Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) 12. Zirvesi 6-7 Ekim 2025 tarihlerinde Azerbaycan’ın Gebele kentinde düzenlenmiştir. Aynı zamanda ve aynı yerde TDT Dışişleri Bakanları Konseyi toplantısı da bu zirve kapsamında gerçekleştirildi.
Gebele Zirvesi’ne Türkiye ile birlikte üye ülkeler Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ile gözlemci üyeler Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Türkmenistan ve Macaristan liderleri katıldılar.
“Bölgesel Barış ve Güvenlik” teması ile toplanan Zirvede, Kırgızistan dönem başkanlığını Azerbaycan’a devretmiştir.
TDT Gebele Zirvesi, iki konu açısından özellikle önem taşımaktadır. İlk olarak savunma ve güvenlik alanında üye ülkeler arasında iş birliğinin ilerletilmesi gündeme getirildi. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Nahçıvan Antlaşması’ndaki güvenlik konusuna değinerek, TDT ülkelerinin güvenlik ve askeri iş birliğini ilerletmelerinin gerekli olduğunu vurguladı ve 2026 yılında Azerbaycan’da, üye ülkelerin ortak askeri tatbikat yapmasını önerdi.
Aliyev Türkiye ve Azerbaycan arasında son bir yılda yirmi beş askeri tatbikat yapıldığını ifade etti. Bu gelişme kültürel iş birliği ile temelleri atılan TDT’nin zaman içinde güçlenen kurumsal yapısı ile iş birliği boyutlarını da genişletebileceğini göstermektedir.
Gebele Zirvesi’nin bir diğer önemli sonucu ise, “TDT+” yapısının hayata geçirilmesidir. Söz konusu format düşüncesi önceki yıllarda gerçekleşen İstanbul Zirvesi’nde gündeme geldi. Hayata geçirilen TDT+ sayesinde, TDT’nin üye olmayan üçüncü taraflarla iş birliğinin artırılması hedeflenmektedir. Bu sayede Türk Dünyası’nın küresel görünürlüğünün artacağını söylemek mümkündür.
Zirve sonunda, “Gebele Bildirisi” kabul edilmiştir. Gebele Bildirisi’nde;
*Kıbrıs’ın Türk Dünyası’nın ayrılmaz parçası olduğu yeniden ifade edildi;
*Gazze, Suriye ve Afganistan gibi bölgesel güvenlik sorunları ele alındı.
*Gebele Bildirisi’nin yanı sıra “TDT+ Formatı Kurulmasına karar verildi.
*TÜRKSOY'un Güçlendirilmesi ve Geliştirilmesine Dair Karar” imzalandı.
*Türkmenistan Türk Akademisi ile Türk Kültür ve Miras Vakfı’na,
*KKTC ise Türk Akademisi’ne gözlemci üye oldular.
*Azerbaycan-Ermenistan arasında engelsiz ticaretin önemi, Zengezur Koridoru, Trans-Hazar Uluslararası Doğu-Batı Orta Koridoru ve Çin-Kırgızistan-Özbekistan demiryolu gibi bağlantıların Asya ve Avrupa arasındaki ticaret için önemi ifade edildi.
*TDT’nin bir sonraki Olağan Zirvesi’nin 2026 yılı sonbaharında Türkiye’de gerçekleşmesi kararlaştırıldı.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Gebele Zirvesi’ndeki konuşmasında, Türkiye’nin “ortak alfabe” konusunda önemli bir adım atarak ortak alfabe ile önemli bazı eserlerin basıldığını dile getirdi. Böylece ortak kültür alanında önemli bir gelişme olan ortak alfabe konusunda da bazı ilerlemelerin gerçekleştirildiği görülmektedir.
Zirveye katılan KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ise, “KKTC Türk Dünyası’nın Doğu Akdeniz’deki stratejik kalesidir. Coğrafi konumu itibarı ile, TDT’nin Avrupa, Afrika ve Orta Doğu’ya açılan kapısıdır.” Dedi. Kuşkusuz onun bu sözleri KKTC ile Türk Dünyası ilişkileri açısından son derece önemlidir. Ersin Tatar da konuşmasında, Türk devletlerinin farklı sınır ve bayraklarla temsil edilse de aynı tarih, inanç, dil ve destanların mirasçıları olduğunu belirterek, "Kıbrıs Türk halkı olarak her kardeş Türk devletinin bayrağında kendi rengimizi, her marşında kendi duygumuzu hissediyoruz. Bu gönül bağı bizi büyük bir aile yapıyor." ifadesini kullandı.
Tatar, Azerbaycan'ın Karabağ'da elde ettiği zaferi hatırlatarak, bunun Türk dünyasının birlik ve dayanışmanın gücünü bir kez daha gösterdiğini vurguladı.
Küresel düzenin sarsıldığı bir dönemde TDT'nin sadece bölgesel değil, aynı zamanda küresel barış mimarisinde de sorumluluk üstlendiğini dile getiren Tatar, dünyanın çalkantılı bir dönemden geçtiğini söyledi.
Gazze'de yaşanan trajediye de değinen Tatar, bunun mevcut uluslararası sistemin adalet üretmediğinin en somut göstergesi olduğunu belirtti. Tatar, "KKTC, Türk dünyasının Doğu Akdeniz'deki stratejik kalesidir, coğrafi konumu itibarıyla TDT'nin Avrupa, Afrika ve Orta Doğu'ya açılan kapısıdır. KKTC, taşımacılık ve lojistik, yükseköğretim ve araştırma, turizm, yeşil enerji ve dijital ekonomi gibi konular için de doğal bir kavşaktır. Bizler, Doğu Akdeniz'deki Türk varlığının temsilcileri olarak, Türk dünyasının enerji güvenliği, deniz ticareti ve bölgesel barış hedeflerine katkı sunmaktan onur duyacağız." dedi.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin silahlanma faaliyetlerini artırdığını, bunun hem ada hem de Doğu Akdeniz güvenliği için tehdit oluşturduğunu vurgulayan Tatar, "KKTC, Doğu Akdeniz'de Türk dünyasının meşru temsilcisi ve barışın güçlü bir paydaşıdır. Uluslararası alanda haksız ve hukuksuz izolasyonlara maruz kalsak da kurumsal kapasitemiz, kapsayıcı ve işleyen demokrasimiz ve her alanda gelişen ekonomimizle geleceğe güvenle bakmaktayız." şeklinde konuştu.
"Türk dünyasının dayanışması Kıbrıs Türk halkına güç kaynağı olacaktır" diyen Tatar konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Kıbrıs Türk halkının her zaman kendi iradesiyle, eşitlik ve karşılıklı saygı temelinde çözüm arayışlarını sürdürmektedir. Bugün iki devletli çözüm vizyonu, adadaki gerçekleri yansıtan, adil, sürdürülebilir ve kalıcı barışın tek yoludur. Türk dünyasının dayanışmasının ve Kıbrıs Türk halkının haklı mücadelesine verdiği desteğin devamı, bizler için büyük bir güç kaynağı olacaktır." değerlendirmesinde bulundu.
TDT’nin tüm faaliyet alanlarında aktif rol almaya hazır olduklarını vurgulayan Tatar, KKTC’de Türk dünyasının gençlerini buluşturacak Türk Gençlik Akademisi’ni kurmayı hedeflediklerini söyledi.
Tatar, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e misafirperverliği için teşekkür ederek konuşmasını, "TDT, ortak tarihimizin mirası olduğu kadar ortak geleceğimizin de en büyük teminatıdır. Bu teşkilat, Türk dünyasının ortak aklının ve müşterek iradesinin sembolüdür. Burada alınan her karar, sadece ülkelerimiz için değil, tüm insanlık için barış, istikrar ve adaletin tesisi adına katkı sunmaktadır. Türk dünyasının birliği, dayanışması ve ortak geleceğe yönelik kararlılığı daim olsun." sözleriyle tamamladı.
Sonuç olarak, 1992 yılındaki Nahçıvan Antlaşması ile kuruluşundan bugüne; üye türü ve üye sayısının yanı sıra kültürel, siyasi ve teknik iş birlikleri gibi iş birliği alanlarını ve faaliyetlerini ilerleterek giderek genişlemiştir. Gebele Zirvesi’nde kabul edilen TDT+ yapısı sayesinde uluslararası iş birliğinin arttırılması hedeflenen TDT, aynı zamanda güvenlik ve savunma alanlarında iş birliğini de ilerleterek yeni boyutlar kazanacaktır. Bu bağlamda TDT’nin giderek güçlenen yapısı Türk Dünyası’nın görünürlüğünü arttırmaktadır.
Şahsen umuyor ve temenni ediyorum ki, Türk Dünyası Devletleri, peş-peşe KKTC’ni resmen tanıdıklarını beyan etsinler…