Bugün de Ukrayna’nın çok önemli ve özel kentlmerinden olan, komşu diyebileceğimiz Odesa’dan söz etmek istiyorum.
ODESA
Ukrayna’nın güneyinde Karadeniz kıyısında kurulmuş bulunan Odesa’nın nüfusu 1995 sayımlarına göre 1,069.500 kişi ve şehrin yerleşim alanı 152 km2’dir. İdari yapısı; Şehir Meclisi ve Eyalet idaresi’nden oluşan Odesa’da Ukraynaca ve Rusça dilleri konuşulmaktadır.
Büyük tersanesi, birçok avantajlara sahip güçlü limanı, balıkçılık filosu, yolcuları ve büyük tüccarlarıyla Odesa bugün, Ukrayna’nın en büyük liman kentidir. Odesa, metal, inşaat sanayii ve makinenin de arasında bulunduğu yaklaşık 200 endüstri kuruluşuyla bir sanayi merkezidir de. Aynı zamanda şehirde Askeri sanayi kompleksi de bulunmaktadır. Odesa’nın Ukrayna’nın diğer şehirleri ve yabancı şehirlerle taşımacılık bağlantıları vardır.
Arkeolojik anıtlar Odesa’nın M.Ö. 3000 yıllarında yerleşim yeri olduğunu kanıtlamaktadır. M.Ö. 1. Bin yılın ortalarında Büyük Göç esnasında Kuzeyden birbirini izleyen göç kabileleri Hunlar, Avarlar, Peçenekler ve Polovtlar Karadeniz kıyı şeridine yerleştiler. Orta Çağ boyunca Osmanlı İmparatorluğu, Kırım, Litvanya Prensliği, Golden Horde, Galich, Volyn ve Kiev Rus Prensliği bu topraklarda hüküm sürdü. 18. Yüzyılın sonlarında meydana gelen Türk – Rus savaşları sonrasında bölge Rus birliklerinin egemenliği altına girdi.
Osmanlı yönetiminde Hacı Bey olan şehir ve limanın adı II. Katerina’nın buyruğu ile 1794 yılında Odesa olarak değiştirildi. Odesa’ya 1819 yılından 1859’a kadar serbest liman statüsü verildi. I. Dünya Savaşı, Bolşevik İhtilali ve II. Dünya Savaşı yıllarında şehrin nüfusunu iki kat azalttı. 1920’li ve 30’lu yıllarda şehrin ekonomisi canlandı ve yeni sanayi girişimleri kuruldu. 60’lı yıllarda Odesa limanı yenilenmeye ve şehrin ekonomik büyümesine yeni bir güç verdi. Ukrayna’nın bağımsızlığından sonra da ülkenin en önemli “deniz kapısı”dır…Limanda bulunan eski bir binanın kapısının üzerinde, bir Osmanlı tuğrası yer almaktadır. Bu bina vaktiyle, hacca gidenlerin konaklama yeri olarak kullanılmıştı.
Odesa’da öğrendiğim ilginç şeylerden birisi de, Odesa yakınındaki Böğürtlen köyünde Ahıska Türkleri’nin yaşamakta olduklarıdır.
Genel bir değerlendirmeyle Odesa, salt Ukrayna’nın değil, dünyanın görülesi kentlerinden biridir.
Odesa’da çok güzel kadınlar vardı. Güzel, bakımlı, asortik, sarışın, uzun boylu…Ben doğudan batıya, kuzeyden güneye, dünyanın pek çok ülkesine gittim. Diyebilirim ki, dünyanın en güzel kadınları Odesa ile, Sırbistan’ın başkenti Belgrad’dadır. Bunun nedeninin, bu iki ülkede çok değişik ırklara mensup insanların yaşamakta olmaları ve evliliklerle birbirleriyle karışmış olmalarından kaynaklandığı olduğunu sanıyorum.
BOLGRAD
Odesa’nın Bolgrad adlı ilçesi, bizim açımızdan önem arzediyordu. Zira bu kentin merkezi ile birlikte çevresindeki köylerde Gagauz Türkleri yaşıyordu..Bu yüzden Belediye Başkanı İvan Akderli’nin konuğu olarak Bolgrad’a gitmiştim.
Bolgrad’ın merkez nüfusu 16000, bağlı köylerle birlikte nüfusu 44000 idi. İlçeye bağlı Gagauz köylerinde 20000 civarında Gagauz yaşıyordu.
Bolgrad yakınlarındaki Dimitrovka köyüne giderek, buradaki Gagauzlar ile görüşmelerde bulundum. Seyrettiğim bir halk oyunları topluluğunun o yıl Silifke Müzik ve Folklor Festivali’ne davet ettim.
İSMAİL
Blograd’dan ayrılıp yola çıkmış, bakımlı, güzel köylerden geçtikten sonra İsmail adlı kente girmiştik. Burası Ukrayna’nın, Romanya’ya en yakın kentiydi. Burada kent içindeki kısa bir turdan sonra, Suvarov Müzesini gezdik. Bu müzede, Osmanlı döneminden kalma bazı eserler de vardı. Kale’ye çıkarak, buradaki camiyi ziyaret ettik. Maalesef minaresi yoktu, çünkü doğal afetler sonucu yıkılmıştı. Caminin içerisinde, Osmanlı-Rus savaşı ile ilgili bir panorama bulunuyordu.
İsmail Kalesi 16. Yy.’da, ecdadımız tarafından inşaa edilmiş. Eski adı Smil imiş. 1790’da restore edilmiş. 8-10 metre yüksekliğinde duvarlar yapılmış. Surlarda 250 tane mazgal var. Uzun süre Tükler’in egemen olduğu bu güzel şehir, maalesef Ruslar’ın işgaliyle, elimizden çıkmış, sonra SSCB ve nihayet Ukrayna cumhuriyeti sınırları içerisinde kalmıştır.
Tuna Nehri, İsmail’in içerisinden geçiyordu. Bu nehir, Ukrayna-Romanya sınırını belirliyordu. Nehirin buradaki görünümü, adeta denizi andırıyordu. İskeleyi gezerken, hemen karşıdaki Romanya’yı temaşa eylemiştim.
AKKERMAN
Yola revan olmuş; Karalina Bugaz, Tuzla, Kilya (Killi), çok eski bir Gagauz köyü olan Eski Troyan, Tatar Bunarı derken Akkerman’a gelmiştik.
Bu kent, antik Tira kenti üzerine, ticaret amacıyla Cenevizliler tarafından 14. Yy.da kurulmuş.. Sonra Aşağı Moldova beyliğinin eline geçmiş ve bunlar da burayı başkent yapmışlar; adını da Çetate-Albı koymuşlar. 1484’de Osmanlı İmparatoru II.Beyazıd, Kırım Hanı Mengli Giray’la birlikte burayı fethetmiş ve şehir 320 yıl Türk egemenliği altında kalmış; adı da Ak-Kerman olmuş. Türk-Rus savaşından sonra, Bükreş antlaşmasıyla kale Rusya’ya verilmiş.
Akkerman Kenti Dinyester nehrinin kenarında olup, Limanı da var. Kalenin 2 km.lik surları üzerinde 34 kule bulunuyor. Bunlardan kız kulesi, bekçi kulesi, baş kule, zindan kulesi vb. gibi bazı kuleler sağlam olarak duruyor. Maalesef camiden sadece, şerefi uçmuş olan bir tek minare kalmış!…
Kentin 2500.yılını kutlamışlar. Mevcut nüfusun ise 100 bin dolayında olduğunu söylediler.
BİTTİ
Yazarın Diğer Yazıları
Moldova Cumhuriyeti’nde Kurulan Gagauzya Türk Devleti Ve Büyükelçi Ender Arat
14 Ağustos 2026 01:12Kırk Arabalık Nakliye Kolu Kumandanı Bilecikli Ayşe Çavuş
13 Ağustos 2026 01:08Milli Mücadele Milis Kumandanı İpsiz Recep
12 Ağustos 2026 01:08Azerbaycanlı Şair-Yazar-Akademik Neriman Hasanzade (Ardından)
11 Ağustos 2026 01:06Milli Mücadelede Vanlı Kadın Kahraman GAZİ SÜREYYA SÜLÜN
10 Ağustos 2026 01:04