çiğil’ dedikleri bu söylemin zamanla ‘Çotak’, ’Çıtak’ ifadesine dönüşmesi görüşünde olanlar da vardır.
Yazarın Diğer Yazıları
Moldova Cumhuriyeti’nde Kurulan Gagauzya Türk Devleti Ve Büyükelçi Ender Arat
14 Ağustos 2026 01:12Kırk Arabalık Nakliye Kolu Kumandanı Bilecikli Ayşe Çavuş
13 Ağustos 2026 01:08Milli Mücadele Milis Kumandanı İpsiz Recep
12 Ağustos 2026 01:08Azerbaycanlı Şair-Yazar-Akademik Neriman Hasanzade (Ardından)
11 Ağustos 2026 01:06Milli Mücadelede Vanlı Kadın Kahraman GAZİ SÜREYYA SÜLÜN
10 Ağustos 2026 01:04