İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Türkiye'nin İktisadi Ve Siyasi Ahvali

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Torunum Özge Öner, babası (damadım) Hasan Öner’ Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın Batman Üs’ünde görevli iken bu kentimizde dünyaya geldi. Ankara’da Gazi Anadolu Lisesi’ni bitirdikten sonra Marmara Üniversitesi’nde İktisat Eğitimi aldı. İsveç’te Jönköping Üniversitesi’nde Yüksek Lisans ve Doktora yaptı. 

Özge’nin annesi (kızım Gönül), babası (damadım Hasan Öner), oğlum Salih,ve eşim Nurten Hanımla birlikte, Özge’nin Doktora savunmasını ve yapılacak olan töreni izlemek için 23 Mayıs 2014 tarihinde İsveç’in Jönköping kentine gittik.

Ben 1976 yılından bu yana, sürekli, Türkiye ve çeşitli ülkelerdeki üniversitelerde bulundum Yüksek Lisans ve Doktora sınavlarının nasıl yapıldığını biliyorum. Çok samimi olarak belirtmeliyim ki, bizim Üniversitelerimizde yapılan doktora sınavlarında bu denli ciddi bir doktora sınavı görmedim. Prof. Dr. Lars Westin yönetimindeki Jüri içerisinde ABD İllinois Üniversitesi’nden Prof.Dr.Geoffrey J.D.Hewings ve Ohio Devlet Üniversitesi’nden Associate Prof.Alessandra Faggian, Jönköping Üniversitesi’nden Prof.Dr.Börje Johansson ve aynı Üniversiteden Assoc.Prof. Johan Klaesson’un soru yağmuruna tuttukları Özge, sürekli mütebessim bir çehre ile ve espritüel yanıtlarla  hocaları adeta şaşırtmış ve kendisine hayran bırakmıştır. Nitekim, Özge bir-iki yıl içerisinde İngiltere’den aldığı transfer teklifini kabul ederek, Cambridge Üniversitesi’ne Mekansal İktisat alanında Doçent olarak göreve başlamıştır. 

Özge, Öğretim Üyesi olarak görevini yaparken, ekonomi, sosyal ve siyasal konuları içeren yazılar kaleme alarak, bunları çeşitli yayımorganlarında yayımlamaktadır. Örneğin Türkiye’de yayımlanan Oksijen Gazetesinin, iki yıldır sürekli köşe yazarları arasında yer almaktadır.. Ayrıca çeşitli televizyon kanallarındaki tartışma programlarının da aranılan konuşmacıları arasındadır.

2018 yılında İtalya’da Young Investigator Award, 2019’da İsveç’te Young Researcher ile onurlandırılan Özge, içinde bulunduğu yıl da Ratio Enstitüsü tarafından “İnsani Çiçeklenme Ödülü” aldı.

***

Torunum Özge’m; çocukluktan yavaş yavaş çıkmış, deyim yerindeyde adam olmak için, önce İstanbul’a giderek Üniversite tahsilini tamamlamış; sonra İsveç’te İktisat Doktoru olmuş, mükemmel bir ekonomist olarak, Üniversite kürsülerinde, dersler vermiştir-vermektedir…

Bilinçli bir ekonomist olarak kaleme aldığı makalelerinin ilgi görmesi, onun sık sık televizyon  kanallarına davet edilmesine neden olmuştur. Görüş ve düşüncelerinin ilgi görmesi üzerine, vatan ve ulus sevgisinin de hudutsuz olmasına binaen “Herkes Biliyor Geminin Su Aldığını-Türkiye’nin İktisadi ve Siyasi Ahvali” adını verdiği kitabı, “Doğan Kitap” yayınları arasında, ulusumuzun hizmetine-yararına sunulmuştur.

 

Özge’m, eserini 4 ana bölüm halinde sunmaktadır. Bunlar;

1. Benim iktisattan anladığım

2. Makro iktisat fetişi

3. Yönetilemeyen ekonomi

4. After-party siyaseti

Özge, benim torunum. Ben onun annesiyle bile yüzde yüz anlaşabilmiş değilim. Zira ben artık, ununu elemis, eleği de duvara asmam gereken yaşa ulaşmışım. Bu yüzden, Özgem ile de siyasal bakımdan tartışmam, çünkü çok ayrı zamanlarda ve şartlarda dünyaya geldik ve yaşadık. Eokonomik bakımdan da onunla tartışabilecek bilgiye sahip değilim. Esasen benim ekonomiden anladığım şey, yaşam koşullarım ile ilgilidir, ki aylık gelirim ve cebimdeki paramın miktarıyla ölçer, biçer ve karar veririm.

Demek istediğim odur ki; ben Özge’m ile ekonomiyi ve Ülkemdeki ahvali tartışmam, tartışamamam. Özge’m, yukarıda belirttiğim dört ana bölümde, “Türkiye’nin İktisadi Ve Siyasi Ahvali”ni irdelemektedir. Kitabının adı olan “Herkes Biliyor Geminin Su Aldığını” manşeti ise, Kocatepe Gazetesi’nin değerli okurları için bilinen gerçeklerin yansımasıdır.

Ben hayal kurmayı çok sever ve sık sık da kurarım. Bazı hayallerim gerçek olur, bazıları ise acı tebessümlerle sonuçlanır….Özgem’in eseri, Türkiye’mizin ahvalini mükemmel bir şekilde yansıtmaktadır. Ama kitabın sonunda bir 11. Bölüm var ki, kitabın özeti gibidir. Zira bu bölümde Özge, güzel Ülkemizin olması gereken ahvalinin portresini çizmektedir.

İşte o hayallerden kısa birkaç örnek:

“Kronikleşmiş sorunların sihirli bir değnekle çözüldüğü, kurumların işlediği, refahın

dağıldığı ve adaletin tecelli ettiği bir Türkiye…Üretim odaklı büyümeden bağımsız kurumlara, toplumsal adaletten dış politikadaki  istikrara kadar bir rüya Ülke…

…Merkez Bankası bağımsızlığını yeniden kazanalı beri faiz kararları artık tek bir kişi değil, teknik heyetlerin hesaplanmasıyla belirleniyor…

…Büyüme artık sadece büyüyor olmak için değil, neyin pahasına büyündüğünü sorgulayan bir akıl tarafından yönlendiriliyor…Bu gelişmelerin arkasındaki en büyük kurumsal dönüşüm, hiç şüphesiz Devlet Planlama Teşkilatının  yeniden kurulması oldu….

…Türkiye uzun süredir kronikleşmiş enflasyon sorununu ise inovatif bir yöntemle çözdü…hesaplama yöntemleri uluslararası standartlara uygun hale getirildi…

…Kadın haklarında da önemli ilerlemeler kaydedildi. Kadınların kamusal hayattaki varlığı artık bir vitrin süsü değil, eşit yurttaşlık hakkı olarak Kabul ediliyor…

…Öğretmenlik yeniden toplumun en itibarlı mesleklerinden biri haline geldi. Artık atanamayan değil, titizlikle seçilen, sürekli eğitilen, mesleki özerkliği olan öğretmenler var…

…Gençler artık yurt dışına kaçmak değil, gidenler dönüp katkı sunmak için hevesli. Beyin göçü değil, beyin dönüşü yaşanıyor…

…Sosyal adaletteki ilerlemeler de dikkat çekici. Vergi sistemi, yatay ve dikey adaleti gözetir biçimde baştan aşağı yeniden tasarlandı…

…Devlet yandaşları ihya eden bir iktisadi aktör olmaktan çıkıp herkesin  hayatına dokunan bir kamu otoritesine dönüştü…Gençler, kadınlar ve uzun süreli işsizler için özel destek  programları yürütülüyor…

…Dış politikada da Türkiye nihayet istikrarlı bir belirsizlik çizgisinden çıkıp belirli bir istikrar hattına girdi…

…Kısacası içeride kurulan hukuki, kurumsal ve domokratik yapı dışında ekonomik güçle desteklenen bir diplomatic kapasite inşa etti. 

 

Ne Dediler?

Kimi eleştirmen yazarlar, kitapla ilgili neler dediler? Okuyalım:

Nevşin Mengü:

“Cambridge Üniversitesi öğretim üyesi ve Oksijen yazarı Özge Öner, ufuk açıcı bir Türkiye anlatısıyla okurunu birlikte düşünmeye davet ediyor.“Özge Öner, bu kitapta içinden geçtiğimiz dönemi yalın, anlaşılır ama hiçbir zaman lümpenliğe düşmeyen bir dille yorumluyor. Hem bir akademisyen olarak derin bilgisini konuşturuyor hem de uzman olmayan okurun da kavrayabileceği bir berraklıkla yazıyor.” 
  Kerim Roka

“Öner, rakamların ve istatistiklerin ötesinde aslında bir adalet ve vicdan meselesi yaşadığımızı hatırlatıyor. Herkes Biliyor Geminin Su Aldığını, ezberleri tekrarlamayan; insana, emeğe ve umuda dokunan bir ekonomi anlayışının mümkün olup olmadığını sorguluyor.” 
 Refet Gürkaynak

 “Özge Öner’in Türkiye’de olup biteni kuvvetli bir iktisadi çerçeve içinde ancak hiç iktisat bilmeyenin de anlayacağı bir sadelikle aktardığı yazılarını topladığı bu kitap, okurunu yormadan aydınlatıyor.” 
 Hakan Kara

 “Bu kitap tek bir ideoloji ya da kampa hapsolmadan, iktisadi gelişmeleri düşünsel bir çerçeveye oturtarak ufkumuzu açıyor. İçinden geçtiğimiz dönemi anlamak isteyenler için kesinlikle okumaya değer.” 

 Eserin 280.son sayfasının son satırlarını da buraya aynen alıyor ve diyorum ki: Bu kitabı  alıp, okuyunuz. Diyor ki Özge’m:

“Hep söylüyorum Anadolu kavimler mezarlığıdır. Bu milletin bu topraklardaki yaşama serüveninde kendisi için neyin iyi olduğunu bilebilme kuvveti saklıdır. Geç gelse de saklıdır. Er ya da geç tecelli edecek bir bilmek halinden bahsediyorum. O yüzden bu hayale bir kol mesafesinde olduğumuzu bilmenin hem umudunu hem de acısını aynı anda duyuyorum.”

Yazarın Diğer Yazıları