Sarıkamış'ta Ruslara Esir Düşen 1800 Askerimizi Kurtaran Kahraman Kadın Meryem Atmaca
İrfan Ünver Nasrattınoğlu
Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı’ndan yenilgiyle ayrılırken Genelkurmay Başkanlığı kayıtlarına göre yaklaşık 500.000 şehit verilmiş ve 1.961.333 insan esir düşmüştü. Esirlerin bir kısmı, Rusya’nın Sibirya bölgesindeki kamplarda idi. 1917’deki Rus Devriminin ardından Türk tarafı esirlerini almak için diplomatik girişimlerde bulundu. Ancak aralıksız süren savaşlar nedeniyle yaşanan kayıplar ve ekonomik sorunlar, bu girişime darbe vurdu. Böyle bir ortamda Rumiye Başkonsolos vekili Yüzbaşı Ali Rıza Bey’in eşi Meryem Atmaca devreye girdi. Varlıklı bir aileden gelen ve Übeydullah Efendi’nin kızı olan Meryem Atmaca, Milli Mücadele’nin hemen başında babasından kendine miras kalan 10.000 altını Sibirya’daki 1800 Türk askerinin kurtarılması için kullandı.
Cumhuriyet’in ilanından sonra Meryem Atmaca ve ailesi bazı ekonomik sıkıntılarla yüzleşti. Türkiye Cumhuriyeti, 1931 ve 1941’de iki Bakanlar Kurulu kararı ile aileye vatana yaptıkları hizmetlerden dolayı Ankara’nın Kalaba köyünde peyderpey ödemek koşuluyla bir konut verdi. Ancak Meryem Atmaca ve eşi zamanla İstanbul’a yerleşmek istedi. Bunun üzerine İskân Kanunu çerçevesinde aileye yine kolaylık sağlanarak talepleri yerine getirildi.
2020 yılında Ahmet Alan tarafından Meryem Atmaca’nın mücadelesini ve kahramanlığını anlatan Esirlerin Annesi: Meryem Atmaca adlı belgesel bir film yapıldı.
Meryem Atmaca tıpkı Kara Fatma, Şerife bacı, Nene Hatun gibi kahraman kadınlarımızdan biridir.…O Rusya ile pazarlık yaparak varını yoğunu tüm mirasını Rusya’nın elinde esir bulunan yaklaşık 1800 askerimizi kurtarmak için harcayan bir kahramandır.
Birinci Dünya Savaşı’nda Sarıkamış’ta, Osmanlı güçleri Ruslara karşı büyük zorluklar karşısında mücadele vermiş, soğuk, açlık, cephane yetersizliği gibi sebeplerden dolayı askerlerin birçoğu şehit düşerken, birçoğu da Rusların eline esir düşmüştür. Esirler için, onlara nasıl davranılacağı konusunda savaş öncesi antlaşmalar yapıldı ise de Ruslar tarafından bu antlaşmalar dikkate alınmamıştır.
Savaş meydanlarında esir düşen Türk askerlerinin yaşadıkları zorluklar ve sıkıntı, daha Rusya’ya nakledilmeleri sırasında başlamıştı. Esirlere insanca muamele edilmiyor, yük vagonları ile nakledilip, ile eziyet ediliyordu. Vagonlardaki pislikten dolayı hastalıkların önüne geçmek imkânsız haldeydi. Bu sebepten dolayı ölüm olaylarının sayısı artıyordu. Yaralı ve sağlıklı esirler bir arada tutularak, genelde Ermenilerin idare ve kontrolü altındaki vagonlardan, her durakta şehadete ulaşan Türk askerlerinin cansız bedenleri açık araziye atılıyordu.
Sibirya’da Türk esirlerin nakil edildiği Rus kamplarının da vagonlardan aşağı kalır yanı yoktu. Ruslar, daha önceden terk edilmiş olan fabrikaları kamplara çevirerek esirleri, insanların yaşamaları için elverişsiz olan bu ortamlarda tutuyorlardı. Kamplarda, ele geçirilen çok sayıdaki esirin gelmeye devam etmesi nedeniyle aşırı kalabalıklar oluşmuştu. Bu yüzden kamplardaki yatak, battaniye ve yakacak sıkıntısı daha da çoğalmıştı.
Bu durum Rusya’da yaşanan Bolşevik İhtilali’ne kadar sürdü. Rusya’da bu dönemde Çarlık rejimi yıkıldığı için, yönetimde başlayan karışıklıklar ve devlet düzeninin sarsılmasıyla, esir kampları çekilmez hale gelmişti. Giderek bu kamplara yiyecek ve giyecek gönderme işi de durma noktasına gelmiş, Türk esirlerin çok büyük sıkıntıya girmişlerdi.
İşte bu ortamda Meryem Hanım, hızır gibi yetişmiş, 1800 Türk askerini esaretten kurtarmıştır. Esirlerin bir kısmı Anavatan’a dönmüşler, ama dönmeyip, oralarda kalanlar da, heder olup gitmişlerdir.
Türk kadınının vatanseverliğini tüm dünyaya kanıtlamış olan Meryem Atmaca, 1926 yılında vefat etmiştir.