1960’lı 70’li yıllarda, Afyonkarahisar aksakallarını arar, sorar, bulur ve onlarla buluşurdum. Onlarla buluşmamda hem kendilerini anlatmalarını, hem de Afyonkarahisar’ımız ile ilgili tarihsel bilgileri yazıp derlerdim.
O aksakallardan birisi de Afyonkarahisar Müzesi’nin unutulmaz müdürü Süleyman Gönçer idi.
Gönçer’in Afyonkarahisar tarihi, sanatı, edebiyatı ve tümüyle kültürü hakkında geniş ve bitimsiz bilgisi vardı. Hangi konuyu açsam, mutlaka, yararlanılabilecek bir-birkaç bilgiyi anlatıverirdi.
Merhum Gönçer, çok şey yaptı, ama hiçbir şey yapmamış olsa bile, iki ciltlik Afyonkarahisar İli Tarihi, kitapları onun adını ölümsüzleştirmeye kâfidir…
Kısa Özgeçmişi
Süleyman Gönçer Afyonkarahisar-İscehisar’ın Çukur Mahallesi’nde 1899 yılında doğdu. İlk öğrenimini yaptıktan sonra, öğretmen okuluna girdi ve 1919 yılında bitirerek, Bolvadin ilçesi Nümune ilkokulu öğretmenliğine atandı.. Bundan sonra birçok okullarda öğretmenlik ve baş öğretmenlikler yaptı.
Öğretmenlik yaptığı sırada, 1931 yılında Afyonkarahisar Müzesi Müdürlüğüne atanan Süleyman Gönçer, bu görevi aralıksız 32 yıl sürdürdükten sonra, 1963 yılında emekliye ayrıldı.
Süleyman Gönçer’in yaşantısının büyük bir kısmı sürekli olarak yazmakla geçti.
Halkevleri döneminde, Afyonkarahisar’da yayımlanan, Türkiye çapındaki Taşpınar Dergisi’nde “Tarih Araştırmaları” ve “Folklor ve Tarih” başlıkları altında önemli yazılar yayımlamladı.
Gönçer, on yıldan fazla bir süre Afyonkarahisar Halkevi’nin Müze ve Sergi Kolu Başkanlıklarını yaptı.
Keza ve uzun bir süre Afyonkarahisar Turizm Derneği Başkanlığını da üstlendi ve şehrimizdeki ilk “Zafer Haftası” onun başkanlığı döneminde düzenlendi.
Gönçer’in yayınlanmış ilk eserleri “Afyon Şehri” ve “İl Turistik Kılavuzu”” adlı kitaplar olup, bu kitaplar ikişer kez basıldı. Ayrıca “Afyon Müzesini Tanıtma Broşürü” de çok basılan çalışmasıdır.
Ama en büyük eseri yukarıda da değindiğim, iki ciltlik “Afyon İli Tarihi”dir. Bu eserde “Tarihten önceki çağlardan günümüze değin Afyonkarahisar Tarihi” anlatılmaktadır. Bu önemli eserin Türk ve Türkiye Tarihi konusunda önemli bir boşluğu doldurmuş olduğu, Türk ve hatta dünya tarihçilerince ilgi ile karşılandığı muhakkaktır. Bu eserin ikinci cildinin baskısı, onun izinden giderek, Afyonkarahisar Müzesini Müze yapan Musa Seyirci, Ahmet Topbaş, Ahmet İlaslı ve Mevlüt Üyümez gibi, çok değerli sanat ve kültür insanlarının çabaları ile yapılabilmiştir.
Evli ve iki çocuğu olan Süleyman Gönçer hayatının son yıllarını İzmir Karşıyaka’da geçirdi ve yıllarca derlemiş olduğu bilgileri değerlendirerek, Afyonkarahisar hakkında yeni kitapların hazırlığını yaptı. Bu büyük Afyonkarahisarlı’yı 1980 yılında uçmağa yolladık!…
***
O tarihte kaybettiğimiz Gönçer’in cenaze töreninde 40-50 kişilik bir cemaat vardı.
Ben bu yüce bilginin cenazesine bu kadar az kişinin katılmış olmasını doğal karşıladım! Çünkü, kültürden, sanattan yoksun bırakılmış olan bir toplumun, bir büyük tarihçinin ölümüne ilgi duymayacağı muhakkaktır..
Süleyman Gönçer hocamız, ilimizdeki Arkeoloji Müzesini Şehrimize layık hale getirmiştir. Dağ, taş demeden, nerede bir arkeolojik kalıntı bulmuşsa bunları at arabaları, hatta kağnılarla Afyonkarahisar’a getirerek, bugünkü müzenin temelini oluşturmuştur.
Süleyman Gönçer Afyonkarahisar’da canlı bir tarihti. Son yıllarda gözleri görmüyordu ama, İlimizin hudutları içende nerede ne varsa biliyor ve bizlere ışık tutuyordu. Hafızası da çok güçlüydü. Bizleri teşvik ediyor, yaptığımız bazı araştırmalar için materyaller veriyor ve hızlı bir çalışma temposu içine girmemizi sağlıyordu.
Müzenin Tarihçesi
Cumhuriyet’in ilk yıllarında Afyonkarahisar’da kurulan Asar-ı Atika Muhipleri Cemiyeti’nin çabalarıyla Taş Medrese’de eski eserler toplanmaya başlamış, 1931 yılında resmi “Müze Deposu”, 1933 yılında ise Müze Müdürlüğü haline gelmiştir. Afyonkarahisar’da müzeciliğin gelişmesinde Süleyman Hilmi Gönçer’in büyük katkılarına yukarıda değindim.
1933 yılından 1970 yılına kadar Taş Medrese’de karma müze (Arkeoloji ve Etnoğrafya) olarak hizmet veren oluşum, 1971 yılında bugünkü modern binanın yapılması ile hızya gelişme sürecine girmiştir.
Müze binası tek katlı olup, birbirine bağlı 9 sergi salonundan ayrı, büro kesiminde 5 oda, bir kitaplık, bir konferans salonu, alt katlarda 5 depo, bir fotoğraf atölyesi ile laboratuvar yer almaktadır. Müzede, Taş-Maden (kalkolitik) çağından Bizans çağına kadar Afyonkarahisar ve çevresinde bulunmuş olan arkeolojik eserler, kronolojik bir sıra esas alınarak sergilenmektedir. Onarım ve teşhir yenileme çalışmaları nedeniyle bir süre kapatılan müzenin onarım sonrasında arkeoloji bölümü salonları ziyarete açılmıştır. Bu salonlarda Tunç, Hitit, Frig, Lidya, Roma ve Bizans dönemlerine ait oldukça zengin eserler sergilenmektedir. Bu dönemlere ait pişmiş toprak, taş mermer, kemik, cam, metal kap kacak, heykel ve sikke gibi araç ve gereçler, yöre insanın, MÖ.3000’li yıllardan günümüze kadar yaşayışı, inancı, üretimi, ticareti hakkında bize oldukça önemli bilgiler vermektedir. Ayrıca günümüzdeki önemi nedeniyle sanayi haline gelmiş mermer ticareti ve sanatı ile ilgili bilgi veren mermer heykeller, lahitler, mezar taşları ve mimari parçalar, müzenin önemini artırmaktadır.
Müzenin bahçesinde ise genellikle Roma ve Bizans dönemi mezar stelleri, lahitler, küpler, heykeller, Selçuklular, Beylikler ve Osmanlı dönemlerine ait mezar taşları sergilenmektedir.
Yazarın Diğer Yazıları
Kırk Arabalık Nakliye Kolu Kumandanı Bilecikli Ayşe Çavuş
13 Ağustos 2026 01:08Milli Mücadele Milis Kumandanı İpsiz Recep
12 Ağustos 2026 01:08Azerbaycanlı Şair-Yazar-Akademik Neriman Hasanzade (Ardından)
11 Ağustos 2026 01:06Milli Mücadelede Vanlı Kadın Kahraman GAZİ SÜREYYA SÜLÜN
10 Ağustos 2026 01:04Terekeme-Karapapak Destan Kahramanı DARVAZLI MİHRALİ BEY
08 Ağustos 2026 01:00