İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Türk Şiirinin Ustalarindan Fatma Süzme Afyonlu

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

1971 yılında yayımlanan “Afyonkarahisarlı Şairler Yazarlar Hattatlar” adıyla yayımlanan kitabımın hazırlık aşamasında, o dönemde, Türkiye’nin en önemli edebiyat dergilerinde şiirleri yayımlanmakta olan hemşehrimiz, Fatma Süzme’ye bir mektup yazarak, özgeçmişi ile birlikte, birkaç şiirini göndermesini rica ettim.

Fatma hanım, el yazısı ile kaleme aldığı kısa bir özgeçmişi ile birkaç şiirini gönderdi. O özgeçmişi aynen şu idi:

“Afyon’da doğdum. Doğum tarihim 1928’dir. Kafa kağıdında benden büyük teyze oğlumla yaşıt görünürüm; Anadolu’da kız çocuğunun tez evlenebilmesi için bir tutumdur bu…Okumamla hiç kimse ilgilenmedi. Hani 14-15 yaşlarda evlenip gitseydim anam rahatlardı sanırım! Babam, ben doğmadan ölmüş, az-buz olmayan mirasını da çevreyle yeyip tüketmiş anam…

Güzel Sanatlar Akademisi’nin Resim bölümünü bitirdim. Şimdilerde de Resim –Sanat Tarihi öğretmeni olarak çalışmakta, yetiştirdiğim binlerce öğrencinin yanı sıra oğlum Mustafa’nın da insanca büyümesi için uğraşmaktayım…”

Değerli şairenin, o tarihlerde, özellikle Varlık ve Türk Dili gibi, zamanın önemli dergilerinde şiirlerinin yayımlanmakta oluşu, şiirsevenler nezdin, ününün artmasına neden oluyordu. Varlık Yayınları arasında ülke çapında ilgi gören “Yeni Türk Şiiri Antolojisi”nde yer alan (Geçen haftaki bir yazımda kullandığım)“Kemerlerim Bol” başlıklı şiiri ise, olağanüstü bir ilgi görmüştü.

Yine o yıllarda ses getiren bir başka şiiri de şu idi:

        HAVVA SOYU

Havva soyundanım sahih,

Bileğim ince.

Kafam ufaksa da bir evren kavramışım dimdik,

Genişliğince.

 

Havva’danım essah, eteklerimde taht ve kan,

Tac olmak başta!

Yoncalar çıkar çayırlarda çok, çok.

O’yum işte!

 

Cömert ellerimle harcamak helalinden,

Sevmek karşılıksız;

Vermek varını yoğunu, vermek bana vergi

Alınız - almayınız…

 

Karıncadan, kartala dek kaynaşır kan bürüklü,

Zifiri karanlıkta yüzüm aşikar;

Ben ışırım gecelerce kocaman

Yıldızlar, yıldızlar!..

 

Gün ışıyana dek korkunç gayretim,

Sancı ciğerimde çarpınır dil dil

Oğulu ben yaratırım ben,

Tanrı değil!

 

Kahra karşı gücüm artar sımsıcak;

Sevince bir.. oğul verince.

Havva soyundanım sahih,

Bileğim ince…

 

Fatma Süzme ile arzu ettiğim düzeyde ilişki kuramadım. Zira sözünü ettiğim güldesteyi kendisine göndermiş olmama rağmen, kitapla ilgili ana hiçbir şey yazmadı. Hakkında edindiğim bölük pörçük bilgilerden de anladığıma göre sanat yaşamındaki önemli başarıya rağmen, özel yaşamında mutlu değildi. İstanbul’daki yakınları da sağlıklı bilgi vermiyorlardı. 

Kendisi gibi, çok yönlü bir sanat ve kültür insanı olan Nihat Ziyalan’la evlenmiş, bu evlilikle an Şair-Dr.Mustafa Ziyalan dünyaya gelmişti.

 Açıklama: Fatma Süzme'yle Nihat ZiyalanFatma Süzme-Nihat Ziyalan,1958

Nihat Ziyalan 80.yaşını idrak ettiği bu günlerde yaşamını Avustralya-Sidney’de sürdürürken, oğul Dr.Mustafa Ziyalan da, ABD New Yort kentinde yaşamaktadır. Değerli hemşehrimiz Fatma Süzme’nin hayatındaki çok önemli iki insan yad’ellerde yaşarken, Fatma Hanım da maalesef başka bir alemde ebedi uykusundadır…

İnternette gezinirken Mustafa Ziyalan’ın annesi Fatma Süzme ile ilgili şu yazısını gördüm:

“Annem resim öğrenimini Zeki Kocamemi atölyesinde gördü. Yaşar Nabi Nayır’ın yönetimindeki Varlık’ta şiirler yayınladı, 1960’lara değin seçkilerde yer aldı. Şiir yazmayı, resim yapmayı yeterince istemedi, isteyemedi diyenler olabilir, ama sanırım biraz da bana, anneanneme bakabilmek, karnımızı doyurabilmek için öğretmen olarak çalışma yaşamına balıklama dalmak, resimden, şiirden uzaklaşmak durumunda kaldı. Bir ara üç okulda onsekiz sınıfa öğretmenlik yaptığını anımsıyorum. Biz İstanbul’da kiralık ev ararken bir ev sahibinin “Ben çalışan kadına ev vermem” dediğini anımsıyorum. Sonunda ev bulabildiğimiz mahallenin çocuklarından bir tek benim kendi odam, kitaplığım ve yazı masam vardı.

Annemle, anneannemle büyümenin, o iki kadınca büyütülmenin beni farklı kıldığını düşünmüşümdür. Annem bende gördüğü yaratıcı yanı hep destekledi; canla başla ilk editörüm oldu. Ondan (yazdıklarımı sesli okuyarak elden geçirmek bile dahil) pek çok şey öğrendim. Amerika’da yaşarken, aramızdaki bir alışkıyı sürdürerek, bilmediğim bir sözcüğe rastladığımda onu Aksaray’daki evinden arar, sözcüğü sorardım, o da kitaplığında ince ince araştırır, eder, ben bir-iki gün sonra sormak için bir daha aradığımda da bulduklarını benimle paylaşırdı. Günde üç paket filtresiz sigara içerdi. Hala arada bir bilmediğim bir sözcüğe rastladığımda annemin öldüğünü unuttuğum, yine “Dur, bir anneme sorayım” dediğim olur. Hem büyüdüm, yanında, dahası dizinin dibinde değilim diye bana nasıl gitgide kırıldığını, öfkelendiğini de unuturum. 

…Çocuklarım yakın bir geçmişte, işitebilecegim bir biçimde “Aman, sakın sanatçı olmayın!” diye uyarılıyorlardı. Dilerim onlar da günün birinde şiire, annelerine ilişkin yazılar yazarlar. Annem sanatçıydı, şairdi. Yok olmayıp kalan birkaç tablosu şimdi evimde asılı. Şiir yazıyorum, ama dilerim ben de sanatçı olabilirim, şair olabilirim.

Açıklama: Mustafa ZiyalanMustafa Ziyalan

Bu çok değerli hemşehrimiz, iyi insan, müstesna bir kültür ve sanat eğitmeni Fatma Süzme Afyonlu’nun hayat hikayesi yazılmalıdır. Eşi de, hayattaki tek evladı da yaşıyorlar iken, gerektiği kadar bilgi edinilebilir ve hakkında dört başı mamur bir kitap hazırlanıp yayımlanabilir.

Her okuyuşumda beni duygulandıran şu şiiririni de lütfen okuyunuz…

 

HATUN KİŞİ NİYETİNE

Ben toprağın ufak kızı,

Bir türkü bilirim bir dikiş.

Bir sevmişim adem oğlunu

Gönlüm geniş.

 

Acun çevremde kocaman,

Kocaman hey..şaştığım.

“Hatun kişi niyetine”

Gezip dolaştığım.

 

“Hatun kişi niyetine” son,

Son bildiğim sal.

Her bölüğüm bir dalda,

Helâl,

 

Kim güler, kim ağıtlı

Gecelerce güler ağlar, ana olurum bacı olurum.

Can vermiş ya vermesine,

Tanrıdan sorum.

 

Bende devamı canların bütün,

Gelip geçmiş

Ben toprağın ufak kızı

Bir türkü bilirim bir dikiş.

 

Elbette Fatma hanımın ressamlık yönü de yayımlanacaktır, bir gün. Bilmiyorum belki de yayımlanmıştır da ben görememiş olabilirim. İnşallah, bir genç hemşehrimiz de bütün şiirlerini toplayıp, oğlu Mustafa Ziyalan ile birlikte kitap bütünlüğünle yayımlayabilirler… Bu bu aziz ve muhterem hanımefendi hemşehrimize, Allah’tan Rahmet dileyerek  Şehrimizin simgesi olan Kale için yazdığı şu dörtlük ile yazıyı noktalıyorum:

 

AFYON KALESİ

Kızaran kayalar zevkle heceler,

Bahtım altun tahtım…destanî devir.

Arzuyla yüklenen kal’e gecemler

Devlerin şatosu gibi yükselir. 

Yazarın Diğer Yazıları