İrfan Ünver Nasrattınoğlu

TOPUN AĞZINDAKİ ÜLKE MOLDOVA VE GAGAUZYA -6-

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

ESKİ ORHEY
Çok geniş bir vadi; ortada bir dağ ve yine vadi ve yine dağ…İki vadi arasındaki dağda bir manastır ve kilise. Dağın bir yanında Butuceni köyü, vadinin öteki başında ise Trebujeni köyü var. Devlet bu sahayı Kişinev Tarih Lüzesi’ne bağlı Müze ilân etmiş.
1968 Yılında devlet 200 Hektarlık alanı kamulaştırıp, milli park ilân etmiş. O zamandan itibaren, aralıksız kazılar yapılmaktadır. 13. Asırda Moğollar gelip burada, “Şehril al-Cedid” adında bir kent kurmuşlar. Kazılar sonunda Kervansaray, cami, hamam izleri ve bazı arkeolojik eşyalar bulunmuş.
1354’de Moldova devleti kurulmuş; 1361’de Moğol-Tatarları bu topraklardan kovmuşlar. Daha o dönemde, bu topraklar çok kıymetli imiş.
Vadi ile dağın kesiştiği yerde akıp giden Reut Nehri, o dönemde geniş ve derin olup, üzerinde gemilerle seyahat ediliyormuş. Bu nehir, Nistru Nehri ile birleşip, Karadeniz’e akıyormuş. Şimdi burada çok az su kalmış.
14-15. Asırlarda vadi, 100 Yıl boş kaldı; sonra halk gelip yerleşti.1466’da Stefan Çel Mare burada bir kale inşa ettirdi. Sonra Pırkalap Radu Gangur adlı bir derebeyi, burada “Pırkalap” kentini kurdu. Bu bey, altınlarla Ştefan Çel Mare’yi destekliyordu. Giderek burada Orhey kenti oluştu.
Orhey, 1510’da Türkler tarafından alındı. Halk, dağlara, mağaralara çekildi. Osmanlı askerleri nehirden gemiyle gelip, ülkenin içerilerine gidiyorlardı. Orhey’i terk eden Moldova halkı, 18 Km.ötede bir Orhey daha kurdular.
PEŞTERA MANASTIRI
Bu manastır, kayalara oyulmuş son derece ilginç bir yapı. Derler ki; “Buralar hep denizdi; manastırın bulunduğu dağ da denizin altındaydı; zira burada bugün de midye kabukları bulunmaktadır. Sarmat Denizi çekildi ve bugünkü durum meydana geldi. Romen ulusunun atası olan Daklar’ın da ataları olan Getler burada yaşadılar.
16. Asırda meydana gelen büyük deprem üzerine terk edilmiş ve 1820 yılına kadar boş kalmış. Butuceni köyünün kilisesi olmadığı için, burayı ibadethane olarak da kullanmışlar. Ama 1914’de Butuceni’liler Aya Maria kilisesini inşa etmişler. O kilise de daha sonra arkeolojik ve etnografik müze olmuş. Bu müzede Tatarlar’dan kalma eski paralar ve mezar taşı da bulunuyor. Müzedeki “drimba” adı verilen bir Moldova çalgısının, Türkmenistan’daki “dombra” ya benzemesi dikkatimi çekti.
Daha sonra Butuceni köyüne girip, dolaştık 18. ve 19. Asırlardan kalma iki eve girerek incelemelerde bulunduk. Yolumuzun üzerindeki Branişte köyünde, Moldova’nın ünlü, ama insanları ürperten hapishanesini gördük.
İVANÇYA
İvançya adlı güzel bir köyden de söz etmem gerek. Bu köyde, “Boyarların Konağı” tabelasının asılı olduğu bir ev-müze var. Müzenin sorumlusu Sergei Popoviç anlattı: Köyde Ukraynalılar yaşıyorlarmış. 17.Asırda burada Zaporoje Kazakları yaşamış. Vaktiyle köy, ormanlar içerisindeymiş.
Konak, 1847 Yılında, Bükreş’teki Han Manuk’un sahibi olan kişinin uşağı Karabet Balyoz adlı bir Ermeni tarafından inşa edilmiş. Onun ölümünden sonra İvan Balyoz, binaya bugünkü şekli vermiş. Onun adına atfen de köye İvançya adı verilmiş. Onun ölümünden sonra da torunu Anna Popova konağın sahibi olmuş; ama Sovyet işgalinden sonra Romanya’ya kaçmış. İvan Balyoz’un Odesa’da tütün, Kişinev’de de bir makarna fabrikası varmış. Konak 1940-1984 Yılları arasında boş kalmış; 1984’de de müze haline getirilmiş.
GELENEKLER
Müzede bilgiler alırken, şunları da kaydetmiştim:
– Moldova’da, topraktan çömlek yapmak bir zenaat haline gelmiştir.
– Biblo ve kukla yapımı da yaygındır.
– Gagauz Petri Vlah, su kabağından, yakma işleriyle ün yapmış.
– Ağaç oymacılık da, el sanatı olarak sürdürülüyor.
– At için gerekli olan araç gereçler yapımı sürdürülüyor.
– Yılan sembollü evler var. Yılan evi korurmuş.
– Taştan el işlemeleri yapılıyor.
– Madeni eşya yapımı da yaygın.
– Moldova’da su kaynakları azdır. Kuyular çok kutsaldır. O nedenle, “Rusali Yortusu” adı ile su yortusu yapılmaktadır. Temmuz ayının ilk Pazar günü, su için dualar edilir; şenlikler yapılır. O gün açılan kuyu iyidir.
– Gagauzya’da kadın el işlemeleri yapılmaktadır.
– Kilim ve halı dokumacılığı yaygın.
– Dericilik, vazgeçilmez zenaatlar arasındadır.
– Kamıştan sele, sepet vb. yapılmaktadır.
– Kopuza benzeyen, “kobza” adlı bir Moldovan çalgısı var.
ALEXANDRU DONICI EV MÜZESİ
Donici, küçük bir köy. Ama köyde öyle bir ev-müze var ki, yerli olsun, yabancı olsun, bu müzeyi gezip görmeden, geçmiyor. Biz de öyle yaptık ve köye girdik. Yanımızda Mihai Cimpoi’un olması, her kapıyı sonuna kadar açıyordu. Köyün başkanı İon Sofroni Tsule ile selamlaştıktan sonra, “Alexandru Donici Ev Müzesi”ne giderek, müze sorumlusu Bn.Katerina Çobanu ile birlikte gezip, bilgiler aldık.
1806 Yılında, köyün adı “Bezin” imiş. Alexandru Donici, ailenin dördüncü çocuğu olarak 19 Ocak 1806’da dünyaya gelmiş. İlköğrenimden sonra, 1819’da Petersburg’a giderek askeri okula girmiş ve 1825’de mezun olmuş. Atandığı Basarabya’da sadece bir yıl dayanabilmiş ve askerlikten ayrılmış. Hukuk tahsili de yapmış olmalı ki, uzun süre hakimlik yapmış ve o arada edebiyatla meşgul olmuş. Evlendiği iki kadından, 123 Çocuğu dünyaya gelmiş. 1865’de ölmüş.
Müzede Moldova’da benzeri olmayan bir piyano bulunuyor. Üzerinde dinsel resimler ve tavus kuşu bezeli bir duvar halısı dikkati çekiyor.
***
KUMANYA
Kişinev’de, Moldova İlimler Akademisi’nin, Folklor Enstitüsü’nü ziyaret ettiğimde önemli bilgiler almıştım. Moldova’da yaşayan halkların kültürü ile ilgili çok malzeme toplanmış ve ciltler dolusu kitaplar halinde yayımlanmıştı.
Moldova’nın eski adının Kumanya yani Kumanların ülkesi olduğunu öğrenince sevinçle karışık bir şaşkınlık yaşamıştım. Çünkü Kumanlar, Türk idiler…
Doğrudan hükümete bağlı olan Azınlıklar Dairesi de ziyaret programımda yer almıştı. Bu dairenin Gagauz Şubesinin başında, o tarihte dostum Stepan Bozbey bulunuyordu. Yardımcılıklarını ise Mariya Kornienko ile Kostantin Sırf isimli iki Gagauz yapıyorlardı..
Azınlıklar Dairesi, benim Moldova’ya gitmemden kısa bir süre önce Kişinev’de “Gagauz Günleri” düzenlemişti..Bir de Eğitim ve İlim Bakanlığı bünyesinde faaliyette bulunan Azınlıklar dairesi vardı. Bu daire, Bakan Yardımcısı Nikolay Babaoğlu’na bağlı olarak çalışıyor ve Daire Başkanlığını da İvan Kostantoğlu yapıyor. Daireye bağlı olan Gagauz Şubesinin müdürü Marina Topal’dı.

Yazarın Diğer Yazıları