İrfan Ünver Nasrattınoğlu

TOPUN AĞZINDAKİ ÜLKE MOLDOVA VE GAGAUZYA -4-

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

KİŞİNEV
Yeniden Moldova’da başkent Kişinev’de idim…Kodru Oteline yerleştikten Moldova seyahatinde bana ev sahipliği yapacak olan, Yazarlar Birliği’ne gittim. Artık bu birliğin başkanlığını yapmakta olan Mihai Cimpoi, son derece samimi ve dostça karşıladı. Sevinçle ve kıvançla şöyle dedi: “İrfan bey, sizinle birlikte Eminescu tam 39 dile tercüme edildi…”
Cimpoi, hayatını Eminescu’ya adamış ve bilim ve edebiyat adamıydı. Benim, Türkiye’de yayımladığım Eminescu kitabı, Moldova’daki dostlarımızı çok memnun etmişti.
Dışişleri Bakanlığı’na giderek, Bakanın birinci yardımcısı Nicolai Osmochescu ile bir görüşme yaptık. Burada ülkemiz ile Moldova arasındaki anlaşmalardan ve resmi ziyaretlerden söz edildi. Bakan yardımcısı, dostane ilişkilere rağmen, hiç ticaret yapılmadığından yakınarak şöyle dedi: “Gerçi bavul ticareti yapılıyor ama bu yeterli değil. Hükümetler arasında alış-veriş yapmalıyız. Burada Türk malları karaborsada satılıyor.”
Ancak, değineceğim önemli bir husus şudur: Dışişleri Bakan Yardımcısı ile yaptığımız görüşmede tercümanlığı yapan genç Ion Butnaru, Moldova’nın bağımsızlık ilânından sonra, Ankara’ya, Büyükelçi olarak atanan kişidir.
Bakanlıktan çıktıktan sonra “Moldova Arkeoloji ve Etnografya Müzesi” ile, Moldova ekonomik değerlerinin sergilendiği bir başka müzeyi gezip, gördük.
Yazarlar Birliğinin konuğu idim ama, bu Moldova seyahatimin bir nedeni de, Ana Sözü Gazetesinin kuruluş yıldönümü ile ilgili bir “Tombarlak Masa” (Yuvarlak masa) toplantısına iştirak etmekti. Dolayısıyla, öncelikli ziyaret ettiğim yerlerden biri de Ana Sözü idarehanesiydi. O tarihte gazetede Sonya Adıyeva, Nina Stayeva, Marina Znamenskaya ve Vladimir Romanov çalışıyorlardı.
Ana Sözü Gazetesinin üçüncü yıldönümü ile ilgili Tombarlak Masa toplantısında, hükümetin bir temsilcisi ve Yazarlar Birliği Başkanı Mihai Cimpoi da hazır bulundular. Toplantıda benden sonra Özbekistan’dan gazeteci Murat Abdullayev, Sovyetski Moldova gazetesinden Aleksey Kukuski, Azerbaycan’dan Güllü Yoloğlu, Moldova TV’den Veliksar Maria Petrovna, Azınlıklar dairesinden Kontastin Sırf ve Mariya Kornienko, Dionis Tanasoğlu, Nikolay babaoğlu, Eğitim Bakanlığından Ivan Kostantoğlu ve Stepan Kuroğlu birer konuşma yaptılar.
KOJUŞNA VE GÖRGİ KISA
O gün öğleden sonra Kojuşna köyüne giderek, Gagauz iş adamı Görgi Kısa’yı ziyaret ettik. Kısa burada gerçekten görkemli bir şarap fabrikası kurmuştu ve başarıyla işletiyordu. Kısa, Türkiye ile ortak yatırımlar, ticari alış verişler yapmak istiyordu. Örneğin, Moldova’dan Türkiye’ye kirli yapağı satılabileceğini; Türkiye’nin Moldova’da, tekstil sanayi ile ilgili yatırım yapabileceğini; Moldova’daki kızıl toprağın değerlendirilerek tuğla üretilebileceğini; ortak şişe, ekmek ve iplik fabrikaları kurulabileceğini söyledi.
KONGAZ
Ertesi gün, Beşalma’ya giderek, buradaki müzeyi gezdik. Oradan, Kongaz’a geçtik. Burada güzel bir karşılama yapıldı. Köy başkanı ve protokol şefi ikramlarda bulundular. Köy lokantasındaki yemekten sonra Kazayak köyüne giderek, geceyi buradaki dinlenme evinde geçirdik. Ne var ki 2 kişiyle paylaştığım bir odada rahat edebilmek mümkün değildi.
Kongaz köyünün başkanı Andrei Afanasoğlu Çobanov, sempatik ve cana yakın bir insandı. 12 bin nüfuslu köyün, Avrupa’nın en büyük köyü olduğuna, ilk seyahat notlarımda değinmiştim. Köyün adının “kon” ve “kaz” sözcüklerinden oluşan bir bileşik isim olduğu anlaşılıyordu. 3000 meskeni olan köyde yaşayanların yüzde 96’sı Gagauz’du. Şarap fabrikası, köyün en önemli gelir kaynağı.
Sonraki yıllarda Kongaz’la, Eskişehir’in Mihalgazi kasabasını kardeşleştirdik ve bu iki kasabanın yöneticileri karşılıklı olarak birbirlerini ziyaret ettiler.
Kongaz’ın Şanlı Vatandaşı Oldum
Gazeteci Todur sempatik, cana yakın bir gençti. Ağabey kardeş gibi olmuştuk. Hatta ban ona kimi zaman “evlât” diyordum. O’nu ilk kez Türkiye’ye ben davet ettim. Adana’daki uluslar arası bir etkinliğimize katılmıştı. Sonra, Eskişehir ve başka kentlerimizdeki faaliyetlere de çağırdım. Sonra Türkiye’de birçok dostlar edindi. İşleri de rast gidince, malını mülkünü de artırdı. Saygı değer eşi Olga hanımı, iki cici kızını tanıdım; evlerinde konakladım; birlikte yeyip içtik.
İşte o günlerde, onun girişimiyle, Kongaz kasabasının başkanlığı beni “Şanlı Vatandaş” (fahri vatandaş) ilan etti ve bununla ilgili, Andrey Çobanov imzalı beratı da Todur Zanet getirdi.
O gün, Avdarma köyüne de uğramıştık. Bu köyün stadyumunda Bereket Töreni vardı. Çevre köylerden de gelenler olduğu için, Avdarma bir hayli kalabalıktı. Orada ikram edilen şişeceklerin tadına baktık; ama köyde, bir de zengin sofraya oturduk. Gagauz-Rus karışımı yiyeceklerin sunulduğu sofrada vodka, şampanya, dans ve müzik vardı.
Avdarma halkının eli-ayağı düzgündü; buradaki kadınların, öteki köylere nazaran daha güzel olduklarını gözlemledim. Bunu, o köyde doğmuş olan şair Todur Marinoğlu’na söylediğimde güldü ve “öyledir” dedi.
Sofradaki sohbette, Hristiyan isimleri yerine, yeni doğan çocuklara Oğuz isimlerini vermelerini söyledim. Genel olarak Türk olduklarının bilincinde idiler; ama bunu ikrar ve itiraf etmekten çekiniyorlardı.
YARATICILIK EVLERİ
SSCB’nin her yerinde, yazarlar için inşa edilen yaratıcılık evleri vardır. Bu evler, kentin sayfiye bölgesinde; havası, suyu mükemmel olan yerlerde bulunur. Yazar, burada kendisine tahsis edilen evde, romanını, öyküsünü, şiirini yazar…Yazarlar Birliği Başkanı Mihai Cimpoi, birlikte giderek birkaç gün, burada kalmayı önerdi. Kabul ettim.
Todur Zanet otele geldi; birlikte kahvaltı yaptıktan sonra çıkıp, Yazarlar Birliği’ne gittik. Oradan Cimpoi’u da alarak yola çıktık.Önce yolumuzun üzerindeki Orhey kasabasına bağlı Pereseçino köyünün şarap fabrikasını ziyaret ettik. Burada fabrika müdürü Mihai Tsurcanu ile bir süre sohbet ettik. Eski adı “Per seç” olan köyün adının Türkçe anlamı, “Yaban armudu” imiş
Rijkova’da bulunan, “Doniç Adına Yaratıcılık Evi” adı verilen tesiste geceledik. Burada yayla havası hakim. Aynı odayı paylaştığım Todur, geç saatlere kadar Gagauzlar’ın önde gelen kişilerinden söz etti.
Todur’la sohbetimiz esnasında, Ana Sözü gazetesi çalışanlarının, Türkiye’deki gazetelerde staj görmelerinin yararlı olacağı gazeteye bir bilgisayar temini hususlarını da görüştük. Sonraki bir tarihte, gazete çalışanlarından Sona Adiyeva ve Vera Vlah’ın, İstanbul’da, Orta Doğu gazetesinde, bir anlamda gazetecilik eğitimi almaları olanağını sağladım. Bu iki Gagauz gazeteci, iaşeleri ve ibateleri sağlanmak suretiyle Türkiye’de eğitildiler. Hatta o arada onları, bir de festivale davet ederek, birkaç gün de eğlenceli bir tatil yapmalarını sağlamıştım.
Todur Zanet’e verdiğim bilgisayar sözünü de tuttum. Todur ve Nikolay Babaoğlu’nu, eşleriyle birlikte, önce Eskişehir’de, sonra da Ankara’da ağırladığım bir tarihte; Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Yılmaz Büyükerşen’e rica ederek, Ana Sözü gazetesinde kullanmak üzere Todur’a bilgisayar temin ettim.

Yazarın Diğer Yazıları