İrfan Ünver Nasrattınoğlu

UKRAYNA -2-

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

LVİV
Ukrayna’ya görmeyi çok arzu ettiğim şehirlerden birisi de Lviv (Livov) idi. Bir kış mevsiminde İstanbul’dan direkt Lviv’a uçmuş, orada konaklamadan yine uçakla Kiev’e geçmiştim. Dönüş biletim de Lviv üzerinden olacaktı. Hatta Lviv’den, kısa bir süre için, sınır komşusu olan Polonya’ya da gitmeyi tasarlamıştım. Fakat havanın çok soğuk olması, düşüncemi değiştirmeme neden olmuştu.
Lviv seyahatim, itiraf etmeliyim ki, benim salt Ukrayna değil, hayatımın tüm seyahatlerinden çok daha büyük zevk aldığım bir seyahat olmuştu…
Lviv, arslan demekti. Karpatlar’ın eteklerinde, 5. Asırdan beri bir yerleşim yeriydi. 1772-1913 yılları arasında, Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun elinde olmuştu. 1918-1939 yılları arasında Polonya’nın egemenliği altında olmuş, 1941-1991 arasında da SSCB coğrafyasında yer almıştır. SSCB’nin dağılmasından sonra bağımsızlığını elde eden Ukrayna Cumhuriyeti’nin milli değişim merkezi olmuştur.
Kent merkezinde Taras Şevçenko’nun görkemli bir heykeli bulunmaktadır. Ona yakın bir yerde de, Leh milletinin özgürlük kahramanı Adam Miskiewicz’in, Ukrayna Cumhuriyetini kuran Gruşevski’nin ve Danilo’nun heykelleri vardır.
Lviv, UNESCO tarafından, Dünya mirası listesine alınmıştır. Her bina bir tarihi eser, bir müzedir…Hatta kentin tamamı, Açık Hava Müzesi gibidir…Hele şehirin eski merkezi… cafeler, restoranlar, hediyelik eşya satışı yapan dükkanlar…kent içinde, yerli ve yabancı turist gezdiren araçlar…trafiğe kapalı eski şehir merkezi…opera binası, Maria Zankovetka tiyatro binası, svoboda meydanı, Poltva nehri, katedral…Aziz Mariya Katolik kilisesi…görülesi yerlerdir.
Lviv, Avrupa’nın her yerine yakın olduğu için, her mevsim turist akınına uğramaktadır. Ben de sürekli gezmiş ve notlar almıştım. Bu notlarımı okuyucu ile paylaşmak isterim.
***
Storoevreyevka’daki Eski Yahudi Sokağı’ndeki “Efsane Evi” ilginç bir mekân…Evin her katının bir özelliği var. Efsanesi var…Yahudi mahallesi kentin sınırını belirliyor…Buradaki bir cafede çalışan garson kız Marta, “fıkra anlatana indirim yapıyoruz” deyince ona bir Nasreddin Hoca fıkrası anlattım. Burada yiyecek içecekler için pazarlık yapılıyordu!,…
Silah Müzesi…Alman Okulu…Devlet Arşivi…İvan Federov heykeli. Bu adam, Lviv’e matbaayı getiren kişi imiş.
Ukrayna’da ilk tramvay hattı Lviv’de kurulmuş…İvan Federov sokağının başında, daha önce Karaylar’a ait olan bina genel ev olarak kullanılmış, ama şimdi orada güzel bir kütüphane bulunmaktadır.
Ermeni sokağındaki 23. No.lu bina Mevsim Evi adıyla anılıyor ve buradaki duvarlara, dört mevsimle ilgili resimler çizilmiş. Bina da, evin içi de sanat eserleriyle dolu. Bu sokakta 14.yy.dan kalma bir de Ermeni kilisesi yer almaktadır.
Dzyga adlı bir galeride Etyopya Sergisi vardı. Burada zaman zaman şiir ve müzik şölenlerinin yapılmakta olduğunu öğrendim.
Yan Zeg ve İgnatiy Lukaseviç, gazı icat eden kişilermiş. Bunlara Galits kimyacıları deniliyormuş ve yaşadıkları ev de ziyaret edilen mekânlar arasında bulunuyor.
Lviv’de bir “Türk Sokağı” var. Laçin Katedralinde, sallanmakta olan bir Osmanlı topu için Papa; “bu top bir camdan girip, ötekinden çıktı. Bizi Allah korudu” demiş.
“Çikolata Dünyası” adı verilen mekân tıkabasa doluydu. Burada sıcak çikolata satılıyordu. O ve öteki sokaklarda, gösteri yapanlar, musiki icra edenler ve onları seyreden binlerce insan vardı.
Eczacılık Müzesi
1280 yılında Lviv, Macaristan’a bağlı iken burada, Andrey Kilisesi karşısında Soborna Sokak no.1 adresinde ilk eczane açılmış. İlaçlar yapılmış ve yayılmış. Bilindiği gibi eczacıların simgesi yılandır. Lviv’deki bu Eczacılık Müzesi’ni gezerken bize bilgiler veren kişi, bizim önümüzde birşeyler karıştırarak bir tablet oluşturdu ve bunu yakınca, yılan şeklinde bir şekil oluştu! Adam seyredenlere uzun uzun da bir şeyler anlattı.
Lviv, gerçekten bir kültür ve sanat kenti. Çok sayıda turist arasında Polonya’dan gelenler çoğunluğu teşkil ediyorlardı. Bu yüzden olsa gerek, özellikle yaz aylarında peşpeşe festivaller düzenliyorlardı.
Gözlemler
Bir hafta kaldığım Lviv’de gözlemlediğim halk, milliyetçidir… Sovyet sisteminden kalan, yabancıya karşı soğukluk devam ediyor… Gelenekselciler… Anti Ruslar… Kahve+ yağmur+çikolata= Lviv…
Galiçya’nın Merkezi
Lviv, Galiçya’nın merkezidir ve 7 asırdır bu böyledir. Kentin önceki adları: Leopolis, Lemberg, Lvuv, Lvov…
Burası, Tatarlar, Lehler, Litvanyalılar, İçveçliler, Türkler ve Avusturyalıların savaş alanı oldu…Ukrayna edebiyatının tiyatro kuramcısı olan İvan Franko, ünlü kompozitör Stanislav Ludikieviç, Ukrayna’nın ünlü tarihçisi ve ilk cumhurbaşkanı Mihaylev Gruşevski, Yahudi edebiyatı klasiği Şolom-Aleykem vb. Liviv’lidir…Liviv kentinin kurucusu Galiçka kontu Danilo Romanoviç’tir. O bu kenti 1256 yılında Tatar saldırılarından korumak için, oğlu Leva adına kurmuştu.
Dikkatli okuyucunun fark edeceği gibi, Avrupa’nın bu çok önemli turistik kenti Lviv’in kurucusu bir Tatar Türkü’dür. Ukrayna ile ilgili bu kısa yazılarımda adları anılan Hazarlar, Kocaklar, Karaylar, Türk milletine mensup unsurlardır.
Esasen Ukrayna’da ana dilleri Türkçe olan halklar vardır. Şimdi kısaca bunlara değinmek istiyorum:
Kırım Tatarları:
Türk kökenli Kırım Tatarları yoğun olarak Türkiye, Ukrayna-Kırım ve Romanya’da yaşamaktadırlar. Kuşkusuz başka coğrafyalarda da, daha küçük topluluklar halinde varlıklarını sürdüren Kırım Tatarları vardır. Bunlar yoğun olarak Ukrayna’nın, Rusya’ya ilhak edilen Kırım Özerk Cumhuriyeti’nde yaşamaktadır.
Karaylar:
Karaim de denilen Karaylar bugün Ukrayna-Kırım, Litvanya ve Polonya’da varlıklarını sürdürmektedir. İnanç sistemlerinin, öteki Türk topluluklarına göre farklılıklar arzetmesi nedeniyle, kendilerini dışlanmakta hissettikleri için, hızlı bir biçimde asimile olmaktadır.
Son derece zengin bir tarihe ve kültüre sahip olan Karay Türkleri’nin, yeryüzündeki sayılarının hızla azalmakta oluşu; bazı bilim kuruluşlarını hareket geçirmiştir. Bunlardan birisi, merkezi Amerika Birleşik devletleri’nde bulunan PIAC (Permanent International Altayistik Conferanse)’ın, 22-27 Ağustos 1999 tarihlerinde Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag’da düzenlenen ve benim de bir bildiri ile katıldığım, geleneksel toplantısında verilen bir önergeyle; “Karay dilinin ve kültürünün yok olmaktan kurtarılması için, tüm Altayistler’in, çaba harcamaları gerektiği ve Birleşmiş Milletler Teşkilâtı nezdinde de girişimde bulunulması…” doğrultusunda karar alınmıştır.

Gagauzlar:
Gagauz Türkleri Moldova, Ukrayna, Romanya, Bulgaristan, Yunanistan ve Türkiye’de büyük topluluklar halinde yaşamaktadır. Bu Türk topluluğunun, kökeni de, dil ve kültürel özellikleri de, bilim dünyası tarafından çok iyi bilinmektedir. Halis Türkçe konuşan insanlara “Siz Rus’sunuz! Siz Bulgar’sınız! Siz Yunan’sınız! Siz Romen’siniz…” denilmiş ve eklenmiştir: “Siz bu sunuz ama, Türkler, silah zoruyla sizin dilinizi değiştirdiler!…” Artık, insanın insana zulmettiği devirler gerilerde kalmıştır. Gagauz’lar da esasen bildikleri gerçek kimliklerine kavuşmuşlardır…
Kırımçaklar ve Urumlar:
Kırım’da yaşayan ve sayıları çok azalan bu Türk topluluklarının, ana diliyle nasıl eğitim yapabilecekleri hususu gerçekten merak konusudur. Yeterli ödenek temin edilebilirse, belki bunların bu sorunlarına çözüm bulunabilir ama; bize göre yapılabilecek şey; bu Türk toplulukları Karaylarla birlikte hareket ederek, belirlenecek alfabe ve gramer doğrultusunda, bir eğitim sistemine kavuşturulmalıdır. Hatta, Kırım Tatarlarıyla aynı doğrultuda bir eğitim düzeni de salık verilebilir ama; bunun, bugün için, Karay, Kırımçak ve Urum Türkleri tarafından kabul edileceğine pek ihtimal vermiyoruz.

Yazarın Diğer Yazıları