Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, tarihi konuşmasında dedi ki;
"Dünyadaki örneklerine bakılarak terörü bitirmek için silahlı mücadelenin ötesinde formüller denenmiştir. Ancak hiçbirinde başarı sağlanamamıştır.
Son dönemde takip ettiğimiz 'Terörsüz Türkiye' Projesi, bir müzakerenin, bir pazarlığın, bir al-ver sürecinin neticesi değildir. Onun için başından beri çok dikkatliydik. Bugün daha da dikkatliyiz.
Kanı durduracak, annelerin gözyaşını dindirecek, acıları hafifletecek, kardeşliği güçlendirecek her türlü girişimi yakından takip ediyoruz. Ancak herkes şundan emin olsun; Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin onurunu gururunu çiğnetmeyiz. Türkiye'nin başını öne asla eğdirmeyiz.
'Terörsüz Türkiye' projemizi de işte bu anlayışla izliyoruz. En başta bütün Türkiye'nin şunu bilmesini isterim; İttifak ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve kadrosunun milliyetçiliğini, vatanseverliğini, Türkiye aşkını sorgulamak, takdir edersiniz ki, hiç kimsenin haddi değildir.
Aynı şekilde şahsımın ve burada olanlarla ve olmayanlarla birlikte AK kadronun milliyetçiliğini, vatanseverliğini ve Türkiye aşkını da hiç kimse sorgulayamaz. Bu kimsenin haddi de değildir, hakkı da değildir."
Cumhurbaşkanımızın tarihi konuşmalarından aldığım şu sözleri, lütfen bir kez daha okuyalım:
"Birliğimize, bütünlüğümüze, vatanımıza, devletimize, milletimize, huzurumuza, devletimizin onur ve gururuna kasteden, kastedecek hiçbir girişimin içinde olmayız, böyle girişimlere asla ve asla müsaade etmeyiz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti dimdik ayaktadır ve hatta Türkiye Cumhuriyeti Devleti bugün, düne göre çok daha kudretlidir, azametlidir, gururludur, onurludur ve en önemlisi istikbali için düne göre çok daha umutludur. Hamdolsun 41 yıllık parantez kapanmaktadır. Milletimizin fertleri arasına örülen terör duvarı yıkılmaktadır. Bırakınız tedirgin olmayı, aziz milletimizin her bir ferdi bu tablodan dolayı sevinmeli, bayram etmeli, Türkiye'nin her sokağı, caddesi, her hanesi ay yıldızlı bayrağımızla donatılmalıdır."
"Türkiye kazanmıştır, milletim kazanmıştır. Türk, Kürt, Arap, 86 milyon her bir vatandaşımız kazanmıştır.” Diyen Sayın Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürmüşlerdi:
“Biz tarih sahnesine dün çıkmış bir millet değiliz. Uzun bir yürüyüş gerçekleştiriyoruz. Açın tarihin sayfalarına bakın. Kılıçlarımızın, tekbirlerimizin önünde hiç kimse duramadı. Türk-Kürt-Arap bir arada ise beraberse işte o zaman Türk vardır, Kürt vardır, Arap vardır. Uzaklaştıklarında ise mağlubiyet vardır. Haçlılar İslam beldelerine saldırdı, çünkü Türk-Kürt-Arap birbirinden kopmuştu. Ne zaman ayrıldık yenildik.
Türkiye'yi bölmeye kimsenin gücü yetmez ama bize zaman kaybettirdiler. Türk ile Kürt'ün arasına nifak sokmaya çalıştılar. 41 yılda kim kazandı?
Tarih tekerrür ediyor. Türk ile Kürt muhabbete kucaklaşıyor. Bugün Malazgirt ruhu, Kudüs ittifakı yeniden şekilleniyor. Bugün büyük ve güçlü Türkiye'nin şafağı söküyor. Türkiye Cumhuriyeti hepimizin ortak yuvası, ortak çatısıdır. 86 milyon biriz, beraberiz, ezelden ebediyete kadar kardeşiz…”
PKK tüzel kişiliğini lağvetti…Ancak, Türk’le Kürt’ü birbirlerine düşman etmeye çalışanlar hâla, yerlerinden olup bitenleri izlemektedirler.
Peki ne olacak şimdi?...
Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir komisyon kurulacak. Cumhur İttifakı olarak AK Parti - MHP ve DEM Parti heyetiyle bu süreci pişirerek geleceğe taşıyacaklar…
Devletimizin en yüksek makamında görevli olan zat-I muhterem diyor ki:
“Enerjimizi artık asli işimize vereceğiz. Kaynaklarımızı terörle mücadele için değil, kalkınma için seferber edeceğiz. Türkiye kardeşlikle büyüyecek. Türkiye istikrar ve güven içinde yürüyecek. Şunu altını çizerek tekrar söylüyorum; biz bir adım atana her türlü kolaylığı sağlıyoruz. Çıkış yolu arayana kapıyı ardına kadar açarız. Sular tersine akmaz. Akarsa da gerekeni yaparız. Kimse tedirgin olmasın. Türk çok daha güvendedir, çok daha güçlüdür. Kürt-Arap çok daha güvendedir, çok daha güçlüdür. Annelerimiz evlat acısı çekmeyecek.”
Cumhurbaşkanımızın tarihi konuşması, çok sayıdaki yurttaşlarımız tarafından çok çeşitli ve değişik biçimlerde yorumlanmaktadır…Doğrusunu söylemem gerekirse benim de endişelerim, korkularım var. İnşallah Yüce Devletimizin temelini sarsacak girişimlerden sakınılır ve her şey, herkesi memnun edecek biçimde gelişir. Örneğin Cumhurbaşkanımızın şu sözü bana güven veriyor:
Sular tersine akmaz. Akarsa da gerekeni yaparız…