BUCAK BÖLGESİ
Seyahatimin üçüncü günü, kahvaltıdan sonra Tanasoğlu ve Babaoğlu ile birlikte, Yazarlar Birliğinin bize tahsis ettiği yeşil Volga otomobille, Bucak bölgesine hareket ettik. Komrat’a yaklaşırken “Tanasoğlu, Gagauzistan’ın başkentine geldik” deyince, bir kez daha ürperdim! Bu kez de Tanasoğlu mu provakasyon yapıyordu? Zira o günlerde, ne Moldova bağımsız bir devletti ve ne de Gagauz Yerinde, herhangi bir özerklik vardı. Aslında ne Babaoğlu ve ne de Tanasoğlu provakasyon yapıyorlardı. İkisi de sözlerinde ve düşüncelerinde samimiydiler.
Gerek yolculuk esnasında, gerekse, Komrat’a ulaştığımızda bana verilen bilgilere göre, Bucak Bölgesinde bütünüyle Gagauzların yaşadıkları köyler şunlardı:
Bucak, Çümüşlü, Yeniköy, Başköy (Kirsov), Düzgünce, Avdırma, Çok Meydan, Bavurçu, Kazayak, Çadır, Kırbalı, Kereyit, Cıltay, Beşgöz, Kopkuyu, Kıpçak, Tülüköy, Çeşmeköy, Değirmenci, Volkaniş, Satılık Hacı (Aleksandrovka), Dimitrovka, Kurtçu, Kubey, Eski Trayan, Karabiber, Küçükkongazcık, Kırlannar, Urlacan, Salça, Tomay, Haydar, Gavanoz, Çumay, Çalık, Bitiş, Beyuşne ve Kongaz.
Gagauzlar’la birlikte, başka millete mensup olanların da yaşadıkları yerlmeşim birimleri: Besarabka, Bolgrad, Reni, Anadolka, Lovo, Bender, Kızlar, İsmayıl, Taraklı, Devevits (Svetlay) ve Albuta.
Moldovanların yaşadıkları, ama adları Türkçe olan köyler:
Çukurmincir, Topal, Çanak, Topuz, Tuzla, Koşdamgalı, Beş Tomak, Başkale ve Hacı Abdul.
SSCB’nin dağılıp Moldova’nın bağımsızlık süreciyle birlikte oluşan Gagauz yeri Özerk Bölgesinin idari yapısı, başkent olan Komrat’la birlikte Çadır ve Volkaneş kasaba (şehir) oldular. Bu üç şehre, 2008 yılında Kongaz da dahil edildi.
KOMRAT
Sonradan Gagauzya’nın başkenti olan Komrat’taki Kültür Evine giderek, burada yapılan çalışmaları seyrettik ve bilgiler aldık. Düz Ava halk oyunları ve müzik topluluğu yöneticilerine, grubu Türkiye’deki bir festivale davet edeceğime dair söz verdim. Nitekim bir yıl sonraki, Silifke Folklor ve Müzik Festivali’ne davet ettim. Grupla birlikte Dionis ve Luba Tanasoğlu da önce Silifke’ye, sonra da Ankara’ya geldiler.
Müzisyenlerle konuşurken iki sözcük dikkatimi çekti. Birincisi destan söyleyen, çalıp çığıran demek olan “Pietçi”, öteki ise bir Gagauz, ulusal çalgısı olan “Kavuş” sözcükleri idi.
DİMİTRİ SAVASTİN
Dimitri Savastin Gagauzlar’ın bir numaralı ressamı idi. Atelyesini ziyaret ettik. Burada Savastin’in kız arkadaşı müzisyen Nadya Kazancı, ressam Novak Dost, yazar Stepan Bulgar, ressam Görgi Stamatoğlu ile tanıştım. Gagauz halk hikayelerinden ve destanlardan esinlenerek eserler çiziyordu.
Savastin’le sonraki yıllarda da zaman zaman karşılaştık. Uzun yıllar Türkiye’de kalıp, eserler yarattı ve eserlerini satabilme olanağını buldu.
BEŞALMA MÜZESİ
Beşalma, Komrat’a çok yakın bir köy. Yüksekçe bir yerde kurulu. Köyün hemen altından bir ırmak akıyor ve bir de gölcük var. Bahçeli evleri olan yeşil bir yerleşim birimi.
Köye girince, doğru müzeye gittik. Müze bahçesinde oturan iki köylü, benim dilimi konuşuyorlardı. Sanki yabancı bir ülkede değil de, Anadolu’daki bir köydeydim!
Müze müdürü şair Mina Köse idi. Masayı üzüm salkımlarıyla donatmıştı. Beyaz peynir ve domates de vardı. Tanasoğlu kemanını da yanına almıştı. Kendisi gibi, sesi de güzel olan Nadya şarkılar söyledi; bir ara Babaoğlu ile de musiki eşliğinde dans ettiler.
Beşalma Müzesi, 1966 yılında açılmış. Müze için gerekli finansmanı köy halkı karşılamış, ama en büyük katkı köy bünyesindeki Pravda (gerçek) kolhozu tarafından sağlanmış. Müzenin oluşmasında Dimitri Karaçoban’ın büyük emeği geçmiş. Şimdilerde, bu müzenin, Karaçoban tarafından kurulduğu anlatılmaktadır. Uzun yıllar önce de Müzeye, “Dimitri Karaçoban adına Gagauz tarih ve Etnografya Müzesi” adı verilmiştir. Müze Müdürü ise, Dimitri’nin kızı Ludmila Marin’dir.
Müzenin 5 salonu bulunmaktadır. Birinci salonda Gagauz tarihi sergilenmektedir. Bu bölümde; yöreye çiftçiliği 2 asır önce Gagauzlar’ın getirmiş oldukları; burada daha önce Tatarların yaşadıkları; Basarabya Gagauzlarının Bulgaristan’ın Varna yöresinden geldikleri gibi konular anlatılmaktadır. Yine bu bölümdeki bir belgeden öğrenildiğine göre, Beşalma köyü kurulurken, ırmak kenarında bulunan 5 tane elma ağacından mülhem olarak, köye Beşalma adı verilmiştir.
Bölgede yakın tarihte çok önemli olaylar vereyan etmiş. 1906 Yılında Rusya’daki kargaşa sırasında A.P.Galatsan ve arkadaşları “Komrat Cumhuriyeti”ni kurmuşlar; ama Çar’ın askerleri gelerek, kanlı bir şekilde cumhuriyeti ortadan kaldırmışlar.
Müzenin ikinci salonunda, Gagauz halk yaşamı sergileniyor; üçüncü salonda bölgede yapılan toprak reformu konu ediliyor Beşalmalı Pavel Petroviç’in başlattığı halk harekatı ve bu şahsın 1918 Martında Romenler tarafından katledildiği anlatılıyor. Böylelikle bölgede 22 yıl süreyle Romen egemenliği sürüyor ve 1944’de SSCB’ne dahil ediliyor. Öteki salonlarda da yöre ve Gagauz tarihiyle ilgili olaylar sıralanıyor.
KONGAZ
UNESCO saptamasına göre, Kongaz, Avrupa’nın en büyük köyüdür. Geçen yıl, vilayet seviyesine çıkarılan Kongaz’ın 1988’deki nüfusu 12 bin idi ve nüfusun yüzde 98’i Gagauz’du.1000 kişi kadar da, köyün dışında geçimini sağlıyordu. Halk üzüm ve tütün üretimi, havancılık ve bahçecilikle meşgul olmaktadır. Ölen hayvanlardan, yem üreten bir tesis kurmuşlar. Dokuma tezgahlarında da halı üretiyorlar.
Biri geri zekalı çocuklar için olmak üzere, köyde dört okul vardı. Belediye Başkanı Andrey Çobanov ile sohbet ederken ayrıntılı bilgiler aldık. Başkan, köyden ayrılmadan önce de bize bir akşam yemeği verdi.
ÇADIR
Lunga nehri kenarındaki Çadır kentine Çadır-Lunga da denilmektedir. Burası, Komrat’tan sonra, Gagauz Yerinin ikinci büyük kentidir. Kentin KP Birinci Sekreteri İlya İlyiç Arnaut, ilgi ve sempatiyle karşıladı. Soyadını sorunca kısaca şunu söyledi: Vaktiyle yöreyi koruyanlar Arnavutlar’dı.Başkanın verdiği öğle yemeğinde ilk kez, Gagauz mutfağı ile tanıştım.
BEŞGÖZ
Beşgöz köyünde Kültür Evi’ne gittik. Kültür Müdürü, köyde bir düğün olduğunu, gidip bakabileceğimizi söyledi. Arabasıyla da bizi düğün evine kadar götürdü. Biz daha arabadan inmeden, düğün sahipleri gelip, bizi davet ettiler. Geleneğe göre, düğünün yapıldığı evin bahçesine girerken elime bir matara uzattılar. İçindekinden bir yudum alıp, Tanasoğlu’na verdim. Tanasoğlu, düğündeki insanlara beni takdim edince, tüm gözler üzerime çevrildi. Gelinle damat ayrı bir masa kenarında oturuyorlardı.
Kişinev’de bulunduğum süre içerisinde benimle 2 kez radyo, 2 kez de televizyon röportajı yapıldı. Her seferinde de, zarf içerisinde para verdiler. Zira o günün Moldova’sında, (daha doğrusu Sovyet sisteminde) emeğin sömürülmesi söz konusu değildi. Hatta Yazarlar Birliği Başkanı Çebanu da 100 Ruble verince, ben bu seyahatte çebimden hiç para harcamadım; üstelik, çocuklarıma da bir süre hediyelik öte-beri aldım.
Yazarın Diğer Yazıları
Moldova Cumhuriyeti’nde Kurulan Gagauzya Türk Devleti Ve Büyükelçi Ender Arat
14 Ağustos 2026 01:12Kırk Arabalık Nakliye Kolu Kumandanı Bilecikli Ayşe Çavuş
13 Ağustos 2026 01:08Milli Mücadele Milis Kumandanı İpsiz Recep
12 Ağustos 2026 01:08Azerbaycanlı Şair-Yazar-Akademik Neriman Hasanzade (Ardından)
11 Ağustos 2026 01:06Milli Mücadelede Vanlı Kadın Kahraman GAZİ SÜREYYA SÜLÜN
10 Ağustos 2026 01:04