Rusya'nın 2022 yılı şubat ayında Ukrayna'ya yönelik topyekûn işgalinin başlamasından bu yana Türkiye, Geniş Karadeniz Bölgesindeki istikrarı ve Türkiye'nin güvenliğini koruyan duruşunu sürdürmek için yoğun çaba sarf etmiştir. Bu, işgal nedeniyle Rusya'nın kınanmasında Batı'yla beraber hareket etmek ve Ukrayna ile savunma alanında işbirliği yapmak, ancak aynı zamanda Batı'nın Rusya'ya yönelik yaptırımlarına katılmayı reddetmek ve Rusya ile düzenli ekonomik ilişkileri sürdürmek anlamına gelmiştir. Buna rağmen Devletimizin bütün yetkilileri ve kamuoyu, Ukrayna'nın Batı ve Rusya arasındaki acımasız güç rekabetinin ortasında kaldığının ve bunun sonucunda ülkenin hayatta kalma mücadelesi verdiğinin son derece farkındadırlar.
Türkiye'nin bu çatışmada tarafsız kalma politikası, Ukrayna-Rusya savaşını Rusya'yı uluslararası arenada küçük düşürmek ve belini bükmek için kaçırılmayacak bir fırsat olarak gören Batılı çevreler tarafından eleştirilmektedir.
2022 yılı şubat ayından bu yana Ukrayna ve Rusya'da bir milyondan fazla insan ölmüştür. Siyasi tarihi bilmek, bu savaş yanlısı Batılı çevrelerin Rusya'yı kesenkes yenmek umuduyla, Ukraynalıların acı çekmesini hiçbir şekilde umursamadıkları görülmektedir!...
Bu konuda daha dengeli değerlendirme yapan ülkeler; Türkiye'nin Batı, Ukrayna ve Rusya arasında eş zamanlı şekilde bir temas noktası olarak hizmet edebilecek az sayıdaki güvenilir aktörden biri olduğunu kabul etmiştir. Türkiye bu savaşın “kontrol altına alınmasını, şiddetinin azaltılmasını ve bir an önce sona erdirilmesini” defalarca ortaya koymuştur.
Batılı ülkelerin Ukrayna'ya, daha gelişmiş silah sistemleri tedarik etmesi ve bu sistemlerin Rusya'nın içindeki hedeflere karşı kullanılmasına rıza göstermesi, Türkiye’nin bu duruşunu her zamankinden daha önemli bir hale getirmektedir. Ukrayna bu destekten o kadar cesaret almıştır ki, Rusya'nın işgal çabalarını sekteye uğratmak ve muhtemelen müzakere masasında elini güçlendirmek için Rusya'nın Kursk bölgesinin içine sızmıştır. Rusya ise “yeni bir kırmızı çizgi çizerek Rusya'yı vurmak amacıyla, Ukrayna'ya uzun menzilli füzeleri kullanması için daha fazla hareket alanı tanınması halinde Batı'yı savaşla tehdit etmiştir”.
Rusya'nın “kırmızı çizgiler” söylemi, Rusya'nın blöf yapma alışkanlığı olduğunu ve Batı'nın jeopolitik hedeflerini destekleyen bir sonucu kabul etmeye zorlanabileceğini savunan Batılı yorumcular tarafından sürekli olarak sorgulanmaktadır. Bu sorgulamaya NATO'nun görevden ayrılan Genel Sekreteri Jens Stoltenberg bile katılmıştır. Stoltenberg, Rusya'nın NATO'nun dünyanın en güçlü askeri ittifakı olduğunun farkında olduğunu ve Rusya'nın Batı'nın askeri ittifakıyla doğrudan savaşa girme riskini alamayacağını savunmuştur. Rusya ise Stoltenberg'in bu durum değerlendirmesinin “tamamen dar görüşlü ve profesyonellikten uzak olduğunu” ve Rusya'yı köşeye sıkıştırmaya yönelik bu tür çağrıların “son derece provokatif ve tehlikeli” olduğunu belirterek yanıt vermiştir.
Dolayısıyla, tepeden tırnağa en üst düzey askeri teçhizatla donanmış büyük bir gücü köşeye sıkıştırmaya çalışmak akıllıca bir hareket değildir. Böyle bir senaryoda Rusya'nın nasıl tepki vereceğini kestirebilmek mümkün değildir. Bir yorumda özlü bir şekilde ifade edildiği gibi; “Batı olarak çok ileri gittiğimizi muhtemelen ancak kendimizi Rusya ile doğrudan bir savaş içinde bulduktan sonra anlayacağız, öncesinde değil.”
Esasen Batı'nın Ukrayna-Rusya savaşı hakkında ne düşündüğü o kadar da önemli değildir, zira bu savaşta kişisel çıkarları yoktur. Önemli olan tek şey; var olmak ve dış politika yönünü seçme hakkı için savaşan savunucu Ukrayna ile Ukrayna'nın Batı'nın kuşatması için kullanılmasından korkan saldırgan Rusya'nın ne düşündüğüdür. Bu tehlikeli senaryoda Ülkemiz hem Ukrayna'yı hem de Rusya'yı tatmin edecek ve savaşı sona erdirecek bir formül bulmak için ciddi bir çaba sarf etmektedir. Dışişleri Bakanlığımız Ukrayna ile Rusya arasındaki çatışmayı azaltmak için şimdiye kadar şu adımları atmıştır:
*2022 yılı Mart ayında Türkiye, Antalya'da Ukrayna ve Rusya dışişleri bakanları düzeyinde üçlü bir toplantı düzenlemiştir. Bu toplantının ardından İstanbul'da heyetler arası görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Müzakerelerde olumlu bir ivme kazanıldığı rapor edilmiş olmasına rağmen toplantılar somut bir sonuca ulaşmamıştır. Ukrayna'nın Batılı destekçilerinin müdahalesinin müzakereleri sekteye uğrattığı yönünde yinelenen iddialar bulunmaktadır.
*Temmuzda Birleşmiş Milletler ve Türkiye'nin arabuluculuğunda Ukrayna ve Rusya'nın masaya oturmasıyla, Karadeniz Tahıl Anlaşması hayata geçirilmiştir. Bu anlaşma, Ukrayna tahılının ve gıda temelli ürünlerinin güvenli geçişine olanak tanımış ve hızla artan gıda fiyatlarını geriletmiştir.
*2023 Eylül ayında Suudi Arabistan ve Ülkemizin arabuluculuğuyla Ukrayna ve Rusya, işgalin başlamasından itibaren en büyük esir takasını gerçekleştirmişlerdir.
*Temmuz-Ağustos 2024'te Türkiye’de, Türkiye'nin kilit bir rol oynadığı zorlu çok taraflı müzakereler sonucunda, Batılı ülkeler ile Rusya arasında önemli bir esir takası gerçekleştirilmiş ve iki taraf arasındaki gerilimin hafiflemesine önemli ölçüde katkı sağlanmıştır.
*Ukrayna'daki devam eden savaşın arka planında Ülkemiz, 1936 Montrö Sözleşmesi hükümlerini titizlikle uygulamaya devam etmekte ve bu sayede Boğazlarımızdan Karadeniz'e giren ve çıkan askeri gemilerin akışını kontrol etmektedir. Bu bağlamda Türkiye, Karadeniz'de Batı ile Rusya'yı doğrudan karşı karşıya getirebilecek bir gerilime karşı emniyet vanası işlevi görmektedir.
*Haziran 2024'te Türkiye, savaşın iki tarafından biri olan Rusya'nın davet edilmemesi konusundaki çekincelerine rağmen, İsviçre'de düzenlenen Ukrayna Barış Zirvesi'ne katılmıştır. Zirve başarısız olarak değerlendirilmiş ve davetlilerden biri olan Fener Rus Patrikhanesinin başındaki Patrik Bartholomeos’un “Ekümenik Patrik” unvanını kullanması nedeniyle tartışmaların gölgesinde kalmıştır. Bilindiği gibi bu durum, 1923 Lozan Antlaşmasının kabulü sırasında Patrikhanenin yalnızca bir Türk kamu kuruluşu olarak yetki sahibi olduğu yönünde varılan uzlaşıya açıkça aykırıdır.
*Ukrayna-Rusya savaşını iki ülkenin endişelerini ve çıkarlarını dikkate alarak sona erdirmek amacıyla Türkiye, Ukraynalı ve Rus yetkilileri tekrar bir araya getirmeye hazır olduğunu defalarca belirtmiştir. Ancak bu teklife hem Batı'daki bazı çevreler hem de Rusya karşı çıkmaktadır. Söz konusu Batılı çevreler muhtemelen Türkiye’nin böyle bir girişimin getireceği diplomatik prestij edinmesini istememektedir. Rusya ise muhtemelen Türkiye'nin Ukrayna’ya artık tahammül edilemez bir seviyede yakınlaştığını düşünmektedir.
Rusya'nın işgalinin üzerinden geçen 2,5 yıla ve 1 milyondan fazla insanın hayatını kaybetmesine rağmen Ukrayna-Rusya savaşında bir ilerleme kaydedilememekte ve söz konusu savaş Ukrayna ve bölge için yalnızca daha fazla ızdırap vaat etmektedir. Batı, Rusya'ya “haddini bildirmek” amacıyla mutlak bir zafer elde etmeye kararlıdır; Rusya kendi bölgesinde güvenliğini sağlamak için Ukrayna üzerinde hâkimiyet kurmaya çalışmaktadır; Ukrayna ise varoluş mücadelesi vermekte ve geleceğini güvence altına almaya çalışmaktadır. Bu durum, hızla kontrol dışına çıkabilecek bir haldedir ve ciddi sonuçlara yol açabilecektir. İşte bu nedenle Ukrayna-Rusya Savaşının sonlanması için taraflarla diyalog kurabilen ve anlaşmazlık karşısında çözüm yolları sunabilen başka ülkelerin de ortaya çıkmaları gerekmektedir. Ukrayna’nın eski Ankara Büyükelçisi Andrii Sybiha'nın Ukrayna Dışişleri Bakanı olarak atanması bu bağlamda önemli bir fırsattır. Sybiha'nın Ukrayna'nın dış politikasına yeni bakış açıları getireceği ve yıkıcı Ukrayna-Rusya savaşının sona ermesini sağlayacağı düşünülmektedir.
Ancak, Çok sayıdaki insanın ölümüne ve nice mekânların yıkılmasına yol açan, Ukrayna Cumhurbaşkanına Allah’tan akıl fikir vermesini temenni ediyorum. Çünkü onun uygulamaya çalıştığı politika ile Ukrayna-Rusya savaşının sona ermesi mümkün değildir. Arkasında ABD olan Yahudi asıllı Volodimir Zelenski’nin Cumhurbaşkanlığından ayrılması halinde, savaşın sona erdirilebileceğini düşünüyorum. Zira bu savaş bitirilmelidir, çünkü iki taraftan da ölenlerin çoğunluğu Türk kökenli insanlardır…
Zelenski, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’la
Zelenski’yi ABD Başkanı Joe Biden mı yönlendiriyor?...