Devletler İçin Nüfusun Önemi!
Mahmut Emin Birliktir
Nüfus planlaması adı altında Devletin zeminine dinamit konmak isteniyor…
Acil müdahale edilmeli…
Dünya’nın başka bölgelerinden mesela Çin’de yaşam zorluğu çeken Türkleri (Doğu Türkistan) getirmeliyiz. İsrail bu sistemi uyguluyor…
Bugün Amerika olmasın, Rus ordusu Romanya’dan girip İspanya’dan çıkar…
Karşısında durabilecek hiçbir ülke yok…
Çünkü Avrupa, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra savaşma kabiliyetini kaybetti ve yaşlı bir nüfusa sahip…
(Dünyada şu anda fiilen savaş vermekte olan 3 ülke kaldı; ABD, Rusya ve Türkiye…)
Osmanlı Devleti, Doğu’dan mütemadiyen devam eden Türkmen göçü sayesinde kuruldu ve bir imparatorluk oldu…
Fethettiği yerlere kalabalık Türkmen kitleleri yerleştirebildiği için Rumeli vatan oldu…
Türkmenler’in göçü 16. yüzyılda Safevî Devleti’nin kurulmasına kadar devam etti. Safevî Devleti’nin kurulmasından sonra Türkistan ile Anadolu arasındaki bu göç kanalı kapandı…
Osmanlı Devleti, Orta Avrupa’da yeni fethettiği yerlere yerleştirecek Türk nüfusu bulamadığı için bu bölgelerdeki hakimiyeti Balkanlardaki kadar kuvvetli olmadı…
Osmanlı Beyliği, bir imparatorluğa dönüşürken bu durumda nüfusunun da önemli bir rolü vardı…
Bu dönemde Avrupa’daki birçok devletten daha fazla nüfusa sahip olan Osmanlı İmparatorluğu 10 milyon kilometrekarelik bir coğrafyaya hükmetmişti…
Ancak 17. yüzyıldan itibaren nüfus dengesi Osmanlı’nın aleyhine dönecekti. Osmanlı İmparatorluğu’nun nüfusu 17-18. yüzyıllarda fazla artmazken, Avrupa’nın nüfusu 100 milyondan 190 milyona çıkarak iki misline yakın artmıştı…
Tarihçi Charles Issawi, 17. yüzyılın başlarında Osmanlı nüfusunun Avrupa’nın altıda biriyken, iki asır sonra 18. yüzyılın sonlarında onda birine gerilediğini söyler..
Nitekim 16. ve 17. yüzyılda Avrupa’nın nüfus oranlarında büyük değişimlere sebep olan en önemli etkenlerden biri vebanın kıtada etkili olmasıydı…
Onsekizinci yy. ortalarından itibaren ise daha fazla ve daha farklı gıdaların ekilmesi, taşımacılığın gelişmesi, daha fazla toprakla tarım yapılması, salgın hastalıkların azalması, daha gelişmiş halk sağlığı önlemleri ve savaşların şeklinin değişmesi sonucu ölüm oranları hızla azaldı…
1750-1850 tarihleri arasında Avrupa ülkelerindeki ortalama insan ömrü arttı. Fransa’da 28’den 34’e, İngiltere’de 37’den 40’a, İsveç’te ise 37’den 43’e yükseldi…
Avrupa’daki nüfus oranlarının 18. yüzyılda artmasında sömürgelerden getirilen ve yeni ele geçirilen bölgelerdeki nüfusun da önemli bir katkısı oldu…
Avrupa’nın nüfusundaki artış sayesinde yavaş yavaş gelişmekte olan sanayi kollarına ucuz iş gücü temin edilebildi. Ayrıca savaşlarda asker teminindeki zorluklar aşıldı ve orduların büyüklüğü arttı…
…….
Onyedinci yüzyılın sonlarından itibaren Çar Petro ile Avrupa sahnesine çıkan Rusya’nın nüfusu hızla arttı. Bu artış Rusya’ya Osmanlı karşısında üstünlük sağladı…
Rusya’nın nüfusu 1500’lerde 6 milyon iken 1600’lerde 13 milyona, 1700’lerde 15 milyona, 1800’lerde 40 milyona, 1871’de ise 90 milyona ulaşmıştı. 1700’lerde Rusya 32 bin asker çıkarırken, artan nüfusu ve askere alma sisteminin gelişmesiyle birlikte 1871’de 750 bin askerlik bir gücü olmuştu…
Osmanlı ordusu ise aynı dönemde yaklaşık 150 bin askerden ancak 300 bin kişilik bir güce ulaşmıştı. 1877-1878, yani 93 Harbi’ne girerken askeri teknoloji üstünlüğü bir tarafa nüfus fazlalığı da Ruslar’dan yanaydı…
1711’de Prut Savaşı sırasında nüfusu Osmanlı’dan daha az olan Ruslar, bu dönemde 100 milyona yaklaşan nüfuslarıyla Osmanlı nüfusundan üç-dört misli daha kalabalıklardı. Bu yüzden daha fazla asker çıkarabildiler…
Osmanlı’nın omurgasını kıran 93 Harbi’nde Rus orduları Yeşilköy’e kadar geldiler. Birinci Dünya Savaşı başladığında ise Rusya’nın nüfusu 175 milyona yaklaşmıştı ve Ruslar bu savaşta 12 milyon kişilik ordu çıkarmışlardı…
Osmanlı’nın nüfusu ise 22 milyondu ve tarihinin en büyük ordusunu çıkarmasına rağmen askerlerin sayısı sadece 2 milyon 750 bindi…
İmparatorluğun son iki asrında Osmanlı nüfusu hemen hemen aynı kalırken Rusya’nın nüfusu 10 misli artmıştı ve ordu büyüklükleri karşılaştırıldığında Rus ordusu Türk ordusunun beş misline yakın bir büyüklüğe ulaşmıştı…
Artmayan nüfusumuz bize milyonlarca kilometre karelik bir imparatorluğu kaybettirmişti…
…….
Devrin şartlarına intibak edemezseniz yok olursunuz. Nüfus meselesini çözmediğimiz takdirde yok oluruz, açık ve net söylüyorum…
Nüfusun stabil olabilmesi için nüfus artış oranı %2.1 olması gerekirken, şuan ülkemizde ki artış oranı %1.51 civarındadır. Bu artış oranına göre de 20 yıl öncesine kadar övündüğümüz genç nüfus yaşlanmaktadır. Yani Türkiye nüfusu yaşlılık oranında Avrupa’nın üzerindedir.
Bugün en önemli problemlerden biri, kadınların çalıştığı için çocuk yapmak istememesidir…
Kadınlar çalışmak zorunda kalmamalı…
Devletin çalışmayan kadınlara ve ev hanımlarına en az asgari ücret tutarında maaş vermesi lazım…