Eğitimde Öz'e Dönmek
Mahmut Emin Birliktir
Anadolu’muzun vicdanı, sevgi abidesi Yunus Emre’nin ; “ ilim meclislerine vardım eyledim talep, ilim geride kaldı illa edep illa edep” sözleri, içinde yaşadığımız bunalım çağının problemlerinin en temel çözümünü ortaya koymaktadır…
Yunus’un yaşam felsefesi ve insan sevgisinden mülhem ;
Modern dönemde eğitim ve terbiye alanlarında yalnızca yöntemsel değil, aynı zamanda kavramsal düzeyde de derin tartışmalar yaşanmakta; eğitimin amacı, içeriği ve ideal insan tasavvuru farklı kuramsal yaklaşımlarla yeniden tanımlanmaktadır…
Seküler pedagojik anlayışların öne çıktığı bu süreçte, özellikle İslâm düşüncesi bağlamında eğitim meselesine felsefî ve ahlâkî derinlik kazandıran özgün yaklaşımlara duyulan ihtiyaç giderek artmaktadır…
İslâmi eğitim düşüncesi Türk Milletinin sosyolojik yaşamına mütenasip özgün kavramsal çerçeveyle ön plana çıkarılmalıdır…
Eğitim anlayışının merkezine yerleştirilecek edeb/te’dîb kavramı aracılığıyla sadece pedagojik bir model değil, aynı zamanda varlık, bilgi ve değer tasavvuruna dayalı bütüncül bir eğitim paradigması geliştirilmelidir…
Modern eğitim sistemlerinin sekülerleşmesi ve bilginin araçsallaştırılması sürecinde İslâmî eğitim anlayışının temel kavramlarından olan edeb ve te’dîb terimlerinin yeniden değerlendirilmesi bir zaruret olarak görünmektedir…
Zira eğitimde değerler krizinin yaşandığı günümüzde edeb/te’dîb merkezli yaklaşım, bireyin varlık, bilgi ve değerle kurduğu ilişkide köklü bir dönüşüm hedefleyen bütüncül bir eğitim modeli sunmaktadır…
Bu modelin incelenmesi, modern eğitim sistemlerinin karşılaştığı sorunlara alternatif çözümler geliştirilmesine katkı sağlayacak niteliktedir…
Bu bağlamda edeb/te’dîb kavramının hayatımızın her anına yüklediği anlamın analiz edilmesi, edeb/te’dîb ile terbiye kavramlarının karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi ve modern eğitim sistemlerinin karşılaştığı sorunlara bu kavramsal çerçeveden nasıl yaklaşılabileceğinin ortaya konulması elzemdir…
Bu doğrultuda edeb/te’dîb merkezli eğitim anlayışından hareketle modern İslâm toplumlarında eğitimin hangi temel değer ve ilkeler üzerine inşa edilmesi gerektiği sorusuna katkı sunmak her Müslüman bireyin sorumluluğundadır…
Ayrıca edeb/te’dîb kavramının terbiye kavramıyla olan ilişkisi ve bu iki kavramın eğitim düşüncesindeki yeri, Milli Eğitim Bakanlığı’nın öncelikli hedefleri arasında olmalıdır…
Bu bağlamda , edebi neden eğitimin temeline yerleştirmeliyiz sorusunu kendimize sormalıyız…
Terbiye kavramını hangi gerekçelerle eleştiriye tabi tutmalıyız…
Edeb ve terbiye kavramları eğitim düşüncesi açısından nasıl bir anlam dünyasına sahiptir..
Şeklindeki sorulara yanıt aranmalıdır…
Bu sorulara yanıt aranırken terbiye kavramına dair sınırlayıcı yaklaşımlar da elbette eleştirillip müspet bir sounuca ulaşılmaldır…
Bu kapsamda mezkur yaklaşımlar, edebi felsefî bir zeminde (kavramın ontolojik, epistemolojik ve aksiyolojik bağlantılarını kurarak) ve bütünlüklü bir anlayışla ele alınmalıdır…
Kavramsal analiz sürecinde özellikle İmam Gazali’nin (ra) terbiye anlayışı merkeze alınarak edeb/te’dîb ve terbiye kavramları tefekküri düzlemde karşılaştırılmalıdır…
Derinlemesine bir kavramsal analiz yapabilmek adına İbnül Arabi’nin (ks), varlık anlayışı, “kesrette vahdet vardır“ kavramlarıda titizlikle incelenmelidir…
Bu çalışmalar sonucunda gerek İmam Gazali’nin (ra) ve gerekse İbnül Arabi (ks) nin, e edeb/te’dîb, ile alakalı görüş ve çözüm yolları yaklaşımları modern eğitim sistemlerinin karşılaştığı değerler krizine alternatif çözümler sunabileceği yadsınamaz bir hakikattir…
İmam Gazali (ra) ve İbnül Arabi (ks) nin terbiye yaklaşımı birlikte değerlendirildiğinde günümüz din eğitiminin sadece dinî bilgilerin aktarımına indirgenen bilişsel bir faaliyet alanı olarak değil; bireyin varlık, bilgi ve değer arasındaki ilişkilerini dönüştürmeyi, bu ilişkilerde derin bir bilinç ve bütüncül bir ahlâkî yönelim kazandırmayı hedefleyen kapsamlı bir süreç olarak ele alınması gerektiği anlaşılmaktadır…