Afyonkarahisar’ımız için bir çivi çakan kişinin, unutulmaması gerekir. Aksi halde vefasız oluruz ve bizler de öldükten sonra, adımızı anan bile olmaz!... Unutulmaması gereken bir Afyonkarahisarlı olan ve yüreklerimizde;
“Herkes beni Ankara’larda sanır,
Afyon’da bir dam çökse yüreğim parçalanır”
Gibi dizeleriyle yer eden büyük şair, Afyonkarahisarlı Osman Attilâ geçtiğimiz günlerde adının verildiği okulda anılırken, ben de oradaydım…
O Osman Attilâ ki; önemli bürokratik görevleriyle ve Milletvekili olduğu zaman yaptığı hizmetlerle, gönüllerde taht kurmuş insandır…
Ankara’nın Bahçelievler semtindeki, küçük çatı katından başka, dikili ağacı olmayan bu aziz ve muhterem insan, hayatı boyunca Afyonkarahisar için çalıştı. Kimi zaman, kapasitesinin de üzerinde hizmetler verdi.
Osman Attilâ Ortaokulundaki anma toplantısı Merhumun yeğeni Maliye ve Köyişleri Bakanlığı yapmış olan İsmet Attilânın açış konuşmasıyla başladı. Osman Attilâ’yı bütün yönleriyle tanıtan kitabın müellifi Ahmet Şahinoğlu’ndan sonra söz verilen ben de onun az bilinen yönleriyle ilgili bir konuşma yaptım. Merhumun hayat hikayesiyle, şiirlerinden örnekler, öğrenci kızlar tarafından seslendirildi. Şair İhsan Akbel de, bir şiirini okudu.
Toplantıda İsmet Attilâ ile birlikte, Osman Attilâ’nın yeğenleri Av.İbrahim Eker, iş insanı Erdoğan Attilâ da vardı ve bu iki kadim dostumla, bu toplantı vesilesiyle görüşebilme olanağı buldum.
Salon toplantısı öncesinde, Asri Mezarlığa gidilerek Osman Attilânın ebedi istirahatgâhı başında dualar edilmesi de son derece isabetli idi.
Kısa Özgeçmiş
Osman Attilâ, 1922 yılında Afyonkarahisar’da doğdu. Babası Gazi Cafer Çavuş’u 6-7 yaşlarında iken kaybetti. Ağabeyleri Celal ve Hayri ile kız kardeşini, anası Yolpazoğlu Emine Hanım büyüttü. İlkokulu Gedik Ahmet Paşa ilkokulunda okuyan Attilâ, bir yandan Afyon Lisesi’nde, orta öğrenimini sürdürürken, öte yandan Haber Gazetesi’nde baş mürettip olan ağabeyinin yanında çalışmaya başladı. Daha sonra Halkevi’nde görev yaptı.
1942-45 arasında askerlik görevini ifa eden Attilâ, Afyon’a dönerek, Taşpınar Dergisi yönetiminde yer aldı. 1948’de tekrar Ankara’ya gitti ve Tarım Bakanlığı’nda memuriyete başladı. Burada bir süre, yayın şefliği yaptıktan sonra, 1963 yılında Ankara Üniversitesi Basımevine Müdür Yardımcısı olarak atandı.
1965 yılında AP listesinden milletvekili seçildi ve 4 yıl süreyle, parlamentoda, Afyonkarahisar’ımızı temsil etti. 1970’de Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Basın Müşavirliğine atandı. 1986’da Kültür Bakanlığı’na geçti ve orada da aynı görevi yaptı.
Osman Attilâ, birkaç kez yüksek tansiyon krizi geçirdi. Son krizden sonra hastaneye yatırıldığında sarılık olduğu da ortaya çıktı. A.Ü.Tıp Fakültesi hastanesinde titizlikle tedavi görmekte iken, kurtarılamayarak, 20 Nisan 1978 tarihinde Hakk’ın rahmetine kavuştu…
Gerek milletvekilliği süresince, gerekse milletvekilliğinden önce ve sonra, Afyonkarahisar ve hemşehrilerimizin sorunlarıyla, candan ilgilendi. Evi, kendi deyimiyle, tüm hemşehrilerimiz için, “Meccani Palas” (yani bedava otel) idi. Aldığı maaşlarla da hemşehrilerine, çay-kahve ve yemek ısmarladığına tanık olmuştum.
Afyon Gedik Ahmet Paşa Kütüphanesi, Osman Attilâ’nın, çabalarıyla inşaa edilmiştir. Daha sonra binlerce kitabını bu kütüphaneye bağışladı.
DDY önündeki Ali Çetinkaya büstünü yaptırılıp, oraya konulmasını da Osman Attilâ sağladı.
Türk Kooperatifçilik hareketinin gelişmesine büyük katkısı olan 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun hazırlanmasında, büyük emeği geçmiştir. Bu kanun teklifi, Yüce Meclise, Osman Attilâ’nın imzasıyla verilmiştir. Uzun yıllar, Türk Kooperatifçilik Kurumu’nun Yönetim Kurulu üyeliğini yapmış ve bu süre içinde, Atatürk’ün Silifke’de kurdurduğu, ilk tarım Kredi Kooperatifi’ne, “Atatürk” adının verilmesi, onun sürekli çabalarıyla gerçekleşmiştir.
Osman Attilâ bir folklor araştırmacısıdır. Türk folkloru ve Afyonkarahisar folkloru ile ilgili, milli ve milletlerarası seviyedeki bilimsel toplantılarda, tebliğler sunmuştur. Özellikle türkü konusu üzerinde duran Attilâ, Afyon türkülerinin de derli toplu bir biçimde yayımlanmasını temin etmiştir. Onun “Biz içimizi türkülere dökmüşüz” sözü bugün, TRT radyolarının sloganı olmuştur.
Osman Attilâ, iyi bir şairdir. Türk Edebiyatı tarihine, adı silinmeyecek bir şekilde yazılmış, şiirleri bütün antolojilerde yer almıştır. O aynı zamanda güçlü bir yazardır. Ülkemizde yayımlanan birçok dergi ve gazetelerde, sayısız yazıları yayımlanan Attilâ’nın, kitap halinde yayımlanan on eseri vardır.
Büyük insan, Şair Osman Attilâ’ya bu vesileyle bir kez daha Allah’tan rahmet dilerken, onun şu ölümsüz şiiriyle yazıyı noktalıyorum:
AFYON TÜRKÜSÜ
Güzelim Dağından doğarken güneş,
Katmer katmer açar gülü Afyon’un,
Kerpiç bacalardan tüter bir ateş,
O zaman konuşur dili Afyon’un.
***
Taşpınar’da kızlar gelir eğleşir,
İner dallarına kuşlar, söyleşir,
Taşlarda çırpınır sular, ağlaşır
Döğer göğsü, seher yeli Afyon’un.
***
Bahar olur, Akar Çayı yayılır,
Ağaçlar kanmadan suya eğilir,
Kalenin ardından sesler duyulur,
Düşmana yol vermez beli Afyon’un.
***
Ovasında kabarınca yeleler,
Yazmasını bayrak yaptı halalar…
Dost,düşman her zaman bunu bileler.
Hiç te tekin değil eli Afyon’un.
***
Göz göz suları var doğup batıyor,
Toprağında bunca aslan yatıyor,
Koç yiğitler elde silah tutuyor,
Zafere çıkıyor yolu Afyon’un.
Nasrattınoğlu, Osman Attilâ ile